Ayet-i celileler mukaddem, Fahri Kainat Muhammed Efendimizin üzerine Salavatı Şerife getirmenin, fazaili hakkında bir hadis-i şerif nehr-ü beyan edelim, badelere dualar edelim. Bütün müşkilatlarımızı halv-ü asan eyle. Lütfenlarımız kıl buna gelip ellerimiz ellerimizle, ayaklarımız kayaklarımızla, cemi azalarımız birbiriyle dediği gün, gözlerimiz tavana dikilip yavrularımızın boyun büktüğü gün, Allah Allah diyerek can girmek, kimlemize nasip et Ya Rabbi. Buyuran iki cihan güneşi Muhammed Aleyhissalatü Vesselam. Yani elimizdeki şu kağıdı, mektubu Muhammed Aleyhissalatü Vesselam yazıyor. Okuyana bakılmaz da kim yazıyı yazdıysa ona bakılır. Yani Fahri Kainat'a bakılır. Kuran'ı Kerim'i kim böyle vaaz verir, dinletir, niverse o hocaya bakılmaz. Ben bir günahkar olur, benim gibi suçlu olur, günahkar olur Ama okuyan, söyleyen Halete Zülcelal olur. Allah'ın kelamı dinlenir.
Muhammed Aleyhisselam'ın hadisi dinlenir. Şimdi Peygamberimizin hadisini dinliyoruz. Onun için ikrar kuvvetleşir. Menavi hadisi şeriflerinden geçmiştir. Sizden cennette en ziyade sizlerden cenneti ala da en ziyade huriye kazanan kimse en çok huri kızı nikahında olan sizden cennette en ziyade huri kazanan kimse bana çokça salahü selam gönderenlerdir. Kim bana çok salavatı Şerife, hep birden okuyalım. Kuran'ı Kerim'de Huri'nin birçok yerinde hurilerin evsafını Allah Kuran'da vasfediyor. Yani siz diyor böyle vuruş ne bu diyorsunuz, ağzınız temsiliyor. Televüs kılacağız kılacağız diye otuz üç rekat yatsıyla beraber bükülü bükülü, sıcakta kılıyoruz ama karşılığı Cennet-i Teala huriyi kılma, Hazreti Muhammed'in sohbeti Allah'ın cemali bakemanı. Allah'ı görmek. Zaten orucun iki keyfi var.
Birisi akşam yavrularını toplayıp da böyle iftar sofrasının başında öyle ezanı olmasına, yani namazın, aşan namazının olmasına böyle dikkat edip dururken bir dahaki top oturur, ezan okunur, namaz olunca hemen gemiye de ultra dar bir ezette olur ki İnan patatessin şöyle davran, azıcık biberle uzan sok, sokun makul. Tatlı o zaman, tatlı. Böyle tatlı yemekler de hazırlamalı diyor. Kadınlar patirilik etmesin. Etmesin. Hocalar da ikilesin. İftar sofrasına kadar geniş hazırlarsanız, kürk yiyecek borsanız bütün seneyi öyle geçiririm diyor, ben Allahü Teala Hazretleri. Bütün sene öyle bolluk olur. Şöyle iktisat edeyim de. İhtisat yok Ramazan'da. Doldur doldur çayını iç. Doldur doldur yemeğini ye. Al-i Zülcelal cennette yeniden dolayacak seni. Bu bir sevinç. İkincisi de Hazreti Resulullah'ın huzuruna varınca bunları mahsur ne istiyorlar ya? Neyi istiyorlar?
E her şeyi verdin Ya Rabbi ne isteyelim? Hurisiyle, tırmanıyla, virdanıyla, tumasıyla hiç çeşit halen vardığımız cennete inşallah gideceğiz. Nerem oruç tutuyoruz, verem namaz kılıyoruz, verem hacacak ediyoruz, verem zekat veriyoruz, nerem ibadet tarih ediyoruz? Elbette cennet bizim inşallah. İnşallah bizim. Günahlarımıza tövbe ederiz. O geçen gider. Günahlarım tövbe edenin hiç günah etmemiş gibi olur diyor peygamberimiz. Hiç günah etmemiş gibi. Onun için sor bakalım ya Muhammed sor ümmetine ne istiyorlar? Allah'tan isteyecek bir yüzümüz yok o kadar yapamadık ki. Yani Rabbimizi iyice rızasını bulacak şekilde bir şey yapamadık ki. Bunu bilen bize çok yarabbim. Bunlar bilemiyorlar. Kendileri diye dünyalar kadar bir şeyi bilemez derse niye yaparlardı? Hocalarından sorarlardı. Hoca efendi şu şimdi hocaya koymak yok ya. Yani hocalarımdan sorarlardı. Derlerdi efendim şu iş nasıl? Sorayım yine.
