On yedi şube ve seksen altı bayisiyle bakış kapak hep bir adım önde. Üstelik kapak siparişleriniz üç gün içerisinde adresinize teslim. Mutfak ve banyo dolap kapaklarında doğru tercihiniz bakış kapak. Bakış kapak nokta com. Bakış kapak kalbi Selim'i sundu. Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Ahmedi Muhtar-ı kıldığı aleme nuriyhuda, Halik-ı kevn ü mekanın insücan peygamberi, Ahmedi-ü Mahmut Muhammed cümle piranın piri, ila ahiris silsine, Böylece devam ediyoruz her zaman üç esas bir Fatiha ile anıyoruz. Rabııtalarımız da lütfederse Cenabı hak beraber oluyoruz. Bunu biz bir güne hasretmiş değiliz. Bir kardeş söylemişti, hoca kardeş. Neden siz böyle bir gün tahsis ediyorsunuz? Ne ihtiyacı var onların vasf edilmesine, övülmesine? Onların ihtiyacından değil de bizim ihtiyacımızdan demiştim. Yoksa onlar manen çok zengin kimselerdir.
Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu Sırr Hazretleri'ne her namazdan sonra üç bir Fatiha okumaya çalışıyorduk veya cuma gecelerinde anılıyordu. Artık üstadımız deyince anlayacaksınız, Hacı Hasan Efendimiz'i kastediyorum, üstadımız dediğimde. Öyle dediğimle karıştırmayın. Üstazımız buyurdular ki okuduğunuz o duaları yanlarında muhafaza ediyor. Yine okuyanlara hem de çok fazla ecir ve mükafatlı olarak yine onların amel defterlerine ikramda bulunacaklardır diye. Buradan şunu da hatırlıyoruz, Esad-i El-İ Billi Hazretleri'nin bir sözü var, buyuruyor ki ben Cenabı hakk'ın huzuruna çıplak olarak varacağım. Yani bu çıplaklık madden değil, amel olarak. Rabbimizin razı olduğu bir amel, onun dışında bütün taatlerimin ecir ve mükafatını, ümmeti Muhammed'e bahşedeceğim diye. İnsanlığın hayrına çıkarılan en hayırlı ümmet olduğuna göre böyle olması gerekir.
İnsanlığın faydasına Allah'ımızın lütfettiği ümmettir bunlar. Allah'ımızın, sıfat-ı ilahiyyesinin ilki Rahman olunca, inanan ve inanmayan, herkese Cenabı hak çalışmasının mukabili lütfediyor, ihsan ediyor. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şefaatim, ümmetimin günahkarları üzerine buyuruyor. Bu ahlaki de ahlaklandıkları için hem Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın ve zatı kibriyanın edebiyle edeplenmelerinin neticesi çok sakhi ve cömerttirler onlar. Mesela İmam Şarani Hazretleri buyuruyor ki bizim şefaatimiz asıl bize muhalif olanları. Sebebi nedir dediklerinde zaten dostlarımız kurtarıyor, Allah'ın izniyle asıl diyor bize muhalif, bize düşman olanlara yardımcı olacağız demişlerdir. Bundan da büyük bir cömertlik olamaz. Büyüklerimiz hakkında konuşmak kadar ağır bir hal olamaz, çok zor. Çünkü o alana girebilmek için bir şifre istiyor.
Bizim gibi rüşdünü kazanmayan insanlara, olgunluk çağına madden ve manen gelmeyen insanlara söz düşmez. Sadece konuşmamız, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem için ondan bahsetmekle sözlerim kıymet buldu, değerlendi der şair. Şimdi, bir sahifeye girecekseniz siz, onun şifresini bileceksiniz. Ben ashable, Nebilerle, sıddıklarla, şehitlerle, salihlerle beraber olmak, onların edebiyle edeplenmek, şifre dediğimiz bu. Peygamberler dediğiniz zaman siz Sad suresine bakarsınız, bunun yanında En'am suresine bakarsınız, bir de Şura suresine bakarsınız, oralarda göreceksiniz. Nebilerin, Nebilerin vasıflarını. Mesela münip ifadesi geçer, her şeyiyle Cenabıhakk'a yönelmiş. Evvab geçer, Cenabıhakk'a teslim olmuş, tövbe etmiş. Artık onların, tövbe en güzeli çünkü istiğfar günahımızdan dolayı af talep etmek, tövbeyse yönelmek demek. Devamlı Cenabıhakk'a yönelen kimseler.
Mesela seçilmiş kimseler, Allah'ımızın seçtiği kişiler, böyle vasıfları bildirilir. Bu güzel vasıflarda olacağız ki mesela bizim Salih kullarımızdandı diye buyuruyor. Ne güzel kuldu diye buyuruyor. Bu güzel kulluğu elde etmek suretiyle onların muhabbetiyle beraber olmuş oluruz. Evliyaullah'ın da alanına girmek bir kere Allah korkusunun çoğalması gerekir, müttaki olacağız. Kötülüklerden tamamen kaçmış, iyiliklere koşan, ebrar sıfatından olacağız. Halık-ı lemyezene gönlü tamamen yakın, onunla hemhal olmuş mukarrebun vasfında kimseler olacağız ki onlardan anlatabilelim. Şimdi bir tenekeci kalkmış, sarraflık yapıyor. Ne anlarsın sen? Bir tenekeci sarraflık yapabilir mi? Paslı demirle meşgul olan, altunun kıymetini ne bilsin, zümrütün kıymetini, yakutun değerini ne anlar?
