Peygamber Efendimizin Nurlu Şahsiyeti ve Manevi Özellikleri
Peygamber Efendimizin Nurlu Şahsiyeti ve Manevi Özellikleri kaydında Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kitabı Kerimimizde haber verildiği üzere Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Teala aleyhi ve sellem Efendimizin Muhammed ismi iki yerde geçer. Birisi Fetih Suresi yirmi dokuzuncu Ayet-i Celilede Essalbillah Muhammedurresulullah. İkinci olarak zaten Muhammed suresidir. Bu surei celilei Cemile'nin baş kısmında…
Peygamber Efendimizin Nurlu Şahsiyeti ve Manevi Özellikleri ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Nurlu Şahsiyeti ve Manevi Özellikleri kaydında Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kitabı Kerimimizde haber verildiği üzere Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Teala aleyhi ve sellem Efendimizin Muhammed ismi iki yerde geçer. Birisi Fetih Suresi yirmi dokuzuncu Ayet-i Celilede Essalbillah Muhammedurresulullah. İkinci olarak zaten Muhammed suresidir. Bu surei celilei Cemile'nin baş kısmında…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kitabı Kerimimizde haber verildiği üzere Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Teala aleyhi ve sellem Efendimizin Muhammed ismi iki yerde geçer. Birisi Fetih Suresi yirmi dokuzuncu Ayet-i Celilede Essalbillah Muhammedurresulullah. İkinci olarak zaten Muhammed suresidir. Bu surei celilei Cemile'nin baş kısmında geçer. Bir de hamd kökünden türeyen Ahmet ismi şerifi Saf suresi altıncı ayeti celilelere geçer. Yeti min badismuhu Ahmet. Ahmet ismi en çok Rabbi Zülcelal'imizi vasfeden kimse olarak tanımlanır. Rabbimizi en güzel şekilde tavsiye eden ve aynı zamanda medholunan manasına da gelir. Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem cennetteki ismi Ahmet olacak diye büyüklerimiz haber verirlerdi. Sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ilk baş, bakışta güven veren bir kimse olarak haber verilir. Çünkü El Emin'dir.
Hacerülesved'in yerine konulması hususunda işte sabah vakti kim ilk gelirse odur derler. Efendimiz gelir, onu görür görmez elemin, inanılacak bir kimsedir diye müşrikler bile bunu söylemişlerdir. Yahudi alimlerinden Abdullah bin Selam Efendimiz'i görünce Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki vallahi bu yalancı yüz değildir. Zaten Mekke'nin giriş kısımlarını işgal ediyorlar. Dışarıdan gelen kimselere efendimizin aleyhinde konuşuyorlardı. Onlardan bir tanesi şairdir. Ne kadar etkilemişlerse kulağına pamuk tıkayacak kadar. Sonra dedi ki ben şair bir insanım. Öyle her şeye aldanacak bir kimse değilim deyip kulağından pamukları çıkarttı. Fakat efendimizi görünce tanımıyor hayranlığını ifade etti. Ashab-ı Güzin onu tavsiye ederken şimdi niye benzetecek? Çok müstesna diyelim. Nur gibi. Bunu ancak dünyadaki vasıtalarla, dünyadaki gördüğü eşyayla haber verecek. Ya Ay diyecek ya Güneş diyecek.
Sallallahu Teala Aleyhisselam efendimize Ay ve Güneş ona benzetir verdi. Tabii ki Ay ve Güneş onun mübarek nurundan halk olunmuştur. Şemailini en iyi haber veren Ali Kerem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizdir. Enes Bin Malik radıyallahu anh, Bera Bin Azip, bir de onun terbiyesinde yetişen Hint Bin Ebu Hale Şemailini çok güzel haber verirlerdi. Bütün peygamberlerden ona inanıp yardım etmeleri için Cenabı Hak söz almıştır Al-i İman suresi seksen birinci ayeti celilede. Halbuki onlar Aleyhissalatü Vesselam Efendimizden çok önce geliyorlar. Bu peygamberimizin şerefini gösteriyor. Üstünlüğünü gösteriyor. Ayet-i celile şu. Habibime mutlak iman edeceksiniz ve ona yardım edeceksiniz deyip söz alıyor. Müfessirine zam efendilerimiz buyuruyorlar ki burada efendimizi görmeseler zamanında olmasalar dahi bu Ayet-i Celile Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin üstünlüğünü haber veriyor.
