Peygamber Efendimizin Hayatından İnkâr ve Yardımlaşma Dersleri
Peygamber Efendimizin Hayatından İnkâr ve Yardımlaşma Dersleri kaydında Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi KaddeSallallahu Siruhul Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Ayet-i celileye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin kaza ile…
Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi KaddeSallallahu Siruhul Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Ayet-i celileye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin kaza ile hakkında bir hadis-i şerif nakn-ı beyan edelim, badez'e dualar edelim. Ola ki Rabbimiz Teala ve Secatyas Hazretleri ettiğimiz dualarımızı dergi haizesinde ahsen-i kabul ile makbul eyleye, bu sırlarımızı affeyleye.
Böyle cami-i şerife toplandığımız gibi Sultan-ı Enbiya Efendimiz'in sancağı saadeti altında böylece haşricem eyleye, evvela bu fakirin Risale'ını hatt-ı halem, hata ve zelaldan hıfz-ı himaye eyleye, cümlemize cümlemize dinle yük, belleyip mudebi muktezasınca ameller tevcih eyleye, canlarımız solguna gelip el el ile ayak ayakla, gemi ağza birbiriyle elveda el-firak dediği gün, gözlerimiz tavana dikilip, yengelarımızın boyun döktü gün buyurun aşkla. Kelimesi ile cümlemize husn-ı hatimeler tevfik eyleye, tevfikine refik eyleye. Tesfir tesnimin doksanıncı sahifesi. Ebu Talha'dan mermidir. O rivayet ediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün, günlerde bir gün, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yüzünde müjde olarak geldi. Yüzünde bir müjde hali var, yüzünde bir beşaşak bir güleç haline geldi. Dedi ki, Cebrail aleyhisselam şöyle dedi, buyurdu.
Ya Muhammed, ümmetesinden, senin ümmetinden her kim sana bir defa salavat okursa, senin ümmetinden sana bir defa salavat-ı şerife okursa okuyalım. Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selim derse, ona on defa rahmet, on defa rahmet ve bir selam okursa ona on tane selamet kabusu açmaya razı mısın buyurdu demiştir. Ben de razı oldum. Bir salat okursa, derse, Allah'ın bunun kalbine on rahmetini lütfveriyor ve bir de selam okursa Esselamu aleyke ya Resulallah derse, ona da on tane selamet kapısı, sıkıntılardan kurtulmak kapısı açılır. Zatlardan bizzat, emir Buhari hazretatları, yani okuyunca kafama o geldi deyin. Bizim memleketimizin Bursa'da Emir Sultan diye camide, caminin önünde yatan bir zat, memleketimizi şereflendiren bir zat. Allah şefaatine nail etsin. Uzunca bahsi var, Peygamberimizin torunlarından o zat.
İki cihan güneşinin yani neslinden gelen, çok sonra gelmiş ama ne kadar sonra gelsem Muhammed aleyhisselamın torununun torunu, torununun torunu derken o neslinden gelmiş. Memleketi isminden biliyorsunuz ki Emir Buhari, Muhammed Emir Buhari, Buhara'dan Sultanı Enbiya Cev] Cev] Cev] Gitmiş gitmiş. Beni ziyarete gelmiyor mu evladım diye. Çekmiş, Keşkülunu, asasını, istemiş Medine'yi, Sahide'yi. Varmış, tabii fıkara, fıkara elbisesini eğip ezberde halde bir derviş adam. Ashab-ı Suffa'nın oturduğu yere oturmuş Kıcac-ı Kiram, Bilimler Nurayir. Razay-ı Mudaharanın karşısı Ashab-ı Suffe'nin oturduğu yere oturmuş. Evvaf-ı Etmez'tan dört yüz tane peygamber silsilesinden, sülalesinden, büyük şehitlerden dört yüz tane gelmişler, ora onların yeri ruhsatı.