Bir kamış kalemin hezeyanını yazmışlar da, kamış kalem, o hat, çok güzel ayet-i celileler yazılıyor, Hadis-i Şerifler yazılıyor, güzel kelamlar yazılıyor. Mesela ah edep, edep yahu, bu da geçer yahu, böyle güzel sözler. Şimdi onun yazılmasını temin eden kamış kalem. Onun böyle cızırtı derisi sesinden bile çok ilham almışlar. Çok uzun bu. Bir tanesi o kamış kalemi almış, kamişten kalemi, oynarken oynarken onu ne diyeyim bozmuş, dağıtmış, kırmış. Ondan sonra bir tanesi yazı yazıyor. Şiir olarak onun, onun ifadelerini, o andaki kesilmesinde duymuş olduğu, kırılmasından duymuş olduğu sıkıntıyı dile getiriyor. Ah diyor, benim değerimi bilen bir insan olsaydın sen beni en güzel yerlere bırakırdın, hiç incitmezdin ama değerimi bilmediğin için böyle yaptın.
Evliyaullah'ın şimdi biraz kelam edeceğiz de ancak sözlerimiz kıymet bulsun, Allah'ımızın rahmeti gönüllere yağsın düşüncesiyle ifade edeceğiz, gidebilirsek. Birisi gemide ve kayıkta gider. Tabii o gemide ve kayıkta giderken yol parasını isterler. Hocalardan bir zat böyle hak işiyle de meşgul, para yok. Diyor ki evladım ben sana bir vav harfini yazayım. Yıllar olmuş duymuştum, zannederim bu şekilde ama mana bu tarzda olsa gerek. Şimdi hatta da vav hakikaten zor yazılır. Bursa Ulu Camii'ne girerseniz sağ kısmında bir vav yapılmış ama yazılmış, çok güzel yazılmış. Sonra herhalde o hat eskimiş olmalı ki yeniden üzerinden boyayla geçmişler, o güzelliği kalmamış tabii. Bir hatadan yapması gerekir. Onun ölçüleri var. Böyle noktalara göre bütün ölçüleri var. Bir ayını yazmak öyle kolay değildir. Yumurtanın kırılmış bir vaziyetini ele alarak çizerler ama çok müstesnadır o.
Elin o andaki tavrı, durumu, ne bileyim kafayı gönlü, eli bir tutacaksınız ve onun ilmini bileceksiniz. Yazılış tarzını çok iyi bileceksiniz. Şimdi vav'dan ne anlar o adam? Ne olacaktır? Yazar eline verir, sonra bilen bir kimsenin eline geçince Allah Allah der. Bunun değer ve kıymeti ölçülemez. Bak bilen insanın eline geçince, hani büyüklerimizi anlatmak ancak onların alanına girmekle mümkün olacaktır. Aksi halde ne anlayabiliriz biz? Ne söyleyebiliriz? Bak Peygamberimiz için bile ne dediler? Sokakta dolaşıyor, sokakta geziyor ve yemek yiyor. Zahiri görünüşü bu. Araf suresinin son kısmında geçer, son ayetlerinde geçer, Habibim, onlar sana bakıyorlar ama görmüyorlar diye buyuruyor Cenabı Hak, Araf Suresi'nde. Onlar sana bakıyorlar ama göremiyorlar. Ne diyorlar? Yitim diyorlar, öksüz diyorlar. Ve terahum yandurune iyileyke vehum la hubsirun. Gördükleri yok ki.
Onlar onun ne nübüvvetini görüyor, ne risaletini görüyor, ne Makam-ı Mahmud'a eriştiğini görüyor, ne kevser nimetine ulaştığını görüyor, anlatmakla bitiremeyiz. Onun Kuran-ı Azimüşşan'da ömrüne yemin edildiğini, uzuvlarının ayrı ayrı ele alındığını, Kuran'ın dörtte üçünün ona ait olduğunu, ismi, ismi İlahi ile beraber yazıldığını, değil Adem Aleyhisselam eğer dileseydi, isteseydi bütün ümmet-i Muhammed'in affını onun hürmetine bağışlanacağını ne bilsin? O bezde tarağı olmazsa ne anlar? Velhamdülillahi Rabbil alemin. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz. On yedi şube ve seksen altı bayisiyle bakış kapak hep bir adım önde. Üstelik kapak siparişleriniz üç gün içerisinde adresinize teslim. Mutfak ve banyo dolap kapaklarında doğru tercihiniz bakış kapak. Bakış kapak nokta com. Bakış kapak kalbi Selim'i sundu.