Peygamber Efendimizin İstiğfarı ve Ruhaniyeti | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Peygamber Efendimizin İstiğfarı ve Ruhaniyeti
Peygamber Efendimizin İstiğfarı ve Ruhaniyeti kaydında Ashab-ı Güzin Rıdvanullahi ta'ala Alihi Mecmain. Biz Resulullah'ın huzurunda bulunurduk sallallahuü Teala aleyhi ve sellem. Onun en az yüz defa istiğfar okuduğuna şahit olurduk. Nebihi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimizin son günlerinde Ashabı Güzin şöyle anlatır. Onun halinde mahzuniyet görüyordum. Mübarek renkleri, vechi saadetleri…
Ashab-ı Güzin Rıdvanullahi ta'ala Alihi Mecmain. Biz Resulullah'ın huzurunda bulunurduk sallallahuü Teala aleyhi ve sellem. Onun en az yüz defa istiğfar okuduğuna şahit olurduk. Nebihi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimizin son günlerinde Ashabı Güzin şöyle anlatır. Onun halinde mahzuniyet görüyordum. Mübarek renkleri, vechi saadetleri solmuş bir vaziyetteydi. Bazen yürürken mübarek ayakları sanki birbirine takılacak gibiydi veren çok okuduğu da biz diyor diğer günlerden daha ziyade bu mahzuniyetini son günlerde müşahede ediyorduk ve kendileri Muhammed suresinin on dokuzuncu ayeti cellesi Bunu kıymetli bir hocamız bir kitap haline de getirdi. Onun bu ayeti celile-i cemile'yi kitap haline getirdiğinde o kadar güzel bir işleme o kadar güzel ayeti celile'yi işlemiş ki hayran kalmamak mümkün değil. İstiğfare alıyor.
Zaten fare mennehu derken o ifadeyi bile çok güzel bir şekilde oturtmuş İlmel yakini, aynel yakini, hakkal yakini ve bunun yanında tabii konu çok uzun murakabeyi bile almış murakabeyi bile almış. Ayeti celilede aleyhinsalatü vesselam efendimizin istiğfar okumaları Fetih suresinde görüyoruz. Zaten Cenabı hak ona fethi açmış, her hususta açmış. Ümmeti Muhammed ile açmış. Ona fethi Cenabı hak ulemayı ümmetle açmış. Fatıma annemiz Radıyallahu Anha'den Nesli Pakinin devamı ile açmış, açmış. Kevser suresi ile açmış. Kevser nasıl ifade edilir? Kevser çokluğu ifade eder. Efendimizin burada Kevser'den murat Müfessirinilzam ifade buyururlar. İşte on madde, on beş madde, yirmi madde bununla sınırlanamaz. Biz buyuruyor Cenabı Hak Habibullah'a sallallahu aleyhi ve sellem çoğu verdik. Bunu anlatamayız. Ona nelerin verildiğini ancak ehlince malumdur.
Onun arzu ettiği zaman ruhaniyetiyle buluşabilen kimseler bilirim. Ama arzu ettiği zaman Ricailühugayib'den bir zat Sami Fende Hazretleri ile görüşür. Buyururlar ki haber haline vakıf olabiliyor muyuz? Bakın edebi edebi Muhammediyesi diyeyim, Muhammedi edebi görüyor musun demiyor. Haber haline vakıf mıyız? Bak vakıf mısın demiyor. Vakıf mıyız? İstediğimiz zaman Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem ruhaniyetiyle buluşabiliyor muyuz? Evet, fetih dendiği zaman Allah'ın resulüne öyle bir fetih açıldı ki makam-ı Mahmud olarak açıldı. Daha nasıl açıldı? Allah sana verecek, sen de razı olacaksın buyuruyor. Nasıl açıldı derseniz sel tuuta, iste ya Muhammed sana verilecek sallallahu aleyhi ve sellem. Ona Cenabı hak öyle bir fethi açtı ki daha doğar doğmaz ümmeti ümmeti diye şehadet parmağını kaldırıyordu.
Ona Allah'ımız öyle bir fethi açtı ki Miraç hadisesinde daha Burak'a binecekler ümmetini ifade ediyor. Cenabı hak ile mükalemede yine ümmetini, geçen biz görüşmemizle burayı eksik bırakmıştık. İşte duaya erişebilmek için Allah'ın selamına, rahmetine, mağfiretine salih bir ümmet olmamız gerektiğini, salih bir ümmet, Eğer Salihinden olursak Kuran azimüşşan'a göre amel edersek ya Rabbi selam rahmet ve mağfiretin ümmetimin salihleri üzerine de olsun. İşte bu anda Cebrail Aleyhisselam'ın cezbesi diyorduk ya, inşallah bugün onu tamamlamış olalım. O cezbesinin birisi sen Cebrail Aleyhisselam'ı bile geride bıraktın. Seninle özel bir bezmi has denir buna. Beraberin sen ümmetine girdiriyorsun deyince ve gammi li ecri ümmetiyim. Gamım ve kederim ümmetim içindir. O zaman işte cezbe dediğimiz bu idi. Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulü diyordu.