Bütün peygamberlerden ahil alınıyor. Ona inanın, ona yardım edeceksiniz. O şu manaya da gelebilir. Artık nesillerinize bunu bildirin. Sizden sonra gelecek olanlara söyleyin, ona yetişirlerse onun dinine hizmet etsinler, ellerinden geldiği kadar gayret gayret göstersinler. Şimdi bu Ayet-i Celile sadece onlara has değil hepimize ait. Onların şahsında hepimize onun dini mübinini ihya için hepimiz gayret göstereceğiz. Dünya bura bitecek. Elimizde de olan, yanımızda da olan, neyse kasamızda kesemizde bunların hepsi gidecek, bitecek bu. Ne bitmeyecek? Onun dini için yapacağımız hizmet. Bak bu usta bizim derneğimiz de var, Velenel derneğimiz var. Daha başka hizmet alanları var. Çok seviniyoruz. Daha yeni haberini aldım. İdlib'deki o fakir, yoksul Müslümanlara binlerce koliler, Yardım kolileri gitti. Cenabıhakk'a sonsuz hamdolsun, şükürler olsun. Bunu hamd sadedinde söylüyorum.
Hamd ediyorum, şükrediyorum ve kardeşlerimize dediğim biz gece sabahlara kadar diyordum, ibadet de içsek, gündüzleri oruç da tutsak. Allah'ımızın razı olduğu amel onun kullarına yapılan hizmetlerdir, şefkat ve merhametle onları memnun etmekle mesrur etmektir. Bak biliyorsunuz Afrika'da bunları söylemiyoruz ama bildiğiniz için pek üzerinde durmuyoruz. Çamurlu sular içiyorlar. Ta yedi, sekiz kilometre yürüyor. Oradan çamurlu su. Yedikleri şu, saat on bir de avuçlarının içerisine birer yiyecek bırakılıyor. Bununla hayatlarını devam ettiriyorlar. Onun için nasıl bayram yapabiliriz biz? Biz Müslümanların sıkıntıda olduğu günden beri bayramımız hep ızdırapla geçer ve muzdaribiz. Biz yesek ne olacak, içsek ne olacak? Görüyorum böyle görsel aletlerden de baklavalar, bilmem filanlar, gördükçe insanın iki sızlıyor, iki sızlıyor. Onlar bunun bir dilimine hasret. Gördükleri yok, bildikleri yok.
Daha yakın tarihe kadar bizim ücra beldelerimizde olan yerdeki evlatlarımız muz nedir onu bilmiyorlar. Şimdi demiyorum bundan daha evvelki yıllarda. Sen nasıl çocuğuna verebilirsin? Nasıl ikram edersin? Evet. Yesin ama bir başkasının da arzu ve iştahını kabartmayacak şekilde. Onlar nasıl bayram olur bilmiyorum ki. Nasıl mı olur bayram? Namazda Allahu Ekber diyoruz ya, ibadete ehak olan Cenabı Hak'tır. Allahu Ekber dediğimizde Cenabı Hak'ın büyüklüğü hayatımızın her alanına sirayet ederse, ne zaman bayram edeceğiz derseniz minarelerde okunan ezanların her bir cümlesi hayatımızı süsleyecek olursa, Akif Merhum'un dediği gibi şehadetler dinin temeli, dinin temeli olan o esaslar hakim olduğu zaman bayram. Yoksa bilmiyorum, Neşe, sizler de nasıl bilmiyorum. Neşe bize yillardan beri yok zaten. Saymayacağım. Bir arakan diyeyim yeter vesaire yerlerdeki Müslümanlar sıkıntıda olacak.
