Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenabı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak Hazretleri Manzar-ı Rahman ve Makarra iman olan kalplerimizi nuru ibadet, nuru iman ve nuru Kuran ile tenvir eyleye cümlemize barigahı indi uluhiyetinde ahsen-i kabulle makbuliyetler nasip eyleye. Efendimizin fezailli hakkında görüşmeye çalışıyordu. Onun üstünlüğünü hiç şüphesiz en güzel şekilde haber veren Rabbimizdır. Ayeti celilelerden bir kısmına bakalım. Şimdi Yahuda baktığımız zaman Yahudilere ve Hristiyanlara, onlar kendi soylarından Beni İsrail soylarının dışındakini kabul etmezler. Mesela Yahudi öyle olduğu gibi Nasrani de öyle. Kendi soylarının dışındakilerini kabul etmezler. Bizde ise Amenerrasulünü, yatsıdan sonra okuduğumuz Bakara suresinin son iki ayetinde İslamiyet. Biz tebrik etmeyiz. Resuller arasında biz risalet yönünden fark görmeyiz.
Adem Peygamberimizi nasıl görüyorsak risalet yönünden Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'la aynen o şekilde görüyoruz. Yalnız yine Kuran'daki ifadeye göre, Estağfurullah, Allah'ımız resullerden bir kısmını diğer bir kısmına üstün kılmıştır. Bu üstünlüğü de şu, mesela Halık illem Yezel Celle Celalü Musa Aleyhisselam'a ne vermiştir? E kelam. Tur Dağı'nda Musa Aleyhisselam'la konuşuyor. Kelimi Cenabı hakk'ın kelamı diyor ve bazen ümmeti içerisinde soru soranlar oluyor, Tur Dağı'nda Halıkımızla konuşuyor, dilleşiyor. Yalnız bu dilleşme şu zahiri anlamda birbirlerimizle konuşmak gibi değildir o. 0 gönül aleminde hiçbir kimsenin fark edemeyeceği, anlayamayacağı, ancak ruhların ve sırların bilebileceği bir haldir. Belki bir an geçiyor ama o bir an içerisinde binlerce kelam konuşuluyor. Şöyle, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Miraç hadisesi öyle uzun değildir.
Yatağa derler soğumadan tekrar dönmüştür. Ama nasıl oldu nasıl oldu derseniz çok kısa bir zamanda Rabbimiz da çok kelam etti. Yani o kelam bizim konuştuklarımız gibi değildir Rabbımızda. Dilleşmek buna münacat derler. Velilerin hallerinden birisidir o. Tazarru ve niyaz yalvarır, yakarır ve ona bir dilekte bulunur. Adeta Rabbimizle mükaleme eder. Nasıl olur bu derseniz, Caferi Sadık Rahmetullah Ali Hazretleri Kuran'ı okurmuş. Okuduğu Kuran'ın, okur mesela, cevabını Rabbi Zülcelal'imizden al. Onun gönlüne Cenabı Hak ilham ediyor Cafer-i Sadık Hazretleri'nin. Öyle bir Mevla ile yakınlığı var ki o yakınlık sebebiyle Halık'ımız o ayetin manasını gönlüne düşürüyor. Kalbine düşüyor. O gönlüne düşürüyor Mevla-yı Zülcelal.
İsa Aleyhisselam Allah'ımızın Ruhullah diye tarif ettiğimiz kendi tarafından ruh üflemişti ya, halk buyurduğu seçkin bir peygamberimiz, seçkin bir peygamberimiz İsa Aleyhisselam. Allah'ımız, Huuh ile onu desteklemiş Allah'ım. Bunu ifadede zorlandığımız şu. Şimdi insan Allah ile haşa haşa bir birlik yok burada. Ayrılık da yok. Ne birdir ne de ayrıdır. Çünkü o Allah'ımız hiç Celle Celalühü hiçbir şeye benzemez. Bunu çok iyi anlamamız gerekir. Mesela İbrahim Peygamberimizi Cenabı Hak seçmiştir. Halil diye seçmiş. Kendisine dost diye seçmiş. Bunun gibi bir üstünlükler vardır. Efendimiz de nasıl seçmiş? Hadis-i Şerifler de geçtiği üzere Allah'ım işte Musa Peygambere kelimim, İsa Peygambere Ruhullah, İbrahim Peygambere Haliullah dedin, bana da ne verdin deyince, Halıkımız seni de Habib kendime dost seçtim. Böyle bir farklılıklar vardır. Bu Müstecab, kabul olunan bir duası var.
Efendimiz buyuruyor ki Salli Allahu Aleyhi ve Sellem, her peygamber o duasını yaptı, kabul duasını yaptı. Ama ben ahirete sakladım buyuruyor. Ümmetime şefaat için. Ümmetime şefaat için sakladım buyuruyor. Bu ne kadar mühim bir özellik, büyük bir şefkatin eseri bu. Mesela Nuh Peygamberimiz, Nuh suresinde geçer yeryüzünde gezip dolaşan bir tane kafir bırakma dedi. Yeryüzünde gezip dolaşan bir tane kafir bırakma ve kahroldular ama efendimiz aleyhisselatu vesselam ben o duamı yarın ahirete bıraktım, ümmetime şefaat için buyuruluyor. Şeytan bile ondan nasip almış şeytan bırakın ümmeti Muhammed'i, şeytan diyor ki ya Rab diyor Kuranı Kerim'de sen Habibini bütün alemlere rahmet olarak tanıtıyorsun, ben bu alemden değil miyim diyor, ben de bu alemdenim. Hani bana bu rahmet, her gün kırk kırbaç vurulurmuş. Ondan sonra diyor bire düştü. Kafirler bile o rahmetten istifade ediyor.