Peygamber Efendimizin İstiğfarı ve Ruhaniyeti ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin İstiğfarı ve Ruhaniyeti kaydında Ashab-ı Güzin Rıdvanullahi ta'ala Alihi Mecmain. Biz Resulullah'ın huzurunda bulunurduk sallallahuü Teala aleyhi ve sellem. Onun en az yüz defa istiğfar okuduğuna şahit olurduk. Nebihi Ekrem aleyhissalatü vesselam Efendimizin son günlerinde Ashabı Güzin şöyle anlatır. Onun halinde mahzuniyet görüyordum. Mübarek renkleri, vechi saadetleri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 22 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Daha çoktur bu cezbeler. Ne biter ne tükenir. Onlar her an bu cezbenin içerisinde zaten. Cezbe dediğimiz zaman cezbe müncezip ifadesi kullanılır. Cenabı hakk'ın kendisine cezbettiği, yaklaştırdığı kimselerdir. Onlar da böyle çırpınma, kendinden geçme Allah deyip celle celalühü, feryat halleri görünmez. Ama siz onları sekine halinden anlarsınız. Sekine hali öyle bir duruşu vardır ki onun o anda sizi hayran bırakır. Kayseri'ye Sami Efendimiz Hazretleri'nin, Kaddafi Allah'a sırra evlatlarından gelen oldu. Biri konuşuyordu. Tabii güzel sohbet ediyor. Fakat bir diğeri sekine halinde olduğu durumundan belliydi, vaziyetinden belliydi. Gözlerimle gördüm, konuşana değil o huzur içerisinde olana insanlar dönüp bakıyordum. Beytullah'ın konuşması mı gerekir? Ama hayran hayran gözler ona dikiliyor. Hep bunları da yarım yarım bırakmayalım da Allah'ımız ona fethi açmış.
Okuduğum Duha suresinde Habibullah'a büyük ikramların yapıldığı surei celilei cemiledir. Diye başlar. Zaten vedduha'da Cenabı hak fethi ona müyesser kılmıştır. Nasıl müyesser kılmıştır? Bir rivayete göre mübarek vechi saadetine Cenabı hak yemin ediyor. Ve ruha derken ve leyini ive seca derken de mübarek saçlarına yemin ediliyor. Bir manaya göre. O öyle bir peygamberimiz ki sallallahu teala aleyhi ve sellem Allah'ımız bize lütfetmiştir. Biz de ona göre sünneti semiyyesine elimizden genliği kadar dikkat edeceğiz, riayet edeceğiz. Çünkü ümmetim desin. Ümmetim demediği bir vakit yok. Kevser Havzı'nın başında da söylüyorum ama Cenabı Hak ya Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem senden sonra onların ne yaptığını biliyor musun? İnşallah bu kavme benzemez adet olarak. Nuh kavminden sonra biliyorsunuz Nuh Kavminde çok büyük ezalar görüldü. Ondan sonra artık kıyıya yaklaşıldı Ad Kavmi.
İnsanlar ıslah olacakları yerde zenginlemeye başladılar. Evlerinin önünde bir değil iki araba olmaya başladı. Daha sonra nimet tepelerden dökülüyor. Tepelerden dökülüyor. Her türlü ikramın içerisinde şükredip Rabbimize dönmemiz gerekirken ev beğenilmiyor. Evin eşyası beğenilmiyor. Evin döşemesi beğenilmiyor. Evin döşemesini bırakalım. Evin kendisi beğenilmiyor. Daha bir lüks akıllı evler var, şunlar var diyerek gönüller başkalaşıyor. Ne oldu? Sonunda azmalarının neticesi helak oldular Habibim. Sen ne biliyorsun senden sonra onların ne yaptıklarını? Bu nimete mazhariyet şükre, ibadet ve taate yönetmesi gerekirken onlar hallerini değiştiler. Durumlarını değiştiler. Bu geçtiğimiz pazar günüydü kıymetli bir amcamız yaşı ve doksan dolaylarında konuştu ama biraz erken hareket ettiler. Öyle bir görüşüyordu ki üzerinde durduğu şuydu Esamne. Zalimlere rükün olmayın.
Onların hayatı gibi bir hayat yaşamayın ve getirdi getirdi en sonunda giyim ve kuşamlara, giyimimiz de ona onlara benzemeyecek kuşamımız da görüyorum bir şefkatin eseri olarak bunu kabul edin. Elbiseler dar giyiliyor. Ne yapalım? Dar kesin. Arzu ettiğimiz her nimete mazhar oluyoruz Allah'ın izniyle. Her şeyi değilim. Onlar örtüldürler ama açıktırlar diye buyuruluyor. Habibim onların senden sonra ne yaptıklarını biliyor musun? Amcamız onun üzerinde duruyordu. Elbiseler dar dar, vücut hatlarının belli olması doğru değil. Yeni gelir geliyor anlatmak mecburiyetindeyiz. Sami Efendi Hazretleri ince bir yaşayış. Ebu Ali Et-Tekka Hazretleri'nin ibadette edep Cemalullah'a götürür diye buyuruyor ya. Bunu takip ediyorlar. Kelime-i Muhteremelerinin apartman kendilerine ait. Ya torunudur ya en yakınıdır. Kendisine haram olmayan kimseler üst kattan aşağı kata ineceği zaman çarımı diyor verin.
