Programımızın bugün yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahü Sirrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp sunduğu sohbetlerinden derlenen bu programımızda sizlere bugün Musahabe isimli eserin Nuri Muhammedi konulu sohbetinden bir bölüm çalışacağım. İmam Abdurrezzak Rahmetullahi aleyhin rivayetinde Cabir bin Abdullah el-Ensari radıyallahu anh buyurmuştur ki: Ya Rasulallah, anam babam sana feda olsun. Allahü Teala Hazretlerinin tüm varlıklardan evvel yarattığı nedir, diye sordum. Buyurdu ki, ey Cabir. Kesinlikle. Allah Tebareke ve teala Hazretleri tüm varlıklardan önce senin peygamberinin nurunu kendi nurundan yarattı. Ve şöyle dedi: O nur, Allahü Teala'nın kudretiyle dilediği yerlerde devredip gezerdi. O zaman ne lev, ne kalem, ne cennet, ne cehennem, ne melek, ne gök, ne yer, ne güneş, ne ay, ne cin, ne de ins vardı.
Hasıı, mahlukattan Hatırığı mahlukattan hiçbir şey yaratılmamıştı. Ondan sonra buyurdular ki: Hak Teala Hazretleri mahlukatı yaratmak dilediği zamanda o nuru taksim edip dört cüz kıldı. Birinci cüzden kalemi yarattı. İkinci cüzden levhi yarattı. Üçüncü cüzden arşı yarattı. Dördüncü cüzü taksim edip dört cüz kıldı. Onun da birinci cüzünden arşı yüklenen melekleri yarattı. İkinci cüzü taksim edip dört cüz kıldı. Onun da birinci cüzünden arşı yüklenen melekleri yarattı. İkinci cüzünden de dört yüz kıldı. Birincisinden gökleri yarattı. İkincisinden yerleri yarattı. Üçüncüsünden cennetle cehennemi yarattı. Dördüncü cüzünü yine taksim edip dört yüz kıldı. Birincisinden müminlerin gözlerinin nurunu yarattı. İkincisinden kalplerin nurunu yarattı ki o marifetullahtır. Üçüncüsünden dillerin nurunu yarattı ki o da tevhid olup, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah'tır.
İbn-i Merzuk rivayetinde Hazret-i Hüseyin radıyallahu anh Fahr-i Alem Hazretleri'nden şöyle rivayet eylemiştir: Adem Aleyhisselam'ın yaratılmasından on dört bin yıl evvel Rabbimin karşısında bir nur idim. Haberde gelmiştir ki sevgili dostlarımız, Allah Tebareke ve Teala Hazretleri Adem aleyhisselam'ı yarattığı zaman o nur-u Muhammedi'yi sallallahu aleyhi ve sellemi Hazreti Adem Aleyhisselam'ın zahirine koydu. Şöyle ki alnında zahir olup geri kalanının nuruna galip oldu. Hazreti Adem'e meleklerin tamamı ibadet secdesi değil, secde-i gibi. Hakikati halde secde, Allah'ın gibi. Hakikati halde secde Allahü Teala ve Tekaddes Hazretleri'ne yapılır. Adem aleyhisselam kıble gibi vaki olmuş idi. Nitekim Kabe'ye karşı secde bu kabildendir. Kabe'ye karşı secde yine Hak Teala Hazretlerine olur. Adem Aleyhisselam'a secde olunduğu zaman, cuma günü zeval vaktinden ikindi Hz. Havva'yı yarattı. Hz.
