Yirmi üç sayfa tutuyor hepsini, Peygamberimiz, Peygamberimiz söylemesini diyor. Allah şefaatlarına nail dedi. Allah Allah bunu da deyip merhametla hatırlar, götürdüler. Allah üç yüz küsur sene mağarada unutmuş bunları. Malımları atıyoruz o zaman söyle. Yalnız Allah mağarayı da öyle hazzetmiş ki, bilenlerimiz var. Bize de görüyorlar. Pehsusa girenler görüyor. Adana'ya giren görüyor. Diğer ehline meraklı olan görüyor. Üstü delik olduğu için güneşte vuruyor o gündüzleri de vuruyordu gündüzleri yemeklere yemeklere de çeviriyordu. Böyle ayaklaşmasınlar, rahatız gönderdi. Uyandılar ki yarın gün yaklaştık. Yani güneş buradan soğuk bahana kadar uyumuşum dediler. Üç yüz güne söyletiyorlar. Demek ki kardeş gidenler hiç bilmiyorlar da ondan orada duruyorlar. Allah, haset çokturmesin, bayıl duracak hurinin giyini gönderecek, boğazına sarılıp böyle oy yak alacağım işte böyle kalacak.
Bir de kıyamet kopmuş tahrul girecek Müslümanlara Allah'ım öyle ettim dedi. İnşallah. Gemiyi halık önce de biliyor musun? Soktular gözünü geldiler. Varınca üç yüz senedir talip olup da varınca sen şimdiye mısın dediler tariflerde yazdı levhalarda yazıymış. Evet dedi. Nurusun ki mağarada dedi ki, arkadaş hırnağımın uzadığına bakıyorum, Taşlarımın indiğine bakıyorum. Allah dedi bizim ne kadar kaldığımız dedi. Allah dedi. Başka kimse bilmez dedi. Gördünüz mü dedi. Yüz sene yürütüyor. Allah kaldırıyor da ölünce yürütmeye fatir olmaz mı Allah? O zaman olduğu için onlar da imanlı oldular. Ya Rabbi bizi biz daha bunların içinden çıkarma, küçük küçük kalmışlar. Bizi görünce gülerler iki boylarında giyinsak, olmuşun biz şu geriye giriyoruz ruhumuzu kaldır dedi Allah dedi, oraya gülle ruhları kalsınduk dokuzu birden gül, çekicide niyaz edindiler köpekle beraber, onlarla gönül ettiler oraya.
Allah şefaatlerine ne o belediyenin neyin, makinesine yetişmeden bir bölü, bunların ismini attım bu adam sürmeye başlar diyor. Kevser, Kuran-ı Kerim. Yani sönmeye başlar. Allah'ın huzuruna bunların fakir ismi yazdın mı? Hiç, tahammül gidemiyor da, yeni çocuğun doğmuşsa, mütemadiyen Allah'ın Onun için diyorum. Kadın kadın, candan huzurdan haşa. Kadın samimi vaz gitme vaziyeti rahatsız olursa yazılır da söz yüzüne bağlanıverirse, İzmir La ilahe illallah çocuk geçen insanayı gelir. Böyle yazmış kitaptan size bunları buyuruyorum. Ve Nahay-ı Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin gayesi de Hud suresinde cennete gireceğim. Efendim bu dine haber vereyim, müvedilere tavsiye gelmişti. Küçücük vereyim. Mescid-i Saadet'te oturuyor Muhammed Mustafa Bazı söylüyor Kuran'ı kılınır ya dünya kelamı konuşturmaz.
Buyur oğlum işte mi diyor, gönül mümesin. Benim geve dedi işini görmüyor ya Resulallah. Deve su çıkarıyor dedi. Şeye günahlaşıyor, işini görmüyor dedi. E gidelim de bir deveye bir öğüt geleyim ben dedi bu hanımcağız müşkülini halletsin. Niye görmezmiş? Doğarıma bakıyor, kusuruma bakıyor da diye Peygamberimiz göre konuşur mu diye, bütün sahabe ardında adam da vakıfını gösterecek geliyorlar kurban tarafına. Ve Vahibü yeddiniyye kitabından aldım bunu da. Şimdi gittiler bahçe kapısını asıverince böyle çok kinli olur ya canı sıkılmış böyle, bahçenin duvarına dayanmış böyle, kinli kinli bakıyor, Peygamberimiz indirilere sahabeler de girdiler, böyle kopuşturmaya başladı. Allah ya resulullah, yine de der ki, akıl zayi olmuş diye bir mecnun olması muhtemel olur. Bir zarar sokanı çıkalım da kapıyı öpelim ne olur dedi. Yok dedi. Hiçbir hayvan bana zarar etmez.