Diyorlar anne bak orada yine senin evlatların. Hayır çarımı verin, Allah'tan haya ederim. Ferhhem derler ya ferhhem anla artık. Bizim anlamamız gerekir. Allah'ımız ona açmadığı nimet yoktur. Öyle bir fetih lütfetti ki Cenabı hak ona Rabbimden üç ilim aldım. Birisi bana mahsus buyuruyor. Bir tanesi ancak ehline anlatabilirim. Bir üçüncüsü yaymakla emrolundum. O şeriattır. Şeri emirler ve vazifeler. Diğerleri nedir? Onlar da şeriattır ama şeriatın hangi yönüdür? Şeriatın marifet ve hakikat yönüdür. İnşallah bunlara erişebilirsek aldığımız evrat ve ezkarla dikkat edeceğimiz hususlarla Rabbimizin lütuf ve keremiyle nail oluruz inşallah. Ciddi olmak şartıyla. Fetih suresinde işte gelmiş ve geçmiş günahlarınız bağışlanmıştır diyen Habibullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem yine de istiğfar okuyor. Nedir? İstiğfar okumasının sebebi nedir? Devamlı makam kaydediyor.
Bir evvelki makamın bunu ifadede çok zorlanırlar. Böyle bir bulut gibi böyle bir bulut gibi bir hal onun geçmesi için de deniyor. Bir de asıl ümmetine örnek olduğu için Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem istiğfar okuyor. Çünkü örnek o. Hüsvetün hasene, en güzel örnektir bizim. Her hususta yememizde, içmemizde, her şeyimizde. Biz bir Arap bu Yeni Dünya Dergisi'nde promosyon olarak mecmaul adap. Bak, münakaşası da yapılır. Bazı onları biz ifade etmiyoruz. Onlar cüzi bazı anlaşılmakta zorluk çekilen hususlar diyelim. Fakat aleyhisselatu vesselam Efendimizin hangi yemekleri arzu ederler? İşte yüzük olarak neyi kullanırlar? Bunun yanında nasıl giyinirler? Hangi rengi tercih buyururlar? En artık ince teferruatına kadar ele alır ki bizim için en güzel örnek aleyhisselatu vesselam efendimiz. Bunun biz faydalarını sonra anlarız. Bir başkaları ama bunu taklit ediyor. Şuursuz yani.
Taklit ediyor. Biz efendimiz aleyhissalatü vesselamın sünneti Muhammediyesi diye yapacak olursak bunda ne vardır? Ecel vardır, mükafat vardır. İşte peygamberimiz böyle yapardı dediğimiz zaman Sallallahu Teala aleyhi ve sellem. İstiğfar okuyorlar. Ayeti celileye gelelim isterseniz. Eshamüla. Muhakkak ki biz sana afaşikar bir fetih açtık. Nasıl ter vereyim? Gözde fetih açtık. Rabbi Zülcelal'imizin cemalini seyrettiler. Mübarek yedi saadetlerinde el diyemiyorum. Onun için nasıl söyleyeyim? El deyip bizim elimiz gibi bir el değil ki o. Yedi saadetlerinde fetih açtı Cenabı hak. Bir çocuğun başını mesh etse diğer çocuklar arasında belli olurdu. Öyle bir mübarek elinde fetih meydana geldi ki canını istemeyin yeter ki buyuruluyor. Her şeyini feda edecek bir cömertlik fethi Allah'ımız lütfetti. Daha onun mübarek yedi saadetinin uzanmış olduğu yerde bereketler zuhur etti.
Öyle bir fetih ki susuz kaldığı zaman Ashab-ı Gücin parmaklarından sular atıyordu. Bitmez tükenmez ona yapılan fetih. Velayet ölçüsü içerisinde onun sevgili dostlarına da elbette bu fetih lütfedilmiş ikram edilmiştir ki Allah senin üzerinden geçmişini ve geleceğini bağışlayıp üzerindeki nimetini tamamlayacak ve seni dosdoğru bir yola çıkaracaktır. Tabii Türkçede bunun izahını yapamıyoruz biz. Üzerindeki nimetini tamamlayacak. Zaten nimetin tamamı istenir. Essahde etmemtu aleykum niameti ve ravitim lekum minameti ve ravi tul lekumul İslame dine, nimetin tamamı ve benzersiz bir başarı ile seni Allah Celle Celalühü yardım olunmuş ve nasıl tarif edeyim ki bu Türkçe anlamı yok. Beyyansurakallahu Nasran azize. Büyük mükafatlar diyelim ne diyelim? Yardımlar, ihsanlar yok. Türkçe'de anlamı yok işte. Tefsir üzerinde duran bir kimse idi. Dedi ki ben anlatamıyorum.
Rahman sıfatının Türkçede karşılığı yok arkadaşlar. Allah'ımız bu ayet-i celilelerin tefsirini gönlümüze ihsan buyursun. Gönlümüzde tecelli etsin Böyle istiğfar okurlardı. Önümüzde eserler var. İstiğfar hakkında hani günahlarımızdan dolayı özür diliyoruz. Tövbe ise yönelmek ama cami gönülden bir yönelmek. Bunu da biz esenle. Inşallah hata etmeyiz tekrar. Ayeti celile'ye bakalım ama hata olmasın. Burada Rabbi zücccelalimize öyle bir yalvarış öyle bir yakarış ki yakarış ki bir daha günah işlememek üzere Ayetülleiyyukum misal. Ya yüvellezine amenu tubu ilallahi tevbetten nasuha. Asa rabbukum en yke firankum seyyiatikum. Ey iman edenler, Allah'a öyle tövbe edin ki nasuh gayet ciddi, etkili öğüt verici bir tövbe olsun. Gerek ki Rabbiniz sizden kabahatlerinizi kefaret ve örter de sizleri altından ırmaklar akan cennetlere koyar.