Peygamber Efendimizin Hayatından İnkâr ve Yardımlaşma Dersleri ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Hayatından İnkâr ve Yardımlaşma Dersleri kaydında Kalemdar'dan Sohbetler Hacı Hasan Efendi KaddeSallallahu Siruhul Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Ayet-i celileye başlamazdan mukaddem, yine Sultanımız Sultan-ı Enbiya, Şefi Euz-i Ceza Muhammed Mustafa Sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin kaza ile…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Huccacında çoğaldığı zaman her taraf dolu bir ora boş, Bu zat orayı boş gördüğü için oturmuş, onlar gelmişler çık, babam adam çık kardeşim demişler. Niye hiç kendimiz yer yok? Oraya peygamber torunları oturur, seyyidler oturur, lütfen çıkarsan o zaman iyi olur çık demiş. Ben de peygamber torunuyum babam demiş. Buyur çıkar evimden şeceren varsa demiş, bakalım da peygamber torunu sinlesin bir görelim demiş. Ben buraya şecere ile neyle gelmedim. Üstünün tezvelerde olduğuna bakmayın. Ben iki cihan güneşi Muhammed aleyhisselamın torunuyum diyorum size, başka laf istemem demiş. Bugün kağıtlar yağıyor ya, birisi davalıda gözü yağma bir kardeşimiz varmış. Onun için Allah rızası için cemaatten bir şey istiyorlar, suyadaki ihtiyaçlı gözü görmediği için. Burada ta diyanetten müftülük vasıtasıyla rica ediyorlar. Bizden dergiler çıkıyor, dini eserler çıkıyor, her yazı okunulmaz.
Kimisini Yahudi yazıyor, kimisine nasranı yazıyor. İslam'ın perdesi altında kendi dinlerinin reklamını yapıp insanın fikrini bozuyorlar, oraya üye ne olur o kitaplardan alırsanız çok faydanız olur deyip müftülük gönderiyor. Bu kağıtta bu kardeşim. Daha evet okumadığım için ancak bu arada cevap veriyorum. Demiş ki benim boynumda şeceremle olma, dövümün için beni kovmayın, işte iki cihanın güneşi burada yatıyor demiş. Burada yatıyor. Buyur yanına varalım, gökyüz yüzümüzle berabersen çok kısaltıyorum. Uzun uzun bayır. Yani tüm vaktinizi hacirebilirim bununla. Lakin istemem ki kardeşlerimin çok yerden faydalanmesini istiyorum. Şöyle kısaca kesivereceğim inşallah. Buyurun gidelim iki cihan güneşliğinin yanına varalım. Essalatu vesselamu aleyke ya Resulullah diyelim. Essalatu vesselamu aleyke ya Habib Allah diyelim. Essalatu vesselamu aleyke ya seyli güne seyyidel Ezberine vel ahri diyelim.
Esselamu aleyküm ya Muhammed diyelim. Kimin selamına ve aleyküm selam girse açıktan, o anca onun silsilesinden gelen, kendinin gidişatı gibi gelişette giren, onun sünneti gibi sünneti tutan o. Hepiniz şehit diye ortaya çıkmayalım demiş. Yani onun ettiği amel ile amel etmeyince, öz husulmeli Müslüman doğru dünyada. Takva olmazsa, düzen olmazsa, nasıl olursa olsun. Ulan seyyidlere hep bir gayret gelmiş, buyurun demişler, gitmişler, Şavza-i Mübahara boşaltılmış, birer birer hepsi bu salahatı okumuşlar, selam demişler, tez sebze yok. Bu zata gelmişti, tezvelerde şekilde, boynu büküp sol tarafına, kalbinin üstüne, Peygamberimizin sesi böyle duyunca, bütün seyyidler yere biçmişler. Yere yıkılmışlar, kendine seslenmeyince, Ya Rasulallah ben seyyidim diyorum da bunları ikna gidemedim. Ha mübarek elini bir uzat da öpeyim ne olur. Peygamberimizin eli diyor. Kitabımız yazıyor, ben de getiriyorum.
