Peygamberimizin ölümünden aldığı, Eba Eyyub o ekmeğe, Fatıma annemize iletmiş, buyurun Muhammed Aleyhisselam'a, ekmeğimi yedir demedim mi, şunu ye ne olursun Ne olursun ye şunu. Peki demiş. Ve yemeye başlayınca yemiş ya Mukam'dur. Kızım Fatma yemeye başladı. Siz de buyurur musunuz? Eyvallahymış yemeye başlamış. Karnını doyuncaya kadar yemezdi satır. Kendisi de isteye çekinirler. Ağmamaya başlamış peygamberlarımız üzerinden, mübarek sakalların anasının arasından. Gerçi bir yaş dökülüyor. Niye ağlıyorsun ya Muhammed, ne işin ağlıyorsun. Ben ağlamayayım kim ağlasın? Rabbimin şu yemeğine bak, muhabbet ettiğin yeme, et, ekmek, su, bunlar ne nimetler, ne nimetler bunlar diyor. Elin evinden yediğinden, evlerinde bulamamışlar da, ilden yediklerine şükrüm için ağlayıp. Sahabe ağlamışlar.
E, Müsnedullah ne yapalım ya, tek ev evimde yerken de bismillah çekin, sonunda da elhamdülillah deyin de nimete şirk etmiş oğlum. Yani önünde biz besmele çekilir, sonunda elhamdülillah din inipse etkili olur. Sahabei kiramın hali çok feci efendim. Çok feci, yani Sıddıy-i Azam tek hırkasını tek kaldı. Öyle en büyük zenginlerinden de dağılır dağılır bir tanecik gün hırkası kaldı, onu da yalvaranın birine verdi. O gün Cibril-i Emin geldi. Omuzunda şalvar, kara bir şey var. Tacip ettin, korktum ya, hiç tipler, bu ne? Senin sıdtığı kanın yok camide, hiç giyeceği kalmadı bir kıl paçavra attı buraya da bir kuyu azdı kendine de onun içinde kılıyor, namazı dedim onun içinde kılıyor. Bütün melekler o surata giy. Eğer sıddık daha az ama Medine'de iki gömleğinin birini veren olursa cennette reflikim olsun. Şimdi peygamberimiz, Medine'yi der, dest ettiler, iki gömlekli bulunmadı, iki gömlekli.
Veriyorlar, buyur ya, o anda taşınalım, iki gömleğin biri diyor. İki gömleğin biri bulunmadı böyle, vakitları çok, dört halde geçti. Sonra boğarlar, harplere çıkıp ganimet geldi. Çok zengin olacaksınız ya, yoldan çıkanız diye korkuyorum dedi Peygamberimiz. Osman ismi Nureğinin zamanında efendimizin çok zenginlik oldu, çok da nimet geldi ya, yoldan çıkarsınız diye bakıyorum. Yani mal insanı iyi yoldan şaştırır. Allah'ımız cümlemizi muhafaza buyursun oturmuş yola diyor emin değil efendimiz böyle boynu bük. Hazırta onlar radiyallahu anh efendimiz geçiyormuş.
Geçerken surayı eli ingandan bir Kuran nokta dinleyeyim ya Ömer demiş, orda infak ayeti infak ayeti çokmuş, onu oku da benim açlığımı anlar da, karnımı doyurur mu diye, sırf bunun için Kuran oku demiş, o da okumuş bulan, anlayamamış Hazreti, onları bilememiş, babuş gelmiş, vay okullarıma bilemedin demiş, hemen arkasından bir peygamberimiz olmuş, oraya niye oturuyorsunuz, herhalde atsınız, buyur bizim eve girelim demiş. Peygamberimiz evine götürmüş. Ekmek yok, yemek yok hiç, süt varmış. Süt pişirin demiş. Ye, ya eba hürmet bir kadar içmiş. Koyun bir kadar daha is ya elhamdülillah. Koyun bir kadar daha is ya ölür, üç kadar içinde bir eli dondurulmuş, can gelmiş. Şimdi yiyorlar. Hazırat ve Ömer rast gelmiş, vallahi ya Ömer, Elendan Kuran okumayı senden daha iyi becerilerdim, ben daha iyi okurdum.