O günkü Allah peygamberini ve onun beraberinde iman edenleri utandırmayacak, nurları önlerinde ve sahalarında koşacak Şöyle diyecekler ey Rabbimiz bizlere nurumuzu tamamla ve bizleri mağfiretinle yarıla. Şüphesiz ki sen her şeye gücü yetensin. Burada önemli bir husus var esamle. Gerek ki Rabbiniz sizden hatalarınızı keffaretle örter de umulur ki buyuruyor, kesin bir garanti yok. Garanti yok dilerse. Onun için her an muhtaç olduğumuzu bileceğiz. Her an muhtaç olduğumuzu bileceğiz Efendimizin mübarek hayatı. Bunu gösteriyor bize Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Efendimiz buyuruyorlar Sallallahu Aleyhi ve Sellem kim gülerek günah işlerse, ağlayarak cehenneme girer. Günahtan sakınmak çok önemli bir tabir bu. Tövbe ile uğraşmaktan daha kolaydır Hazreti Ömer radıyallahu anh günahtan sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan daha kolaydır. Esadi Erbili Hazretleri'nin on ikinci mektubu var Mektubat'ta.
O Mektubat'ta şunu ele almışlar. Bir soru soruluyor. Diyorlar ki efendim biz bu mübarek yoldan nasıl istifade edebiliriz? Orada şunu buyuruyor. Evrad ve ezkarımızı mutlaka yapacağız. Bunun yanında şunlara dikkat edeceğiz Esselamle. Allah'ın resulü size neyi bildirmişse onu alın. Neden kaçındırmışsa ondan da uzak durun. Bir de buyuruyor rabıta-ı Şerife'ye aman dikkat edin dikkat edin. Onun sonunda şöyle bir izah var. İbadet ve taati yapmaktan günahları terk etmek daha önemlidir diye çünkü bir temizlik yapılacak. Bir arıtılacak, durulacak, temizlenecek. Temizlendikten sonra günahlardan uzaklaşmanın ibadet ve taatten çok önemli olduğu beyan ediliyor. Sebebi de şu. Diyelim ki biz bir yiyecek içecek eğer içerisine uygunsuz bir madde karışacak olursa ne olur? En azından mesela yemeğin tuzu olmasa o zaman da tat vermiyor. Tuzu çok olsa yine öyle. Ne olacak? Dinimizin ölçüleri içerisinde olacak.
Mesela ibadet ve taate riyanın, kibrin, ucubün, benliğin karışması gibi. Bunlardan ağrı olacak, uzak olacak, tertemiz bir amel. Buyuruyor, Allahü Zülcelal'e olan nafileler hediyelerinizdir. Güzel yapın buyuruyor. Mesela biz düğündür, nişandır vesairdir. Bir toplantıdır. Ne yapıyoruz? Hediyelerimizi en güzel şekilde hazırlayıp o artık ona mahsus jelatinlerdir vesairdir, kordelası vesair bunları en güzel şekilde tertip ediyoruz. Bu nedir? Bir kula olan ikramımızdır. Yapmış olduğumuz ibadet nedir? Cenabıhakk'a cezası en süratli günahlar zulüm ile sılai rahmi kesmektir. Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh Efendimiz buyururlar. Cezası en süratli günahlar zulümdür ve sılai rahmi terk etmektir. Akrabasını ziyaret etmeyi terk etmektir. Küçük günahta devam eden büyük günaha, büyük günahta devam inançsızlığa götürür buyuruyor İmamı Rabbani, Haddesallahu Sırrı Hazretleri.
Çok uzun burada çok güzel şiirler de var. Müslümanlar zamane yatlı oldu. Helal yenmez, haram kıymetli oldu. Okuyan Kuran'a kulak tutulmaz. Şeytanlar semirdi, kuvvetli oldu. Haram ile hamir tuttu cihanı. Fesat işler eden hürmetli oldu. Kime kim Tanrı'dan haber verirsen, hakır başın salar, huccetli oldu. Şair üstad ile arbede kılar, oğul Ata ile izzetli oldu. Fakirler miskinlikten çekti elin, gönüller yıkıban heybetli oldu. Peygamber yerine geçen hocalar bu halkın başına zahmetli oldu. Tutulmaz oldu peygamber hadisi. Halayık cümle haktan mutlu oldu. Yunus gel aşık isen tövbe et. Nasuhha tövbe ucu kutlu oldu diyor. Efendimizin istiğfar hakkında ahadisi Muhammediyeleri var. Ali efendimizin bir sözü Kendinde içinde olduğun halde günahkarlara kızma buyuruyor. Kendin de içinde olduğun halde günahkarlara kızma. Her nefeste ieledik yüz bin günah. Bir gün etmedik hiçbir gün ağa. Süleyman Çelebi.
Günah işlediği zaman üzüntü değil, sevinç duyanların hali günah işlemekten daha beterdir. Mansur bin Ammar. Tekrar edeyim. Günah işlediği zaman üzüntü değil, sevinç duyanların hali günah işlemekten daha beterdir. Borcunu azaltırsan hür yaşarsın. Günahlarını azaltırsan rahat ölürsün. Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Efendimiz buyuruyorlar. Tövbe çok önemli. Yine almışım. Bunu biz çok eski Üstadımız Hazretleri'nin dokuz yüz altmış üçte almış olduğu teypte vardı bu. Dünyaya mağrur kişi tövbeye gel tövbeye. Uçmadan ömrün kuşu tövbeye gel tövbeye. Ey halk içinde ulu, olmuş nefsinin kulu. IŞİD hey Yaman huylu, Tövbeye gel tövbeye. Sakalına bakamam. Kara iken oldu ak. Dünya sana kurdu fak. Tövbeye gel tövbeye. Ulu kıyamet kopa, düz ola dere tepe. Niceler yoldan sapa, tövbeye gel tövbeye. Uça gideceğim dahi kuru kala 10 dahi. Yunus Emre sen dahi tövbeye gel tövbeye.