Adem, Hz. Havva'yı görmek istedi. Elini uzattığı gibi melekler, ey Adem, dur, onun mehrini eda ile dediler. Mehri nedir, dedi. Melekler Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'e üç kere salavat getirmektir, dediler. Hak Teala Hazretleri Adem ile Havva aleyhimesselama cennet nimetlerini mübah edip yalnız buğday ağacından sakının, ona yakın olmayın diye nehiy buyurdu. Bazıları üzüm ve incir ağacından nehiy buyuruldular dediler. İblis Hazreti Adem ve Havva'ya haset eyledi. Alemde haset ilk defa İblis'ten sadır olmuştur. İblis cennet kapısına gelip hile ile içeri girip, ağlayıp feryat ederek Adem ve Havva aleyhimesselam'ın karşılarına geldi. İlk defa feryat ile ağlamak, İblis'ten kalmıştır. İblis'e, niçin ağlıyorsun, diye sordular. İblis de, size ağlarım ki ölüm gelip vefat etseniz gerek ve cennet nimetlerinden ayrılsanız gerek. Sizlere şecere-i hindi göstereyim, ondan yiyin. Ondan yiyin.
Yani hindi ağacını kastediyor. Ta ki cennette baki kalasınız. Yemin ederim ki, muradım sizlere nasihattir, dedi. Evvela yalan yere yemin etmek İblis'ten kalmıştır. İblis'in ihvasına mağrur olunca evvela Hazreti Havva ağaçtan yedi ve Hazreti Adem'i Adem'i teşvik edip yedirdi. Hak Teala Hazretleri, ey Adem, sana cennet nimetlerine mübah kıldım, yetmez miydi ki Havva'ya da nehyeylediğim nesneden yedin, buyurdu. Adem aleyhisselam da, evet ya Rabbi, izzetin hakkı için yeterdi ama ben şöyle sandım ki asla huzurunda yalan yere yemin yoktur, ona aldandım, dedi. Allahüteala ve Tebareke Hazretleri buyurdu ki, şimdi izzü celalim hakkı için seni yeryüzüne indireyim de ancak mihnet ve meşakkatle yaşayasın. İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'dan rivayet olunduğuna göre Hak Teala Hazretleri, ey Adem niçin böyle yaptın dediği zaman da, Ya Rabbi bana olan müptela edeyim.
Rivayet olunur ki Vehb Bin Münebbih şöyle diyor. Adem Aleyhisselam yeryüzüne indirildiği zaman üç yüz yıl ağladı, gözyaşı dinmedi. Gözyaşı dinmedi. Mesbudi'den rivayet olunduğuna göre Adem Aleyhisselam cennetten çıktığı zaman o kadar ağladı ki eğer ehli arzın yeryüzü halkının gözyaşları toplansa Hazreti Adem'in gözyaşları onların tamamından daha fazla olurdu. Adem Allah Tebarake ve teala hazretlerinin bir kere emrini infaz etmeyip bir günah ettiği için üç yüz yıl ağlayınca her gün nice defa Allahutaala hazretlerinin emri şerifine muhalefet edip günahı kebair işleyenlerin hali nice olsa gerek değil mi? Akıllı olan bunları düşünüp buna göre amel etmeli. Keşşaf yazarı müellifi şöyle diyor: Hazreti Adem Aleyhisselam'ın günahı küçük günahlardan idi. Eğer sebep neydi? Diye sorulacak olursa, Cenabı hakk'ın bu gibi ukubet kılmasından muradı zürriyeti Adem'e lütuf idi.
Zira günahtan sakınmak üzere ziyade masiyete iktam etmeyenler. Yani daha fazla günah işlemesinler. Ta ki Cenab-ı Hakk'a yakınlıktan uzak düşmek lazım gelinmeye ve bundan daha başka nice hikmetler vardır ki, bazıları idrak olunur, bazıları da idrak olunmaz. Adem aleyhisselam yeryüzüne inmeseydi mücahitlerin cihadı ve abidlerin ibadeti hasıl olmaz ve tövbekarların nefesleri göklere çıkmaz ve günahkarların gözyaşı bir yöne dökülmez idi. Hep bunlar Hak Teala Hazretlerine sevgi nesneleridir. Hak Teala Ötekaddes Hazretleri buyurdu ki ey Adem, eğer ki dar Garipten indirilip, yani yakınlık makamından indirilip uzak düştün ise, ben yakınım. Dua edenin duasına icabet ederim. Eğer cennetten çıkarılmakla kalbine bir kırıklık hasıl olduysa, ben kalpleri kırık olanların katındayım.
