Zaten diyor Ebul Abbasü'l-Nursi Hazretleri nebilerin yaratılış sebebi rahmet olmak için Ve Nebiyyuna sallallahu aleyhi ve sellem O rahmetin ta kendisidir. Bir pınar düşünecek olursak çok bol sulu bir pınar, ondan etrafa da arklar açılır, yollar açılır. Onun gibi efendimiz rahmet suyunun membağı. Diğer nebiler ondan alıyor o rahmeti. Bütün enbiya yüz yirmi dört bin, bir rivayette iki yüz yirmi dört bin. Enbiya ümmetleri için bir sadakadır, sadaka. Ve Nebiune sallallahu aleyhi ve sellem Lena hediye, fakat peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem bize hediyedir. Siz şimdi en yüksek hutbede bir insan diyelim, bu askeriyeye neden olur, devletin idaresinde olan da olur, başka değişik şekillerde. Efendim, ben size bir sadaka getirdim denir mi? Sadaka fakirler için zaten zengin. Ona ne götürülür? Hediye götürülür.
Bunun için Efendimiz aleyhüsirat ve's-selam, bize Rabbimiz'ın bir hediyesidir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zaten hediye oluşunu mübarek sözüyle ifade ediyor. Ben sizin için bir nimetim. Zaten bu olmasa sabah içtiğimiz çay, peyniri, zeytini, vesaileyi yiyeceğimiz, bunun dışında şu gözümüzün gördüğü alem, çoluk, çocuk, şu akan su, tepemizdeki semavat, yürüyüp geldiğimiz yer, Yerin bitirdikleri, semanın indirdikleri hiçbir şey olmazdı. Son diyeceğimi demek istiyorum. Çünkü o da oluyor. Ali Ercan'ın Allah bile doymamış ki ben nasıl doyacağım Muhammed'im. Allah'ımız böyle bir nimet bahsetmişken, onun sünneti seni yesib başımızın tacir. Efendim sabah namazı da, yatsı namazı da cemaatle kılınır, onun sünnetidir. Artık düşünelim. Bir armağandır bize o. Daha onun manaları uzun gider. Sadaka fakirler için Hediye büyükler için. Bizim üstadımız, üstadına ne yapardı, hediyeler yapardı.
Sadaka götürür mü? Aleyhissalatu Vesselam'ın buyuruyorlar Ben Allah'tanım. Ne demek bu? Hepimiz Allah'tan geldik. Ne demek bu? Ben Allah'tanım demek ne demek? Allah'ın nurundan yaratıldım demek Müminler de benim nurumdan. Gay. Hayatı hayrullek, Hayatım da size rahmettir, ahirete göçmem de size rahmettir. Ahirete göçtüğümde de, pazartesi ve Cuma gecesi sizin amelleriniz bana arz olunur diyor. Eğer o arz olunan amelleriniz hayrolursa Allah'a hamz ederim celle celaluhu. Şer olursa istiğfarda bulunur. Efendimiz bütün yaratılanlara rahmettir, sallallahu aleyhi ve sellem. Onların getirmiş olduğum esasları riayet etmesi sebebiyle huzura ererler. Hem dünyada hem ahirette. Getirdiğime eğer tabi olacak olurlarsa Hatta müellif hazretleri burada Şimdi uyanlar dünya ve ahiret huzur veriyor. Uymayanlar muhalefet girerse buyuruyor, o büyük nimetten mahrum kalır. O nasıl bir rahmettir, Bu bitmez tabi.
Birkaç misal, es-selamü. Kendilerine gece gündüz okunup duran ve her ayeti başlı başına birer mucize olan bu Kitabı sana göndermemiz onlara mucize olarak yetmiyor mu? Böyle bir kitap benim risaletime, Allah'ımızın sonsuz kudretini beyan etmiyor mu? Hiç kuşkusuz bunda inanmaya gönlü olan insanlar için rahmet ve şefkatimizin en açık bir tecellisi ve kulaklara küpe olması gereken bir öğüt vardır, es sahibe. Ey Muhammed, Sallallahu Aleyhi ve Sellem, senin peygamberliğini inkar edenler şunu bir düşünsünler. Sen günün birinde bir peygamber olacağını ve sana bu ilahi kitabın indirileceğini umuyor değildin. Ancak Rabbinin lütuf ve rahmeti sayesinde sana kitap ve peygamberlik verildi. Mekke halkı içerisinde senin bir peygamber olmaya hazırlandığını veya böyle bir heves ve beklenti içinde olduğunu söyleyecek kimse yok.