Ve galen Nebi'yü sallallahu teala aleyhi ve sellem İstiğfaru fi sahife yeterle leun nuran. İstiğfar, insanın sahife-i amalinde nur gibi parlar. Çok müjdeli olan hadis-i Şiritler. Günahından tövbe eden kimse günah gitmemiş gibi olur. Müjdelik kısmı bura. Bir taraftan istiğfar diğer taraftan günahında ısrar eden ise el ayazü billah Cenabı hak ile istihza etmiş gibi olur. Allah ile alay gitmiş gibi olur. Ve netegabibullah. Bir kimse kalben ve kalıban. Estağfurullah zikri şerifine devam ederse hem kal hem de beden olarak hem diliyle zikri şerifine, istiğfarım devam ederse Cenabı Allah o kimsenin gamlarını feraha ve müzayakasını müzayaka dedi, zorluğunu sıkıntısını şiddetini vüsata tebdil eyler, rahatlığa kavuşur. Memul olun madık. Bir taraftan kendisine mevzu yani umulmadık yerden Cenabı hak ona rızkını lütfeder.
Bu kırklı yıllarda kıtlık devresi Efendimiz Hazretlerinin hem asker arkadaşı hem de ihvanı. Soruyorlar. Geçiminiz nasıl yiyeceğiniz, içeceğiniz? Efendim köşeye birkaç işte ölçek buğday bıraktım. Değirmene götürüyorum. Bu olan bir hadise. Anlattığım şu olan. Akaid kitaplarında var şu anlattığım. Yazıyor mu? Yazıyor. Evliyanın kerameti haktır. Veli kerametle tanınmaz ama keramette zuhur eder. Efendim değirmene götürüyorum. Burada işte un hazırlanıyor. Tekrar geliyorum köşede götürdüğüm kadar buğday mevcut. Tekrar götürüyorum. Yine Allah ihsan ediyor. Bu kasabada bir taşan diye yer var. O taşan dinmesinin sebebi şu. Orada bir Rıza babamız vardı. Erzurumlu. Kendisi Kars'ta askerlik yapmış. Bunu çok anlattı iiznillahi teala. Orada tıraş olurken berberde bir resim görür. Kim budur? Böyle sakallı böyle cüblerini görünce zaten böyle kimselere de muhabbeti var içinde. Asker abi bu bizim şeyhimiz.
Ben de bir görebilir miyim? Komutandan izin ister. Çok severmiş komutan onu. Git Rıza ama çok oyalanma tez dönersiniz. O gece çünkü ilahi alemde bu kapıya evla dolacaklar yazılıdır. Dedemin Rahmetullahi Ali Eszade Erbili Hazretleri sorar. Musa Efendi kaç kişiye ders verdin? Efendim dört kişiye ders verdim. İkisini kabul ettik, ikisini etmedik. İnşallah bizim tek bir ümidimiz var. Şefaatim ümmetimin günahkarları üzerinedir. Biz böyle bir ümit bu şekilde. Bu Hadis-i Şerif de var. O gece üstadımızı görür. Gel Rıza diye çağırırlar. Bundan sonraki çok uzundur. Diyeceğim şu. Taşan denmesi mesela suyun taşmasıdır, yemeğin taşmasıdır, bunun gibi işte. İki kardeş bunlar tam da mevsimi harman deriz biz. Kaldırıyorlar. Artık sapı tanesinden ayrılmış bölüşüyorlar. Birer çuval götürüyorlar. Biri bir çuval, biri bir çuval götürüyorlar. Kendi yerlerine döküyorlar.
Küçük kardeş o çuvalı sırtladığında diyor ki a beyimin çoluğu ve çocuğu çok. Ondan dolayı benden daha çok fazla ihtiyaç sahibidir. Onun hanesine döküyor. Büyük kardeş de benim diyor kardeşim daha askere de gitmedi, evlenmedi de, bunun düğün masrafları neleri de olacak, o da oraya döküyor. Bir türlü tükenmiyor. Bir türlü tükenmiyor. Sonra meşay-ı izamdan bir zata soruyorlar. Evladım ne yapıyorsunuz? Hallerini anlatınca tabii tükenmez. Siz cömertlik yapıyorsunuz ama Allah'ımız öyle bir cömert ki o da bereketini ihsan ediyor diye. Cenabı hak veren yerlere lütfediyor, ihsan ediyor. Hiçmez. Birkaç hadisi şerifle tamamlamaya gayret verelim. Burayı okuduk. Ummadığı yerden rızkını lütfediyor, ihsan ediyor. Ummadığı yerden. Bir tanesi gelmiş üstadımıza. Efendim geçimin nasıl Üstatımızın fabrikaları var. Var tabii. Gönül fabrikaları var müstesna. Onun için dünya ne ki onlara?