Varıyorlar hoca efendiler. Lütfen size muhtaç olduğumuzu anladık. Cennette ne ahirette ne bu Hatice? Yani ne edeceksiniz bize Rabbimiz soruyor ne istersiniz? Cemali bağ kemali ne isterim ya Rabbi? Deseniz ne? Allah'ı görmeyi iste. Orucun iki mükafatı var. Birisi akşam iftar, birisi de Allah'ın Cemali bağ kemalini görmek. Allah'ı görmek. Allah cümlemize nasip et ya. Amin. Rabbim senin cemal-i bağ kemalini istiyor ondan. Nasıl? Birden bire çekilmiş. Öyle perdelerin çek on dördünün görüldüğü gibi görülecek, ayın on dördüne benzer diyorsan çok büyük günahkar olur. Yani Allah Ay ve Güneş peygamberin hüznün nurundan oldu. Allah'ın kendine mahsus görün nefiyle yani ayın on dördü olunca orada her herkes görür ya herkesin göreceğini tarif için böyle deniyor. Yoksa rabbimiz kendine mahsus görünüşüyle görünür herkesin hepsinden niye kılıverip gelecek? Bayılmış efendim. Yetmiş sene.
Bakın Cennet-i Alemıza gelin. Kullanma hadi. Biz istemek cennet cennet dedikleri bir ev ile birkaç huri. İsteyene bir anları bana Allah seni gerek sen diyen şairlerimiz anca Allah'tır bizim şeyimiz. Onun rızasının istiyor bizi. Onun rızasının olmasa ben yaptı burada yani canım şuraya çıkıverdi, taksi gelmedi. Yavrucağız bilmiş de gelmeyecek. Söz veren adam Tayyip olmuş, badinden kul etmiş. Öyle adamı tutmuşlar bize. Onun için sıkıldım kaldım ben orada kardeşlerim bekliyor. Ne edeyim? Allah rızası için geldiğimi bilin yani en mühim bir işime gitmem. Benim adetim değil, ne postlarıma ne bağıma ne sulamasına ne bir şeye ama size hizmet etmeye gelirim. Şimdi bilmeniz, biraz daha bilmeniz, öldükten sonra bilir, şıpır şıpır ağlarsınız. Biz öldük, gittik mi? Vah bilemedik dersiniz ama şimdi zamanın insanları onu da bir cepheden gösteriyor.
Ondan sonra herkese nefret ettireyim de hocalara hiç hürmet eden kalp alsın diyor ya, boşa uğraşırlar Rumha. Canıdır bu hoca milletin. Muhammed Aleyhisselam diyor çünkü. Muhammed Aleyhisselam. Hocalar Müslümanların pusu gibi. Nasıl bir gemi kokar giderse hocalardan ayrıldı mı millet kokar gider. Millet takdir etmiyorum, iş isterse itmesin. Mutlaka konuşacağız. Mutlaka konuşacağız. Müminleri doyuracağız. Onlar bilsin bitmesin doğrusu olsun. Onun için Salavatı Şerite devam eden kimse cennette çok fori kızı kazanan, huri kızının birisinin sırça parmağından yukarılıkta biri görünse dünyaya Ay Güneş Bakanı vereceğim. Ay'ın Güneş'in ziyası olmayacak. Bu pazarlık güzel. Allah vasf ederse onu özel olmaz mı? Özel olmaz mı? Kübrüğünden bir kübrük sıçrırın, sıçırıltısı denize düşse deniz bant haline gelir diyor kitaplar. En küçük Müslüman'a yetmiş tane verilir, yetmiş tane.
En küçük bir Müslüman, zorla cennete girebilmiş, günahları levha olurmuş, yetmiş tane. Hepsi bakire, hepsi bahçede. Yani taze, on altı yaşından aşağı hızla. Mizan'ın başını bekliyorlar, ismini, avucunun içinde ismi var. Filan oğlu filan nikahlıyım ben diyor. Bekle olmaz, mizanın başında günahı alır, size az gelir, sevabını çok gelir orucunu, namazını, imanı koymuş da kalkıp geliyor, yükseliyor. Ondan sonra huriler araya adı veriyorlar. Yetmişi birden Allah Allah ismiyle, o özel sesleriyle konuşmaya başlayınca yıkılıp yıkılıp geliyor, bayılıyor güzellik, bayılıyor. Ben oralara bahsetsem mest olursun yani. Yetmiş tanesiyle de beraber aynı gün Cenk oluyor. Vevatingir, yine bütün kızları bakire oluyor, kendinden su ne gelmez bir hava geliyor. Bülteci soluk geliyor, kendini mest ediyor tatlılığından. Dinye kadınları neyi? Yani şu dünyadaki şimdiki kadınları hiç çok günde.