Biz nasıl yiyip nasıl içeceğiz? Rahmete vesile Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz Enbiya Suresi yüz yedinci Ayet-i Celilede. Essavi billah ve ma arselneke illa rahmetel lil alemin. Zaten aleme rahmet olmuştur. İnsanlık neredeyse azmış, tuğyan etmiş, yine Akif'in dediği gibi sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta diyordu ya, bu şekildeydi. Onlara adalet getirdi, onlara sulh getirdi, onlara şefkat ve merhamet cehaletin yerine ilim, gazabın, hiddetin yerine hilm bahşiş buyuran, buna vesile olan Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem dini onunla tamamlamıştır Cenabı Hak. Ahzab Suresi kırkıncı Ayet-i celilede ve hatemen nebigin buyuruyor ya, Cenabı Hak sadece onun adına yemin etmiştir. Hicr Suresi yetmiş ikinci Ayetcelle. La amrüke diye başlar. Onun hayatına kasem ediyor. Onun yüceliğini ifade etmiş oluyor Rabbi Zülcelal'imiz. Diğer peygamberler atlarıyla ya Musa, ya İsa, ya Nur diye geçen.
Fakat efendimiz için Maide suresi kırk bir ve altmış yedinci ayeti celilede ya eyyühar resul diye geçer. Bu ne demek? Ey şerefli peygamber, ey şerefli gasp ve nebi olarak Enfal suresi altmış dört ile altmış beşinci ayet-i celleler. Ya eyyühennebiyyü. Ey şerefli nebim buyuruluyor. Bundan dolayı Efendimize hitap çok önemlidir. İnsan birbirine kullanmış olduğu ifadeler gibi olmaz ona. Es'amle. Birbirinize seslendiğiniz gibi, hitap ettiğiniz gibi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hitap etmeyin. Ya eyyühen Nebi deyin. Ashabı Kiram görüyoruz ya. Fedakar, Ebi Resulullah diyorlar ya, babamız, anamız, anamız, tatlıcanımız sana kurban olsun diye. Bunu üstadımız buyuruluyor. Bak ne kadar güzel anlayacak şekilde. Anamız, babamız, tatlı canımız sana kurban olsun diye. Tabii burada Hazreti Ömer efendimiz de hep hatıra geliyor. Onu da başka bir vakitte inşallah görüşürüz.
Sonra Cenabı Hak inanan ve inanmayanların ilahi azaba girmemelerine de sebep olmuştur. Enfal Suresi otuz üç ile otuz dört. Onun hürmetine belalar kalkmıştır. Hem inanan hem de inanmayanlar üzerine. Çünkü sen onların içlerinde olduğun müddetçe ve istiğfar ettikleri sürece Allah onlara azab eder olmadı. Efendimizin irtihalinden sonra Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir emanetımız kaldı. O da istiğfar demişlerdir. Ama Efendimiz bizim içimizde, o rabıtamızla, murakabemizle, onun muhabbeti gönlümüze yerleşirse, ikimiz ne demek? Asıl gönlümüzde olmasıdır mühim olan, zahiren bulunmakla birlikte. Kıyamete kadar Allah'ımızın lütfetmiş olduğu mucize olan Kuran-ı Kerim zaten bizim Rabbi Zülcelal'imizin varlığını ispatta bir Kuran-ı Kerim, bir de kainat kitabıdır. Kainat onun varlığını ispat ediyor, her haliyle.
Hicr Suresi dokuzuncu Ayet-i Celilede ashabde Dikkat edilirse Ayet-i Celileler bütün tekitlerle ve biz, biz, biz diye buyuruyor. İnna, şüphesiz biz, nahnu biz, nezzelna, biz, ezik, Kuran'ı indirdik ve inna, yine biz, lehü le hafigun, onun koruyucusu biziz. Sonra efendimizin şerefi, Muhammediyeleri Miraç hadisesinin olması İsra suresi birinci ayet-i kerimede. Hiçbir peygambere nasip olmayan Miraç hadisesi. Gel habibim ben sana aşık olmuşum. Cümle halkı sana ben de kılmışım. Ümmeti en hayırlı ümmettir. Al-i İman suresi yüz onuncu ayet celide. Yeryüzü mescit kılınmıştır onun yüzü suyu hürmetine. Dinde zorluklar kaldırılmıştır. Bunu biz Amenerrasulü iki Ayet-i Celil'de görürüz son kısmında. En hayırlı gün olan Cuma Efendimizin hürmetine bu ümmete baş olunmuştur sallallahu aleyhi ve sellem. Az amele çok mükafat verilmiştir.
Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem örnek alınacak bir şahsiyettir. Buna nasıl diyelim şahsiyet? Böyle belli bir kimse gibi olmasın. Aziz peygamberimiz, şerefli peygamberimiz, ne desek gaz, Ekmelü't-tahai, Tayyar Efendimiz. Resulullah'ta sizin için en güzel örnek vardır, misaller vardır. Ahzab suresi yirmi birinci ayetinde. Korkuda, ümitte, şiddette, rahatlıkta her halükarda efendimiz bize örnektir. En üstün vasıf ona aittir. Ahlaken en üstündür Kalem Suresi dördüncü ayet-i celîle Risale ve habibim sen en yüce ahlak üzeresin buyrulmaktadır. Cema kul laf adıyla bütün fazileti üstünde bulundurmuştur. Yine ulema-i kiranım, kiramız beyan ederken hiçbir kimse diyor, halktan hiçbir kimse o seviyeye ulaşamamıştır. İmam Busili Hazretleri'nin artık buna ait sözü var biliyorsunuz. Mesela ne gibi? Feminzalik, şarafun neseb, neseb olarak müstesna. Yani soyu müstesna.
Zaten nikah mahsulüyüm buyuruyorlar ya. Ve fur, ve furul akıl. Akıl cihetinden de çok müstesnadır. Ve ve furul akıl. Ve kesretu'l ilmi ve'l ibadet. Bunu biz sahip dökmekle bitiremeyiz. Bu mümkün değil. Onun ilmi hususunda ilim ve ibadette ve şiddetü'l haya, çok utanmasında vesseha, cömert oluşunda ve sıdk doğruluğunda, eşeca kahramanlığında ve sabra ve şükür, sabır ve şükründe, ezuh dünyaya meyletmeyişinde Efendimiz müstesnadır. Velhasıl Gale Salli Allahu Teala aleyhi ve sellem güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim buyurmuşlardır. Allah Allah. En güzel şekilde eğitilmiştir. Yani ilmi noktada da, edep olarak da bir mektebe oldu ki müdavim Allah'ın zatına muallim. Efendimiz, Ahlakı Kuran'dı. Kuran-ı Azimüşşan'da. Neden razı olunur? Razı olunacak ameller nedir? Onu işleyendi. Gazabi İlahiyi üzerine çekecek bütün hareketlerden de uzaktı. Onlara kızardı. Onlardan razı olmazdı.
Ve terbiye hususunda ettebeni rabbi'yi feahsen'e tedibi, Rabbim beni terbiye etti ve terbiyemle ne güzel oldu buyurmuşlerdir. Bir edep mahrum bahşet ez lüt ve rab. Eğer edepten mahrumsa kişi Rabbimizin lütfundan da mahrumdur diye buyuruluyor. Ve kendileri aynaya bakarken Öyle buyurmuşlardır. Benim şu cismimi nasıl güzel yaratmışsan ahlakımı da güzelleştir buyuruyor Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz. Sonra herkese değer verirdi. Karşısındakilere bütün vücuduyla döner ve selam verir hiçbir ayrım yapmazdı. Mesela bir hayvanda, binekli diyelim böyle kullanalım, bir binek hayvanının üzerinde yanındaki yürüyenlere tahammül edemezdi. Onların da binmelerini arzu ederdi şefkati, merhameti. Ona sınır yok. Hiçbir güzelliğine sınır yok zaten. Bedevilerin saygısızlığı olurdu biliyorsunuz yakasına sarılanları.
