Peygamber Efendimizin Hayatından İnsanlık Dersleri ve Azrail Hakkında
Peygamber Efendimizin Hayatından İnsanlık Dersleri ve Azrail Hakkında kaydında Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim. Vadede dualar edelim. Ola ki Rabbimiz taala ve tekadde sazradları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahi izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleye,…
Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim. Vadede dualar edelim. Ola ki Rabbimiz taala ve tekadde sazradları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahi izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleye, Kusurlarımızı affeyleye. Böyle cami-i şerife toplanıp geldiğimiz gibi fahri kainat Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin pirdevsi ala cennetinde de böylece hactı cemileye, evvela bu fakirin lisanına habtü halel hata ve zelelden hıfz-ı himaye eyleye, cümlemize cümlemize dinleyip belleyip mucebi muktezasınca ameller tevfik eyleye, tevfikin refik eyleye. Daha faydalı olmanın için Arapçasını bırakalım, Peygamberimiz ne buyuruyor onu anlayalım inşallah.
İkinci han güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz radiyallahu anhüma'dan müşavün ile Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Peygamberimiz ne buyurmuş? Ya Ammar, Ammar, bunun Yasir'i anlatsak, annesine anlatsak, kendini anlatsak, yarın boğazın şeyini alır. Çünkü bunların başına çok büyük felaket geldi. Allah yolunda babası anası kurban oldular, gittiler. Ebu Cahil ille dininizden döneceksiniz diye zorlattı. Yanında hembahları da vardı. İmkanını bulamazlar, ikisini de hançerladı, öldürdü. Allah şefaatlarına nail. Ya an ver, gerçek Cenabı Allah bütün mahlukatın tesbihini, ezkarını, Salavatı şerifesini bana duymama vazifesini bir melaikeye emir buyurmuş. Ve kıyamete kadar kabrimin üzerinde bulunacaktır. Bir melaike tayin etti Allah, ne kadar salavatlarınız, zikirleriniz, fikirleriniz varsa bana bir melaike buyuruyor.
Planı oğlu planın, aha şu hidayeti var, Salavatı şerifesi var. Buyur ya Resulallah diyor. Daima bana o melaike, sen azığın içinden geçen de dilimi de usulca da okusan Peygamberimizin kulağına onu duyuruyor Allah'ımız o melek vasfı tafsilıyla. Anladım efendim. Ümmetimden benim üzerime Salavatı Şerife getiren hiçbir kimse yoktur. O melaike Salavatı Şerife getirenin kendini babasının ismini babasının ismiyle beraber filan oğlu Finans sana şu kadar salaklık şerife getirdin diye söylemesin. Muhakkak bana o melaike söyler der ki, ya Muhammed, Sallallahü Aleyhi ve Sellem, sana düz Salavatı Şerife getirdi der. Ben de o Salavatı Şerife'yi alır, kabul ederim, yarın mahşerı da şefaat ederim o ümmetime. Olsun, Buyur bakalım diyelim. Finans sana şu kadar salavatı şerife getirdi yemesin. Mutlakadir. Getirilen salavahtı şerifenin nasıl olduğunu bile söyleyecektir. Salaten tüncine mi okudu?
Salati nariye mi okudu? Başka kısa mi devi? Ne dediyse o kadarını bana getirir. Allah Celle Celaluhu kefil olur ki ben kefilim ki kim ki bana bir Salavatı Şerife gönderirse, hep Salavatı Şerife gönderirse Allah on defa rahmet eder. Eğer o Salavatı Şerife'yi artırırsa Allah da rahmet nazarını ziyadalaştırır buyurmuştur. Allah rahmet nazarıyla nazar buyurur ve o kulunu yardırar. Allah, Salavatı şerifeye devam eden zümraya ilhak buyursun. Ayeti celile-i cemile şöyle buyuruyor Allah'ın Buyuruyor ki Ey nas, ey insanlar biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sabrımızı ey dinleyelim. Allah'ın kelamı bu. Biz sizi ey insanlar, insan cinsi Mevlamız. Biz sizi bir gerçekle bir dişiden yarattık. Siz maymundan neden gelmiş değilsiniz? Her şey Mektep kitapları birkaç değişti. Çocuklar okurken an maymundan geldiğini zannettiği. İçinizde okuyanlar ne var? Tahkında insanlar var.
