Peygamber Efendimizin Miraç Hikmetleri ve Namazın Sırları
Peygamber Efendimizin Miraç Hikmetleri ve Namazın Sırları kaydında Allah'ımızın emirlerini bütünüyle meşgul. Böyle bir sıkıntıdan sonra essamne innema al usu yüsra her zorluktan sonra bir kolaylık var buyruluyor. Cenabı hak habibinin mübarek gönlünü hoşnut kılmak için biz böyle diyoruz ama onun mübarek gönlü o kanlar içerisindeyken bile mübarek kademe saadetleri huzur içerisindedir o. Din uğruna, İslam…
Peygamber Efendimizin Miraç Hikmetleri ve Namazın Sırları ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Miraç Hikmetleri ve Namazın Sırları kaydında Allah'ımızın emirlerini bütünüyle meşgul. Böyle bir sıkıntıdan sonra essamne innema al usu yüsra her zorluktan sonra bir kolaylık var buyruluyor. Cenabı hak habibinin mübarek gönlünü hoşnut kılmak için biz böyle diyoruz ama onun mübarek gönlü o kanlar içerisindeyken bile mübarek kademe saadetleri huzur içerisindedir o. Din uğruna, İslam…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Allah'ımızın emirlerini bütünüyle meşgul. Böyle bir sıkıntıdan sonra essamne innema al usu yüsra her zorluktan sonra bir kolaylık var buyruluyor. Cenabı hak habibinin mübarek gönlünü hoşnut kılmak için biz böyle diyoruz ama onun mübarek gönlü o kanlar içerisindeyken bile mübarek kademe saadetleri huzur içerisindedir o. Din uğruna, İslam uğruna, Kuran uğruna. Habibini Miraç hadisesi ile bezmi hasa davet etmiştir. Burada miracın birçok hikmetleri anlatılır. Üstadımızdan, görüşmeden, konuşmadan, onların sözlerinden nakletmeden, geçmeyeceğim. Kendileri bize şöyle anlatırlardı yer ile sema bir gün konuşurlar. Sema der ki melekler bende, arş bende, kürs bende, levhu kalem bende. Ey yer, sende ne var deyince yer mahzun oldu.
Cenabı hak onun mahzuniyetine karşılık söyle ey Yer alemin yaratılmasına vesile olan Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem bende doğacak, bende büyüyecek, bende Allah'ın dinine hakim kılmak için Celle Celalü çalışacak ve ben onu bağrıma alacağım. Ehli tahkike göre aleyhissalatü vesselam efendimizi saran toprağın Kabe'den, Arş'tan, Kürsten Levh-u Kalemden bile üstün olduğu ifade edilir. Nabi der ya, metaf-ı kutsiyandır diyedir. Yani nebilerin bile tavaf ettiği bir yerdir Resulullah'ın huzuru diye beyan eder. O zaman sema dedi Ya Rabbi Habibinin ne olur, habibinin ne olur davet et de şu üzerimize bir bassın.
Biliyorsunuz Musa Tur Dağı'nda Cenabı Hak ile mükaleme giderken Esselamü Ey Musa aleyhisselam sen mukaddestuva vadisindesin ayakkabılarını çıkar ama efendimiz aleyhissalatu vesselam Miraç hadisesiyle mübarek Nadini şerifini çıkarmak isteyince çıkarmaya Muhammed Sallallahü Teala senin nalinin tozlarıyla semavat şereflenmek istiyor. Böyle bir peygamberi Cenabı hak bize lütfetmiş, ihsan etmiş, ikram etmiş. On iki peygamber diyordum kıymetli bir amcamız doksan yaşın üzerinde gerçekten ilim ehli bir zat dedi bütün peygamberler ona ümmet olmayı istediler. Bu şeref bize yetmez mi? Onun sünnet seniyyesine elimizden geldiği kadar riayet ederiz. Miraç hadisesi aynı zamanda bir imanda sınavdır. Gaybe imandır. Öyle bir hadise ki akillar almıyor.
Diyorlar Akillarına vurdukları zaman Kabe'yi Muazzama ile Mekke ile Kutsi Şerif arası bir aylık yol, bir de dönüş iki ay, semavat ve onların katları nasıl oldu da çok kısa bir zamanda leyle'nin ifadesi zaten çok kısa bir zaman demek Miraç hadisesi gerçekleşti birbirlerine alay ederek Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'i olacak bir işimi diye çılgına döndüler. Sıddık Azam'a da geldiler ama öyle bir sert. Hayır diyemem. Çünkü Allah'ın sevgilisi Cenabı hakk'ın Sıddık benden razı mıdır diye buyurduğu ikinin ikincisi olan Bizim sadatı kiram içerisinde en başta sultanımız, efendimiz, sancaktarımız, Sıddık-ı Azam radiyallahu anh dedi ki bunu söyleyen Rasulullah mı? Sallallahü Teala Aleyhisselam. Değil bu daha fazlasına da inanırım.
İşte bunun için Sıddık'ın imanı radiyallahu anh terazinin bir kefesine, sabahı haşre kadar gelecek insanların imanı da diğer bir kefesine koysa Sıddık'ın imanı radiyallahu anh ağır basar diye buyuruyor. Hakkında sureler inmiştir. Ayet-i celileler inmiştir. Sahabiliği Kuran'ı Azimüşşan'la sabittir. Ona gelince bakın ne diyor. İşte onun için Miraç hadisesi bir sınavdır. İman da bir sınavdır. Aynı zamanda gaybe imandır. Cenabı hak, İbrahim Aleyhisselam'a semavat ve arzın esrarını gösteriyor. Tam inansın diye. O tam görecek, bilecek ki insanlara anlatırken efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Ben sizi insanlara basiretle davet ediyorum. Bizzat görerek, bizzat görerek hakkal yakin olarak davet ediyorum. Onun vekaletinde olan kimselerin de çırpınışı bundan ileri gelmiyor mu? Bizzat gördükleri için. Esrarına irdikleri için çırpınıyorlardı. Ne olur yapmayın.