Eğer göklerde tesbih eden meleklerin iniltilerini, seslerini dinlemekten geri kaldınsa yeryüzünde günahkarların iniltisini dinlemek sana ona bedel olarak verildi. Onların iniltisi bana meleklerin tesbihinden sevgilidir. Zira tespih edenlerin tespihine iftihar karışır ve günahkarların nale ve feryadı inkisarla ziynetlenir. Eğer siz günah işlemeseydiniz, sizi giderip bir kavim yaratırdım ki, onlar günah edip sonra tövbe ederlerdi. Ben de onların günahlarını affederdim, diye buyurdu. Bakın, Hak Teala ve Tekaddes hazretlerinin lütfuna ki herhangi bir kuluna perişanlık verip yardımını terk eylese o kulun çalıştığı fayda vermez. Bazıları buyurmuşlardır ki ki, Hazreti Adem'in cennetten çıkarılmasında bu manaya işaret vardır ki, Allah Tebarake ve Teala Adem'in günahını cennetle mağfiret edeydi, yalnız bir günahkarın suçunu af buyurmakla lütfu keremi ne mertebede olduğu zahir olmazdı.
Amma dünyaya getirip zürriyetinden nice yüz bin günahkarı afv-u mağfiret etmekle lütfu keremi ne derecede olduğu bu şekilde daha iyi bilinmiş oldu ve bir hikmeti daha vardır ki bu da Hazreti Adem'in zürriyeti çıkarılmıştı. Ama değildir ve biri dahi zürriyetinden cennete layık olmayan kimseler olup onların cennetten dışarıda kalmaları gerekmekteydi ki onun için dünyaya gönderildi ve daha nice idrak olunmayacak hikmetler vardır. Rivayet olunduğuna göre Adem Aleyhisselam cennetten çıkarıldığı zamanda nazar edip gördü ki arşta ve cennetin her mevkiinde Hak Teala'nın ismi şerifi yanında, cennetin her mevkiinde Hak Teala'nın ismi şerifi yanında Muhammed Salli Allahu Aleyhi ve Sellem ismi şerifi yazılı idi. Dedi ki, ya Rabbi, bu Muhammed kimdir? Allahüteala ve Tebareke Hazretleri buyurdu ki, bu senin evladından bir kimsedir ki, eğer o olmasaydı seni yaratmazdım.
Adem aleyhisselam dedi ki, ya Rabbi beni bu oğlumun hürmetine affedip esirge. Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri buyurdu ki, ey Adem, eğer gökler ve yer halkı hakkında bu oğlun şefaat dilesen şefaatin makbul olur. Hazreti Ömer radıyallahu anh'tan rivayet olunduğuna göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Adem aleyhisselam hatayı işleyip günahkar olduğu zamanda, Ya Rabbi, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hakkı için beni mağfiret eyle, dedi. Beni mağfiret eyle, dedi. Hak Teala, ey Adem, sen Muhammed'i nice bildin ki ben onu henüz yaratmadım, diye buyurdu. Adem aleyhisselam da dedi ki, sen beni yedik kudretinle halk edip bana ruh nefyettiğin zamanda başımı kaldırıp arş üzerinde La ilahe illallah Muhammedün Resulullah yazılmış gördüm. Oradan bildim. Bildim ki sen ismi şerifini ancak sana bütün mahlukatın en sevgilisi olan bir kimsenin ismine bitiştirirsin, dedi.
Hak Teala ve Tekaddes Hazretleri de, ey Adem, doğru söyledin. O bana yaratılmışların en sevgilisidir. Madem ki onun hürmetine benden af istedin, muhakkak ki ben de seni affeyledim. Eğer Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem olmasaydı seni yaratmazdım, buyurdu. Sevgili dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün sonuna geldik. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l Aziz'in Muhasebe isimli eserinin dördüncü cildinden Nuri Muhammedi başlıklı sohbetini sunmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda başka bir sohbette tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla Allah'a emanet olun.