Ne yapayım cennete girersem huri hızından daha güzel olacak diyor Peygamberimiz. O kadar güzelleşecek ki imanı, cennete girdiği için kadını bir boy aynası olacak. Bir boy aynası, kendi ona boy aynası, o ona boy aynası. Birden çıkardım bunu müjdeyi, bilmiyorum. Hadis-i Şerif bana haber verdi. Ben de size haber vereceğim derken böyle gittik. Tuğba ağacının kılıfı yukarıda dalları aşağı inmiş, herkesin cennetinin kapılarından, pencerelerinden, inmiş üstünden böyle sallanır sallanır kullandıkları. Böyle sallanıyor, beyvaları var. Dünyada televizyona bakmayan çalgı dinlemeyenlere ya sallandık sırat? Çam çalgı havası veriyor. Böyle yaprakları, ondan sonra üstünden yenmiş meyveleri, hiç çeşit meyve var. Buyuruyor Allah. Hep Kuran'ın dediğini diyorum ben size. Demek ki böyle hiçbir vasf etmezdim cenneti bize. Sizi camiye evlendireceğim, çıkmaz hale boyayacağım. Mest olacağız, golflendireceğiz.
Daha yarın bir vasf edeceğim bu sefer. Tuğba ağacı. Alıyor oradan hiçbir meyvenin çekirdeği yok. Hiçbir meyvenin çekirdeği yok dişlerimi indirmesin diye Allah'ım. Dünyada misali var mı? Var, diyor. Yani büyüklerimiz çok oraya gitsin, tüketemem. Köprü, köprü güneşin semalarda, dalları ziyası yere eğmiş, anyukuma benzer. Köprü yukarıda, dalları aşağıda. Alıyor birini yiyor, damağına aldım mı gelin yiyor, geliyor meyve. O kadar ez etti ki buranın yemeye gelse necis kokuyor diye atacak insan. Yani bu bildiğiniz gibi değil mi? O yok yerine on beş buçuk saat sabreden Müslüman, ebetle bunu bölecek inşallah. İnşallah haberiniz yok gibi. İnşallah, inşallah yahu. Açılın bırakın la. Kelimesiyle cümlemize Huşnu Hadimeler tevfik etti Ya Rabbi. Ne kadar yerse yer, yalnız yan yüzdüm mi geçer. Öyle cennete ana da taveret yoktur. İnsanın karnında pislik kalmayacak. Ne olacak yediğin?
Ne kadar havlu kevser'den içerse hiç? Yani suyu kardandaki attır, kokusu misket at yaptır. Ebarikı hücümden çok tadım Davut ne şeker bal. Ne şekere benzer ne bala benzer, ebarihı hücümden çok, bardakları yıldızdan çok. Kadın, tadım Davud ne şeker bal, ne şekere benzer, ne bala benzer. Sen. Almışsın meymaniyet olduğu yılın yine bitiyor. Ya Rabbi o aldığın dünyadan o alılığı, o elmayı, o şettayi oradan koparınca orada yok olurdu. Burada ne yaman yahut bitiyor. Allah'ımız diyor ki kulum bak sana tarif edeyim. Niye var olduğunu tarif edeyim. Dünden sabah namazını kıldınız mı burada imanın ardından. Devrik bir sürü niye kınıyorsunuz? Yıkarız ya Rabbi yine gülüm. E birini kıldınız, birini daha kıldığınız için yine bitiriyoruz. Onun için tuttunuz, ne önleye tuttunuz? Ya Rabbi otuz gün tutulacak.