O halde Hira mağarasında ki bu büyük değişimden bir gün öncesine kadar sakin ve kendi halinde hayat süren bir insanın hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin her şeyi göze alarak bu mesajı tebliğ etmesi, onlar için bir şey ifade etmiyor mu? O halde, ey şanlı peygamber Rabbinin sana verdiği bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalış ve sakın inkarcıların propagandalarına aldanıp da kafirlere arka çıkma. Müşrikler çok ceza ediyorlar, Müslümanlara pazara da getirmiyorlar, ayaklarını ip takıp sürüyorlar, oranın en sıcak mevsiminde kumlar üzerine yatırıyorlar, Çok cezalar ediyorlar. Bir bedduada bulun onları. Bak buyurdu ki Ben lanet etmek için gönderilmedim ve inneme bur istu rahmetim. Ben rahmet olarak gönderildim. Ve böyle ibn-i Abbas radiyallahu anhhüme. İster iman etsin, ister iman etmesin hepsine şamildir. Zaten Efendimiz Aleyhisselam iman edenlere hem dünyada rahmet hem de ahirette.
Dünyada rahmet oluşu bu anlatılmakla biter mi? Mesela mescide gelip gönlümüzün huzurla dolması, o rahmetin eseri, evimize selam vererek girip ailenin hatırını hoşnut ederek ihtiyaçlarını görmek, onun da sürurunu ifade etmesi, size beşuş güler yüzle karşılaması bir rahmet bitmez tükenmez, rahmet. Ve mellen mümin, Eğer iman etmiyorsa. Fühuve rahmetü lehu fitdinye ve lehu ve mellem mümin, eğer iman etmiyorsa. Fühuve rahmetü lehu fitdinya. O inanmayanlara da sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz dünyada rahmettir. Azabın onlardan kalkması da, şimdi mahşerde güneş tepelere kadar yaklaşıyor. Tellere gömülünce, cehenneme ehli diyorlar ki Ya Rabbi bizi buradan kurtar da cehennemine at. Hesaplarının kez bölünmesi sebebiyle şeytana bile rahmet olmuştur. Her gün kırk tane kırbaç yerken rahmet oluşu sebebiyle aleme sallallahu teala aleyhi ve sellem bire düşmüştür.
Tufeyl bin Amr, Resul-i Ekrem efendimize sallallahu aleyhi ve sellem gelir. Kabilesinin İslam'a girmeyi reddettiğini söyler ve onlar için beddua talebinde bulunur. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırır ve şöyle dua eder. Allah'ım onlara hidayet ver, onları imana getir. Bunun benzerleri İslam tarihinde pek çok Sakif kabilesi için söz konusu olur. Yapılan savaşta Sakif okçuları Müslümanlara çok zararlı verir, akmış olduğu oklar da çok yaralarınıdır. Şimdiki gibi ambulans yok, hava ambulansı da yok, hemen hastaneye yetiştirirsin. Tedavi malum, Onlar bu sıkıntıları çekti de İslam bize öyle geldi. İşte kıymetini bilmeyince de bu musibeti verdi. Çünkü nimet tepemizden aştı. Bir olan araba ikiye çıktı. Telefonları beğenmeme çıktı. Yiyecekler, içecekler, ne nimetler. Bu nimetlere, şükür sadedinde kendisine dönmemenin cezası elbette büyük olur.
Ya Rasulallah, Sakif kabilesinin okları bizi yaktı. Onlara bir beddua etsen peygambersin, Sallallahu aleyhi ve sellem. Senin duan kabul olur. Efendimiz ne dua etti Allah'ım, sakife hidayet ver. Ver de azaptan kurtulsunlar, rabbimizin yolunu bulsunlar. İslam tarihinde çok geçer, adı Abdullah olmasına rağmen imar diyorlar, Türkçesinde bilmiyorum. Çünkü efendimizin sevgisinden dolayı ona olan sevgisinden Himar kelimesinin Türkçesinde demiyorum. Çünkü Resulullah seviyor, sallallahu teala teala. Şimdi o sahabeyi seviyoruz, Efendimizi seviyor diye. Bu kelimeyi kullanmıyoruz. Efendimizin seveceği Sünneti Seniyyeyi neden yapmıyoruz? Düşünelim, bu kimse sarhoştu. Bu kimse sarhoştu ve sarhoşluktan da hiç kurtulmadı. Çok da ceza idi. Yine bir ceza uygulanacağı sırada oradakilerden birisi ona lanet olur. Çünkü devamlı için. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hemen müdahale eder ve şöyle der.
