Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Doğduğun sehere meftun, cümle yer bastığın yere meftun. Dağlar eğilir ayarın öpmeye karlar ki düştüğün tere meftun. Surların dibinde can veren enyu, Sena ilediğin neşkere meftun. Necip Fazıl da Efendimiz için Rahmetullahi diyor ki Sahabe diyor ki O'na dik. Baktıkça her defa göz eğdik. Görünüş onda tam değildi. Yanardı onu tüm göreydik. Zatının nurundan vermiş sana can. Hilkate ruhunla başlamış Rahman. Yusuf da yok sende bulan hüsn-ü ham, ahlakından senin mucize Kuran. Harikımızı şefaati uzmalarını bizlere mazhar kılsın. Üstat zalimiz, Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme aşıkti. Onlarda şükür üç aşk da görürdünüz. Bakur Enes bin Malik radıyallahu anh anlatıyor bize. Bir Arabi geldi dedi ki Ya Rasulallah Kıyamet ne zaman kopacak? Kıyamet için ne hazırladın?
Ya Rasulallah benim düğüne çok namazım, çok da vurucum, taatim yok, ama Allah'ı ve Resulünü seviyorum deyince, Kişi sevdiği ile beraberdir buyurdular. Enes radıyallahu anh buyuruyor ki Sahabe-i Kiram kişiye çok sevindi, birisi iman nimetine vermeleri, ikincisi de Resulullah'ın Kişi sevdiğiyle beraberdir hadis-i şerifine. Efendimize öyle aşık oldular ki, o ahirete göçtü. Abdullah bin Zübeyr radıyallahu anh efendimizin ahirete göçüşünü duyunca, ciğerleri ateş gibi yandı. Bir yere diz köpük oturdu. Elini Mevla yüzü celale kaldırdı. Ve şöyle niyaz ediyordu. Ya Rab, sana malum, benim hayatta en çok sevdiğim Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellemdi. Ben bundan daha güzel şu kainatta hiçbir kimseyi görmedim. O artık ahirete göçtü. Ben ondan güzel, bundan sonra kimi göreceğim radıyallahu anh efendimizden bir hadis rivayet edeceği zaman, der demez gözlerinden tekrar bakmaya başladı.
Bir gün minbere çıktılar hutbe okumak için. Üç defa İmam-ı Malik hazretleri sabırdan anlatıyordu. Tam sabırdan anlatırken, boyun kısmına bir akrep yemedim. Soktuğu ve akrebin soktuğu belli oldu. Renklere değişti, Bir ağ oldu, bir sarı oldu, renklere uçtu. İkinci defa yine soktu ama sözüne devam ediyordu. Sohbetine devam ederken üçüncü defa yine sokup rehten birine giriyordu. Sonra dedim ki Ey İmam-ı Malik, o akrebin soktuğunu biliyorsun, neden sözünü kesmedim deyince, ben Rasulullah'ın sabır hakkımdaki hadisi şeriflerini naklediyordum. Eğer sabretmeyecek olsam Rasulullah'a itaatım ne olacaktır benim. Malum Bilal radiyallahu anh efendimizden sonra sallallahu aleyhi ve sellem ağzını bıçak açmadı. Tahammül edermeyerek, Resulullah'ın ahirete göçtüğü bir mekanda Roma, benim Şam-ı Şerife hicret etti. Cihhatta cihada koştu, ölmek istiyordu, Cenabı Hak ona ömür lütfetti, ihsan etti.