Ben birini tuttum, arkasından da birini tuttum, zikrullah yapan, kındar doymam, şafağı da kakan, boynumu Mevla'ya yakacağım. Allah, Allah, diyor ki öyle bir sürü yine aynı diyorum. Siz birini yapar, birini de geriden yaptığınız gibi ben de birinin altı sıra birini bitiririm. Ya Rabbi, bu elbise ne ya üstümüze bizim? Yetmiş attım. Hepsini toplasan vurduğun deliğine olur der. Mübarek akıl yoktur, kendi elbisesi. E? Bu kadar yumuşak ya Rabbi? Sizin ahlakınız hey yine de yine de halim insanıldınız, yumuşak insanıldınız, Müslüman olduğunuz için içinizde kin tutmazdınız, kin tutmazdınız, affeder giderdiniz. Onun için elbisenizi böyle yumuşak ettim. Gafi kaplan ayet-i celilesiyle kafirlerin elbisesi de kaplandan. Yiğidin mi bütün vücudu caiz, caiz, caiz.
Dünyada o gömlekten bir keşif gelmişti İbrahim Aleyhisselam'ı Nemrut ateşe attığında soymuştu ateşin üstüne mancınıkla biz yetki gördük mancınık direklerini Urfa'da öyle dineliyor oradan ateşin içine düşürmek üzerine orada attıkları zaman tetiğine tokandıkları zaman İbrahim gitti semaya ve ataşın üstüne düşeceği zaman Cebrail geldi. Ya, ya İbrahim dedi. Seni kurtaracağım misal buyur dedi. Sen mi geldin Allah mı gönder dedi. Ben geldim, dayanamadım dedi. Daha emrine olmadan çekil ya cıbe. Allah'ım bana yeter dedi. Ben Cebrail'e niye hacet? Yok ben kimseyi karıştırmam arama deyince Cebrail Aleyhisselam hemen ayrıldı. Bir gömlek getirmiş giydirdi. Bu düştüğü yerde bir ateşin olduğunda kitaplar Kuran-ı Kerim yazıyor. Semadan kuşlar uçamıyormuşmuş, o ateşin üstüne tesadüf edersek içine düşürür. Bu taş derdi ateş.
Kur'an-ı Kerim füğünü ol, füğünü ver dem vesselamen, ver ol, selamet ol, Ala İbrahim İbrahim üzerine selamet ol deyince lülü lülstenli bir bahçe alıverdi oraya elinde sular kaynamaya başladı. O aşağı aynı yerden su kaynadı, kanaatiniz olsun. Bu sene gittim, soyum umumu cayır cayır cayır cayır, balıklar. Kimse yiyemez balıkları. Görevinizin çok içinde. Bir marul yaprağı attın mı yüzde elli yedi gün üstüne tüküriyorlar. Size bir şey diyeyim de yine o dışarıya çıkınca taklide uğraşmayın Allah aşkına. Duyarım burada inandığım bir şeyi, gözümle gördüğüm bir şey Hazreti Muhammed'in kağıdı varmış da kalemi varmış da la havle vela kuvvete illa billah de allaısle. Hep Allah'a havale ettik biz. Ondan sonra bunu da deyince gelin, çok görmeyin. Değil mi hocam? Kafamıza sığmayacak şeyi. Ben diyelim. İsterse yüz türlü serpmedim diyelim de.
Gördüğünüz şey o balıkların hepsi o Kıbrıs'ta harp ettikleri, o üç günde hiçbir balık bulamazlar içinde. Balık mıdır, melek midir, ben de bilemedim. Yani en büyüğü Urfa'nın meşayıkları yemin ediyor ki bir tane balık bulamadık diyor. Ya Rabbi, bu oldu bu balık. Halk temas oldu, balıklar çakır çakır çakır çakır, Çin değil. Dünyada bize ibret olan çok şey var ama görmek istemiyoruz daha doğrusu. Görüp de ibret alıp da ıslahı unutmak istemiyoruz biz. Anladınız değil mi? Açılın branşıyla. Kelimesi ile cümlemize husn-u hatimeler, tevfi geldi Ya Rabbi. Teyfi gine refiğ geldi Ya Rabbi. Size böyle bir hadisi şerif okuyabilirim. Tüm müjde oldu, böyle ya. Öfkeleneceğim yerde müjdeci olduk. Allah öyle lütfetti, öyle müminler var içinizde, öyle kalpleri, tüm yavrular var, anca müjdeyle geliyoruz. Hadis-i Şeriflerinden. Can-i Sair kitabında yazılı oradan aldım.