Peygamber Efendimizin Hayatından İnsanlık Dersleri ve Azrail Hakkında ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Hayatından İnsanlık Dersleri ve Azrail Hakkında kaydında Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim. Vadede dualar edelim. Ola ki Rabbimiz taala ve tekadde sazradları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahi izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleye,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yanıktılar maymunlaştırmanı için insanı, ananız babanız maymundan dediler. Bir ise peygamberzade, Peygamber kolluyor Adem Aleyhisselam. Muhammed Mustafa'nın ilmeti. Hazratı İbrahim Aleyhissalatü Vesselam'ın milletindeniz. İmamı Azam'ın mezhebindeyiz, İmamı Şafii'den de olan orada. İmamı Şafii, İmamı Malik'i İmamı. Öyle bir cindeniz var. Sana Allah'ım burada gösterir. Sizi Hazrası Adem'le Havva'dan vücuda getirdik diyor Allah. O kitaplara da diyor ki maymundan geldiniz diyor. Muallim de kitap da. Hangısına inanalım kuzuların? Yani Allah'ın Kuran-ı Kerim'ine mi inanalım? Siz Adem'le havveden oldunuz dediğine mi inanalım? Siz maymundan oldu. Hoca ben maymundan dedim mi? Bitmiyorum bile maymundan olur mu insan? İnsan belagat kervan ne deniyor Adem? Eyceğin Meryem dinleme kabiliyetini çok kıymetli, tek onun için çok seviyorum.
Yani bu sene cemaati daha çok sevdiğim, çok dinleme kabiliyeti yüksek. Onun için ben aciz bile kalıyorum. Sizi doyuracak kadar elimin bile yok ya, benim Türkçe konuştuklarımı bile şöyle canından çeken cemaatiniz var içinde. Allah sizlerden, bizlerden razı olsun. Vücuda getirdik. Kimden? Adem'le alvade. Adem Aleyhisselam'ı topraktan yarattı Allah. Allah kaç ayeti celidesinde Hazratı Adem'i topraktan yaptım. Kendi ruhumdan nefret ettim. Duyan adamlar da Yerhanıkunullah diye. Kendi de yeniden Bunlar hep vazifemiz. Müslümanın Müslüman'da hakkı. Belleyeceksin. Türkçe kitaplar var şimdi. Ben burada kürsünün üstünde sana tırsırana edinecek. O ona ne diyeceği belletmeyle uğratsam hiç vaaz veremem. Onun için bunları evleneceksin kardeş. Adem'le Havva'dan vücuda getirdim deyince, Halıkı Zülcelal bu çamurdan yaptığın ne olacak dedi. Adem son bütün mahlukatın ilmini bilir bu, ismini bilir.
Sor Adem cevap verilir, o topraktan yaptığı uzata ledünme ilmi döktü içine bütün mahlukatın ismini ehlidi. Sen bunu beğenmedin ya, ey meleklerim Adem'i kıble ittihadı, Beytullah gibi, arçınıza alacaksınız, secde edeceksiniz yere dedi. Herkes secde etti, şeytan dedi ki o topraktan oldu, ben ateşten oldum. O toprak invin alçaktır. Ben ulviyim, yani yanınca yukarıya çıkarım. Kibrittiği için kibir yapmayalım dedi bir geçelim. Haseplik de yapmayalım. Secde yapmamak da yapmayalım. Tek tek secde iplediği için melun'u metruk oldu. Ya bir günde akşama kadar Gırt Rit Hattı, Gırt Rit Hattı ikişerden hem de aklın ve secde var sana. Yani sünnetleriyle beraber bunu külliyen namazını terk eden şeytandan daha şerli olur demedim mi Adana Müftüsü Cemaleddin Kaplan, orada sinemanın umurunda her ki namazı durmayanın çenesi, açtı, ağızlı gitmedi mi orada? Ben her şeyin şahidiyim.