Hakkın yoluna, gelin onun davetine icabet edin, diyorlardı. Gerçekten imanda bir sınavdır. Fahrettin Razi Rahmetullah Ali hazretleri cenneti müşahede etmiştir ve cehennemi de görmüştür. Hatta aleyhissalatu vesselam vermiş Cebrail aleyhisselama Ya Cibril tamam artık, Malik'e söyle ateşi götürsün demiştir. Tahammül edilecek gibi değil. Efendimiz bunları görüyor çünkü ümmetine anlatacak, insanlığa beyan edecek. Peygamberleri ve melekleri müşahede etmiştir. Sonra arşı ve kürsü görmüştür. Miraç hadisesi Peygamberliğin değil kulluğunun semeresidir. Okuyacağımız ayeti celilede Esselamü'l Kulu Muhammedi diye buyuruluyor. Kulu Muhammedi diye buyuruluyor. En sıkıntılı anda Cenabı Hak ona, habibine, cemalini müşahede ettiriyor. Birçok esrarı gösteriyor. Gaybe imanı bizzat görmüştür. Risaleti aleyhissalatü vesselam Efendimiz halktan Hakk'a, haktan da halkadır.
Şimdi mürşid-i kamil dediğimiz zaman bir kere Cenabı Hak'ka vuslatın, ona kavuşmanın yollarını bizzat görüyorlar. Onu gördükleri için bizim gibi acizleri davette, bizim gibi acizleri davette yol gösteriyorlar. Mesela bu yolun başı sonunda, sonu da başında ilk anlarda acayip sırlar görünce kendisinden geçme ve kendisini belli bir yere ve makama koyma durumu olduğu zaman derhal mani oluyor. Diyor ki böyle bir hale iliştiğinizi zannedersiniz ama emmaredesiniz, dikkat edin diye. Çünkü bir hal ve bir de makam vardır. O makam halinde değildir. Bir surettir. Bize her hususta yol gösterirler. Aman ha kulluğumuzu bilelim. Ne derler? Mesela aleyhissalatü vesselam efendimiz göz açıp yumuncaya kadar ondan da daha az bir zamanda olsa beni nefsime terk etme Ya Rabbi demiştir. Rasulullah böyle dedikten sonra sallallahu teala ve sellem bizim ne dememiz gerekir?
Mesela Eşrefzade Rumi bir defasında nur şeklinde bir görüntü hasıl olur. O nurun içerisinden bir ses gelir. Ey kulum artık senin ibadet etmene gerek yok, kabul olundun. Derhal elini şiddetli bir şekilde o nura doğru atar. Ey melun, Resulullah bile ibadet ve taatten uzak olmadığı halde ben mi olacağım der. Evet bu yolu bildiği için hakka eriştiği için bunları söylemiştir. Elbette bu sebeple kibrit-i ahmer tabirini, yani kırmızı kibrit demek bulunması çok zor olduğu için mürşid-i kamilin gerçekten zor olduğu bulunmasının ifade edilir. Es-lamle. Üstazi Ali'mizin, Samir Ramazan oğlu Kuddesallahu sırra kutbul aktabımızın beyanına bir şey ilave etmekten çekindiğim için konuşamıyorum. Ama şunu demek isterim hadisenin büyüklüğünden dolayı çünkü aleyhissalatü vesselam efendimizin üç defa mübarek sadrı şerifi yarılmıştır. Sebebi nedir?
Çünkü çok büyük bir hadiselerle karşılaşacak kalbi saadeti gördüğünde, gördüğünde temkin halinde olsun diye sarsılmıyor. Mesela Musa aleyhisselam Cenabı hakk'ın tecellisinde ne yapmıştır? Dağ paramparça olmuş ve Musa ve saika Musa bağırmaya başlamıştır. Tahammül edememiştir. Ama Efendimiz Cenabı Hakk'ı müşahede içinde hiç kendinden geçmemiştir. Hazırlanıyor. Efendimiz her haliyle Miraç hadisesinin her bir cümlesinde, her bir nokta ve virgülünde onun kemalatı görünür, onun üstünlüğü görünür, bize büyük bir derstir, böyle bir Peygamberimiz var Sallallahü Teala Aleyhisselam. O bize üsvetun hasene en güzel örnektir. Şimdi Miraç hadisesini anlattığımız zaman sadece bunu fakr-i kainat Sallallahü Teala Aleyhisselam yaşamıştır demeyeceğiz. Bundan ders alacağız.
Bizim de nefsimizin neden daha emmarede, daha hala başka düşünceler içerisinde, süfli arzu ve isteklerde kalmak suretiyle esfel-i safiliğindeyiz de Ala ye illiyyine neden çıkamıyoruz? Bunu düşüneceğiz. Bunu tefekkür edeceğiz. Öyle Miraç hadisesi bir hikaye değildir. Bize bir derstir, öğüttür. Çünkü Cenabı Hak bize habibini Sallallahü teala aleyhi ve sellem Onda size en güzel örnek, o size en güzel misaldir her tavrı, O nübüvvet ölçüsü içerisinde, risalet ölçüsü içerisinde. Bizde bir kul olarak, bir beşeriyet, bir velinin hali olarak, bir velinin hali olarak beşer olarak bizim de erişmemiz gereken yapmamız icabıden alacağımız birçok dersler vardır. Mesela nefsimizde miraca erişmek, mutmainne, mutmainne sıfatı ne demek? Essalbe Bizzat Cenabı Hak hitap ediyor. Kekelami Musa ' dır tefsirlerde. Sanki Musa ' la konuşur gibi Cenabı hakk'ın hitabına erişmektir. O zaman iman durulur.