Benim cinsümden insan olanlardan başka bana atışman olan yok dedi. Bütün bir hayvan, benim dostum olur. Bana muhabbetleri var bunların tümü. Demiyor musun Hicret'i verirken mağarayı bekleyen yılan. Hazırı sıktığın ayağı sokunca, ey terbiyesiz yılan niye elimize kıydın ayağını soktun deyince bir insan mı aşık ya Muhammed sana. Ben üç, beş, yüz senedir bu mağarayı getiriyorum Muhammed Mustafa. Bu mağaraya gelecek gelen ismine aşığım da ben onun için gelir. Tuttık bütün çamaşır suyunu paltusunu yuttık, yarıklere soktu, Oraya açık kaldı, ayağını da benim geriye bastı. Muhammed aleyhisselam dindar bırakmaz almasın diye. Ben geldim, yatsı bağ ettim, kapı vurdum. Ayağına vurdum aç kapıyı ben Resulullah'a göreceğim diyor. Sıdlığım anlamıyor diyor. Saadet ayı, saadet bileti kapıdan geldi amma, bana ay gibi olan sıddık mani oldu ya Muhammed dedi. İkinci defa inanıyordum dedi.
Yani müsaade ben çıkacağım Rasulullah'ı göreceğim diyor. Allah duymuyor diyor, lisanımı anlayamıyor. Peygamberimiz de, sıdtığı ablamın yüzünde yatıyordu böyle. Yatır sana ayağıma vurulacak cephesi, konulur. İşte hak anne sıkılabiliyor dağa, cebelil değil dağına. Ben sana baktım git gel istemeye çıktım. Sen vefat ediyorsun ne oldu sana dedi. Hiçbir şey yapıya Resulullah. Geçen inşallah. Allah'ım bu taraftan doğru sözler. Peygamber incinir diye ayağının oraya koyuyor, sopuyor, gidecek vermiyor. Böyle canlarını feda ettiler. Rasulullah yolunda da onlar hükümleri böyle fıskıyla aldandı böyle yazıldı buralara. Bütün olsa öyle caminin içinde yazılmaz o işte. Allah, sabahlarına nail etsin diyor. Dedi. Allah'ını seversen değildir ya Resulallah. Kıymetı yok dedim. Yok seni yılan soktu dedi. Oraya girdiğini gördüm. İnsandan bir şey bulunmadı mı? Sokacak ayağımı koymuştur. Çek ayağını.
Bana yılan bir şey yetmez etmeyelim. Şimdi devreye geleceğim yine. Bir şey yetmez çek dedi çekti yılan. Dile. Bir şey etmez çek gelir çekti yılan. Böyle kafasını kaldırmış. Şahadeti seni kurtarmaz. Benim yar-i halim olan Kıptırdımun ayağını niye soktun? Ben başka zararları ağlıyorum. Ulan Soktuğun göre sürü verince ağrınız size rağmen bütün vücudunuzun fan size rağmen kendini yetti. Rüzuh ağrımız da, ruh bana yapıştan daha o ticareti götürdüklerinde Muhammed aleyhisselamın gözü ağrıyor ilacı kendimde demiş. Mübarek tüpluğunu sürün versin demiş. Oluktan işte gözü ağırcı görme. Hamza beladan üzüm göze alırmış. Peygamberimize getirmişler. Bu baharat tuttuğünden şöyle güler, devam ediyor. Vallahi ölünceye kadar bir daha söz avcısı görme. Peygamberimiz bu. Peygamberimiz böyle. Namazdan evvel bazı alan dirsek geliyor. Bu kerahat.
Bunu şöyle tam gelir törenin üstünde kıyamdaysa Böyle solunum dışını butacak. Bu da salih içini budak içip böyle analitik olduğu için, sol elinin de dışını sol elinin de dışını. Eğer bazısı çok nedense. Allah diyor İsa o nimeti. Açılın bir daha aşkına bakayım. Ya Rasulallah, Akrabamın çok yakınından abur cahil benim düşmanım. Amurcan oğlum olan Veheşehir'de benim düşmanım. Benim düşmanım daha vururken bahları onun etrafı olanlar, bu komşuların neyim benim düşmanım. Benim Medine Medine'ye üneyip ve Müslümanları benim için ölüyorlar ama kendi kavim tacirem beni olduğu olmaktan attırmıyorlar. Kızdırıyorlar. Nice takacağız, diyeceğiz sizi. Allah tevafukta hizmet ettirdi. Benden sonra gelen ulemalarda böyle olacak. Benim o indimde makbul bir hocaysa, edilmez. Allah'ı seversen başka? Sırf Allah'a hizmet değil Allah'a. Şöyle anla bunu. Allah'a ustan da makrufa itaat caiz değildir.
Allah'a üç saniye hissedecek mısın bir şeyde? Mahluktan yüz deme toplasa. Gitme hocam elini ayağı olsun yahu gel şuraya söyle. Ben o şeyden rezil olurum Allah indinde diye. İmanı rızık dese dese imkan yok şurayı gelir o inancını yerine. O olsun hiç uğraşmamak lazım. Hormet etmek, geçmek lazım. Allah'ın kullemiz değil ki irtibatlara getirsin inşallah. Islah etsin diye şahadet etsin. Ayağına gözlerini süzdü. Ya Muhammed. Develer ayaklarını döküyor açıktan şehadet oturuyor. Müsaade ile sansana secde de geldi. Yani secde ile gel. Sözde kaç Allah'a olur. Başka hiç kimseye olmaz dedi. Secde ile emrettin mi? Kısra varmış o zaman dedi. Ben eğer secde ile emretsemirdi secde girdim sesini mi kadınlara emrirlerdir. Bunun işini göreceksin. O şu kolunu gönderip kuyu çıkaracaksın. Yapmam ya Muhammed buna hizmetini. Ne bir yapman dedi. Bütün sahabe gülmüyor. Niye yapman dedi. Birincisisi dedi.
Boğazıma iyi bakmıyor, sırtıma iyi bakmıyor. Bunları aramayıyordum. Başıma kaza geldi çekeyim diyordun. Lakin yönüne bu adam böyle bulduk sıra günah da söylüyor. Vallahi bunun işini görmem ya Muhammed sen dedi. Ne diyorsun ya sahabe? Vallahi ya Rasulallah, doğru söylüyor dedi. Gut gibi ağlıyor, tövbe ettim, Tövbe olsun dedi. Tövbe ediyorum. Gözlerinden baran zı döküyor. Mübarek isliğine sapasını vura vura olsa örtün diyor. Allah. Bu Nevahidi ledünni'ye kitabı yazıyor. Babadan uydurduğu onun da ayeti var burada. Bana babadan uydurduğu onun da ailesi var burada. Bana iyiliği etsin, hizmet etsin, itaat etsin diye der ki yalana hamdilerler. Hadisle ispatlayın. Ayetle ispatlayın ve suyla buluşanın der ki kadından da inanmayan olur. Bir kadın, bir kadına, bir kadına hocası iki tane tokat buldu. İki üç yerde vurulur.
Birisi gusül etmekte, birisi namaz kılmakta, eşyana gelmez, namaz kılmakta, virire el gitmediği yere girerse. Oradan huylanıyor ya, şuna o eve geliyor. Oradan huylanıyor diyor işte anlat. Huflanıyor. Öyle bir diye zarar getirmiş de iki tane tokat atmış. Peygamberimizin huzuruna girdiler. Böyle de haklı çıkmamız da yemeğin buzunu niye azaltsın? Niye top aklında kuzu etsin diyerekten yummuş. Haklısın demiş evlere. Peygamberimiz. Kadın da sana iki kapak vuracak ayet-i celîle böyle demiş. Kuran-ı Kerim'e sen muhalif olmaz böyle şey. Anca dinleyelim Allah'ımızın kelamını, Peygamberimizi. O yakını da razı güttikten sonra korkmasın. Kesin kafa açık dedim geçer ya. Muhakkak kimse hiç giyer. Ya yapmazsa efendim. Bilmem. Bütün vücutun akmış de, Hz. Yusuf Aleyhisselam'ın derecesi o sevap veriliyor kendine, elhamdülillah. Hep sabrımıza göre öyle bir şey bilirsin inşallah. Bir.
Hocanın kabındaki hakkı bir, hoca hocasına kıyamıyla ilden ayıracak. Yani elinden memur çıkıyor.