Abdurrahman bin Avv hazretleri buyuruyor ya kanaatim sebebiyle kumu avuçlasam altın olur diye. Onlar sadece örnek olduğu için bize dünyevi işleri var, çalışırlar. Onların bu yönde hiçbir sıkıntısı yok. Cenabı hak ihsan ediyor onlara. İkramda bulunuyor. Böyle sorunca üstadımızın mübarek elbiselerinden böyle paralar dökülmeye başlıyor. Aman ha diyor, sükut ediyor ve bunu sormaya ne gerek var? Biz onların hürmetine yediğimize, içtiğimize hamdelerin, Onların hürmetiyle elhamdülillah onların Rabbimize yakınlığı sayesinde Cenabı hak ihsan ediyor. Onlar olmasa alem birbirine karışır. Cenabı hak gazap etmek istediği zaman sevdiği kulları görünce gazabı duruyor. Tabii bu kıyamet alametidir. Azizler şimdi zelil. Zeliller de azizdir. İnşallah biz öyle görmeyiz ama kıyamet alametinde bu geçiyor. Bizim için değil. Elhamdülillah. Katiyen.
Tövbe ve istiğfar ile günahı kebair affolunduğu gibi mükerreren iltihab edilen günahı sagire dahi kebire adedine dahil olur demektir. Mesela bir havuz düşünelim. Bu dedemin misali rahmetullahi aleyh. Aleyh. Küçük küçük taşlar atılıyor. İşte bizim bundan da ne olacak? Bu kadar sıkmayın. Bu kadar daraltmayın. Dinimiz geniştir. Bilmem falan diye diye. Bir tanesi latife olacak ama latif olur inşallah. Baktım diyor her şeyde ruhsat ruhsat ruhsat ruhsat hep kolaydı. Dedim ki diyor Beytullah'ı o zaman ne tavaf edelim ne safa Merve'de yürüyelim ne şeytan taşlamaya gidelim. Geriden selamlayalım yeter dedim diyor. Bu kadar olmaz dedim diyor. Hac bir cihattır. Zorluğu da olacak tabii. Nasıl saf olacağız? Nasıl mağfiret olacağız? Böyle her şeyde kolaylık kolaylık kolaylık. Doğru mu? Önümde bir kitap. Okuduğumda hayran kaldım.
Hace Ubeydullahi Ahrar Hazretlerini yerinden göstereyim diyorum ama dilimle derim. Yüz bin tevhid okuyor. Bin defa nefy ispat yapıyor. Bir güne sığması mümkün değil. İstiğfarlar vesaireler yani bir güne sığmaz ama Allah'ımız onlara ne lütretmiştir? Onlara buldum nihayet, hurdaymış. Allah'ımızın onlara lütretmiş olduğu tayyi lisandır. Az bir zamanda çok kelam kılıyorlar Rabbimizin lütuf ve keremiyle. Hayran kalmamak mümkün değildir. Bulabilirsem bakıyorum burada. Yani kolayın olmamış ki. Üç bin işçi çalıştırıyor. Çok da zengin üstadımız. Çok zengin. Daha başka böyle harama diyor ama o nasıl tarif ediliyor bilmiyorum. Herhalde ahırlarında neden? Hayvanlar, atlar belirsiz ama kendisi çok muttaki zahitane bir hayat yaşıyor. Bütün uykusu seccadenin üzerinde mübarek başı dizlerine doğru şöyle yıkılıyor. Ya sağa ya da soluna biraz düşerse o başka, bu şekilde. Böyle Rabbkamıza eriştiler.
Dünyalık hasıl oldu diye biz azalacak mıyız? Allah'ımız muhafaza buyursun. Böyle Rabbamıza nail oldular. O küçük günahlar dedem Rahmetullahi bir havuz buyuruyor. İşte küçük taşlar atılıyor atılıyor atılırken dağ gibi oluyor. O bizden de bu kadar olsun ne olacak bilmem filan diye diye dil belirsiz, göz belirsiz. Hatta hazırladım. Buna ait notları da hazırladım. Adabı muaşeret diye hazırladım kardeşlerimize sunalım diye halimiz güzelleşsin. Hüsnü muaşeret diye. Tabii beyine kadar ele aldım Rabbimizin lütuf ve kelamiyle. Şu beynimiz namusumuz varken başka bir namusu düşünmesin. Şu beynimiz şu beynimiz bizim bir başkasının ayağını nasıl kaydırırım? O benden daha ileridir, ona nasıl engel olurum bunları unutalım diye kaydettim.
Beyin, fih hadisi ebi Hüreyre radıyallahu anh, gala Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Bir müddet bir saat diyelim Rabbimizin yüce kudretini düşünmek altmış yıllık nafile ibadetten üstündür. Rabıtamız çok önemli. Murakabemiz çok önemli. Burada Meşayızam Efendilerimiz ele alıyorlar. Demişler. Yani bir saat murakabe halini yaşamamız yetmiş yıllık nafile ibadetten üstün diye öyle üstadlarımız var ki muratebe halinde öyle yapıyorlar ki bu bir bal değil börek değil. Gözümüz düşüyor diyelim bir bala böreğe. O çok arzu ettiğimiz yemeği yedikten sonra doyuyor insan. Bir lokma alamam diyor, tamam. Al işte şunu bitir, yok. O maddi olduğu için manevi gıdada doyum olmaz. Onun için ne yapıyorlar? Sabahlara kadar devam edenler var. Bunlar ne anlatılır ne de edilir. Ehlince malumdum. Şu boyun kısmında murakebenin diyor çokluğundan kemiği çıkmış gibi bir vaziyet alıyordu.
