Bir tane hediyesi var. Aleyhissalatu Vesselam Efendimizin. Nebiyy-i Ekrem, Sakıllahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin Miraç gecesinde iki etiyyesi var. Burada bir tespihle başlanıyor. İşte Mekke-i Mükerreme'den Kudsi Şeriite kadar biz Biz onun eczabını mübarek kıldık. Tefsirlerde izah edilirken Antakya'ya kadar haber verirler, Tansu'a kadar haber verirler. Elhamdülillah herhalde Türkiye'mizde mübarek bir yerdir. Neden olmasın ki biz huzurunda bulunduğumuz kül içinde oturduğumuz mescitte meskun zamanı bir kutlu bulmuyor. Her tarafı velilerle dolu bir memleket. Elhamdulillah. Hangi ülkeyi deseniz, hangi ilçemizi, hangi ilimizi, hangi kasabamızı mutlak bir veli birinde olmazsa bir diğerinde müşahede edilmektir. Öyle olmasaydı kutsi, emanet bu ülkede bulunan hayırlı kimselere verilir miydi? Şüphesiz o Mevla Mutlak duyandır görendir. Mutlak duyan ve görendir.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in gördüğü esrarın büyüklüğünden dolayı Eshan-ı Sübhane Lebi diye başlanmıştır ve o hazırlanmıştır. Yani hocamızın konusuna girmeyeyim hazırlanmıştır. Rasulullah'ın mübarek Sadri şerifi yarılmıştır. Bir müridin de rabıta da Sadri yarılır. Manevi ameliyat yapılır. Memleketimizde bulunan bizzat üstadımız yeter ki efendim ben Sami Ramazanoğlu abdestallahü sırra üstadınızı ziyaret edeceğim. Buyururlar ki Eğer siz Tahtakale'de Nangburiye mağazasında defter kokuyorlar rızkım helal olsun diye seksen yaşını mütecabiyiz. Görüşürseniz sadece sohbetine katılmış olursunuz amahanelerinde mülakat nasip olursa teveccüte buyururlar.
Bu teveccüh arzusuyla girer fakat dairede görüşür, evde muvaffak olamayınca mahzun bir halde memleketine geldiğinde rabıta anında zamanın kutbull aptabını beyaz bir elbise içerisinde, bu defasını aynen ameliyat yapan bir doktorun etrafında bulunan asistanlar gibi hizmet edenler gibi, ellerinde ameliyata mahsus makaslar, iğneler ona ait artık feyizlerini icap ediyorsa onunla o gibi kimseler de iştirakine Rabıta anında gönlü yarılır, içi temizlenir. Nur ile nurdur. Neden olmasın ki? Bir düşünün, intisap etmeden önceki halimizi düşünelim, bir de ondan sonra da zamanımızı düşünelim. Öyle ya biz ne kalp zikrini biliyoruz, ne ruh zikrini biliyoruz bunların hiçbirisi yok. Aldık bir ders çekiyoruz bakalım. O yakın bir mahalde on üç kilometre kadar bir uzaklıkta bir kimse iptalinden sonra görülür, derler ki Cenab-ı Hak sana ne muamele ettin?
Der ki ben şunu bunu bilmem yalnız Hacı Hasan efendi hazretlerine ders de almadım ama bir muhabbet besledim. Altı ay devam ettim. Allah'ın bana ve Evliyaullah'a sevgimden dolayı iltifatta bulundu dedi. Altı an siz Elhamdulillah yillarca böyle kutsi bir yolun sevgilisi, muhabbetlisi kimseler. Cenab-ı Hakk İnsanın takatinin dışında olanlardan mesun olmayacağı haber verilir. Yine de azami dikkatli serilir. Kayseri'ye üstadımızın üstazı teşrif eder ki teşrifinde Konyalı Hacı Mehmet Sarad bunun refakatinde bütün bu devre müderris gibi hocalar bir yemek merasimi otururlar. Üsteazı halimiz edevel engelilerde bulunur fakat artık sağından veya solundan itibaren doldururuz. Gerilerde durduğu için mütevazi bir hal, o da sağına veya soluna düşer. Efendi Hazretleri ile gelen Mehmet Efendi der ki Eğer bizim Konyalılar olsaydı böyle bir edepsizlik yapmazdık.