O sarılmasıyla yakasına mübarek gömleğinin elbisesinin diyelim, boynunda kırmızı bir iz meydana getirdiğini yine de tebessümle karşılıyorlardı. İstirahatlerinde ağaca asılı olan kılıcını bir kafir almıştı bir müşrik. Demişti ki benim elimden seni kim kurtaracak? Hiç kendisini bozmadan Allah Celle Celalühü dediler. Kendileri kılıcı aldılar. Benim elimden seni kim kurtaracak dediler ve sonra da tebessümle kılıçlarını yerine bıraktılar. Namazda ağlayan bir çocuğun sesini duyarsa namazı kısa keserdi. Üstün şahsiyetini düşmanları bile itiraf etmiştir. Bizans İmparatoru Heraklius. Ebu Sufyan'a soruyor. Sizde bir peygamber geldiğini söylüyorlar. İki anlat onun halinden nasıldır deyince Ebu Sufyan o gün de daha iman etmemiştir. Doğrudur, iffetlidir, ahde vefalıdır, emanetlere riayet eder diye güzelliklerini sıralamıştır. Ona Allah ve melekleri salat eder. Ahzab Suresi elli altıncı ayeti celiler.
Sonra Cenabı Hak onun göğsünü genişletmiştir. Esselamüla elem meşrah leke sadrak ayeti celilesiyle biz senin sadrını genişletmedik mi? Ne demek o genişletme? Nur. Nur. Başka hiçbir izahı yok. Nur. İçinden işte bir uyuşmuş, kan alınmış bilmem filan. Evet, İslam tarihinde geçer. O şekilde nurdur. Nur. Başka bir şey diyemiyorum ki. Güzele güzel denir başka bir şey diyemezsiniz. Huzur ve güven duygusu verirdi. Esselamü tımme enzelne, sümme enzelallahu sekinetehu ala rasuli ve ala Resulüne Cenabı Hak huzur, gönlüne nur lüt etmiştir ve müminlere de ihsan etmiştir. Tevbe Suresi yirmi altıncı ayeti celîlede buyurulmaktadır. Hak ile gönderilmiştir ashabe. Bakara Suresi yüz on dokuzda bütün ayet-i celirler var. Hak Kuran ile gönderilmiştir. Hidayete ve dosdoğru yola gerdiricidir, hesaplar. Eğer bitmemişse.
En'am Suresi'nde yüz altmış, yüz altmış birinci Rabbim bana hidayette bulundu, ila sıratim müstakim, dosdoğru yola buyrulmaktadır. Daima koruma altındadır. Allah'ımız muhafaza ediyor ve gözetliyor Cenabı Hak her an. Eshabde, Rabbin hükmünü bekle, bu hususta sabırlı ol. Fe inneke bihayunine Habibim, sen bizim gözetimimiz altındasın. Tur suresi kırk sekizinci ayet-i celleye. Sonra yardıma mazhar esamle, seni ve müminleri yardımıyla destekleyen odur, buyuruyor. Aynı zamanda Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şerlerden de korunmuştur. Eshabu, Eshabu'l-Arabî Ya asi mükeminennes. Allah seni insanların şerlerinden koruyacaktır. Artık hatırlayalım bu Yahudilerin işte biz iman edeceğiz deyip de bir evin bölgesine oturmasını temin etmek istiyorlar. Yukarıya da büyük taş hazırlamışlar, oturur oturmaz tepesine indirecekler.
Cebrail haber veriyor ve Ebu Cehrin bir kuyu kazmak suretiyle üzerini hafifçe örtmüş, iman edeceğim, gel bana İslam'ı anlat diyor. Cebrail derhal bildiriyor. Buna benzer daha pek çok. Maide Suresi altmış yedinci Ayetcelledir o. Biz tekrar bakalım diye bu Ayetcelililerin numarasını veriyorum kardeşlerimize. Bir, belki dua almalarına vesile oluruz, sohbet ederler bu şekilde. Uzun söze ne hacet demişim, Esselam'de. İnna altı ayna kel kevser. İnna şüphesiz biz, bütün azametiyle altı ayna verdikçe sana verdik. El kevser çoğu demek o. Bu çoğunun içinde Kevser Havzından tutun, cennetin ırmaklarından, cennetteki nimetlerden, bunun yanında manevi nimetlerinden, Ulema, ümmet, ümmetinin içerisindeki alimler, kutuplar, vavisler vesairler, her türlü ikram onun içerisindedir. Zaten biz sana vereceğiz, sen de razı olacaksın buyruluyor. Cenabı Hak yolunda daim mekayım eylesin. Bu geceyi ihya edelim.