İstifadedesi şu, kafirin o rahmetten istifadesi hisap bir anda görülüyor. Mesela ter denizine gömülüyorlar insanlar mahşerde. Ya Rab bizi buradan kurtar da cehennemine at dedikleri zaman kısaca hisap görülüyor. Hesap ilgine alınıyor. Öyle bir rahmete nail olur. Yoksa yine azabı içerisinde. Bu şekilde. Onun rahmet olmadığı hiçbir şey yok ki düşünülecek olursa levlake levlak sen olmasaydın sen olmasaydın alemleri yaratmazdım. Al. Bu alemde vermiş olduğumuz şu nefes nedir? O rahmetin eseridir. Alıp verdiğimiz nefes o rahmetin eseridir. Sonra önümüzde işte su, içtiğimiz su onun rahmetinin eseridir. Şu toprak üzerinde yürüyüşümüz o rahmetin eseri. Semanın bizi gölgelemesi o rahmetin eseri. Güneşin doğması, ayın doğması, yıldızın doğması. Koskoca bir alemin çok hassas dengelerle ayakta durması o rahmetin eseri daha ne olacak ki?
Bundan dolayı diyoruz ki onu sevmek bir zorunluluktur, zorunluluk. Ananı babanı sevmen mi seversin? Çünkü senin dünyaya gelmene sebep, onun dünyaya gelmesine sebep, ta başına doğru gidecek olursan alemlere rahmet olan Peygamberimizin hürmetine sallallahu aleyhi ve sellem, şu gözümüzün görmesi, kulağımızın duyması, elimizin tutması, ayağımızın yürümesi, her şeyi. Rahmet deyince Allah'ımız yağmura da rahmet deniyor ya yağmura da rahmet tabiri kullar. Demek ki habibullah kuru toprağa nasıl yağmur yağdığında hayat veriyor şimdi, yemişin oldu ortada. Onun gibi küfürle dolan, küfürle kuruyan, şirkle kuruyan, nifakla kuruyan alem Efendimizin gelişiyle o bizim camilere isimlerini asmış olduğumuz Ashab-ı Kiram hep Müslüman Fakat hep gayrimüslimdi onlar. Müşriktiler. O müşrikleri yola getirdi, rahmet oldu işte. İmanla onları yeşertti. İslam'la yeşertti, Kuran'la yeşertti, alem yemyeşil oldu.
Daha yeşertmediği yer mi var? Yeri geldikçe söyleyeyim. Sonra Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın seçkinliğinden birisi de müminlere kendilerinden yakın ve analarımız onun cevci-i muhteremeleri, aileleri derken biraz daha edepli kelime kullanmak gerekirse Arapça saman anlaşılır. Ezvacı tahirat, bak tahirat, tertemiz analarımız. Allah'ımız onları cahiliye pisliklerinden temizlemiş tertemiz tertemiz analarımız ayrıyeten Allah'ımız iltifatta bulunmuş Ahzab suresi altı. Ayeti celilede Esarre en Nebiyü Nebi evla bil mümin ninemin min enfüzim. Ona canlarından daha yakındır. Yani şefkatlidir, merhametlidir. Anayın, babanın düşünmediğini Resul-i Ekrem Efendimiz düşünür sende Allah Resulü. Ananın baban bir işi görmezsen bozar, Ahiret işimiz için ne kadar Efendimiz aleyhissalatu vesselam hassas oldu malum. Ve ezvachu Efendimizin zevce-i muhteremeleri ummahatum onların analarıdır.
Bizim anamızdır onlar, anamızdır. Sonra melekler ve Allah Celle Celalühü ona salat ediyor. Allah ve melekler Celle Celalühü Nebi-i Ekrem Sallallahü Aleyhi ve Sellem'e salat ederler. Siz de ona salat ve selam edin diye salat ve selam edin diye buyuruyor. İhtiyacı mı var? Hayır, yakınlık için. Ruhen yakınlık için. Sıkıntıya düştüğünde kim arıyorsun? Arkadaşını arıyorsun, tanıştığını arıyoruz. Kimle tanışmışsın, kiminle dostluğun varsa onu arıyoruz yarın ahirette öyle. Ahzab Suresi ayet elli altı. Ve sonra Efendimiz'in gelmiş ve geçmiş bütün günahları bağışlanmıştır Eshabü'l-E's-Subl-A'raf yüz yirmi bir Şimdi bilin ki ve Alem Şüphesiz Allah'ımız, Ondan başka ilah yoktur. Habibim hatandan dolayı istiğfar et. Mümin erkek ve kadınlar içinde. Allah sizin gezip dolaştığınız ve kaldığınız yerleri bilir. Efendimizin burada istiğfar okuması ümmetine örnek olmak içindir.
Günde yetmiş bir rivayette yüz istiğfar okuyor. O da devamlı derece ve makam geçiyor. O evvelki makamdan dolayı istiğfar. Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın El Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.