Bu ya bir vadidir, yapay makamdır, ya bir mühendistir, ya bir doktordur. Böyle bir genç nasıl oturtmuşlar hocalar dursaydı diye gönlünden geçirir durur. O anda Efendi Hazretleri mübarek gözlerini memeli ben diye diker, memeli ben bunu tanıyor musun? Bir de methivaa. O hayrulu halef bizim sevgi duyduğumuz Esabi El-Bibi hazretlerinin ulebasında üç kimseye şeyh isminin verildiği ifadeinde biri olan iri Cide Müftüsü Hüseyin Efendi, bir diğeri Sami Ramazan Urdu Kadisiye, bir diğeri de dedemdir. Şef tabiri kullanılır. Aslında bir sırrı vermek icab ederse söyleyin üstadımız bize delirtmezdi onu ama şimdi herhalde nazır görürler. Kendisi müstakilden bir meşayihihihtilamdan. Üstadına büyük saygıdan dolayı burada edep olarak geçti esame Allah'ı görünce celle celalühü ne gözü açtı ne de şaştı. Edeb olarak denir ki edep olarak denir ki insan da üstkaz-ı hadisine son derece riayet eder.
Burada hafız diye bilirsin. Kendisi Develi'de imamlık talep edilir. O da dedeme sorar müftehasır, aynı zamanda bacanağa bulunur. İradenin de hafız diye. Develi'nin müftüsü Abdullah tevelli olur. Der ki üstadın ile görüştün mü? Görüştün. Neleri? İradenin elinde hadır. Böyle olmaz. Bir müridin iradesi üstatının elindedir. Bu ne demek? Son derece teslim ve bağlı. Haczettiğim gibi Eshab-ı maza galip tasarruların arta aldık. Müzeyyenler. Burada göreceksiniz okuduğumuz zaman bir mürşid-i kamile olan tatil de son derece son derece riayet etmemiz gerektiğini bu ayet-i celîne ile haberi veriyor. Efendim Rahmetullahi Ali hazretlerine şeyh tabiri kullanılmış. Ve onun evladı aynı zamanda bizim görevimizdir, halifemizdir. Ve beraber Yeşilhisar içmecesinde bize bir yer ayarlayın diye yolda yürürken ben Hasan efendi derlerdi ama altmış yaşında bir adam zannederdim. Çok gencimizsin.
Ne gönlümden de geçiriyor, neden işte bir genç böyle yanına oturulur diye. Demek ki kalben gönlümden geçirdiğim bu uygunsuz hale bile müsaade edilmedi esanı. Şimdi bizim cezalandırılmamızla, daldaki bir çobanın artık devlete en yakın olan bir insanı düşünün. Dağdaki adamın yaptığını eğer bunun yaptığı suçu böyle bir kimse yapacak olsa çok yakın bir kimse, devlete çok yakın. Nedir? Divan-ı Alp Pirenasında. Bunlar Rabbımıza çok yakın mukarret kullardır. Ondan azami dikkat edenler gönüllerine riayet eden kimselerdi. Anlatmakla bitmez onların güzel halleri. Ve bu nehiyenin birisi amenerrasulü diye başlıyor. Biliyorsunuz kısaca geçiyorum. Diğer ümmetlerde bir hata işleyecek olursa alnına yazılıyordu, fakrısına yazılıyor. İşte bu adam zina etmiştir. Bu adam ticari ahlaksızlık yapmıştır. Bu adam gıybet etmiştir. Bu adam yalancı şahitlik yapmıştır. Bu adam anne ve babasına asi olmuştur.