Fahi Kainat Muhammed aleyhissalatu vesselam konuşuyor, ok buyuruyor. Biz de onun buyurduğunu, Sunt-u Saim'i tespihi dedim mi biriniz anlamaz, onun dilini anlatıyoruz biz. Arapça okuduğumuz için onu duyuyoruz, kardeşlerimize tercüme ediyoruz. Arını varsa biz. Oruç tutan, oruçlunun sükutu hiç seslenmiyor bir köşeye çekilmiş, böyle ağzını yumuşuyor. Meleklere Allah'ı emrediyor, Bunu ibadet gitmiyor zannetme, bu oruç tutuyor. İbadet ediyor. Tesbih, Subhanallah, Subhanallah, Subhanallah. Yaz, amel defterine yaz. Suphanallah, Subhanallah, Subhanallah, yaz defterini. Peygamberimiz buyuruyor Allah'ımız da yaz diye emrediyor. Bu kolum sükut ediyor ya, avucunu yummuş ya yumduğu yerde oruç tutuyor, oruç tutuyor, ibadet ediyor. Ne mükafatı aman ya Rabbi. Suphanallah diyor Allah. Suphanallah diyorsa ne olur? Mubalağa olsun varsın konuşayım da.
Peygamberimizle beraber Cibril-i Emin, Miraca teşrif ederken Allah'ım davaat edip de icabet ettiği zaman, yetmiş bin perdeleri geçtiği zaman AB Kavseyni Evlü Etna, iki taş arası, iki barış arası, iki erçin arası Allah'a yaklaştığı zaman Allah'a, senenin girdiği zaman, yolda gider sene bir melek yerinize dalıyor, çıkıyor, çırpıyor. Çırptındın mı, Hill davasından bir melek oluyor. Bu ne diyor? Bu ne oluyor, he? Ya Cibril, Peygamberimiz hep bir meleklerini soruyor, o da cevap veriyor. Senin ümmetinden yeryüzünde birisi Sübhanallahi ve Elhamdülillahi. Geçmiş bu. Her namazın sonunda okunur, herkes bilir ya, acaba neyidir? O işte bana yeter ki ne gelirleri. Bu kesbiğin okulu, bu melek, bu deryaya, rahmet deryasına daldı, çırpındı, bir damlasından bir melek oldu. Bu Cennet-i Ala'ya girene kadar bu melekler onun için dua ediyorlar, istiğfar ediyorlar, dedi.
Irma, ağzını boş tutma, boş dursan bile sevap yazıyor. Ağzımı yum, tesbih sevabı. Bir, suntus saim I tespihun. Ben alışkın değilim sükut etmeye. Konuşurum mutlaka. Muhterem kardeşim, din kardeşim. Konuştuğun dürüst olmaz, konuşma. Ya gıybet eden, ya iftira eden, ya mala yani söyle. Konuşmasan ne olur. Peygamberimiz hikmet oldur, dokuzu sükut birisideki insanlardan ayrı yere oturma. Sen kendini baktık ana, buralara ağ geldi. Yani beyazlık geldi, hepsinden işaret. Kendini kurtarma çaresine bak, Allah rızası için, bak. Yahudiler diyor, inşallah onlar hep iyi insan olacaklar, hep mukaddesatçı olacaklar, hep dinci olacaklar, komünistler onlardan tir tir titreyecek inşallah. Yetreyecek inşallah, öyle gençlik yetişiyor şimdi. Öyle gençlik, onlarla iftihar ediyoruz. Evlümüz gelişiyor. Allah kendilerinden razı olsun ki, ey komşun'in vücudu tir tir titriyor, gençleri büyüyor diye.
E oğlum böyle genç, imanlı genç, İslam genç, namazlı genç, mukaddesatçı genç olacaksın. Oruç utanın, çekilip bir tarafa yollamış, azıcık orucu hafifleştireyim, diye yapmış. Uykusu da ibadet diyor Peygamberimiz. Uyku uğruna melekleri başına gönderiyor, ibadet yaz, defterine ibadet ediyor gibi yaz. Merem oruç tutuyor benim rızam için, yemeği, içmeyi, cinsi münasebeti, her şeyi terk etmiş, Allah rızası için oruçtu diyor adam. Yaz ibadet yaz, uykusunda ibadet ediyorum bunun diyor Allah'ımız, Peygamberimize buyuruyor. Daha efendim ne diyor? Daha ne diyor? Yel, dahasını ezan okunuyor, yarın deyim. Yok, Allah rızası için övün deyip, yarın gelmezsek, yakamdan tut. Yani, yarına yeni deyip mevzular hazırladım, onlarla yarın konuşun. Gelin yarım koyun yarın da onu dinleyin, daha cins gelirsiniz o zaman. Peki, ne diyorum ha?