Eli gül yaprağı gibi dışarıya çıktı, bütün seyyidler yere devrildiler ağlaya ağlaya ayağına düştüler zaten. Diyor ki, sen diyor, bir salavat getirdin mü Allah on rahmet lütfeden bir selam verdin mi on selamet kapısı açılır, biz Tahir Hocamıza girerken icaza boşa gelip gelenlerden olmayın gibi, varınca Peygambere selam verince, valekün selam dediğini duya, duysanız sık sık verin Peygambere huzuruna. O sesi duyamıyorsanız vızır vızır geç gelmeyle bir şey olmaz peygamberin selamını duyabileceksiniz hadi insanız dedi. Hoca kanaat dul olsun. Biz zıfır insanız. Allah kusurumuzu affetsin Hali Zülcelal'ımız, Allah'ımız, bu okuduğum ayete başlamazsan Mukadde'miş ayet-i celîleyi dinleyelim. Bizim hocamız Merkad-ı Nur olsun, Allah'ımızın mektubunu dinle kardeşim diye başlardı. Habire konuşuruz Allah'ın mektubunu tükenir mi bütün altı bin altı yüz altmış altı ayet hep Allah'ımızın kullarına mektubu.
Ocattan sonra size lazım olduğu zaman haber veririm inşallah. İki cihan Güneş şu Emir Buhari Hazretleri'na diyor ki sen diyor beni sevdiğin için geldin, ben de seni sevdiğimden ve Türkiye'yi de sevdiğim için benim emrettiğim yere git orada irşad ile meşgul ol diyor. En, nereye emrediyorsun? Bursa'ya gelip bozacaksın, Anadolu'yu irşad edeceksin buyuruyor. Yani sen kendini çok kıymetsız görme, iki cihan güneşi kendi evladına emrediyor, geliyor Bursa'ya oturuyor. Oturduğu yerin her tarafı nur kesmiş, böyle zıya girmişler, çok daha. Kelimeleri çok da ben Allah'ı demeyeceğim, buraya büyük bir zat geldi demişler. Keramet-i keşfiler kopuşmuşlar yan yana. Ziyaret edenler hayran oluyor. Hocalar demiş ki hocalar, her adama birden kapılmayın, sıkı olur, büyü olur, vesair olur, Bir sahtekattan geçirelim adamı. Al-i İman'den nasıl bakalım. Yani uydurucu dünyada çok şeyler var.
He, boynuna gir taht sokuyor, yazılı taksilardan gelmiş, peygamberimiz verdi bundan sonra hiç seni işaret edeceğim. Bunlar yalan, safsat, safsataları, böyle ilimsiz, irfansız sözleri hiç kimse kabul etmez. O muhakkak bir hakikate dayanacak. Ulema onu beğenmedikten sonra kimsenin ağzına düşünülmez ve insan koyun gibi çoban nasıl kendini kendine tabi olan, tabi olan koyunun dövünden bir ırmağa, bir genize atıldığı zaman bütün koyun kapı kapı dökülüyor arkasına. Böyle görenler çok herhalde biliyorsunuz, değil mi? Koyunu kendine alıştırıp bozulan yemine bükmeyle kendine yaptın mı hepsini birden ırmağa gökten, dökülür arkandan. Sen atıldın mı çobansın. Bir alim de, bir fazıl da, bir meşayık da kendini tehlikeye atarsa arkasındaki hepsi tehlikeye düşer. Beraber tüm tehlikeye. Onun için ilmiyle amin olan zatlarla beraber konuşulması lazım gelir. Böyle herkesin ağzına düşürülmez.
Demiş ki girelim bunu bir imtihan edelim. On sekiz tane alim, müşkülden, ey müşkülden on sekiz sual yazmışlar, koyunlarına koymuşlar, varmışlar, esselamü aleyküm demişler. Ellerini üfmüşler, oturmuşlar. Hepsine habıt bağı olmuş. Konuşma takati çok. Çünkü büyük yani bildiğimiz gibi değil. Yani bilen bilir onu. Başka her insan bilmez, Allah, Allah kıyamet koparır onlar olmasa. Onların güçleri de var, yedileri de var, kırkları da var, yüzleri de var, binleri de var, on binleri de var. Allah rivayetin iki yüz yirmi dört bin peygamberin hacesinde Allah'ın ricalı gaibi var. Onlar Allah'ta şimdi en çoktan devrilsin geçsin. Bu kadar fena yapıştırmış da onların yüzü gözü olmasına dilek gibi duruyor bu dünyada. Evet. İşte azıcık bünyeden çekildi de o memleketten çekiverdin mi?