Bu adam sihirle meşgul olmuştur. Bu adam ne diyeyim artık yalan söylemiştir, yalan söylemiştir diye yazılıyor. Efendimizin hürmetine sallallahu aleyhi ve sellem böyle bir yazılma çizilme yoktur ve suretleri de değişirdi Ama burada gönülde bir değişme olunca yüzde bir iş olmaz. Efendimizin hürmetine sallallahu aleyhi ve sellem. Sonra namaz kılacak şimdi tam iş zamanıdır. Adam bağındadır, dağındadır vesaire yerdedir. Nasıl kılsın, nerede bulsun? Mescidi her yerde mümkün değil ki. Onlar eğer ibadethanelerinde yapmazlarsa makbul değildi. Efendimizin hürmetine, Esamet efendimiz buyuruyor Yeryüzü bana mescit kılındı, temiz kılındı buyurdu. Sonra üzerlerine bir necaset bulaşacak olsa mutlaka pesmeleri icap ediyordu. Bizde Şeriatimize göre, Nezih şeriatimize göre üç kere yıkanıyor. Her defasında da artık son damlasına kadar iyice sıkılıyor. Böylece temiz oluyor. Adam elbise almış çok pahalımış.
Kesecek. Bu ümmette Efendimizin hürmetine yok yıkandığı zaman temizleniyor. Sonra onlar malının dörtte birini zekat veriyorlardı, malının fırka birini bunun gibi. İkinci olarak hediye nedir? Hediye namaz hediyesidir. Bunda hep irtibatlı olması yanında Efendimizin aynı zamanda tefşirle beraber bizi inkar da ediyor. Namaz hediyesidir Efendimizin getirdiği sallallahu aleyhi ve sellem. Eğer kılınmazsa bunun belası şu şekilde haber veriliyor. Salih defterlerinde nefsinden siliniyor, hayat bereketi kaldırılmıyor, rızkının da bereketi kalmıyor, salatını ikna edinceye ondan amade hayırdan bir şey kabul olunmuyor. Duası kabul olunmaz. Salihlerin duasından azzup nasip alamaz. Ölürken şiddetli susuz dua arıza olup biçar olur, vefatı ansızın olur, kelime-i şehadet okuyacak bir zaman olmaz. Ölürken üzerine büyük bir ağırlık ağrısı olur. Kabir onu sıkan belki de vücudunun kemikleri bir kına gibi olur.
Kabirde zulmette kalır, hünkar ve nekir sualine cevapta kusurlu olur. Kabirden kalktığında Aktali Hazretleri okulundan razı olmadığı halde Cenabı Hakk'tan mülafi olur, hesabı şiddetli olur, masharatı ufrağın olmadığı takdirde ateşe de sevk olur. O zaman ne yapacağız biz? Nelere dikkat edeceğiz? Miraç hadisesine haber veren İsra suresindeki birinci ayet-i celile ve onun devamındaki ayetlerde özet olarak bir. Neden sakınacağız biz? Sakınarak bu sıkıntılardan kurtulacağız.
Allah'ımızın birliğini tanımak sadece Halid olarak değil, hayatınızın başından sonuna kadar emrine son derece tazim anne ve babaya iyi davranmak, akrabaya ve muhtaçlara iyilik yapmak, kimlik ve israftan sakınmak, çocukların hayatını korumak, ana karnında çocuğu rızık korkusu ile öldürmemek, zinadan ve bu ustanı sakınmak, adam öldürmemek, yetim malı yememek, verilen sözü tutmak, ölçüyü ve tartıyı tam yapmak, bilmediği şeyin peşine düşmemek, büyüklükte taslamamak. Biz bunu artık kayıtlardan ne etkilerden alındığını İsra Suresi'ni korur. Bir de Kuran-ı Azimüşşan'ı ma'di ile okumaya gayret gösterelim. Biz bu Miraç hadisesi ile efendimizin Ahzab suresinde kırk. Ayeti celile ile kemalatı elde ettiğini, suresinde beşinci ayet ile çok büyük sorumluluk yüklendiğini, Yusuf suresi yüz on birinci ayeti celile ile yolunu ve gününü tayin ettiğini, artık uyan gelsin peşime diye buyurduğudum.