Onun için, aman, teyzelere bakanalım Allah. Demek ki ben ulliyim, o süflidir dedi. Sen niye secde edecek misin dedi. Yetmiyor. Yapmaya, imkan yok. Şunu demiş oluyorum, Ben ullim o süfli o bana secde etmesi lazım, delirdi. Ben bütün melekleri okuttunuz yerde gökte bir karış yer kalmamış secde etmedi şeytanın. Meleklerin de hocası. Meleklerin de hocasıydı. Bu kadar elin sahibi evvelden de duyarmış bir kişi melekler arasına girmişmiş bu saatte. Melekleri oku diyor. Bir kişi melun metrud olacak. Dua edermiş de kendine yetmezmiş. Ben gönliye imtihanım yok ya. Allah şu melekleri şeytan etmesin diye dua edermiş kendi de. Öyle ettiği halde, bildiği halde. O zaman gelince dayattı dedi. İnsan yok dedi ben o otelde. Daha doğrusu Allah'ım dedi. Sen dilemiyorum dedi. Ben secdeye layıkım. Bu üçü sebep oldu, secde etmedi. Evde bir lanet halkasını boğazına taktı. Evde bir melundu. Evde bir melundu.
Sonra olsun dedi, beni melun ettin. Buyuruyor peygamber efendimiz. Dünya ölmüş bir laaşendir. Ona talip olup da dünyayı bağrına bakıp da namazının yiyeceği ibadet etmeyenler ümmetimin kıbhi buyuruyor kafir insana her şeyi yaptırır. Hakaret insana her şeyi yaptırır. Bunu okuyorum. Aman, sahip olalım yanımda. Efendim ha oraya bir iddiaya gir. Adem Aleyhisselam olunca Havva kimden doğdu ya? Havva ne yüzünden doğdu? Kuran-ı Kerim'in haber verdiği Adem Aleyhisselam uyurken'a morknen vücudunu duymasın. Sol iyiyetin birini çıkar. O, 0 iyidemden hazrayı hazırlaacağım, yanına Bünyamin güzelidir. Havva isminde birisi oraya oturmuş baktı. O yan değil mi bir kadın böyle? İçi çekecek şekilde Allah sizi birbirinize helal ettim. Helal ettim. Buyur. Nasıl girdin? Ben bilemiyorum ki. Çıkamıyorum inan. Lan bir şey buyurmayınca bak vazgeçemiyorum. Siz de arzu etmezseniz, etmezsiniz siz öyle geçsin.
Şimdi insan öldü mü? Hulsei müşke olursa, yani erkekliği de belli değil kadınlığı da belli değil. Böyle var. Yani dünyada çok duyar. Erkek de belli değil, kadın da belli değil. İnan bize gösterdiler. Kayseri o örtülü çarşısında bir adamı almışlar. Adama da benzer, gazını verdiler. Kadın almış çocuğu olmuş. Kazından çocuğu olmuş, o aleti varmış. İrtel almış kocayla birleşince çocuk olmuş. İki çocuklu tarafında, iki çocuklu tarafında, kağıt bir çocuk, oralarını unuttum yani. Ortalığı götür yolları, batmadı kimse kalmadı, ben de kokuştum vardım, ben de baktım. Kadına da benziyor, ti bitmemiş ama erkekimsi, erkek de değil, kadına benziyor ikisi. Yani, Hüseyin müşkülah. Bu. Bunu taakküflü gördüm, başkası böyle değil. Başka ne yetenekli ne kadınlığı belli değil. Bunu gömersek cenazesine mi, erkek deyimini mi getireceğiz kadın mı değil? Şu diyelerini kayacaksınız. Bir, iki, üç, dört, beş, on.
Şu diyesinde sayacaksınız soldan bir, iki, üç, dört, dokuz. On gelirse biri erkek kaldırmış erkek müyesine kılacaksınız. Eğer ikisi denk geliyorsa kalın müyesine kılacaksınız. Çünkü Adem'in bir i'si alındığı için bütün erkeklerin bir i'si olmayacak diyor kitap. O bir i'si yok. Kabın eğri eğriden olduğu için doğruldacağım da kendim gibi ireceğim ille şöyle olacaksın yeme üzerine varma. Çünkü doğrulamazsa cübeden kırılır gemi olduğu için yani o da olduğu kadar ibadetini itaat. Yok, şöyle takva olacaksın, şöyle geçimi bozma demek o zaman. Hem de sırrını demeyeceksin. Kendileri de var burada ya, ne yapayım diyeceğim. Aklıma gelen ilmi ışıllamaz, yüramam, geleni yüramam bir iznim lan. Şietten olduğundan sırrınızı söylemeyin, kez kokar. Yani etrafa tüm buyiriverir o gün. Yani sırrından bir şey kalmaz evin içinde. Böyle kadın da var. İyi kadın da var. Erkekten kırk, erkekten efdal kadın da var.