O zaman kemale erilir. Mesela büyüklerimizden bir zat Sufyan-ı Sevri hazretleri genç olmasına rağmen beli bükülmüş vaziyette. Diyorlar efendim arkadaşlarınız, dimdik ayakta. Sizin niye belileriniz büküldü? Benim bir hocam vardı. Son nefesinde kelime-i tevhidi getiremedi. Bu Sufyanın beli nasıl bükülmesin, demiştir. Bakın iman en büyük bir nimettir. Bunu İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretleri imanın tehlikesini üç şekilde haber verir. Bir rivayette on üçtür. Üç kişinin imanı tehlikede diye. Yani bu bize riayet etmemiz gereken suret-i imandan tasdike geçmemizin, ona geçme miracını yapmanın derdi içerisinde olacağız. Evrad-ı Ezkar'ımı söyle, yüzünden okumakla olmaz, candan, canı gönülden okuyacağız. Allah'ımıza öyle yalvaracağız ki Rabbi Zülcelal'imiz melekleri şahit tutarak ey meleklerim kan dökecek, fesat çıkaracak kimseler mi yarattın diyordun. Biz seni tesbih ve takdis ediyorduk.
İşte bakın kullarım şimdi seccadesinin üzerinde bütün ibadet ve taatlerini yapmakla birlikte bir mürşid-i kamilden almış olduğu evrad ve ezkarı seccadesinin üzerinde bütün günahlarını gözünün önüne alarak nasıl ağlıyor, nasıl sızlıyor, ben böyle bir Rabbi zülcelal'imize karşı nasıl hata ettim diye çırpınıyor, dedirtebilmeliyiz. Tevhîdimizde biz tevhid-i şuhu diye ermeliyiz. Salatu selam da efendimizi bulmalıyız. Sallallahü Teala Aleyhisselam bu derde düşelim. Şimdi malum düştüğümüz dertler bu boşuna değildir. Bunda alacağımız önlemler vardır. Tedbire dikkat edeceğiz. Rivayet edeceğiz. Tedbir bile dinimizin bir emri, bir kuralıdır ama bizim yapacağımız Miraç efendimiz aleyhissalatü vesselamın bu hadisesiyle nefsimizin mertebelerini geçmek ne demek, Bizim yarın huzur-i ilahideki durumumuz dünyadaki yaşamımıza göre.
Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varırsınız. Şimdi halimiz, kendimizi ölçelim tartalım. Az bir nefsimize dokunan bir hal olsa yillarca unutamıyoruz. Büyüklerden, Allah'ın veli kullarından birisi şöyledir, bir halinden şikayet eder kimselerden, işte başıma şöyle bir hal geldi, şunlar bana böyle eza itti, şöyle ittiler deyince bakar ki kendi nefsini düşünmüyor, nasıl kurtulacağız, huzur-u ilahide nasıl cevap vereceğiz diye, bir başkasından şikayette bulunuyor diye evladım der, biraz evvel yemek yedik. Kaç tabak yedin? Belki tabağı da sayamaz. Bak onları hazmettin de yirmi yıl, otuz yıl geçmiş. Daha hala diyorsun bana şöyle etti, bana böyle etti diye. Neden bunu sen yutamıyorsun? Lokman aleyhisselamın dört bin nebiyi tetkik ettim, sekiz Yahudi seçtim. Onlardan birisi nedir? Üstadımızı unutmayalım, üstadlarımızı onlar yaşıyor. Hani yaşıyordu?
Onun yaşadığı belli de. Biz diyoruz ki onlar ölmedi, asıl biz öldük. Nasıl yaşıyor dersek, Hep diğer ayet cellelere gidiyor okuduğum zaman. Onlara ölü demeyiniz, onlar diridirler ama siz akıl irdiremezsiniz diye buyruluyor. Şimdi onların yaşaması, anlattığım yaşamalarından bir örnek olarak sunuyorum. O da nedir? Eserleri, Sami Efendi Hazretleriimizin eserleri, onun için diyoruz ya adap Risalesinden en az bir sahife olsun ama dikkatli, öyle acele acele okuyup geçmek değil, kendimizi veznederek, ürkerek ve musahabelerden de, diğer güzel hayırlı eserlerden de, biz zaten beş yüzün üzerinde eseri siz yedi ulyada göreceksiniz, o sahifemizle müşahede edeceksiniz. Kardeşlerimizi biz her yönden başta nefsimizi ve kardeşlerimizi gözetmek vazifemiz olmalı. Biz de Rabbimizin emrini gözeteceğiz. Ya Abdullah, Sen Allah'ın emrini gözet ki Allah seni gözetsin. Kendimizi ne yapacağız?
Nefsimizin mutmainne haline gelmesi için bu miraca, nefsin mertebelerinin geçilmesi miracına dikkat edeceğiz. Dedem Şeyh Mustafa Efendi hazretleri ne güzel söylemiş Rağdı yeten merdiyye'yi ifade ederken kul Allah'tan, Allah da kulundan razıdırlar Celle Celalühu, bu kutbiyet makamıdır diye. Yani bu hayırlı insanların, ebrar sınıfının, müttakilerin, mukarrep kulların halleridir diye beyan ediyor. Bunu düşüneceğiz. Şu hadiseyi hiç unutmam. Büyüklerin yanında bulunan bir kimseydi. Onlar Ladikli Ahmed Efendi Hazretlerinin hizmetinde bulunan kişilerden. Bize dedi ki büyüklerimiz dedi bakın, nefsani halden hiç konuşmazlar, hep ruhani halden konuşurlar. Ahmet bin Hanbel hazretleri Bişr-i Hafiye ne diyor? Ah bir Niyanillah, ah bir Niyanillah. Bana Allah'tan haber ver ya Habibişr diyor. Bana Allah'tan haber ver. Biz şimdi neden haber veriyoruz? Şu virüsten haber veriyoruz.
Evet birbirimize duyuracağız ama hep buna odaklandık. Kalbimizde ki kötü ahlak virüsünden hiç konuştuk mu? Bir araya geldiğimizde yahut gözlerimiz kurudu. Kalplerimizde böyle Kuran-ı Azimüşşan okunduğu zaman bir ürperme yok. Allah'ımızı zikrettiğimiz zaman kalbimizde bir çarpıntı yok. Hala daha simsiyahtır diye hiç bunu konuştuk. İmanımız neden tahkike ulaşmadı diye bir araya gelip konuşuyor muyuz? İbadetle taatlerimizdeki o keselen, tembellik hallerimiz bir mümin nasıl olur da geceyi ihya etmez bu nasıl? Sevgili kardeşlerim bizi mazur görün, üzülmemek elde değil. Tabii ki her tarafı yakan yıkan bir virüs. Ta ciğerlere işlemek suretiyle hayatı bitiriyor ve son anı çırpıntılarla geçiyor, Çatlamaya geliyor. Bunu gördüğüm zaman hemen hatırıma, İşte bu mikrobu. Görüyorsunuz sizin gibi bizde müşahede ediyoruz, ciğerleri parçalıyor. Ciğerleri etkilediği zaman hayat diye bir şey kalmıyor zaten.
''Essanü'' '' Tefsiri uzun sürer, yani mahal değil tefsirin diyorum, çok uzun sürer. İşte Ayet celle de Rabbimiz gösteriyor. Yani bu mikrobun açmış olduğu yaraları anlatınca derhal bu Sure-i Celile-i cemile hatırıma geldi. Ya Rabbi Zülcelal'imizin vermiş olduğu bu dert, bu sıkıntı Kuran-ı Azimüşşan'da geçiyor. Mevlamız bildiriyor bize. Tabi derin düşüneceğiz. Ayeti celleyi yanlış okudum diye çekiniyorum. Rabbimizin, çünkü ayat-ı ilahiyyesidir ashabine, Bak bunu konuşuyoruz. Herkesin dilinde bu. Yaşantımıza göre oluyor bütün hadiselerin gelişmesi. Hiç diyorum biz ahlaki noktalarımızdan da konuşuyor muyuz? Amel defterimiz ölünce kapanacak ama üç kimsenin müstesna. Bir de yavrularımız, acaba yavrularımız nerde geziyor, ne yapıyor, baş gelemiyoruz. Eğer çalışıyor, gayret gösteriyor, onların kurtuluşu için de, bakın Miraç bize bunu anlatıyor aslında.
Son çare olarak ellerimizi kaldırıp ama canı gönülden öyle gelişi güzel değil. Ya Rab yavrularımızı ıslahiyle Allah'ım Gönüllerinize, gönüllerine inayeti ilahiye ve hidayet ihsaniyle diyor muyuz? Bir der de bir çabaya düşüyor muyuz? Bak hepimizin bu der, hepimizde bu dert var çırpınıyoruz. Ne olacak diye, etrafımız ne olacak diye. Bana değmeyen yılan bin yaşarsın bu ne demek? Bu değil. İşte ben üzerime hiçbir şey kondurmam, herkesle güzel geçinirim. Ne oldu? Evet Allah için sevginin yanında Yusuf, İslam bir ara Türkiye'ye gelmişti de ben dedi Türkiye'nin fotoğrafını tamamen çektim. Bir Allah için sevgi bunu konuşuyorlar ama Allah için boğuzdan konuştuklarını pek görmedim dedi. İkincisi cihadın hep böyle kolay olan tarafını seçmişler. Mesela kalben buğzu diyorlar ama ama fiili olarak cihattan söz etmiyorlar.
Üçüncüsü emri bil maruf, güzel söylüyorlar ama nehyi anil münker kötülüklerden kaçındırmak için bir araya gelip de bunu nasıl kaldırırız, bu kötülüğü biz demiyorlar. Bak geçmiş ümmetlerin başına gelen sıkıntılar aynısı devam ediyor. Yani bunlar hususunda düşünerek biz gönül miracını yapalım. İtikatta taklidi imandan tahkike geçecek bir miraç, ibadette adet kabilinden olandan geçip gafletle taat yapmaktan, ihlasla, ihsanla, takva ile taat yapmanın miracını yapmaya gayret edelim. Ahlak-ı seyyieden güzel ahlaka geçmenin miracını yapmak vazifemiz olmalı. Bize bu Miraç hadisesi bunu ifade edecek. Böyle ders alacağız biz. Cemi nekaistan tenzih ederim uzatı ecelli ala yıkık isek. Burada sadece sübhanelledi diyorum. Büyük bir hadise ile karşılaşacağı için Allah'ın resulünün sallallahu aleyhi ve sellem mübarek kalbi saadeti yarılıyor.
Benüs saat yurdunda ne oldu kardeşim Muhammed'in diyor Şeyma validemiz bir kimse geldi göğsünü yardı deyince Halime annemiz böyle yerinden ok gibi sıçrıyor. Muhammed'e bir şey mi oldu diye bakmış efendimizin mübarek rengi saadeti atmış. Mübarek kalpleri yarıldı. Miraç hadisesinde hüne, risalet de hüne sallallahu aleyhi ve sellem çünkü büyük bir hadise ile burada Sübhaneelledi denmesi Cenabı hakk'ın bütün noksan sıfatlarının tenzih etmesi büyük bir hadiselere işaret ediyor. Efendimizi öyle bir davet var ki öyle bir davet var ki kaviller var. Yani hatimde yatıyor bir de Ümmü Hani'nin evinde deniyor. Şimdi davete geliniyor. Rabbimiz habibi mi hiçbir ürkme, hiçbir sarsma, böyle bir şey olmadan onu davet edin. Çünkü Nebi Ekrem efendimiz uykuda. Şimdi dokunulduğu zaman belki sıçrayacak diye Cenabı hak Cebrail Aleyhisselam'a aman Habibimi davette nezaketle hareket et diyor.