Kaynayıyor memleket görmüyor mu böyle zenzelelerle nasıl oluyor kendi memleketinde Pakistan'da ne de ne olduğunu benimle beraber sen de duyuyorsun. Boynumuzdaki getirdiğiniz suala mı okumaya okuyamayacaksınız demiş. Ben o suallarınızın cevabını vereyim, onların boynundası on sekiz sualin tek tek cevabını verdikten sonra demiş ki, Bedir kardeşim, bir insanın medresesi arşı azam olur, okunan da Muhammed Aleyhisselam olursa bunu imtihana gelmeniz doğru derdir demiş. Yani büyük azaplara giremiyorum, korkumdan sizin vaktinizi harcarım diye. Onun için gayet süratle hareket edeyim, çok iyi uymayın, kardeşınızı o zaman da doyurayım diye beni mazur görün usul usul böyle konuşaraktan vaktımızı övün, geç geldiğinde ondan oldu. Yani fazla yıpranmayalım, akşam da çalışalım inşallah din kardeşlerimize.
Essaleler bismillah, Bir aylık vaazıcam ama bir soruda tükeneceksin, bir ayda versen tükenecek gibi ayet-i celiyle değil. Ne yapalım? Şüphesiz ki diyor Allah'ın Kuran-ı Kerim'inde muhakkak Allah'ın emrine teslim olup can atan erkekler ile Allah'ın emrine teslim olmuş Kuran-ı Kerim'in vücudunu çıkarın diye tir tir titreyiyor. Küçücük bir alışveriş olsa müftülüğe, vaıza, hocaya, haccıya başvurmayınca o işi tutmuyor. Oğlum bunda şüphe var, bu haram karışıyor içinden zannediyorum. Diyelim mi, haramda vabu olan, haramda, şüphede vabu olan, haramda vabu olur. Bu şüphelendiğin işi yapıp da Allah'ın huzurunda mesul olma durumuna gelmeyindir. Böyle ram olan kadınlar, Allah'ın emrine teslim olup, olup can atan erkeklerle Allah'ın emrine ram olan, Allah'ın emrine bağlanan kadınlar buyuruyor Allah. Şimdi aşağıda mükafatı var, böyle sahip geliyor. Allah'ın emrine tabu olmuyorsa kendi bilir.
Yani zıttı bu. İman eden erkeklerle iman eden kadınlar. İmanı seni kolay aldığın için kolay zannediyor. Ben geçen bir şeye başlarım da bıraksın, hatırınızın için kırılmasın, başka söz söyleyeyim diye Selman-ı Farisi dedin İran'ın, Dahhanının, ağasının atası ataşa tapan babanın oğluyla imanı bulmanın için günlerce süründü, günlerce süründü. Şam'a gitti, Şam'dan sivri, Hisar'a geldi, Musul'a gitti, efendim Ankara'nın Hacı Bayram'ın itki Sağında diyor kitaptan bilmem bak, itkı Sağında bir kilise vardı. Yelişersene, Yelişersene o Hristiyan dinini İhya'dan sonra o dinde kimse kalmayınca dedi ki vasiyet alıp alıp geliyor, haber veremem çünkü. Dedi ki, Arabistan da Nahlistan da ve Teyemmüm Kerim'den Medine'ye hicret edecek iki cihan güneşi Muhammed Aleyhisselam'ın gelmesi yaklaştı diyorlar. Müjdele yok, git oraya git.
Peygamberimiz bunun için diyor ki, iman füze de olsa bunun gibi zatlar yetişir ve iman eder. Böyle arıyorlarlardı imanı. Sen aranıza babanla imanlı oğul verip de oturduğuna bakma. Gitti. Araplar gelmişler de onlara birer sığır ve duvarını satarak verdi. Dedi ki beni götürünüz mü Medine-i Sahile'ye? Götürelim dediler. O kervanla gitti. Bey uzun. Bahisten çok uzun. Zatür'l Kara denilen, Zatür'l Kara denilen bir memlekete vardılar. Ura Yahudilerin merkeziydi. Şimdi yıkılmış veren olmuş ya, Allah Yahudi merkezleri yıkılsın veren. Amin. Hudsuz şerifi kan ağlaştıkları Arapların elinden alıp da canilerinin şerefesinde minarelerinin birbiriyle beraber olan kadın ve hutsu Şerif'in bütün peygamberlerin geçtiği ve Kızılaygahı'yı hutsu Şerif'i yapmaya kadar cesaret eden kafirleri Allah su mübarek din hürmetine mahkum etsin, helak etsin, orayı haberi insanlara teslim etsin diye.