Geçen bir gün soğurdum ya kadını şöyle diye, ne diyeyim bir kadın görmüştüm diyen, yani tek kadın gölün direğini tutunca erkekten kimse semtine varamıyor şerrinden. Ben ona demiştim, bütün kadına demedim ve kavaciğin kadın ve erkeği Çünkü şahidiğimden şu kırgınlık yettiği bir yetim aradı. Bek kırıldılar birbirine. O zaman bile caminin önüne vardım mı herif hangi tart dan olursa olsun biz girdik mi hepsi ayağa kalkar, böyle kavacıyım. Bir erkeğin hepsinde kadın da geçerken tek kabin kalmaz yolda hep ayağa kakarlar. Neden hoca? Part temelleri Hacı Kamil Hoca'dan, Hacı Abız Hoca'dan, Şık Mustafa Efendi'den, Salim Hoca'dan, Hafız Ali Hoca'dan, Hacı Osman Cadde'den savaşın seferi öyle kurulduğu için daha hiç görmedim ki ben şu eteden geleyim tahsının içinde de Hacı Hayvullah'ın duvarının dibinde vuran gerçekler böyle tazim etmesin.
İstersen yüz türlü devlet hoca şöyle muhalif oldu bize onu duymazlar. Edeptir bu işte. Yani başka mahallelerde ben görmüyorum. Yani girerken ashabın buradan geçmesin diye, içinde ayağın öteye uzatır öteden geçsin diye. Bu terbiye görmediğimden oluyor. Oldu. Kadın olalım, erkek olalım, edepli olalım arkadaşlar. Edepli insan olalım. Allah, niye edepten ayırmasın? Onunla hoca ne oldu sonra Allah aşkına? Cennete girdilerdi. İkisi de cennetdelerdi. Şeytan da cennetten neden kavruldığuydu? Yılan, tavus suretindeydı. Onun, onun celaletiyle cennete girmeye yol buldu şeytan. Plandı, böyle bütün şeylerle sırf cennete giren giriyor. İçeriye girince o gine suratın bakındı. Adem Aleyhisselam'ı evredemiyor ama Havva annemiz kadın sırtı pir tanır. Huz dağacından yemeyeceksin dedi Allah. Şu hul dağacı ya buğday ağacına diyorlar, hurma ağacına diyorlar, o hul dağacı.
Yani kitapta Kuran-ı Kerim'de hul dağacı. Nasılsa bir meyva? Buğday ağacı. Peki, şeytan evlatte dedi ki Allah sizi bu ağaçtan men etti ya, bunu yerseniz cennetten çıkmayacağınız da onu olsun. Yemesinler de cennetten çıksınlar diye yersin dedi. Al hele şunu ye dedi. Onu Havva annemiz ye dedi. Bilmedim. Şimdi şimdi kocasına geldi, dedi ki kurban olduğum Adem, şu adam dedi, o adam dedi ki vallahi billahi dedi. O adam dedi ki şeytan. Hiç yeminini duymadığı için Adem Aleyhisselam inanıverdi. Dedi ki bu ağaçtan yerseniz ebedi cennetten kalacaksınız dedi. Bu ağaçtan yemezseniz onun meyvesinden sizi cennetten çıkaracaklar dedi. Düşerse karışmam tabii şey dedi. Peki, Adem Aleyhisselam diyor ki, dört vasiyeti var bize, ölene kadar burukluk olmuyor. Öyle ne kadar? Yani peygambere ulaştırı Muhammed Mustafa'ya, o da evladının evladı, hoca olanlar etrafına söylesin, inşallah mesul olur.
Bu dört vasiyeti, kalemim olsa da keşke yatsam. Yani dört vasiyeti Adem Aleyhisselam bize vasiyeti diyor. Nefsinizin hevasına uymayın. Bir, nefsinizin arzusuna uymayın. O kötü şeyleri arzu eder çünkü, bir. İkincisi, şüphelendiğiniz bir işi tutmayın. O ilham meleklerinden gelir çünkü. Üç, üç. Müşevvere siz iş yapmayın. Bir iş yapacağız, dam yapacaksın, muş yapacaksın, bir tarla alacaksın, motoru alacaksın, içeride al, müşevvere etrafında nasıl olur, Alsan faydam olur mu? Mutlaka müşevvere et. Ne de olursa olsun. Üç. Dördüncüsü ailelerinizin sözünü unutmayın. Onların geri sözüne heye vermeyin. Ben demiyorum kadınlar Peygamberimiz ta Adem Aleyhisselam. Çünkü birisi sormadan öteki düğün daha iste. Sözün tutacak olsan seni yokluklara döker. Onun için evine kadın ziynete doymaz. Ziynete doymaz. İl gördüklülük giyecek çünkü günaha yetecek, onun için ister durur. Oraya gitme.