Biz incitirsek ne olur? İncitiyor muyuz? Sünneti seniyyesine riayet etmemek ne demek? İki cihan güneşinin sünneti seniyyesine namazları farzından kılıp çıkmanın anlamını tesbihatı yapmamak ne demek? Al işte görüyorsunuz. Şimdi camide cemaatte namaz bile kılınamıyor. Müezzinimizin birisi çıkınca ezan okumak için ağlayarak ezan okuyor. Camide bir cemaat çok. Bakın bu hadise başımıza geldi şu anda. Bu bize ders olmalı. Habibine sallallahu teala aleyhiyortmemek bizde incitmek istemiyorsak onun sünnet seniyyesine son derece dikkat edeceğiz. O bizim için Bizim kurtulmamız için çok hırslı gayret gösteriyor. Habibim sen kendini öldürecek misin buyuruyor Cenabı hak. Kuran'ı sana zahmet çekesin diye indirmedik Habibim. Kendini yorma. Sen ancak tebliğcisin zorlayıcı değil. Ebu Cehlin kapısını otuz dokuz defa çıkıyor. Bilmiyor mu onun inkarcı olduğunu, şu aşkına bak, şu muhabbetine bakalım.
O panayırlarda dolaşıyor sallallahu teala Hazreti Abbas radıyallahu anh bir defasında ne yapıyorsun ya Muhammed dedi sallallahu aleyhi ve sellem neredeyse İslam'ın hakimiyeti için cihad ediyor. Mübarek atını atını böyle düşman saflarına doğru sürüyor. Ne yapıyorsun ya Muhammed diyor. Düşman saflarına giriyorsun. Biz hiç mümin kardeşlerimizin ev saflarına girip de Allah'ımızın emrini, başta nefsim için söylüyorum, Allah'ımızın emrini bildirmede bu gayret, bu çabayı gösterdik. Eşimizde, dostumuzda, akrabamızda, arkadaşlarımızda biz azim atına binip kardeşlerim artık uyanalım diyerek tebliğimizi Nahl suresinde, mücadeleyi en güzel şekilde yaparak ürkütmeden, korkutmadan, yani bir ne diyeyim bir teşrifatçı mı diyeyim yani en güzel bir şekilde onlara sunup Allah'ın yoluna davet için azim atına binip de o yerlere girdik. Çok mühim çok önemli.
Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem burada Esra denince yürüttü diye buyuruyor. Allah'ımızın lütuf ve keremi olarak. Bak büyük dersler var bize. Bak yürüttü. Biz Rabbimize öyle bir yakınlık temin edeceğiz ki Rabbimiz bize yardımını indirecek. Nasıl indirecek? Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, ibadetinizde, taatinizde, Mevla'ya olan aşkınızla, sevginizle, Habibi'nin yolundan zerre kadar ayrılmamak suretiyle sadatı kiramın tavsiyelerine uyarak siz dikkat edin ki o zaman size yardım gelsin. Hiçbir şey bedava gelmez. Her şey bir bedel karşılığıdır. Gayret gösterirsek bak bu adap Risalesi okuyorsunuz ya çok güzel. Orada ne geçecek mesela büyüklerimizin ciğerlerinin Allah diye kavrulduğu, derilerinin soyulduğu hatta bellerini kırarcasına eza ve cefa görmeden velayete eremediklerini öyle kolayına gelmemişler, ne sıkıntılar görmüşler ama onlar bal lokması olmuştur onlara.
Çünkü Rabbimizin yolunda Şah-ı Nakşibend hazretlerinin Kaddafi Allah'ın sırra bir sözü var. Senin yolunda diyor neden asa çekmeyeyim ya rab diyor. Yani hiçbir şey olmayacak. Hiçbir sıkıntı olmayacak. Böylece hayatımızı devam ettireceğiz. E dünya zaten aşağıların aşağısı demek. Aleyhissalatü vesselam efendimiz Atmetüz Zehra radiyallahu anh annemiz geldi. Dedi ki ya Resulallah böyle sular çeke çeke ellerim nerdeyse parçalanır hale geldi. O değirmen taşını çevire çevire ellerim parçalanır gibi oldu. Suları çekerken onların ipleri omuzunda yara açtı. Ne olur bana bir yardımcı ver deyince kızım veririm ama hakkını ödeyebilir misin diyordu. Allah'ın Resulü'nün Miracına bakalım sallallahu teala aleyhi ve sellem. Bize yol gösteriyor hakikati görmemizde nasıl bir miraç nasıl bir yolculuğa çıktığımızı ve bu yolculuktaki engelleri ve nasıl aşacağımızı haber veriyor bize.
Aleyhissalatü vesselam Efendimiz biliyorsunuz onun hayatını okudu böyle bir kronolojisi hayatını El Nebi-i Ekrem Efendimiz daha doğmadan başlıyor sıkıntısı. Babasını kaybetmiş. Altı yaşında anasını kaybetmiş. Çekmediği ezacak kaybol. Rabiatül Adebiye annemiz oruç tutuyor oruç tutuyor tam iftar açacağı zaman kapıya bir fakir geliyor. Ekmeğini veriyor. Su ile iftar ediyor. İkinci gün işte bir miskindi, fakirdi, yoksuldu, yetimdi geliyor. Ona da veriyor. Artık tahammülü kalmamış. Şu testiden bir su olsun içeyim derken artık açlığın şiddetinden dolayı testi de devriliyor. Lambayı yakacak o günde gaz lambası bile yok. Belki mumdur. Belki neyse bilemiyoruz. O günkü şartlar dahilinde onu da yakamayınca gönlü öyle nazikleşiyor. Cenabı hak da naz makamında olan Rabiyyetü'l Adeviyye annemiz, Rahmetullahani'ye, Ya Rab sevdiklerine hep böyle mi yaparsın? Evet ya Rabia.
Sevdiklerimize hep böyle yaparız. Allah'ın resulü biraz önce dediğim gibi ya Aişe peygamberler içerisinde en çok eza çekeni benim diye buyuruyor. Böyle bir peygamber bu Miraç hadisesi zuhur etti ama neler çekti o Allah'ın Rasulü sallallahu teala Bir defasında Sami efendimiz hazretlerinin Kaddafi sallallahu aleyhi ve sellem zevce-i muhteremeleri Mekke'den Medine'ye gelirken sırtını koltuğa dayamaz. Dediler ki anne bak yaşlısın ne olur sırtını şöyle bir yaslasan, evladım Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Mekke'den Medine'ye hicret ederken ne sıkıntılar çekti. Ali Keremullah veche efendimiz ayakları parçalandı. Şimdiki gibi ayakkabılar mı var? Ayakkabılarımızı saymakla bitiremeyiz. Böyle ezalar çektiler. Cefayı çekmeyen arif Safa'nın kadrini bilmez. Cemi ne kaisten tenzih ederim o zatı eceliu ala iki.
O zat Tebareke ve teala kendi Abdi Ahası olan Habibini geceleyin Mescidi Haram'dan Mescidi Aksa'ya gönderdi ki biz o Mescidi Aksa'nın etrafında bağlar, bahçeler ve her türlü meyve ve nimetleri halk etmekle mübarek kıldık ve biz Abdi akasımızı kudretimize delalet eden bazı ayetlerimizi göstermek için Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya gece götürdük. Rabbinin hitaplarını içten gösterdiklerini en güzel görendir. Şimdi bunları hiçbir anlatmadan geçtiğimi biliyorum. Hiç yalnız vakit sınırlı olduğu için fazla ileri gidemiyoruz. Mevahibi ledüniye'de bazı hususlar var. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz mirasın rücu ile Beyt-i Makdis'ten Mekke'ye gelirken biliyorsunuz Cebrail gönderiliyor. Habibimi incitmeden deyince mübarek ayağına uyku halinde. Dokunmuyor. Şöyle sadece yüzünü yaklaştırıyor. Ben diyor o anda anladım.
Cenabı hakk'ın beni Kafurdan halk etmesinin sırrını o gün gördüm. O Kafurdan yaratılışın esrarı olarak bir diyor şöyle serinlik Resulullah'ın mübarek hademi saadetine dokununca dokunma değil de isabet edince o zaman diyor mübarek gözlerini açtı. Tabii Burak'a binecekler. Binlerce Burak hazırlanmış. İçinden diyor Resulullah'ın muhabbeti bulunan bir Burak'ı seçmek istedim. Baktım ki biri var gözünden çirkin gibi yaşlar akıyor ve zıp zayıf bir halde ona geldim sordum. Neden sen böyle diğerleri gibi değilsin de gözünden iplik gibi yaşlar akıyor. Ve vücudum zayıf. Duydum ki ya Cibril Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Miraç hadisesiyle Burak'a binecek. Acaba bana nasip olacak mı diyor. Biz de hiç ağlıyor muyuz Resulullah'ı görebilir miyiz diye bizim de gözümüzden yaş çıkıyor mu?
Ahmed Er Rıfai Hazretleri Efendimiz aleyhissalatu vesselamı görmediği zaman görmediği zaman tecdidi iman ve tecdidi nikah yaptı. Ebul Abbasül Mürsi her gün Resulullah'ı görmezsem her yıl Arafat'ta ispatı vücut etmezsem kendimi müminlerden saymam demiştir. Kıyas edecek halimiz de mi kalmadı ne oldu. İnşallah aşkımız artar muhabbetimiz artar. Allah Burak'a biniyor tabii. Burada üstadımızın bir söylediği sözü nakletmek isterim ama nasıl olur bilmem. Tam Burak'a bineceği zaman bunu mürşidimiz çok güzel beyan buyuruyorlardı. Mübarek ayaklarını atacağı zaman biraz zorlanıyorlar. Bakıyorlar bir genç. Omuzunu uzatmış. Derhal mübarek ellerini koyuyor. Kimsin? Sizin Nesli Pakinizden gelecek olan Abdülkadir'im ya Resulallah. Senin de omuzuna basmadığın veli olmasın buyuruyor. Bir gün Abdülkadir Geylani efendimiz Ey Şart ve Karb velileri gelin diyor. Muhammed Bahaüddin Hazretleri ağzı yukarı yakmış.
Bas ayaklarınla gözlerime diyor. Bir Abdülaziz diye sanla şeyhinden biri omuzunu vermemiş. Ondan sonra olduğu gibi Kuran-ı Kerim olduğu gibi Esrarı ilahi soyulmuş bir kafir kızına aşık olmuş ona erişmek için her gün bir hınzırı kesiyor derisini yüzüyor. Kırk ayaklık merdivenden çıkıyor. Bakın şuna bir veliye karşı çıkmanın cezası nedir? Hani çıktık da bir şey olmuyor. Cenabı Hak ihmal eder de ihmal etmez. Mühlet tanır da Allah korusun Allah korusun ihmal etmez. Cenabı Hak cümlemizi böyle bir yanlışlığa düşmekten muhafaza buyursun. Sonra Burak'la malum Kudsi Şerife geliyor. Bütün enbiya inmiş. Bütün enbiya inmiş. Resulullah'a göreceğiz diye. Bu bizim peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Her nimet bir külfet karşılığıdır. Böyle bir nimete ermişken onun davasına sımsıkı yapışmayıp da ne yapacağız? Yetmez mi artık ye iç ye iç gez.
Evet gezelim içelim amma Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın bize göstermiş olduğu hedefleri de gezelim. Yiyelim içelim ama onun bize yiyin diye buyurduğu ruhani gıdaları düşünelim. İbrahim bin Ethem Hazretleri Huddise Allahüsa Dünyadan insanlar hiçbir şey yemeden çıkıp gidiyor. Yemez olur mu sultanım? Marifetullah Allah'ı tanıma nimetine geremiyorlar diyor. Bunları düşünün. Bütün enbiyayı zan onlara imam oluyor. Ondan sonra biliyorsunuz Miraç. Onunla sema katlarına oradan da refref tarif edilmez. Bunların hiçbirisi aslında tarif edilmez. Yani refref şuydu Burak şuydu işte merkepten biraz yüksekçe katırden biraz daha engindi. Gözünün ulaştığı yere eriveriyordu. Hadliyen böyle bir hayvan gibi düşünülürse çok büyük hata verir. Cennette Cenabı Hak hayırlı kullarına ihsan edecek ve uzun sürecek.
Efendimiz Aleyhisselam'ın yolculuğu Cebrail Aleyhisselam'ın eşliğinde artık oradan birkaç hususu söyleyelim. Biliyorsunuz birinci hac semada Cibril ile bindirildim ve onunla beraber yükseldim. Nihayet dünya semasına vardık. Cibril gök kapısını açtı. Bekçi, hazin melek tarafından kimdir o denildi. Cebrail Aleyhisselam Cibril'im dedi. Yanındaki kimdir diye soruldu. Cibril Aleyhisselam Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem diye cevap verdi. Melek ya ona göğe çıkmak için Miraç daveti gönderildi mi diye sordu. Cibril evet gönderildi diye tasdik etti. Melek tarafından merhaba gelen zata bu gelen kişi gelen zata bu gelen kişi ne güzel yolcu dendi ve hemen gök kapısı açıldı. Ben birinci semaya varınca orada Adem Aleyhisselam ile karşılaştım ve birçok hadiseler var. Geçiyor. Daha sonra ikinci semada Yahya ve İsa Aleyhisselam ile karşılaşır.
Üçüncü semada hadisi şerifte birinci ve ikinci semada Mükaleme böylece aynen devam etti. Üçüncü semada Yusuf Aleyhisselam. Dördüncü semada İdris Aleyhisselam. Beşinci semada Harun Aleyhisselam ve altıncı semada Musa Aleyhisselam. Yedinci katta İbrahim Aleyhisselam ile görüşmüştür. Beş vakit namaz biliyorsunuz hediye olarak gelmiştir. Bazı esrarından ifade etmek istiyorum Miraç'ın bazı sırlarından. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bu mevahibi ledüniye'de çok güzel işlenmiştir. Mevahibi ledüniye'de. Efendimiz Aleyhisselatu Vesselam'ın daha Cenabı Hak ile mükalemeye geçmeden gelişmiş olduğu birçok hakikatler var. Mesela Cenabı Hak Mevaibi ledüniye'de nakledildiği üzere Ya Rab, tahkiken sen Ümemi salifeye dünyevi azabı musallat kıldın. Bazı ümmetin üzerine taşlar yağdırdın ve bazını yere geçirdin ve bazısını da sureti insaniyeden gayri hayvan suretine koydun.
Acaba benim ümmetime ne eyleyeceksin dedi. Allah Tebarake ve Teala Hazretleri buyurdu kimsenin ümmetine gideceğim budur ki üzerlerine rahmet inzal eylerim. Ve günahlarını hayrat ve hasenata tebdil eylerim. Onlardan bir kimse bana dua ederse ben terbiye ederim. Yani duasını hüsnü kabul ve icabet ile telakki ederim. İsteyene veririm. Bana tevekkül edenlere kifayet ederim. Asilerin uyubunu dünyada serttir edip ahirette dahi senin şefaatini makbul kılarım. Eğer dost dostun muhatebesini sevmeseydi senin ümmetini muhasebe kılmaz idim. Yani sen benim muhatebemi sevip hoş göreceğin için ümmetini muhasebe ve iptilaya maruz kıldım. Ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem dindimdeki kadrinin mahşerde mahlukata zahir olması için bu gece ümmetinin üçte birini sana bağışladım. Kıyamet gününde üçte ikisini bağışlayacağım.
Ya Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem şüphesiz senin ümmetin itaat ederler isyanda. Onların itaati rızamla masiyetleri de kazamla. Ya Habibim ümmetine çok mal vermedim ki kalpleri taş gibi katılaşmasın. Ümmetini kabirlerinde fazla kalmaması için ahir zaman ümmeti kıldım. Yani ahir zamanda dünyaya gönderdim. Cennet sen girinceye kadar diğer enbiyaya senin ümmetin girinceye kadar da diğer ümmetlere mahremdir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem senden ne babamı ne annemi istiyorum. Senden ümmetimi istiyorum. Ümmetimi Ya Rabbi Cenabı Hak ya Muhammed Ben latif bir İlah sen şerif bir Nebi ümmetin ise zayıf bir topluluktun nasıl olur da latif ile şerif latif ile şerif arasında bulunan zayıf ümmetin zayi olur. Ya Muhammed Sen ümmetim ümmetim diyen nida ediyorsun. Ben azimüşşan rahmetim rahmetim diyorum. Rahmetim de her şeyi kuşatmıştır. Miraç'ta bazı hususlar var.