Ve duanühu müstecabun, oruç tutan alanına elini kaldırıp da Ya Rabbi, beni imanla öldür Allah'ım, imansız öldürüp de kafirlere takma Ya Rabbi. Kabul ederim diyor. Neden oruç tutuyor? Kabul ederim diyor Asne. Ya Rabbi, şu anda beni sıkıştırma. Yani, şu anım asan olsun Ya Rabbi, belki melek demir açlarlar gibi, özleri yalvardan şimşaklar gibi, birisi al sorar, köprpürler gibi, dünya döner bir gün halen pan olur, münker lekir, geri, çok dil, lal olur. Yerinin gerilir, gezenler yarın toprağın altında onlar bütün. Sen de öleceksin. Gaye vallahi öleceksin. İşte burnunu kaldırma hevaya. Eyyüle bütüne göre bak. Dua mühü müstecaatun. Oruç günlerde gittiğin dua da kapun. Ha bu ta Kayseri'den bir zarf, bir adam tayin edilmiş. Hocam, hürmetümüz size gönderdiler. Açıyorum içini, oğlumun önüne alamadım. Otuz yaşını eşi anarşıkların içine karıştı. Ne evleniyor, ne gidiyor.
Ha, evvelki oğluma bir dua etmiştim. Oruç da can oldu, düzeldi. Ha buna da bir dua et hocası, ne olursun diye. İlkiden bakmıyor çocuğuna, şunlar gibiyken camiye alıştırmıyor. Oruca alıştırmıyor, ibadete alıştırmıyor. Başını boş bırakmış, atmış, boy yarmış, dili kalınlaşmış o çocuk bükülür de yola gelir mi kız? Kime de inelim bir dua edelim dua ettik gitti. İnşallah ıslah olur. İnşallah ıslah olur. Oruçlu tanların gidiyor arasında kaldı. Biz de bu fazilyette olduğunu bilmiyorduk hocam. Nasıl bilmiyorum canım? Akşam iftar, sofrasının başı gelsin de dua et de kabul olmasın. Acıı acıta meçhul. Hem de on dakika evvel koydururum ben İsrail. Nefis yanısasıyla duam kabul olsun diye, Sen de öyleyim. Sığaraylı neylen Allah aşkına oruç açma. Peygamberimiz ya hurmayla açın. Hurma bulamazsanız suyla açın, suyla açın.
Bu halar bulan bir sığıra açın, Böyle birdenbire ağzına, şeytanı getiren tütünü getirme. Melek dağılsın diye şeytanın ağzına gelir. Hadi, melek dağılsın da içine gireyim diye. Onun için hüahim davrulduğu için onlar da şey etme. Sen. Hangi bir bedava almış gibi geziyor üstüne. Böyle bir şeye merak etmiyorum ki belleyeceksin. Ben hiç hatırıma bile geçmedi, bellemek. Yazık olursun. Bize yazık olur böyle olursa. Evlenelim işin üstüne bir, ilmi kitaplarına çıktı, hep yazıyor bunu ilk yazıyla. Çocuğuma okursan yine olur, sen de beraber okursun, hepsi elhamdülillah mektepte yetişmiş yavrulardır, onlarla beraber bu duayı der inşallah. Anladık. Oruç kimsenin duası da kalmıyor. Bir dua durmayalım da Ameliyle kalk, başka vakıflarda girilen amellere bilabun verildi, oruç gününden başka bire yeni yüzde verdirdi, birer sürdürdü de belirsiz olurdu Kuran-ı Kerim'de. Lakin oruç böyle değil.
Oruç böyle değil. Ya orucun sevabını almak, hiç kimse HİSA BİLEMZ diyor, HİSA'a sığmaz çünkü. Es-savudi, yani ehl-i iyiliği. Oruç senin içinde mükafatını denk edeceğim. Ezan okundu biliyorum. Ben bu mükafatı verdireyim, kitabımı da göreyim, bir şey okumayın. Yani sizi sıkacak bir şey olmasın, müşterimi dağıtmayın. Evet. Mükafat, böyle kiranın katibi'nin yazdığı, sağımızda solumuzda meleklerin yazdığı gibi delil orucun sevabı. Heyecanla orucun. İyi. Ya nasıl efendim? Allah diyor ki yazıya sığmaz. Büyük bir mükafat gelirse bir adam fedakarlık etmiş, fedakarlık etmiş, alanın duvarına bayrak takan Hasan gibi devletin özüne girmiş, mükafat verilecek. Bunu kaymakam versin yerse, hepiniz der ki, on bin lira da, meğer bir şey. Çünkü kaymakam versin demiş, vali versin derim mi? Herhalde bir elli bine var, yüz bin var belki.
Çünkü vilayeti kadar sevmişler mükafatı vermek için, bu az delil muhakkak çok. Burada sen kararını bir verin durur. Zaten Alaaddin yorum yapmak dünyada başka bir şey yok. Ondan sonra daha Reis-i Cumhur ben elimle gireceğim demiş. Ha ne yaptınız olsun arkadaşlar bir milyondan artık bir milyondan eksik değil bu verilecek şey. Çünkü Reis-i Cumhur kendi ermine girince koca adama gücü hidayete girmek yakışmaz. Halibezülcelal, Oruç benim içindir mükafatını ben vereceğim. Kiramın katibine Muhammed Mustafa'ya nehybilmeyeceğim, o ben yedi kudretimle bileceğim deyince, o hesaba, kitaba sığacak vaziyeti olmadığı için Allah ben göreceğim diyor. Sen bu orucu şimdi tutuyor, bunun sahibisin, bunun sahibisin, burada belli olmayacak diyeceğim, ağızdan çıktın mı derdi olacak. Çünkü namaz hemen kabirde elini tutacak. Ne? Ben namazım, derliliyim senin hadisi şerif.
Yeminim ben seni cennetin yolunu bilmeyen öldüreceğim diyor. Sen namazı boşa kılıyor zannetme. Oruç, oruç geri veriyor. Cehennemle cennetin arasına geri yol veriyor. Kalkan diyor çünkü. Hadis-i Şerif'in okuyacaksın okuyacağım inşallah ona kalkan oluveriyor. Bu ne Ya Rabbi diyor. Allah Allah diyor, zikrettiklerim var ya, zikrettiklerim var. O da sırat köprüsünün özelinden ruh oluyor. Nur, haccın var ya, haccın, yazık ettiğin o da vücuduna gurbet oluyor. Vücuduna müddet oluyor. Cutzaklı oluyorsun hacca gittiğin için. Zeket ne oluyor efendim, sadaka seher. O da üstüne Sa'ye bakın oluyor. Üstünde şemsiye gibi güneş bir mızrak boyu yendiği için, güneşi değindirmeyen şekilde bir kalınlık var geldiğinde, o sadakanı, zekat de, o fakirle keplendiği için inşallah ellerini aç. Korkma. Bana yeminlettim ha, bir de on yedi yüz daha ziyade gireceğini temin ediyorum sana.
Bunun misalları var, verilen de var. Bir hak etti Faruk'ta ezan okundu. Ben de dövüm geç getirdiler biraz. Ben de yoruldum. O az geldiğine göre enerjimi gine, bu öğretimi hep sarf ettim, şöyle, sıklak da olsunlar ve Müslüman iyi dinlesin diye. Yoksa ben, barışmayıp derim. Yani onu da bilirim, yani derim ki size, aldatacağım ben, şöyle orucu tarif ederken oruç tutanlar, tehsibi ahlaka nail olurlar. Böyle mi konuşurum? Neye göreyim? Çünkü oruç şehveti kırar. Nefsin fena tenezzüllerini ta'dil eder. Kalbi nurlandırır. Kalbin şefaat gibi, rıkkat gibi, inceliği gibi, merhamet gibi nezihe hislerini artırır, ıhı, hikmet ve marifet nuriyle umağı dokundurur. Oruç bu. Mideni bir müddet yemekten boş tut. Ben akşama kadar ta ki içinde market Nuri, Allah Nuri, parlasın. Bak, heyecanımı durdurmuyor yine ben usul dönüştüğümü tarif ediyorum yorulmam için.
Ya Rabbi, ya Rabbi, bu ne meşve ya Rabbi, bu ne meşve ya Rabbi. Oruçsan gelir böyle cemaat olur muydu camide? Oruç çıktıktan sonra da öyle herkes gelir de bayılır mıydı burada? Bu ne meşve ya Rabbi? Yani biz tuttuğumuz orucun neşesini de bilemez bir hal daha. Bize hoca lazım canım, duyurmak lazım. Dinle, ne kadar ulvi bu. Ne kadar ali bir oruç bu. Dinle, ne kadar ruhanedir, ne kadar ruhanedir. Babür'du Kerim'in emrine imtisal ederek, kerim olan Allah'ın emrine imtisepeten Ya Rabbi, orucu tutacağım deyip de tutmak kolay mı? Herkes tutar mı? Herkes Allah'a itaat eder mi? Şu Müslümanları küfre benzetmek, haşa, geldik keyfine bizle film gitmeyecek ki haset demek ne? Çok büyük günah, günahkarıtırsın. Tebrikler, diğeri eşhedü enda yine herdinla. Resulü, Şeyh İmam-ı Amr elhamdülillah yerinde. Daha dinleyelim, ne kadar ruhanidir.
Mabudu Keriminin emrine imtisad ederek oruç tutmuş olan bir İslam ailesini lüzum'a alırız. İslam ailesini gözümüz ve bir al, akşam. Bir haldeki güneş guruğuyla başlamış. Güneş batıyor. Şu keçeden de köylü çoğu Bağdat tarafından doğru ekiliyor bizim kovacısı da iyi belli olur bunlar. İftar zamanı yaklaştıkça yaklaşmış. Yaklaştıkça yaklaşmış, evet. Olduğundan bu mesut aile, çocuğu da oruç tutmuş, yerini de oruç tutmuş, konuştumuş, hırsızı da konuşturmuş, ailesi de konuşsun, yerini de sufranın başına birikmiş yani. Virüsle oynar, olursa diyor, külliyen bahşince sevap veririm diyor. Şeytan ağlayarak geliyor dedi şeytana, yahu diyor bütün asfolular gittiler bunların günahı, davlardan çoğulu. Ne diyor?
Karşılığında başında gülüş gülüşü oynası birbiriyle farklı dürüst yemek yediler, oğlu babasına itaatlı, gelin dayının asayımta haklı, aile yaşı kocasına itaatlı, babasız daha ne demiş gelin çocuğunun içinde. Şeytan diyor ki, feryat ediyor, ağlıyor, bütün şeytanları birikiyor, ne oldum diyor. Ne olalım yahu diyor. Daha çok ibadet etmeleri yok diyor. Biz süper başında gülüşörleştirmek diyorlar diyor. Tüyleri başınca kötülüğü sayılır mı başladı diyor. Sahaldatı sayılır mı? Tüylerinin başınca sevap veriliyor, günahullah affolun diyor. Şeytan ben bir kısmını cehenneme doldurmalı için çalıştım diyor, abla diyor. Ne bileyim ben diyor. Ha ne olursunuz bu diyor, düşün aileyi bozanın yok mu ictiniz? İskih denilen şeytan diyor ki ben bozmaya muvaffak olurum, kaynanayı yerine kötü gösteririm. Yerini kaynanaya kötü gösteririm. Oğluna babası hep söylerim. Oğlu da geç Faruk dedirtirim.
Nasıl keyfi böyle olursa bana rezillik verir mi? Ya vallahi billahi ya, sen yalnız bozdu. Bu ailesi birbirine bozkunları şeytan bozuyor. Bismillahsız giriyor evime girerken, ailen de Bismillahsız giriyor. Çocuğum da, gelinin de Bismillah'a alışmamışsın daha. Daha Bismillah, çok da zor durumda duruyor. Onu açık kardeşlerim. İzdin mi sizi? Yarın şuraya söyleyeyim. Smasaladım gelmedi, taleğim kördur ben. Ben, ben bunu kardeş görmüşüm, kardeşimdir. Aha kardeşimin hac Başka bir daha yok mu? Ya. Evet, öyleyse bunu iyi ediyor. Bir. Şöyle gidelim. Ne derler? Kardeşim. Kardeşim bir dur benim. Gözüme nurdur benim. Su marladım gelmedi. Kanaatim olsun. Ay, özür diliyorum, dillere böyle. Allah inşallah şöyle bak. Allah, Allah diye canı çıkar inşallah. Allah, Allah, bir Allah, Allah. Bize de orada şefaat ediyor. Bir bakalım nasıl dikkat et. Allah o bir bin tane. Gece uyuyamayınca ne diyorsun?
Allah, Allah demiyor musun? Gece uyuyamayınca. Allah derim. Ne diyorsun? Nasıl diyorsun? Bak bir. Allah derim, şeyim. Şeyi, şeyimizi, Diyeyim mi? Helal edeyim canım. Yavaş var. Devam mi? Kardeşim, Behlül benim. Gözlüğüme nurdur benim. Smarladığım gelmedi. Talehim kördur benim. Kardeşim birdir benim. Yüzle gözüme nurdur benim. Kız, ısmarladım gelmedi, ısmarladım gelmedi. Talihim kördür benim, talihim
Kaynak: Genel
Peygamber Efendimizin Salahı ve Huriye… | Mihmandar