Yerine göre kamburlaşmış bir hal almışlar. O murakabe halinde kalplerini Cenabıhakk'a aça aça aça aça Allah'ımız bu Celle Celalü, ihsanda bulunuyor, ikramda bulunuyor. Konya'da olacak Konya'da üstadımız bulunuyorlar. Bir amca çok hoşuna gidiyor. Orada görevli olan bir kimseye diyor ki bu benim çok hoşuma gitti bu amca deyince efendim onun halini size anlatalım diyor. Meğer gece kalkar murakabe halinde. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz teşrif buyururlar. Tabii seccadesinde gözyaşlarıyla kalkıyor. Buna doyurulur mu hiç? Rabbimiz Asıl bunlara iştihamız, arzumuz olması gerekir. Asıl bunlara imreneceğiz. İslam'ın asıl bu taatleri, bu vazifeleri, bu görevleri yerine getireceğiz. Yani bize ahirette faydalı olacak. Bu ahirette değil dünyada da faydası var. Şimdi çokça söyleniyor, duyuyoruz. Gönül darlığı, bir sıkıntı, bir meşakkat bu hep ibadetsizliktendir.
Sami Fen Hazretlerinin kasaba-i ilk teşrifinde okumuş olduğu ayeti cellesame ve men auraza an zikri ve inne lehu mayişeten banka tabii kusurluyuz. Fakat Ayet cell olduğu için onu tam okumamız lazım. Bu Ayet celleye'yi okumuşlar. İki saat kadar mana vermiş Sami Vemzi Hazretleri. Kim bizim zikrimizden ayrılırsa onlar için sıkıntılı bir hayat vardır diye. Diyor. Gönlüm daralıyor, kalbim sıkışıyor, bunalıyor. Hep bunalmalar içimizin içimizin isyanla dolması başka ne olacak? Onlar eshamme ve emme men hafe makama rabbihi cennete an ayeti celilesi ile gönüllerini cennet etmiş kimselerdir. Onlar için ne var ki? Bir adımlık gelir. Bir haneden diğer bir haneye geçiştir o. İki adımlık bir yol. Biz böyle diyoruz ama hiç bilmez bile onu. Demek ki gönüldeki sıkıntılarımız neden ileri geliyor? İbadet ve taatteki tembelliğimizden. İnan çok korkuyorum.
İyi ki elhamdülillah Diyanet teşkilatı namazları işte mesafelere dikkat ederek işte seccadeler üzerinde temizliğe riayet etmek suretiyle o maskelere vesair kılınacak diyor. Emin olun o serbest olduğu zamanda ne ise şimdi de artma yok eksilme var. Bilmiyorum başka yerler de artıyor, bilmiyorum. Yok. Ümmetim uykudadır, ölünce uyanır haline dönmeyelim. Burada uyanmazsak orada hiç uyanamayız. Bunlar boşuna değil bu musibetler. Şimdi yazıyor kitaplarda yok gazetelerde, dergilerde, haberlerde görüyorum. Kıyamet alameti mi diyor mesela. Kıyamet alameti Efendimiz doğduğu zaman değil doğduğu demişim, ahir zaman nebisi buyruluyor. Sallallahu Teala Aleyhisselam Efendimizin nübüvvete erişmesi risalete sevgili peygamberimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem onu kıyamet alameti kabul ediyorlar. Ahir zaman Nebisinin bin dört yüzyılı geçmiştir. Değil ki şimdi.
İnşallah biz derlenip toparlanacağız Rabbimizin lütfuyla. Çünkü hayırlı olan hallerde görüyorum. Bizim üstadımızın duaları o olurdu. İhvanlarımıza aşkullah, şevkullah, muhabbetullah, muhabbeti Resulullah lütfet ya Rabbi diye. İnşallah bu muhabbetler zuhur ederse gecemiz gündüz olur bizim. Bunlar için zaten gece hasretle bekledikleri bir vakittir. Ah, gece olsa da Rabbimiz da şöyle bir hemhal olsak diye her an beraber olmakla birlikte, ashabına, gece anlayışı, kavrayışı daha bir güçlü, daha bir kuvvetlidir. Gönül aleme açılıyor. Sır perdelerinin aralandığı bir zamandır Kuran boşuna diye buyuruluyor. Gece indirdi Kuran azimüşşan'ı diye. Bunu Muhyiddin Arabi Hazretleri anlatıyor. Ben diyor altın oluğun karşısında Allahu alem inşallah hata olmaz. Altınuluğun karşısında gece diyor, o fahri kainat sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizden olan hırka-ı saadeti giydim buyuruyor.
Hep gece ihsan olunuyor. Gündüz nedir? Bir tanesi diyor ki efendim diyor ben gece kalkamıyorum. O veli de demiş ki yatamıyorsun neyse. Efendim yatıyorum. Yatağım neyim? Bildiğiniz gibi değil. Hep vücuduma şu vücut organlarına uygun bir şekilde en rahat yasak. Hayır evladım. Gündüzkü hayatın düzgün değil. Bunu Rabbimiz Kuran-ı Kerim'de bak ben kalkamıyorum deyince yatamıyorsun öyleyse. İbadetle taatle gününü geçirmiyorsun demek istiyor. Rabbimiz diye buyuruyor. Rabbi Zülcelal'imiz. Onlar o hayırlı kimseler tarif buyurulurken buyurulurken ibadurrahman zaten seçilmiş kullar demektir. Bunlar Rabbimizin seçtiği kullar. Bir öğretmen dahi seçer. Bizim çok kısa bir öğretmenliğimiz oldu, çok kısa. Üstadımız Hazretleri neyi kastettiler bilmiyoruz. Girdim sınıfa. Tabii uygun görmezler bazı. Çevreler uygun görmedi. Şöyle acizane baktım.
