Alemdarın kaleminden yansımalar. Günahkarların sığınağı. Efendimiz'in Rabbi katındaki hürmet ve değerini ifade etmek üzere Muhammed Parsa hazretleri şu olayı naklediyor. Beni İsrail zamanında bir adam iki yüz sene Allah'a isyan eder. Tam iki yüz sene günahkar bir şekilde yaşar ve öldüğü zaman kavmi onun definişlerinin hiçbirisini yapmadan onu olduğu gibi bir çöplüğe atar. Allah Teala Musa Aleyhisselam'a vahyeder. Ya Musa, şöyle bir kimse vefat etti. Sen onu al, yıka ve defnet. Musa Aleyhisselam gelir, kavmine o şahsı sorar. Onlar derler ki Ya Musa, senin söylediğin vasıflarda hiçbir kimse yok. Ancak Musa Aleyhisselam, Mevlamız emrettiği için üzerinde ısrarla durur. Sonunda Evet, bir kimse var ama iki yüz sene isyanla vaktini geçirdi derler. Musa Aleyhisselam Tamam der. Musa Aleyhisselam o zatı yıkar, kefenler ve defneder. Halk merak eder.
Ya Musa neden böyle yaptın deyince Musa Aleyhisselam da onun sebebini Rabbimizden sorar. Ya Rab bunun hikmeti nedir? Der. Halıkımız, Evet ya Musa, bu kulum hakikaten iki yüz sene isyan içerisindeydi. Bir gün Tevrat'ı eline aldı. Açtığı zaman onun içerisinde Muhammed'imin ismini gördü. O ismi yüzüne ve gözüne sürdü. Ona taazimde ve ikramda bulundu. Ben onun bu hareketini karşılıksız bırakamazdım buyurur. Her müminin salatü selamlarını artırarak onun şefkat ve muhabbetine erişmeye gayret etmelidir. İnsanlar ancak ona yakınlıkları ölçüsünde fazilet ve değer kazanırlar. Ben alnımdaki nura aşıktım. Bir kadın, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin babaları Hazreti Abdullah'ı her zaman yoldan geçerken görse ona birtakım uygun olmayan sözler söylerdi. Bir gün kadın, Hazreti Abdullah'ı gördüğü halde hiç seslenmedi.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin babaları Hazreti Abdullah şaşkın bir şekilde kadına ey kadın her zaman bana laf atardın. Bugün neden seslenmedin, buyurdu. Kadının cevabı şu oldu. Ey Abdullah, ben sana değil alnındaki nura aşıktım. Çünkü Nur-u Muhammed'i Hazreti Abdullah'la evlenen Hazreti Amine'ye intikal etmişti ve artık onur Hazreti Amine'nin alnında tecelli eylemeye başlamıştı. Aşıkların gönlündeki Kan. Cenabı hak Cebrail Aleyhisselam'a ey Cibril hiç dert ve elem çektiğin, sıkıntı duyduğun bir an oldu mu diye sordu. Cebrail Aleyhisselam dört yerde kanadımsızlar gibi oldu. Birincisi, İbrahim Aleyhisselam ateşe atılacağı zaman, ikincisi İsmail Aleyhisselam kesileceği zaman, üçüncüsü Yusuf Aleyhisselam kuyuya atıldığı zaman, dördüncüsü Muhammed Mustafa'nın Uhud Muharebesi'nde mübarek dişleri şehit edildiği zaman.
Kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellemin mübarek yüzleri yaralanmıştı. Kan sakallarına kadar geldi. Tam yere düşeceği zaman Allah Celle Celalühu ey Cibril, Kulum Muhammed'ime yetiş buyurmuştu. İşte bu anda ben kanadım sızlıyor olduğum halde geldim ve yetiştim. O kan mübarek sakallarından tam yere düşeceği zaman ta Sidre-i müntehadan yetiştim de o kanı yere düşürmedim. Artık o kan Resulullah 'in aşıklarının gönlüne yerleştirilmiştir. Onun için aşk ve muhabbetle yanarlar. Halık'ımız bizleri bu nurla yaşatıp bu nurla öldürsün. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.