Sonra Kalem suresi bir ila yedinci ayet-i celile de onun ahlakının güzelliği ve Rabb'ımızın ikramını, insanların rızasını değil hakkın rızasını elde etmek için gayret ettiğini Yunus suresi on beşinci ayet-i celilede hararlı ve sefaklı olduğunu Tevbe suresi elli bir. Ayet-i celilede efendimizin zorluklara sabredtiğini mesela yerine göre biz diyorduk. Artık bizden bu iş geçti. Bazı sıkıntılarla da canım bizim üstümüzden geçsin artık demeden tam bir azimle gayretle yüz yaşına da gelse bir delikanlı gibi üstadınız hazeratı gibi mürşid-i kamiller gibi azimli ve gayretli olmalı. Çünkü bu işin yaşlılığı başlılığı yoktur. Bu işte azim, daire ve çaba gerekir. Çünkü Allah'ımız onların akillarını da daha güçlü kılar, zekalarını da daha güçlü kılar, anlayışlarını tefekkürlerini ve vicdanlarını kuvvetli kılar. Onlar bizim gibi insan için bu arızalar. Zorluklara sabırlı oluşunu, Haf suresi otuz dokuz.
Ayet-i celile de tebliğde hiç yorulmadığını, şirkten sakındırdığını, efendimizin büyük bir şerefe mazhar olduğunu, Allahu Teala'nın gizli hallerimize vakıf olduğunu bildirmesi sadece iki yüz seksen dört. Bakara suresinin ayet-i celile olarak veririz. Bunun dışında Mülk suresinde de vardır. Tarih boyunca azgınların başına gelen belaların haber vermesi kavminin tufanla Ad kavminin Hud A. S. Kasırga ile Semud kavminin Salih Aleyhisselam'ın kavmi korkunç bir sesle Lut kavminin taşla helak olduğu hele Efendimize muhaldefe bilenlerin bunların hiçbirisine benzemiyor. Bak sadece size kaynak gösteriyorum. Kamer suresini okuyacağız. Diğerinde İsra suresini okuyacağız. Şimdi zamanın yetmesi mümkün değil.
Diğerlerinde yalanlıyorlar Peygamberleri Efendimize gelince bakın söyledikleri söze kırk yedi kırk yedi kırk sekiz Kehf on sekiz Kehf on dokuz kırk sekiz Kehf on dokuz kırk sekiz Kehf on dokuz kırk sekiz Kehf on dokuz kırk sekiz Kehf on dokuz kırk sekiz Kehf on. Hiç kabul etmiyorlar. Bunlar hep ne olmuştur? Helak olmuştur. Hani muvaffak olmaları mümkün değil zaten. Biraz mühlet. Allah'ımız imha eder ve ihmal etmez. Mühlet verir Allah ihmal etmez. Ne olmuştur? Belalarını bulmuştur. Es-Sam suresi on bir. Ayet-i celîle celiler. Yeryüzünde gezip dolaşın ama körü körle dolaşmayın. İbret alın, ders alın, nebilerin de Allah'ı da yalanlayanların ahiretlerini ahkelerini. Burada nevahibi ledüniyyede bunda da bir kaynak olarak vereceğim. Sami Ramazan oğlu Huddesallahu sırrı hazretlerinin müsahabe kitaplarının Allahu alem üçüncü cildinde bu ümmete verilen mükafatlar haber verilmektedir.
En son kısmında söyleyeceğim: Ey habibim her mahbup habibine geldiğinde bir hediye ile gelirdin. Huzuruma hangi şeyle geldin? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ya Rab, iki şeyle geldim kimsenin hazinen bunlardan halidir. Allahu Teala bildiği halde o iki şey nedir? Rasul-ü Ekrem Efendimiz cevaben sallallahu aleyhi ve sellem birisi noksan ibadet, diğeri ümmetin isyanı. Allahu Teala Hazretleri buyurdu ki: Habibim, Sen huzuruma aç ve itiraf ile geldin. O halde sana misli misline ecir verdim ve ümmetimin isyanını affetmekle vukuana tebdil ettim. Bu manada hakkımız İşte bunların