Öyle demeyin, ona lanet yerine Allah'ım ona merhamet et, kusurlarını affettiğim, vallahi onun hakkında benim bildiğim şudur O Allah ve Rasulünü seviyor. Yoksa o fiilini evetleme değil burada. Efendimizin engin, şefkat ve merhametinden bir misal. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Galallahu Teala eder ve gala Aleyhisselatu Vesselam Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Fakat sizden olan hürün emir, yani Kuran ve Sünnet üzere olan, ona itaat ederse, o zaman bana itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse, fakat Allah'a asi olmuş olur. O imama, yani idare ederek kim, kim özelliklerini ifade ediyoruz zaten. Kim ona asi olursa Bana asi olmuş olur. İttiba-r resul sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize uymak, lüknün min erkanı tarikat, tarikat-ı aliyyenin temel ve esasıdır. Ve şartun fi, İşra-ı envarilhakika, Hakikat nurlarının doğmasına sebeptir.
Kim Rasulullah'a uymazsa, Sallallahu aleyhi ve sellem, o kendisini tarikatı adiyedeyim diye zannetmesin. Kim de Allah'ın Rasulüne uymazsa, sadat-ı kiram ve şaay-ı zan, onun süzgecinden geçmiş, Kuran ve sünnetten süzülerek gelmiş, ama Kuran ve sünnetin altında yanlış muameleye girmemek şartıyla, ona sığınarak nefsin hilesine düşmemek suretiyle, eğer düşmezse o zaman nusvata ile, yoksa gelişemeyiz. Bu mübarek yol beş esasa dayanır. Böyle zaten burada bir hata hiç değil mi, insanların yanında da teksel etti. Şimdi değişti, artık cemiyet öyle oldu ki açıktan günah işlenmeye başlandı. Zaten kıyamet alameti diye ifade etmiyor. Ya bu kötülüğü yapıyorsun, gizli bir yerde yap diyecek diyor insanlar. Bu hale geldi ve geçti dedi. Hem gizlide hem de açıkta Cenab-ı Hak'tan korkmaktır. İkincisi Rasul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam'ın sözlerine de uyumak, yaptığı hareketlerde tatbik etmek.
Eğer siz siz seçilmiş insanları göz önüne alırsak, onlar halini de yaşarlar. Bura bizi düşündürsün. İşte bak toplandık, hem mübarek sözüdür, hem de fiilidir, bir de hali. Bu rabıtamızın güçlülüğü ile alakalı, murakabemizle alakalı, onun tam yapılmasıyla. Evet insanlara şer'i ölçüde vazifeler yapılır da, ister yüz göstersin, ister yüz göstermesin, yani haşır neşir olmamak, sadece şer'i görevleri yerine getirmek, gönüllerini de incitmemek. Ve erruciu ilallah fi serrai ve darra. Böyle neşeli olduğumuzda ve sıkıntıda olduğumuz herhalde Allah'ımıza dönmek böyle mi olacaktı deyip de ibadet ve taati terk etmemek. Böyle bolluğa erdiği zaman da Rabbimize kulluğumuzu terk etmemek. Zaten sıkıntıların çoğu buradan çıkıyor. Bu da kadere inanmamaktan ileri gelir, Allah'ın takdirini. Niye onda çok bizde yok, daha dün çıktı, ta nerelere geldi. Biz çalışıyoruz, bir şey elde edemiyoruz.
Böyle demeyip Allah'ımız az verdi ki çok mesul olmasın diye, hesabı kolay olsun diye deyip itiraza girmemek. Kim Allah'ı Celle Celalü ve Rasulünü sevdiğini iddia ederse Ne Allah'a ve ne de Rasulüne itaat diye bir şey yok. Onun ahlakıyla da ahlaklanmamız. İşte bizi en çoğu zora sokan budur. Rasul-ü Ekrem Efendimizin ahlakı, Sallallahü Aleyhi ve Sellem, Allah'ımızın ahlakı. Nedir o isimleri, onu öğreneceğiz, manasını bileceğiz, hayatımıza geçireceğiz, biri bu. O davasında yalancıdır, esanı. Allah'tan korkun ve bana itaat edin. Kim Allah'a tam teslim olursa, Allah'ımız onun her türlü işine gider. Rast gelir gider o. Dünya işi de rast gelir, uhrevi işi de rast gelir ve ummadığı yerden de Allah'ımız rızkını verir, sıkıntılarını da kaldırır.
Ve menimka taakkunya eğer dünyaya meylederse, yok dünyadan kesilecek olursa yani kalbinin muhabbeti dünyaya olmazsa Allah'ımız Allah'ımız ona hayrına lütfeder. Galiba doğru, sıdgul mücehe de, Allah yolunda nefsimizle ve düşmanla olan zahiri, cihadımızda doğrulup, El din gutau ileyim min külli şeysivea Allahu zülcelal'in dışında her şeyden kesilmektir. Cenabı Hak yolunda daim ve kaim kılsın.