Ey Habibim her mahbup Habibine geldiğine kavuştuğunda ona hediyeler getirir. Sen ne getirdin deyince Ya Rabbi iki şeyle geldim ki senin hazinen bunlardan halidir. Rabbimiz o iki şey nedir deyince birisi noksan ibadet, diğeri ümmetimin isyanı. Rabbimiz buyurdu Habibim sen huzuruma acz ve itiraf ile geldin o halde sana misli misline ecir verdim ve ümmetinin isyanını affetmekle gufrana tebdil ettim. Bu manada Allahü Teala işte bunların kötülüklerini Allah hasenata tebdil eder. Ya Muhammed sağ tarafına bak. Baktığı zaman büyük bir ağaç bir kuş kuşun ağzında bir parça çamur gördüler. Söyle ya Muhammed sallallahu teala ve sellem bu ağaç dünyadır. Bu kuş bütün insanları temsil eder. Bu hata da bütün insanların hatasıdır. Bu deniz de rahmetimdir. Eğer canı gönülden tövbe ederler. Canı gönülden canı gönülden mevlamıza yalvarırlarsa canı gönülden ama mevlamıza yalvarırlar.
Tam manasıyla bana dönerlerse yalnız dil ile değil, gönül ile dönerlerse aynı zamanda içten, özden dönecek olurlarsa ben onları mağfiret ederim buyuruyor. Yalnız bu mağfiret hususu, mağfiret hususu Ayet-i Celileye baktığımız zaman biz böyle devam eder. Umolursa diye buyuruyor. Umulur ki Allah'ımız bağışlar. Yani Nasuh tevbesi olduğunda bile yani muhtacız Rabbimize her anda Ya Rab deyip şu yüzlerimiz ıslansın, seccadeler de ıslansın, Allah'ımız göz yaşına tahammül edemez. Bakın Riyadün Nasiğinde ne geçiyor. Miraç gecesi Rabbimi kalp gözüyle gördüm. Hak Sübhanehu ve teala Hazretleri bana konuş benimle ya Muhammed buyurdu. Ben hayretten donakaldım. Sonra Allahutaala benim gönlüme ilham etti de ben dedim. Bunun üzerine Cenabı Hak malum dil ile tazim, mal ile tazim, bedenle tazim. Başta dil ile tayyiatü diye tazimde bulunuyor ve salavat bedenle tazim ve tayyibat malıyla tazimde bulunuyor.
Böyle bir selam. Buyurdu. Ben de mukabeleeten Esselamu aleyina ve ala ibadillahi Risaleimdir. Ya Muhammed Cebrail'i aramızdan çıkardın sen ümmetini aramızdan çıkarmadın buyurdu. O zaman gamım ve kederim ümmetim içindir Ya Rabbi deyince Bu hale şahit olan Cebrail Aleyhisselam Allah Allah işte en büyük hediyesi namazdır. Namaza dikkat edeceğiz. Şimdi bir gevşeme olur diye insan ürperiyor. Çünkü camilerde pert olarak eğer müsaade edilirse fert fert kılınıyor. Bakın daha ilk bir Cuma namazı kılınmamıştır. Düşüneceğiz tefekkür edeceğiz. Bu gelişigüzel bir yasaklama değil. Bir tedbir açısından. Aman ha bir sıkıntıya uğranılmasın ve bir kul hakkıdır. Yani bir başkasını yani uzaktan bir görüşme ile hasıl oluyor. Buluşmalar bu şekilde. Miraç'ın en büyük hediyesi biliyorsunuz namazdır. Bunun yanında ikinci bir hediye Amenerrasulü.
Üçüncü bir hediye Allah'a ortak koşmadıkça tam canı gönülden dönersek mağfirete ulaşmaktır. Bir kimsenin kıldığı namaz kendisini menhiyattan men etmezse o kimse için Cenabı Allah'ın rahmetinden uzaklaşmasından başka bir faide veremez. Her şeyin bir sırrı var. Namazın konulu sebebi günahlardan korunmaktır. İsyanı terktir. Allah korusun namazı terk etmenin cezası Her şeyin bir alameti vardır imanın alameti ise namazdır. Hadis-i şerif okudu. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyorlar. Menavi hadis-i şeriflerinden. İnsan ile küfür arasında yalnız terki salat vardır. Yani namazı terk etmek insanı küfre yaklaştırır buyuruyor. Add ile şirk beyninde terki salat vardır. Yani namazı terk edilince abid Allah korusun müşrik gibi olur. Namazı kılmayan kimse hiçbir din ihtiyar etmemiş gibidir okuduğum eser. Sami Efendi Hazretlerinin Kuddi sallallahü ve kubbul aktab ilim ehli zülcenahi.
Hem zahiri hem batıni ilimde bahre ermiş. Nurre ermiş diyeyim artık. Sami Efendi hazretlerimizin musahabe üç tane okuyorum. Çok namaza dair namazı huzurla kılmaya dair fazla zaman almamak için zaten alacağımız zamanı aldık. Namazdaki huzur bir taharet düzgün olacak. Bunun üzerine çok durduysa yazarımız. Mesela o küçük abdestte bunun şartları var bir müddet beklemeyi öksürüğü olmasa dahi öksürerek son damlasına kadar beklemek ondan sonra temizlikte taharette malum su ile ve bir temiz bir bez ile kurulanmayı sabunu ifade ederlerdi zaten kendileri. Hatta misaller vermişler onu anlatırız. Sert bir cisimden mesela bir bardağa suyu doldurmuşlar. Boşalttırmışlar bunu Konya'da anlatıyor kendileri bir beyaz kağıda döndürüyorlar bardağın ağız kısmını getiriyorlar. Yaşlık meydana geliyor beş altı yerde buyuruyorlar ki muhakkak bir sızma olabilir aman dikkat edilsin diye. Taharet düzgün olacak.
Sonra rızkımız helal olacak. Üçüncüsü kimin huzurunda durduğumuzu bileceğiz. Cenabı Hak cümlemizi yolunda daim ve kaim eylesin.