İki bayram gecesini ihya edenin gönlü ölmez diye buyruluyor. İki bayram gecesini ihya edenin. Bir de böyle, tabii üzüldük biz, üzülmez olur muyuz? Hele bu sene daha çok mahzun olduk. Teravih namazımız, işte dün kılmış olduk. İnşallah şefaatçi olarak ayrılır. Hele bu minarelerden okuyorlar. Elveda şehri Ramazan, elveda, öyle denmez. Ne elveda şehri Ramazan diyoruz. Yine gel, ey şehri Ramazan, yine gel diyeceğiz. Sonra elveda diyecek bir şey yok çok şükür. Cenabı Hak, Ramazan-ı Şerif'ten sonra onun tadını ve lezzetini Şevval'deki altı gün oruçla, eğer onu yerine getirirsek pazartesi ve perşembe, Arabi ayların on üç, on dört, on beşinci günleri, en güzel oruç Hazreti Davut'un orucu, bir gün iftar, bir gün oruç tutuyorlar. Allah'ımız o tadı içimizden alıp gitmiyor. O taatin ve o lezzetin devamını da sağlıyor.
Mesela namazı kıldık, sabah namazını, işref namazı var, kuşluk namazı var, akşamdan sonra evvabin namazı var, yatsı namazından sonra gece namazı var. Bak buna gece denir. Teheccüd bir ayrı. Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra Cenabı Hak yine o nimetin tat ve lezzetini aldırıyor. Zekat veriyoruz. Verenlerimiz büyük bir zevkin içerisinde fakir ve yoksula ulaştı diye onu Cenabı Hak sadakalarla, nelerle ne yapıyor? Yine yaşatıyor. Bunun yanında diyelim kurban kestik. Kurban taatini daha başka birçok misafirine kurban kesiyorsun. Bunun yanında nezirler var, adaklar var, dakikalar var. Cenabı Hak yaşatıyor o zevki. Hac diyelim, hac taatinden sonra umreler var. Her taatten sonra, o yani o saati işledikten sonra devamı var. Çünkü Allah'ımızın nimeti bitmez. Kalem suresinde geçiyor baş taraftaki Ayet cellelerde. Allah'ımızın nimeti bitmez. Bak, maddi nimeti bitmediği gibi inşallah bitmez.
İnşallah, inşallah yaşantımızla alakalı. Yaşantımızla biz es-Sade innallahe la yuvayiru mabi kav min hatta yuvayiru mabi enfüsim. Biz kendi nefsimizde olanı değiştirmedikçe Allah bizi değiştirmez. Yeter ki biz dikkatli olalım. Rivayet edelim. Cenabı Hak ihsan ediyor o zaman dikkatimize göre. Rivayetimize göre, bahiste bulunuyor. Rabbi Zülcelal'imiz. Bu Kalem suresinde geçer. Kalem suresinde geçer. Yani nimeti bitmiyor Cenabı Hakk'ın. Sonsuz ikramda bulunan bir mevlamız var bizim. Sonsuz ikramda bulunan bir mevlamız var bizim. Oh. Onu dost edinmenin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Onun için böyle duygulanıyor gibi oluyorsam kusura bakmayın. Allah'ımız bize büyük bir nimet vutdetmiştir habibini. Bütün peygamberler buraya yaşlı bir amcamız geliyor. Doksan yaşında şimdi. Fakat zekası on dokuz yaşındaki gibi elhamdülillah.
Okuduğu ayetlerle, hadis-i şeriflerle inanıyorum Efendimiz'le de görüşüyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem. On iki peygamberimizin Nebi-i Ekrem Efendimize, sevgili peygamberimize ümmet olmak istediklerini, amcanız dedi ki hayır, bütün peygamberler ona ümmet olmayı istiyor. Bu şeref bize yetmez mi? Şu sözü unutalım. İşte Ramazan-ı Şerif bitti, şeytanlar boşanmaz. Geçende ifade ettim. İyi bir Rabbimize sarılırsak inşallah hiçbir şey olmaz. Hiçbir kimse bulamazsak üstadımıza intisab edenler oldu. Gençlerdi bunlar tabii kötülüklerden geliyorlardı. Birisine sormuş Efendimiz tanıyorum. Biri vefat etti. Biri vefat etti. Oğlum demiş, senin hayatın pek düzgün değildi. Hep değişik insanlarla bulunuyordun. Şimdi ne yapıyorsun? Efendim eğer şöyle ihvan'ın has olanını bulamazsam, bak ne diyoruz, ihvan'ın has olanını bulamazsam evimin köşesine oturup kitap okuyorum, zikrediyorum.
Bak bizim o dediğim yerin üstünde bir kasabamız var, oradaki kardeşlerimiz geçimlerini fabrikatör değil mi deyin? Marketi yok, bilmem filan yok. Anca elinin emeği, öyle de olsa elinin emeği ama bu çalışarak bileğinin artık gücüyle ne eldilerse, çalışmaya gidecekler bir yerlere, beş tane evradlı, ezkarlı olan insanlarla giderler. Bazen duyuyoruz biz de çalışma yerlerinde ne de, Allah korusun, havuzdan çıkan sözler belirsin, inanç noktası da başka. Bunların içinde kaybolmayalım diye beşi bir araya gelirler, öyle çalışırlar. O yaz gününde, yaz gününde malum gece çok kısa çalışan bir adam, öyle yatağa niye uzanmasına gerek yok. Eve geldiler şöyle duvara yaslandığı zaman gecenin yarısına kadar uyuyup gidiyor. Bunlar çalıştığı halde gece kalkıyor, teheccüd namazını kılıyor, nasıl uykusunu alıyorsa. Kılıyor, tesbihatları var, beş yüzük tespihlerini ileri, zikirlerini yapıyorlar.
Yeter ki şurada bir aşk olsun, şu kalbimizde bir aşk, bir muhabbet olsun, bu durdurulmaz insanı. Bunu da temin etmezsek ibadet ve taatten yoruluruz. Doyamama kalbimizdeki ibadet ve saati ruhen de yapmakla alakalıdır. Bu bayramı anladık. Bayramı, mesela serbest olsaydı bile biz de sadece bayramdaki neşemiz gelen kardeşlerimizin işte bir sohbetinde bulunmak, onlardan istifade edebilmek bu olurdu. Onun dışında bizim bir zevkimiz olamaz. Dünya zevki. Ne ki dünya zevki? Kokacak olan dünyayı Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bir koyun laşesine benzetti. Allah'ımız hiç değer vermiyor, hiç değer vermiyor. Metalul gurur diye buyruluyor. Bu da kabı kaşığı, eski temizlik aletleri olarak söylüyorum, o bez parçalarının böyle çok kiriş de bir kokusudur. Onun gibi, ona, onun kadar bile değeri yok. Esad Erbili Hazretleri'mizin dediğine dönelim. Buyuruyor ki dünya muhteremdir. Niye?
Buradan biz Allah'ımızın rızasını bulacağız. O sebeple başka yok. Adamın iş yeri olur. Belki yıkık, dökük olur. Düzensiz olur. Ama ne yapıyor? Geçimini oradan temin ediyor. Nereyi çok sever? Evinden ziyade, halbuki istirahat edeceği koltuğuyla, kanepesiyle, evinin dekoruyla, nesiyle, her şeyiyle, bağıyla, bahçesiyle diyeyim, müstesna olan konak diyeyim artık. Konağındaki rahatı iş yerindeki çalışmasına bağlı. Bizim ahiretteki rahatımız, ahiretteki konaktaki istirahatımız şu dünya mezbelesinde Allah'ımıza yarım yamalak demeyeyim, nasıl söyleyeyim, yapmış olduğumuz taatler de onun rızası için, boynumuzu bükmelerde burayı bile cennet haline getirecek bize evradlı ezkar veriyor efendilerimiz. Maide suresindeki elli dördüncü Ayet celileyle. Bunun yanında Gaf suresindeki ayet-i illesiyle.
Bunun yanında, Hadid Suresindeki dördüncü Ayet celîle ile, Esselamü vehu ve makumin makuntüm ve ihlas-ı şerifle hele bir murakabe var, bunu kimse demeyim elbette. Her bilen üzerinde bir bilen vardır, Vahidiyyet diye bir murakabe. Bunu Esad Erbili Hazretleri'nin Mektubat'ında görürsünüz. Bunu izah edemezler. Bu yaşanan bir haldir. Bak cenneti burada bile yaşatıyorlar. Sağlam tutalım, sıkı tutalım Allah'ın izniyle. Efendimize bazen müracaatta bulunuyor Ashab-ı Güzide'nden bir kısmı. Ya Resulallah bize ahirette yardımcı olun deyince secdeler yapın. Secdelerle bana yardımcı olun. Fatıma annemize de söylüyorlar Radıyallahu Anh'a, secdelerle bana yardımcı olaya Fatıma diye. Biz burada ibadet ve taatimize azami gayret gösteririz. O zaman Cenabı Hak ihsanını, ikramını yapıyor çünkü hiçbir şey bedelsiz değil.
Şuradan daha iyi anlarız, esselamim, mifkale zerratin hayran yara, mifkale zerratin şerran yara, zerre kadar da olsa. Bizi devamlı ileriye doğru hedefi çok ileride gösterdiler mesela ve entümü alaev inküntü mümin, müminler olarak adisiniz, üstünsünüz diye buyuruyor. Efendilerimiz de öyle. Mesela bir nefy-i ispatında tarif ederken sadra yazılan o kelime-i tevhid aman ha buna iyi dikkat edin, imanın durulduğu nefis diyor, ders diyorlardı. İmanın durulduğu, yani imanda imanda sebat, imanda sadakat, imanda hakikate ulaşmaktır hiç şüphesiz. Şunu söyleyeceğim, buna da dikkat edelim, bizim İlmihal kitaplarında şöyle bir sıralama var. Bedeni ibadetler. Mesela Allah diyoruz, dil hareket ediyor bak bedeni. Namaz kılıyor bedeni. Bir de mali olanlar, işte zekat gibi, sadaka gibi vesaire. Bir de hem mali hem bedeni saatler var, hactır.
Burada İlmihal kitaplarında, buna biz dikkat vereceğiz, inşallah bu elinize geçecek zaten. Bu da nedir? Kalbi, taatlerin kalbi yönü. İbadet ve taate aşktır, muhabbettir. Dinimizin hakimiyeti için çabadır, gayrettir ve bu uğurda malın, mülkün, emeğin, çabanın gözümüze hiç görünmemesi bununla olur. Kalbi taatlerle olur. E, bir misal ver derseniz neden verelim ki misal? Şimdi biz oruç taati Ramazan-ı Şerif bitirdik. Diyelim Lafzai celal, Allah diyoruz. Allah derken Celle Celalühü bu bedeni bir taattir. Bak dilin hareketi. Kalbin hareketiyle Vesair. İnşallah bu ezanlar okunuyor, salalar, ondan sonra hitaplarda bulunuyor. Bunların her zaman olması lazım. Yani her zaman minarelerde söylensin demiyoruz da bizde bu çok canlı olarak gönlümüzde bulunması gerekir. Kalbimize tesir etmesi gerekir. İnşallah. Velhamdülillahi Rabbil alemin. El Fatiha.