Arz olunurum. Eğer o arz olunan amelleriniz hayrolursa Allah'a hamzederim Celle Celalühü. Şer olursa istiğfarda bulunur. Efendimiz bütün yaratılanlara rahmettir sanılmaz. Onların getirmiş olduğu esasları riayet etmesi sebebiyle huzura yerler. Hem dünyada hem ahirette. Getirdiğime eğer tabi olacak olurlarsa. Hatta müellif hazretleri burada dayıya ala nefsi nasibehu mintilker rahmetil olma. Şimdi uyanlar dünya ve ahiret huzur verir. Uymayanlar muhalefet girerse buyuruyor, o büyük nimetten mahrum kalır. O nasıl bir rahmettir? Bu bitmez tabii. Birkaç misal. Essahne. Bu kitabı sana göndermemiz onlara mucize olarak yetmiyor mu? Böyle bir kitap benim risaletime, Allah'ımızın sonsuz kudretini beyan etmiyor mu? Hiç kuşkusuz bunda inanmaya gönlü olan insanlar için rahmet ve şefkatimizin en açık bir tecellisi ve kulaklara küpe olması gereken bir öğüt vardır. Eshabüdiler.
Ey Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, senin peygamberliğini inkar edenler şunu bir düşünsünler. Sen günün birinde bir peygamber olacağını ve sana bu ilahi kitabın indirileceğini umuyor değildin. Ancak Rabbinin lütuf ve rahmeti sayesinde sana kitap ve peygamberlik verildi. Mekke halkı içerisinde senin bir peygamber olmaya hazırlandığını veya böyle bir heves ve beklenti içinde olduğunu söyleyecek kimse yoktu. O halde Hira mağarasındaki o büyük değişimden bir gün öncesine kadar sakin ve kendi halinde hayat süren bir insanın hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin her şeyi göze alarak bu mesajı tebliğ etmesi onlar için bir şey ifade etmiyor mu? O halde, ey şanlı Peygamber, Sayınullah demiş. Rabbinin sana verdiği bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalış ve sakın inkarcıların proboan propagandalarına aldanıp da kafirlere aç arka çıkma.
Dediler ki ya Resulallah müşrikler çok eza ediyorlar Müslümanlara. Pazara da getirmiyorlar. Ayaklarını ip takıp sürüyorlar. Oranın en sıcak mevsiminde kumlar üzerine yatırıyorlar. Şu cezalar ediyorlar. Bektuada bulun onlara. Buyurdu ki Ben lanet etmek için gönderilmedim ve inleme buristu rahmetim. Ben rahmet olarak gönderildim. Ister iman etsin, ister iman etmesin, hepsine şamildir. Zaten Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam iman edenlere hem dünyada rahmet hem de ahirette. Dünyada rahmet oluşu bu anlatılmakta biter mi? Mesela şu cuma gününde mescide gelip gönlümüzün huzurla dolması, o rahmetin eseri, evimize selam vererek girip ailenin hatırını hoşnut ederek ihtiyaçlarını görmek, onun da sürurunu ifade etmesi size beş kuruş güler yüzle karşılaması bir rahmet, bitmez tükenmez, rahmet. Eğer iman etmiyorsa o inanmayanlara da Sallallahu Aleyhi ve Sellemvenimiz dünyada rahmettir.
Azabın onlardan kalkması da. Şimdi mahşerde güneş tepelere kadar yaklaşır. Tellere gömülünce cehenneme ehli diyorlar ki, ya Rabbi bizi buradan kurtar da cehenneme at. Hesaplarının tez görülmesi sebebiyle şeytana bile rahmet olmuştur. Her gün kırk tane kırba çirkin rahmet oluşu sebebiyle aleme Salli Allahu Teala aleyhi ve sellem bire düşmüştür. Rasul-ü Ekrem Efendimize Salli Allahu Aleyhi ve Sellem gelir. Kabilesinin İslam'a girmeyi reddettiğini söyler ve onlar için beddua talebinde bulunur. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve ellerini kaldırır ve şöyle dua eder. Allah'ım onlara hidayet ver. Onları imana getir. Bunun benzerlileri İslam tarihinde pek şudur. Sakif kabilesi için söz konusu olur. Yapılan savaşta Sakif okçuları Müslümanlara çok zararlı verir. Atmış olduğu oklarla çok yararlarlar. Şimdiki gibi ambulans yok. Hava ambulansı da yok. Hemen hastaneye yetiştirirsin.
Tedavi malum, onlar bu sıkıntıları çekti de İslam bize öyle geldi. İşte kıymetini bilmeyince de bu musibeti verdi. Çünkü nimet tepemizden aştı. Bir olan araba ikiye çıktı. Telefonları beğenmeme çıktı. Yiyecekler, içecekler. Ne nimetler? Bu nimetlere şükür sadedinde kendisine dönmemenin cezası elbette büyük. Ya Resulallah, Safir kabilesinin okları bizi yaktı. Onlara bir beddua etsen peygambersin sallallahu aleyhi ve sellem. Senin duan kabul. Efendimiz ne dua etti? Allah'ım, Sakife hidayet ver. Ver de azaptan kurtulsunlar, Rabbimizin yolunu bulsunlar. İslam tarihinde çok geçer. Adı Abdullah olmasına rağmen İmar diyorlar. Ben Türkçesinde demiyorum. Çünkü efendimizin sevgisinden dolayı ona olan sevgisinden Hımar kelimesinin Türkçesinde demiyor. Çünkü Resulullah seviyor sanki Allahü Teala. Şimdi o sahabeyi seviyoruz, Efendimiz seviyor diye. Bu kelimeyi kullanmıyoruz.
Efendimizin seveceği sünneti seniyyeyi neden yapmıyoruz? Düşünelim. Bu kimse sarhoştu. Bu kimse sarhoştu. Bu kimse sarhoştu ve sarhoşluktan da hiç kurtulmadı. Çok da ceza iyiydi. Yine bir ceza uygulanacağı sırada oradakilerden birisi ona lanet olur. Çünkü devamlı hiç. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem hemen müdahale eder ve şöyledir. Öyle demeyin. Ona lanet yerine Allah'ım ona merhamet et kusurlarını affettiğim. Vallahi onun hakkında benim bildiğim şudur. O Allah ve Resulünü sevme. Yoksa bu fiilini evetleme değil burada. Efendimizin engin, şefkat ve merhametinden bir misal. Cenabı Hak şefaatlerine mazharınız.