Bir defasında çok sevdiği efendimizi gördü, sallallahu aleyhi ve sellem. Buyurdular ki Ya Bilal beni ziyarete gelmeyecek misin? Hazreti Bilal Şam-ı Şerif'te, artık o kızgın çöllerde yaya, ayakları parçalanmış bir vaziyette. Ama gönlü Muhammed Mustafa, Serkatlı aleyhi ve sellemin aşkıyla dolu bir şekilde Ravza-i Paki Nebi'ye geldi. Efendimizin huzuruna dokundurdu. Gözlerinden yaşlar yağmur gibi akıyordu. O esnada Hasan'la Hüseyin'i görünce radiyallahu anhuma hemen ayaklarına kapandı. Okur, rahatlayalım buyururdu. Ne olur bir ezan oku, ne kadar ısrar etmişse yine okumadın. Çok ısrar ettin, defalarca ısrar ettin, mümkün değil. Aişe sıddıyka validemiz araya girdi. Bak ya Bilal, ben senin anan bulurum, gel annemi kırma, ezan oku deyince, ezan okumak için ayağını merdivenin ayaklarına koydu. Birinci, ikinci, üçüncü merdivende elini kulağına attı. Allahu ekber, Allahu ekber.
Bu sesle sadayı duyan Medine halkı boğulduğu gibi evlerinde dışarı fırladılar. Sanki Rasulullah yeni ahirete düşmüş gibi Medine'de feryadı fillar başladı. Eşhedü ennam hammeder Resulullah derken çıkmış olduğu o merdivenin ayaklarına yığılır kaldı. Seyyid Ahmed Yeseyh Hazretleri Rasulullah'ın yaşı altmış üçtü. Ondan sonra ben nasıl yaşayabilirim diye bir mağarada hayatını devam ettiği ve orada da neşri ilim yaptığı malumunuzdur. Aişe Sıddıyka vaatlerimiz anlatıyor. Babam bir pazartesi günü rahatsızlaştı ve öleceği beldi idi. Son vasiyetinde dedi ki Ya Aişe, vasiyetinde bulunuyorum, eğer demiştir. Aşıklar, aşıklar, sevgililerinin ölümünü ile tanır bir vaziyette idi. Muhammed bin Münkedir Hazreti Caferi ölüm anında başında bulundu. Ona imreniyor. Dedi ki, dedi ki Ey Cabir irtihal edecek olursan, benden Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam götür.
Efendimizin devamlı hatıralarını anlatırlardı. Bir defasında sızdı-i gazan bir semer aldı. Birine dedi ki bu semeri al evimize götür. Götürürüm ama bir şartla götürürüm. O da Rasulullah'la geçen bir hatıranı hicret hadisesini anlatmadıkça götürmem Efendimize aş etti asabı gibi. Mübarek elleri dokundu diye saçını bile kestirmeyenler vardı. Analarımız, çocuklarına efendimizle görüşmesini isterlerdi. Huzeyden radiyallahu anh diyor ki, anam dedi ki bana Rasulullah'la görüştün mü? Hayır deyince öyle kızdı öyle kızdı ki, kendimi kurtarmak için bahaneler arıyordum. Dedim ki Anam ben şimdi akşam namazını bununla beraber kılacağım. Benim ve senin de de affını Cenab-ı Hakk'tan dileyeceğim dedim ve yakamı ancak o şekilde kurtardım. Biz üstadımızı anlatmak nasıl olur bilmiyorum. Onlar Allah'ın ahlakıyla, Rasulullah'ın ahlakıyla ahlak vermişlardı.
Cenabı Hakk'ın Rahman, Merrahim, Semter sıfatıyla velayet ölçüsü içerisinde sıfatlanmış mübarek kimselerdir. Şefkat dolu, merhamet dolu, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellemin Rauf rahim oluşuyla vasıflanmışlardır. Yine onlar Sıddık Azam'ın sadakati ve sıddıkıyyetiyle vasıflanmışlardır. Hazreti Ömer'in Radıyallahu Anh vazifesini şiddetle talim edişiyle güzelleşmişlerdir. Hazreti Osman'ın radiyallahu anh gece namazı ve yoksula, ikrama yemek yedirmesiyle vasıflanmışlardır. Ali Kenrim Abdullah ve chi Efendimizin ilim ve cihat edebiyle, aşkıyla, muhabbetiyle donanmışlardır. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Ve hamdü lillahi rabbil alemin. Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.