Biz de ayrılınca bizden sonraki devam edecek kimseye üç tane isim dedi. Bak şu şu şu. Buna dikkat edin. Bu üçü de en yüksek yerlere geldiler. Yani bir kul olarak Allah'ımızın aciz bir kulu olarak biz biz kabiliyetli olanı görürüz de Rabbi Zülcelal'imiz kulları içerisinde peygamber olacakları, ülü'l-azm peygamber olacakları, enbiyadan olacakları, bunun yanında bir kutbul aktab olacağı, bir kutbu kutbu azam olacakları kutbu cihan olacakları, gavsil azam imaman olacakları, üçleri yedileri kırkları nüceba ve nükaba ebdalini bilmez mi hiç? Yaratan yarattığını bilmez mi? Onun için Cenabı Hak seçiyor. Seçilen kimselerdir onlar. Açtığım ayeti celile bu Rahman'ın has pulları. Kendisine hastır bunlar. Bunlar Rabbi Zülcelal'imizin acaba itiraza sebep olur mu? Katiyen olmaz. Ne itiraz olacak ki? Rabbımızın bezmi hasa aldığı kimselerdir bunlar. Efendim ne anlatıyorsun? Arş-ı Azam'ın üstünü diyorum.
Eshabüle. Bunları layık olmayarak, layık olmayarak bunları ifade etmeye gayret ediyorum. Kim bunlar? Bunlar şunlardır. Şüphesiz ki takva sahipleri cennetlerden nur içinde. İzahı yok bunun. Fi cennetin venehar, bu nehirler ne denir? İzahı yok bunun. Şüphesiz takva sahipleri cennetlerden nur içinde. Elhamdülillah biraz olsun yaklaşıyor. Cennetlerden nur içinde. Hatırlayabilsem Vakıa suresinde geçer. İnşallah bulmaya gayret ederim. Bunlar kimselerdir ruhu seçilmiş kimselerdir Allah'ımız. Seçmiş onları. Ferahun, Ferahun ve Reyhanun ve cennetün naim. Rahatlık ve Naim cenneti içinde diyor ama daha tarihi yok bunun. Burada da Mevla-yı Zülcemal'imiz fimak adi sıdbün ende melikim muktedir. Başta. Şüphesiz takva sahipleri cennetlerden nur içinde, tarihi yok bunun. Allah'ımız onları özel davet ediyor. Var mı bunun misali? Müdafaasını hazırlayan Atıf hocamız.
Böyle dolu sahifeler iddianamesini hazırlamış, gözü biraz uykuya dalmış, bir müddet sonra gözü açılır açılmaz bütün sahifeleri yırtmış. Yanındaki kimse Tahirül Mevlevi acaba demiş idamını duydu. Bunun başında bir halimi oldu acaba? Bir tecennün hali mi oldu deyince hayır ya Tahir o gözümü yumduğum anda Resulullah teşrif buyurdu. Sallallahu Teala Aleyhisselam beni davet ediyor. İşte örneği Hazreti Osman Radıyallahu Anh susuz şehit ediniyor. Bizim yanımızda iftar açmayacak mısın? Sanki efendimiz Neville gitmediler mi? Söyleyin. Sami Efendimiz Hazretleri özel davetli kimseler çok ağlar son anlarında valide sultan efendim niye ağlıyorsunuz? Geleni görmedin mi? Ancak siz görürsünüz efendim. Bilal-i Habeşi geldi Resulullah'tan sallallahu teala sellem beni davet ediyor. Bunlar o. Rahmanın has kulları, öz kulları. Daha bunun biz katrilyonda birini ifade etmiş değiliz.
Yunus Emre der ya büyüklerimiz için diyorum. Biz ancak işte dualarımızı bekliyoruz. Dualarımıza muhtaç bir kimseyiz. Bilirler hod haber vermezler. Nasıl söylesin? Nasıl etsin bizim gibi insanlara? Rahmanın has kulları yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine sataştığı zaman selam der geçerler. Rabiatü'l Adeviyye annemizin işte şeytanı dost düşman tanır mısın deyince hayır diyor dost demişim. Allah'ımız onlara dost. İnşallah Maide suresini Rabbimiz lütfederse, ikram buyurursa söylemeye çalışırız. Orada bizim dostlarımız haber veriliyor zaten. Kimdir bizim dostlarımız? Eshamler. Sizin dostunuz Allah'tır, resulüdür. İman etmiş, Allah'ın emirlerine boyun eğmiş, namaza devam ederek zekat veren kimselerdir. Şeytan ı diyor kendime işte düşman bilmez misin adıvvim mübin? Hayır diyor. Şeytanı barındıracak bende diyor. Ne gönül var ne kalp var.
Benim yarı semtimden bile geçemez diyor. Bunlar Rahman'ın celle celaluhu has kullarıdır. Gündüzleri böyle huzurla geçiyor. Geceleri de öyle olunca Rabbi Zülcelal'imiz lütfediyor. Onlar ki Rab'lerine seyirciler, kıyamlar ederek geçirirler diye buyuruluyor. Yatarlar demiş onlar bizim gibi yatmaz. Onların yatışları ruhlarının istirahatıdır. Dünyada nasıl bir halde ise ruhları uykularında da o alemdedirler. Cenabı hak şefaatlerine mazhar kılsın ve Elhamdülillahi rabbil alemin vel Fatiha.