Oradan gittiler cahil karaya Araplar da dürüst mü? O adamcağızı Selman-ı Farisi'yi köle diye satmışlar oraya. Esir etmişler. Yani ben hürriyetim var, paramına hem parasını giymişler hem köle deybi Yahudi'ye satmışlar. Haksız olursa Arap'tan olsun, Acem'den olsun, Çerkez'den olsun, Kürt'ten olsun, Kürt'ten olsun, kimde olursa olsun fırkacılık, mezhep ayırman dedi Peygamberimiz. Ayırman. Inne esramekum indalahi essasun. Kim Allah'tan ziyade da korkarsa, hepsi de Allah'ın önünde makbul yahut da isterse peygamber çocuğu olsun, daha İbrahim Aleyhisselam'ın çocuğuydu. Gel uzun, gitme, helak olacaksın. Nuh Aleyhisselam'ın oğluydu tabii. Nuh Aleyhisselam'ın oğlu, yetmedi uzun, İbo sen de oğlunun biri öyle oldu ya. Etme, uzundir. Yani batarsın, şu semadan birden sıkıştıracak, dağların başına girer, kurtulurum ben diyor.
Gel yavrum deyince Allah Kuran-ı Kerim'i ile o senin ehlin değil, o imansızdır, bırak onu dedi. Bir sır geldi yine vurdu yere, öldürdük etti. Kim ol olursan ol, virüs olmadıktan sonra böyle nefes aramak, sırf Türkiye'ye çalışıyorum. Tüh tüh neslinden olanın ben müdafaatıyım. Sırf Çerkez Bunlar doğru değil. Müminler Kemer taşı gibi imanlı olduktan sonra herkes pardaktır başka mesele yok. Dedi ki, beni sattınız, buraya zulmettiniz, oraya hizmet eder. Onun akrabasından Medine'den gelen Amulcesinin oğlu da çok beğendiği için haşr-ı köleyi bana ver ne var dedi. Hem güzel hem de çok yumuşayarıyor. Çok parayla ona sattı. Barış Medine-i Münevvere'ymiş vardığı yer yer. Bakınca iki cihan güneşi buraya gelecek elhamdülillah dedi. Ben herhalde göreceğim inşallah dedi. Kreliğin verdiği eziyetten ne Peygamberimizin doğduğunu duymuş ne de peygamberliğini ilan ettiğini duymuş, hiçbir şey duymamış.
O bahçeleri görür, bağları görür, kitleri sürer, duvarları yer, develerin ardında doğarlı başka işi yok. Hurmayı topluyordum diyor hurmanın dalındaydım tepesinde. Amucesu'nun oğlu geldi benim ağanın yanında. Dedi ki diyor Allah Hazraç ve İblis kabilelerinin canını alsın. Uba'ya dön, Mekke'de gelen adamın başına toplandılar da hicret etti diye pervane kullanıyorlar arkadaş. Allah velelerini versin, devir diyor. Oradan Peygamberimizin Uba'ya geldiğini duymuş, hummaya tutuluyor gibi titremeye başlamış, yani sıtma tutuyor gibi titrerken titrre düşememiş, zorla sıyrını vermiş, yenmiş. Demiş ki ne dediniz, ne dediniz demiş. Ne dediniz? Bizim deliğimizden sana ne diye bu Yahudi sıpası ayağının altında çınmamış diye küplemiş. Sen Yavuz'a havastanı buraya mı gideceksin? Saqu onun için varmış Boru'ya, söyle olmuş. Nasıl bileyim Muhammed Aleyhisselam'ı demiş, benden soruyor.