Oradan Kuran oku demekliliğindeki gayem, benim açlığımı anlasın, infak ayeti okusun diye okutmuştum. Lakin senden hayırlı bizzat gönderdi Allah bana, karnımı doyurdu. Ekmek ne yok, sırf süt, yani karnımı doyurdu elhamdülillah dedi. Ya Rabahu leyle. Allah'a yemin ederim ki. Yani imandan Kuran oku dediğinde ben aczliğini bildim. Acılığını bildim, okudun, okuyun, lakin evde yiyecek hiçbir şeyimiz olmadığı için, Allah'a Allah'a senden ayırdım, gittim ebehu leyde. Rumuzla benden yemek istedi ama yok Ya Rabbi ne bileyim dedim böyle, ayrıldım, gittim diyor.
Lakin senin karnını doyurmak, kızıl develeri sadaka vermekten daha hayırlıydı bana ama, imkanım olmadı ki seni doyurayım, sahabe iken böyle vakit geçirirler, hindi birinde haber verelim Allah şefaatlerine nasip etsin Allah, ahirette şefaatleri nasip olsun Ruhlar için bunların okunduğu, kelime-i tevhide, tevhidimizi, muharin kıl kabul etti Ya Rabbi. Efendim, mayayı tarikat da şöyle oldu, Medine-i taideye gelince, peygamberimiz onları belki duymazlar, buyurmadı, çok ince biz, eserlerden okuyoruz bunu, efendimiz bize ikram buyurdu yine oturttu devrine yusura'yı yusuf'u surayı dedi, hödü mü dedi, bir üç, Şura'yı dedi. Kitap yazdım şimdi eski yazı ile yazın. Ömer abimizden isterim de basılıyor dedi. Hep basılmasıyla zevk girmez. Eski yazı ile kokursanız daha hoş olur. İhvan'a zevk verir değil mi? Öyle yazın. Onun yazılarından çekip alıp size konuşuyoruz. Burada o konuşan biz değil, iştahımız.
Bir İzmir'le onun himmetti. İllerimiz pırtah bizim ne olsa, kelimiz orada gelmese, kelimeyi ilahide konuşmaya imkanımız yok yavrucuğum. Allah cümlemizi kardeşlıktan ayırmasın. Medine, Ravzai Mukerzemeden gelip de Medine'ye cemaat hep birden birleştiler, ayağa kalktı peygamberlarımız. Hadi dinleyin, Mekke'de iman ederler, Medine'de de iman edeceksiniz. Ya Resulullah, biz orada yetmiştik, o küfrü cehdeden imanı cehdeye iman ettiniz. Açıktan küfrümüz vardı puta takmak, açıktan da namaz kıldınız. Burada küfrü hafiden şirki hafiden, zikri hafiye geçeceksiniz, bu tarikattır diyor. Bu tarikattır, hı? Şu kapıları bağlayın, ecdemi var mı içinizde? Yok ya Resulallah, kapıları bağlayın, kitleyin, toplanın başıma dedi. Bir daha sonra da ya Resulallah, eski imanımıza şüphe mi oluyor? Allah Kuran-ı Kerim'de ermenu eminu buyuruyor. Hayatın tümünü bilemiyorum.
En Mekke'de iman edenler, Medine'de iman edersiniz diyor Allah diyor. Şimdi herkes kalbini hazırlasın. Şu, şura edecek imanı, böyle kalbine atsınlar. Gözlerini yumsunlar, gözümüzü yumun dedi. Bizi Allah o zaman halk etmemiş, bin dört yüz sene sonraya getirmiş bak. Bin dört yüz sene sonraya bir tezik sıhhat, bir tezik sıhhatinde bulunan bin gene Veysel kararıdan hayırlı oldun. Bin gene bir sohbetinde, bir teveccühle mazhar oldu. Sahabe efendim, sahabe Veysel Karabi, kim Sahra'da kadar ibadet etmişti?