Şimdi bu vasiyeti Şit Aleyhisselam'a yapıyor. Buğday yediği zaman Adem Aleyhisselam karnına bir gürültü çıkıyor. Çok haram yedin mi karın tahammül etmedi. Annemizin de karnına bir şey girdi. Gıranıyorlar, cenneti ala bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten toprakları gezer cepten. Hiç tablet olacak yeri olmadığı için Ya Rabbi biz sıkıştık dedi, elbiselerine Allah soyverdi. Anadan urya mı oluverdiler. Ne oldu? Münaha yettiniz, benim yeme dediğim ağaçtan, hurda ağacından yeriniz dedi siz dedi. Ben nasıl elin bahçasından neden ardık kopardım üstünde şeker, bademmiş, dinlendim de yedim yaş meyvanın da zaten haramı olmaz ya böyle derin mi küfre varır? Nasıl elin malının yaş meyvesi haramı helal itikat ettiği için küfre varır. Hemen yerse de haram diye yer, sonra da sahibine varır, hakkını helal ettir.
Eğer helallaşmayacak olur da kırk paralık bir armutunu yerirsek kırk para, kırk para, kırk kuruş değil mi? Bir para yedi yüz litre cemiyet ile kılınmış, kabul olmuş namazla gevişilecek yarın ahirette. Yok namazın yoksa o kadar geleceksin, onun günahından o kadar yükleneceksin. İslam dini budur. Başka İslam dini müstahbin dindir, takva dindir ancak böyle tarif eder. Yenmeyenin zıkımını. Yen bir rüşveti. Yenmi hükmeyen beresi. Olsun diyemem, zıkkım olur zıkkım. Haramdan titrlediğin kadar hiçbir şeyden titremez. O, 0 haramı yedikleri için karnının içleri dövüldü. Hemen hiçbir ağaca varıyorlar, yaprak vermiyor. Hurma ağacına vardılar. Hurma ağacı yaprak verdi. Üç tane Adem Aleyhisselam'a, beş tane de Havva annemize büyük yapraklar. Tabii, affedersin'nin putbirlerini, arkalarını, kalın memelerini vesait saçını örtüyor onu ona.
Onun için çetin sarılırken erkeğe üç sarılır, kalına beş kat sarılır. Anladınız mı? Bir şey hikmetli, konuşulmuyor yalnız. Sığmıyor, ne edeyim hep getirdim bunları. Ben sığdıramıyorum. Senden rica ediyorum daha anca içip daha ezenden sonra uzatıyorum. Ne yapayım, şaştım kaldım. Bizi ya Rabbi, bizi ya Rabbi, nereye at ya Rabbi dediler kendileri. Kenddiler istedi çünkü tablet yapacak yer yok afdiler değil, dışarıya çıkacak. İnan kardeşim Adem Aleyhisselam üç yüz sene semaya bakmadan ağladı böyle. Üç yüz sene sonra aff bulundular. Üç yüz sene semaya bakmadan ağladı, sana direklik veriyorum dua için. Ya Rabbi dedi, Bir de oğlum keşke ezan okunmaz diyor yahu. Tüh. Dedi ki Adem Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz yere atıldılar. Üç yüz sene sonra dua ettikleri kabul olmaz da ismi ismiyle yazılan Muhammed hürmetine beni bağışla yaptı. Bu duayı nereden belledin ya Adem dedim.
Arş'ta, hırsta, Leftta, kalemde, cennette ismi isminle yazılı La ilahe illallah Muhammedün resulullah. Hatırıma geldim. Ne kadar sevmese yanına almaz, onun hürmetine gir diyelim. Hazvei de affettim. Yalnız Arapat Dağı'na çıkın dedi, orada affolunur. Ne kadar hüccet varsa, Arafat Dağı'na çıktın mı? Allah gidenlere terk etmeyenlere angarib o zaman nasip etsin, oraya çıktın mı? Ah olundun Muğla, olunmadın mı dese günahı kebair sahibi. Ah olunmadık, bir kez kalmaz. Adem aleyhisselam diyor ki size cep vasiyet ediyor Yasin. Nefsinliğin hevasına uymayın. Aileyle müşevvere et de hıncını al, kerriyetini al, çekerini al, kahvesini al, ekmeğini al, ver. Bu, benimle müşevvere ediyor ki ırzuna namusuna çocuklarına daha iyi sahip olsun. Lakin halis ruhunla o üstattan istediği şeyler ciddi işlerin ciddi işlerin piramilerin ne? Onlara istila naheketim değil midir? Geliyor şimdi.
Baştan dedi, yine dedi neftin hevası elime buğdayı alınca dedi birlikte, ikinci kesilirdir. Allah beni o ağaçtan emretti gibi. Yemin ederim şeytanıymış bilemedim dedi. Yedim, işte cennetten çıkmama sebep oldu. Siz de nefsinizün algısı, aileniz varken elin gelinlerine göz istediğiniz ne varsa, Mesutten söylemiş dediğinde, o zinasül vela sehabüs zina buyuruyor Allah. Vazgeç Nedir ya adam? Ben şüphelendiğim işi yaptım da ondan cennetten çıktım. Buğday elime gelince yesem ola, yeme sen ola, yeme sen ola, yeme sen ola. Neden yine sen mi ola, yine sen mi ola var? Peygamber efendimiz şüphede vakıf olan, haramda vakıf olur. Bir şeyden şüphelendim, haram ola, haram ola. O haramdır. O ilham meleklerinden geliyor kalbine. Onu yine aman diyor Adem Aleyhisselam diye. Bu diyor vasiyetin kıyamete kadar cevabı bir ilham. Kıyamete kadar her bilen ötekine gıybetten damla her söz.
Ben şu yağlar burada vaaz verdim, mide din edin zannediyorum. Onun için ödev'i de okunsa, devam edin yazan da var çünkü. Üçüncüsü, üçüncüsü, müşavere git. Ben melefyelle o ovuduma buğdayı aldırayım da deseydin ki ey melekler bu yiyin mi yemeğimi deseydin. Meleklerdir aman yine haramdır o ya Adem. Minlerdir bana müşevvere ne etmeden ona ağzına soktun işte cennetten atıldın. Yüz sene semaya bakmadan ağlattı Allah seni verdi. Ya ki oğlum dedi o da peygamber O hava vasiyet ediyor ama peygamberden peygambere Muhammed Mustafa'ya varacak diyor. Benim vasiyetim demek ki diyor, demek ki diyor, bir iş tutacağın zaman müşevvere etmediğimi helake uğrattın helaka. Mutlaka yetmiş kişiyle müşaviriz. Yetmiş kişi kamil adam bulamaktan yedi kişiyi olsun. Yani kamil insan kendine inanılır. Üyenin öyle adam bulabilirsen yedi ikiyle var. Kardeşim şöyle bir iş tutacağı acaba nasıl oluyorlar?
Onlardan bundan sonra o işe başlar. E demin yedi kişiyle bulamam. Yak yavrum yarısı açık yarısı istemez. Yani nasıl onlara değil ki şu işi? Yani o işten yeniler şöyledir böyledir dediler. Bir kişi bu, yirmi defa ona olan müşevvederiz. Allah'a, Allah'ın derilerinden, tedbirilerinden, ulamalarından, eliyle amel eden bir alimden hocam şöyle etsem nasıl olur, şöyle etsem nasıl olur? Yedi defa uğruna müşevvere. Eğer yine müşevvere içmeden iktidarsan pişmancalıp başından ileri gelir. Anladınız mı? Yani gölün kaldı herhalde. Yarın da o dördünü niye söyleyin gelin? Yok, gökler alıyor. Mutlaka diyor, zincire söylenecek. Açılın dur açılalar. Bu. Sizin iskaninizden zuhur eden şey. Benim dersim ayrı hazırlanmış. Bazı birisi, şukalarım ayrı, konuştuğum ayrı, Peygamberimiz, Halıklarımızla müşavir edin ama hilafına hareketini kadın arası yalan söylemek bile caiz.
İki kadın olan tek kadın geçmenin için yalan gemi günde haram da bir iki insanı barıştırırken acayip, o diyor ki tabanca'yı baktım onu vuracağım diyor. O da derdi ki ben küçük yerinde dur durmadım. Ben amize derdim ona dinlerken. Lakin şeytanım gene aldırmış. Şimdi hakaret ettim. Ben yuttumağım da durmam ki duyuyor. Aksi bir imkan olsa elini öpeceğim diyor. O da diyor ki benim yuttuma hareket ediyor, yakında onu döveceğim devam şayet. Ben artık onunla ebedi konuşmam diyor. O da diyor ki ben büyük yerinde durmadım. Keşke ben onun yettiğini o küçük seviyeye inmeseydim pişman oldum diyor. Aldın nasıl pişman? Böyle diyor bir dille barıştırır. Bir de kafir alır girerse, esir ederse onlara yalan söylemek caiz. Şuralara neyin var? Orada bir bakım var. Orada diyor bir alaylık var. Şuralar ne kadar kuvvetimiz var diyor. Orada bir şey varmış, bölük varmış. Orada diyor bir diyor fırkamız var.
Fırkamız var. Çok o babası sırada orada da bir alay varmış. Orada bir ordumuz varmış. Bu hep cevap yazılıyor söylediği söyler. Çünkü katili korkutuyorsun. Bak yalanın caiz olduğu yer. Kadın diyor, her şeyi iste lakının kulafına var, hareket ettir. Ben diyor, hanımın havva olmasaydı cennetten çıkmazdım. Onun ağzına katlanamadım. Aman ya Adem, bu buğdaydan yedi kişi olmaz gibi, o yemiş bana da yedirtti. İşte yeryüzüne bunu mu atıverecekti? Hepimiz ehli cennetlerdir şimdi. Onu şeytan indirdi. Dün yana meydana geldi. Ya Adem dedi. Eğer benim kitap vereceğim sana, bütün peygamberlere kitap vereceğim. Onun hududundan dışarı çıkmazsanız tek ver yine cenneti bulacak bu gelir. Kabul ettim ya Rabbi dedi. Ölsem bırakmam ben. Bin yılın başı size muhabbetim mi aldı? Elime gelseniz. Niye tehdit ediyorum bak? Kıvamı da yüneyim da kalbine şüphe gelmesin. Uzatacak diye. Şamil gelip de adamın birisi.
Bu da mecnahalebettü yazdı. Hanımı diyor ki, damın başındaymış. Hanımı gözetme diyor ki herif biraz geri gelir. Efendim düşen sulha diyor. Peygamberimiz ne buyurdu diyor. Kadının sözünü gitme diyor. Damdan geldin aşağıya kıldan. Uyluğu kötü eden kırılır. Uyluğu, kırılır. Her hep başına diriltmişler. Ule. Gözünü tutma girdiler ya. Bu kadar mı güler oğlum? Her gelen kafa da bir. Bunda hikmet var. Hikmet var. Resulullah'ın hadisi hep mucizedir. Gitmezsin niye hikmet olacak? Ulen Çünkü Resulullah hiç boşa konuşmamıştır. Hayatında hiç boş. Mülk konuştuysa Allah'ın vaktiyle konuşmuş. Hadis-i şerifte hikmet var diyor. Ben ona inanırım, gel olun basından. Denerye, zinaya adamsın diyor. Kendini damdana tut, ayağını durmuşsa daha hikmet var.
Üç gün sonra, hazz-ı Muhammedi, torunları Hazz-ı Hürşeyini, üç sene başındaki horantalarıyla beraber inrak iman tarafından, yani o işte Bağdat, Basra, küre, küpe, kerbela, kerbela, meydan muharebesi, Hazreti Muhammed'in torunu cevap ettiler, yeniden muhalif oldular. Yezip, mahşer hazlanmaya başladı. Haydi Hazreti kurban olduğum Allah, Hazrası Hüseyin'i öldürüp de yedi dilerden olmadım elhamdülillah. Kalının sözünü tutmadığın iki geri bundan kurtardın. Şam ahalisi Şam'da Yusuf'a o adama dinlemişler. Tek de bizim ayaklarımızı iki çift kırılayıp da Hazreti Muhammed'in torunla bölük keteninden olmayaydık ortaya aldılar. Etmiyorum kardeşim, biz nereye dönelim. Bize biat etmemi mi çıkıyorsunuz? Şimdi harp etme git diyorsunuz. Yapmayın dedi. Yok. O Resulullah'a, hakaretımızdan yapacağız dedi. Radiyomuzda çıkıyor mu? Efendim okur sana Ali Gülveli Yallah diyor.
İşte onların babası gibi, öldüler, aleli oldular, geldiler itikadını da kaybettiler. Ehri nar oldular, Hazreti Ali'ye tapmaya başladılar, bütün kafir oldular. Yani Ali'nin gönül üyeleri de Hasan'ın, Hüseyin'in şeyini bizden affetsin diye, bat batıl itikada. Yettim miranda, tek minare yok diyor. Ali Zül Veliyyullah diye okunmayan eden diyor. Ben Türkiye'nin içinde şöyle günah ettik, böyle fena memleketimiz ingüçlük olduğu için ginen adidin kaldı. Ondan geliyor şimdi Hazreti Hüseyin demiş ki, etmem dedim yaptığı. Hazır için su verin de hakkımı da helal edeyim de öleyim ne olur dedi. Yani ciğer bir yağan oldu da. Nasıl acımanlar? O bizim hasmasa cihramızın kuzusu. Hazreti Muhammedimizin torunu. Hazreti Ali'mizin yavrusu, yavrusu, Hazreti Hüseyin, Hazreti Hasan cennetin Ya Rabbi içmeyin dedirdi. Neremi öldürecekler? Hazreti Muhammed'in ümmetine şefaat edeyim onun yerine ya Rabbi.
Bizi düşünerek o sudan içmeden Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem sana daha neler söyleyeceğim ben lütfen inşallah. Devam etse bak, neler var. Neler var. Yeminlenir neler var. Hazratı hamdayı yetmiş parçaya ayırdılar. Uhud Dağı'nda yetmiş defa cenaze namazı kıldı Peygamberimiz. Ne diyor böyle duyuyorum ya Muhammed? Bir değil mi? Bir lezzetle bir bulsan buna gülmüyorum. Kerbela'da yetmiş tane sorunlarını öldürecekler de onun cenazesini kırıyorum. Onun cenazesini kırıyorum. Sonra ne oldu? O felaketlerden sonra o badilarınız, annelerinin düğün, Peygamberimizin torunu, fırının torunu. Fatıma Hanımızın torunu. Yani o güttütma, ilmi gülsünler neyi? Cıplak deveye bindirdi kafirler onu girdiler. Elini arkasını görelim giderken e değil, nefsi kadın o zülna abicim. Böyle hakaret ettiler. Allah dinsiz eline ırgınızı, namusunuzu kestirip etme Ya Rabbi.
Görüyor mu Kafir'in yaptığı işi? Ya lakin devenin örtü ikiye delindi. İkiye delindi, bir tarafı arkasını, bir tarafı ömrünü örttü. Şimdi görevinin varsa aşiret tarafına ne yettiğiyse, verkücü ikiye delilmiş develer var, ta o cinsten geliyor o develer. Anlayabildiniz beyanda. Buraları yakanı bırakma Allah'ım. Yani hastalandım. Vay cemaatim vay. Şu bana aşık değilsin. Der ki ben aşığım. Peygamberimiz ümmetimi beni çok sever diyor, ben ümmetimi çok severim. Peygamberimiz diyor ki ümmetim beni o kadar sevme iktidarına hain değilim. Ben ümmetimi daha çok severim. Çünkü anamdan düştüm, tekneye kapandım, ümmetimi isterim dedim. Onlar beni bilemezler o kadar geliyor. Hocanın adının lügat kıymetini, kadını hep bilemediniz. Onlar size aşık. Bunu anlaınca, Efendim, o yezidilerden de tehlikeye, cehleye buralara uğrayan oldu mu böyle bir odada cemaat vardır.
Üstat bunu da tarih yazıyor, ben şüphem de görüyorsun. Orada dedi ki Hazratı Hüseyin'e, Yahya'nın batı yavrularına hakaret edenden helak etmeyen olmadı dedi. Gibi kırk yaşında ayağa baktı. Ben de onları öldürenlerden, yani bu askerin içindeydim. Ama şimdi seksen yaşına kadar benim kaçmadı, bir felaket gelmedi. Ne yalan söylüyorsun. Adamcağız mahcup hale gelince, çırağı yanıyormuşmuş çırağı. Çırayı onarmanı için varmış o ihtiyar. Çıradan diyor, çıranın ağzından, çilek ocağının ağzından gelen gibi bir halat geldi diyor. O ihtiyarı yakıyordu, kendimiz bir havuza attı, hem yanarak, hem bol olarak