Sadaka götürün, yemezse sadakayı, üst katı, ceketi sadakayı, o peygamber demiş. Lut'un heveyi, himayeyi iletince çekinmeden yerse ikinci işte ikinci işareti peygamber o demiş. Bu üçüncünde değil, sırtının külahının arasında, mühürüyle mühürlenmiş mühür ve mührü var, hırsında. Bunu gördün mü, peşşiperenna o Muhammed Aleyhisselam iman et demiş. Gece diyor, gittim diyor. Vardım diyor. Bizzat oturuyor, ezrafaz, ziyad saç diyor. Esselamü aleyküm dedim, diyor. Ve aleyküm selam. Ya Muhammed, herkesten seni buna münafık gördüm, biraz sadakan var, şunu yığ lütfen. Sahabelere şunu yiyin gardaşımız dur sadakasını dedi. Sahabeler yedi, kendi eline hiç almadı. Bir şey dedi, bir peygamber olduğunda hiçbir şey yok, bir. İki, ikinci gün geçti, bir daha götürdü.
Ya Muhammed, hediyeden sadakalarını yemediniz gördüm, bunu hediye olarak sana getirdim, lütfen şunu ye, sahabelere buyurun dedi, kendileri beraber onu yediler. İki, iki. Üçüncü gün yahut da sekiz, on gün sonra bir böyle ölmüş de Peygamberimiz ihramla oraya gelmiş. Arkasına dönmüş böyle arıyor ihram kalksa da bir nübüvvet mührünü görsen değil. Peygamberimiz mucizesiyle bildiği için ihramı sıyırdıyla sırtındaki mührü gösterince yüzlerini oraya kapatmış. Ağla ağla. Gönder ya Arif, gönder ya demiş peygamberimiz. Ya Muhammed buldum sizi demiş. Böyle iman ettiler birer birer hikayesini çektirdi Peygamberimiz. Bu zatın başından geçen hikayeyi dinlemek istersen bayramdan sonra eğileceksin inşallah. Orada sonra özeniyoruz, bir buçuk saatte olsun belki bitirdim, haber verdim. Kölelik burnunu sürttü. Dedi ki kendini kölelikten kurtar dedi. Mukatıda mı alan? Nasıl dedi?
Yahudi ile pazarlık ettiler, beş yüz dikme, hurma dikmesi dikersen, kırk okka altın verirsen seni kölelikten kurtarırım dedi. Peygamberimize geldi dedi ki, böyle diyor ya Resulallah, kardeşlerim dedi, Medineli kardeşlerim birbirine yardım eden kardeşlerim, Hadi bu adamın hurmasını getirin bakayım. Kimisi elli, kimisi yüz, kimisi herkes hurma dikmelerini söktüler getirdiler beş yüz tane yıla koydular buraya. Kardeşınıza yardım edin de hurma yerini bu kazileri verin haydu. Müslüman böyle birbirine yardım etsen, anlıyor mu? Bunlar hikaye değil, birbirimizle sevişme bunlar. Biz bu sevişmeden geçtin, bir efendinin, bir hocanın, bir efendim, fukaranın bağını betmeye üç kişi girse, ötedilerin hasefüsten gözü çatlıyor. Hem ne diyorsun da biz birbirimize yardım edeceğizız? Kes imkanı var mı bizde? Kazdılar efendim. Peygamber efendimiz dedi ki, ben de bunun kardeşiyim dedi peygamberimiz.
Ben de bunun kardeşiyim, dikerken geri çıkıp, çırarım da ben de dikeyim dedi peygamberimiz. Bizzat kendi gelmişler, hiç kimse tutmasın dikmeyi. Ben tutacağım, siz döveceksiniz dedi peygamberimiz. Hepsini kendi tuttu. Bir dediğini Selman-ı Farisi tutmuş, kendi evvel. Peygamberimizden emin gelmeden Selman-ı Farisi diyor ki Allah'a yemin ederim ki vallahi ki Resulullah'ın tuttuğu hurmadan bir tane vurmadı. Yavrum benim tuttuğum o bir hurmam da mıdır? Resulullah'ın tuttuğu, Rasulullah'ın ümmeti kuruyacak zannetme. Ümmetini Rasulullah tutuyorsun. Onun tuttuğu ümmet kuruyacak değil, gönül bilir de o, saman, saman oğlu gibi üstü kullemiş olabilir. Lakin birisi var da bir dine topuverir de ayranlığını kabatsınlar, samana kaşığını dur dur dur dur dur yanmaya başlar, bu ümmetim Muhammed'in başvurunu mahvetmıyor. Gitilmeye inkar yok inşallah. Meş korkmayacağız. Açıldı karşılar.
Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l-Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri.