Bütün heyeti olarak kabul edilir. Mesela Satalı Şerieti ve ifadeyi de kullanırken ashabinden, Efendimize tevfir, onu en güzel şekilde, saygıda, şekilde, hak ettiği, hak ettiği, onun en üstün tutmayı Cenabıhakk'a vermiyor. Sonra Kuran-ı Azimüşşan'da diğer Enbiya-i uzam için ya erdem, ya nur, ya idirrahi denirken efendimiz aleyhissalatu vesselam hakkında ya ey fennevi diyor. Cenabı Hak onun şanını yüceltiyor. Ey Nuh ifadesiyle onu tevbih ediyor. Onu tazimde bulunuyor. Bizim burada bir şair veya nasılsa halk ozanı diye söyleyelim. Ali Elcan var. Onun bir sözünü alıyorum. Diyorum ki, bir söze bir padişah şahit ki halk Ozan diyor. Diyor ki, Allah bile doymamış ki ben nasıl doyası hazmede saçullah diyor. Emin olun bu söz yetiyor. Şimdi Mevla Nababız biliyorsunuz yirmi altı bin beylik mesleği yazıyor. Sonra nasıl olursa, nasıl olursa Yunus Emre'nin bir mısrına denk geliyor veya bir beytine.
Efe gemiye büründü. Yunus diye büründü. Eğer diyor ben bu sözü duysaydım, yirmi altı bin beyitlik mesleği yazmazdım. Öyle bir ifadede bulunuyor ki, ifade ayeti gemilerde Kuran Azimüşşan'da çok manaları içerisine alıyor. Ete kemiğe büründüm, yoğunuz diye göründüm. Allah'ım bana böyle bir şekil lütfetti ihsan etti. Öyle bir şekil ki Cenabı Hak Adem'in, Adem'in çamurunu kendi elinle kardım buyuruyor. Yüzünü kendi yüzünden halk ettim. Daha büyük bundan şeref olamaz. Biz Teberrük diye bizim fıkıh kitaplarımızda bir bölüm var. Teberrük. Bunu çok saatler aldık. Bunu anlatmak bitmez. Mesela tabut hemen Begare suresinde ikinci düz, ikinci düzle biliyorsunuz tabut ve cavut. O tabutun bulunması tagutun biliyorsunuz o bir komutan kıçra karşı bölüyor, Calut'a karşı. Şimdi o tabutun bulunması onların haklılığını ve gerçek oluşunu ifade ediyor.
Mesela Yusuf aleyhisselam Yillarca Yakup aleyhisselam Yusuf diye ağlıyor. Bunu çok iyi incelemek lazım. Yusuf diye ağlamadır. Oğlakdaki ağıt bir başkadır. Malum gözleri bölünmez oluyor. Kuran-ı Kerim'e hep söyledim. Çok kısa söze gireceğim. Çünkü çok uzun. On altı tane Kuran-ı Azimüşşan'da teberruh'la alakalı beyanlar var. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın mübarek sözleri var. Ne yapıyor? O gömleği Yusuf Aleyhisselam gömleği göndermek suretine baktı ehli. Gözleri ama olan gözleri açılıyor. Daha çok net iten net iten. Ne diyelim? Mekanlarda da var. Mesela efendim. Yağmur da da sen Tuva Vadisi'ndesin ayakkabılarını çıkar. Bak vadinin, vadinin kudsiyeti ifade ediliyor. Burada şu ülkeyi Ehlullah çok güzel beyan eder. Şimdi Tur Dağı'na geliyor, ayakkabılarımız çıkar, buna Tur Dağı.
Ama Efendimiz için Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Mirac hadisesinde mübarek Nalini Şerifini çıkartmak isteyince, ya Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, narinlerini çıkarma. Senin narinlerin tozuyla semavat şereflenecek. Peygamberimiz bu bizim Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Öyle bir peygamber ki biz bir ara demiştik. İşte on iki peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselam'la nimet olmayı arzu ediyor. Nimet olmayı arzu ediyor. Bu kıymetli amcamız diyor ki bütün peygamberler ona ümmet olmanın hasretliğini çekiyor. Öyle bir şeref ki şu sözü de söyleyin çünkü bunu çok seviyorum. Yalnız efendimiz aleyhissalatu vesselam böyle ashabı güveniyor, oturuyor, oturuyor. Ali Kerremallah ve benzeri efendimize döndü. Yani Ebül Mevaid bizi ne güzel vasfetti. O da onun bulunduğu yani bu sözü söylediği, o anda o söze şahit olan kimselerin de Cenabı Hak katında mağfiret koyulduğunu.
Ben söyleyebilirsem Muhammedün beşarun, zatelbeşer. Şimdi Ebul Nevahib'in Muhammedi damarı ayağa kalkar. Derler ki o da bir beşerdir, O da bir beşerdir sözüne öyle bir izah getirir ki, evet beşerdir ama taşlar arasında yakut gibidir. Beşerdir ama bölgesi yere düşüyor, beşerdir ama hacet için çıktığında onu toprak tütüyor, beşerdir ama ve tüm azaları Kuran-ı Azimüşşan'da getiriyor ve sonra Cenabı Hak onun ömrüne leaz muhtaç diye ömrüme yemin ediliyor. Efendimiz bu. Yalnız bir şey hatırıma gelse buraya gelirken bir dinler onu söyleyin. Bu Elif Efendi, girgahına, yedi-i Ekrem aleyhissalatü vesselam efendimizin Sakallı Şerifi getirildi. O geldi. Gelince oradaki Muhammed abimiz dedi ki, sizi de asıl sadece Sakallı Şeridi değil, onu görmeye hasret olun dedi, onu görmeye. Sadece Sakallı Şeridi olmaz.
Mesela şimdi bir müridin edepleri hakkında yirmiyi geçkin izahta bulunuyor, makiller halinde birisi de şu. Bir mürid diyor Efendimiz Aleyhissalatü Aleyhissalatü Vesselam'ı yakaza halinde görecektir. Yani açıktan görecek. Ahmed Er-Rufail Hazretleri, Hadisallahu Sırra, Efendimizi görmediği gün, böyle rüyane değil bu, açıktan görmediği gün, tecdidi iman ve tecdididi nikah yaptı diyor. Yani bizim asıl ashabde, asıl bu iş için gayret etmemiz gerektiğini Cenabı hak ifade etmiyor. Yine Saffet suresinde ey çalışanlar bu bir için çalışandır. Başka halleri bırakın, Allah'tan gayrı halleri bırakın, Kendi derdinize düşün de, kendi derdinize düşün de Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ı bizde nasıl göreceğiz? Nasıl münasebet kuracağız bu der. Derdimiz bu.
Allah'ımız bize Kuran-ı Azimüşşan'da dert olarak haksız derzim, nebiyyeten efendimizin de Kuba mescidi'ne geldiği zaman, Kuba köyüne geldiği zaman Kuba Mescidi'nin yapımında diğerleri birer pertiş taşırken kendileri ikişer saçılır, vücur-ü saadetleri eğiliyor. Kendilerini yolmamaları söyleniyor. O arada Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam asıl hayat, ahiret hayatıdır. Asrı hayat, ahiret hayatıdır. Ne demek ahiret hayatı? Okunan Kuran-ı Azimüşşan'da bize hedef gösteriliyor. Ahiret hayatı için. Cenabı hak, hadimini sallallahu aleyhi ve sellem hidayet üzere gönderiyor. İnsanlığın kurtuluşu için gönderiyor ve bunun yanında görüşün İslam'ın bütün görüşlere hakim olması için gönderiyor, net bu. Hem işte hem de dışta. Hem ensöz hem de aba. İçimizde Allah'ımızın muhabbetinin Tevbe suresi yirmi dörtüncü ayeti, kendilerine bildirildiği üzere Allah'ımızın sevgisi, Resulü'nün sevgisi ve cihat sevgisi.
Ve üç şeyle tamamlayıp çiziyoruz. Biz ne yapacağız? Biz Efendimizi açıktan görmek için değil açıktan görmek rüyada göremiyoruz. Asıl yorulacağımız bu olmalı bizim. Şu dilimiz durmalı başkalarının sözünü etmekten, durmalı. Daha kendi başımızdaki karı eritmeden bir başkalarıyla meşgul olmak bize düşmez. Efendimiz Kuba Mescidi'nin yapımında diyor asıl hayat, ahiret hayatı buyuruyor. Biz ona yönelelim. Bak büyüklerden bizzat da şunu söylerdi. Yavrum bir Belkıs anamız kadar olamaz. Ya Rabbi aya, güneşe, yıldıza satarak ben kendimi nefsine zulmettim. Süleyman ile beraber Aleyhisselam ben alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum. Biz bu derde düşünelim. Nasıl olacak da biz hayvaniyetten insaniyete geçeceğiz? Çünkü tarikat-ı aliye bu demek. Bildiğiniz hal bize biliyorsunuz Kudüs içerisinde Mescid-i Aksa yatsı namazı kıldırmış. Artık herkes evine çekilmiş. Görevliler kapıları kilitlemiş.
Onlar için kapı ve pencere yok. İşte asıl sızladığımız bu. Bak yüzleriniz buyuruyorlar ki, ya siz böyle madeni paralara kovaları tutuyorsunuz. Şu altına tutun. Şu altına tutun. Şu Yumişe tutun. Ya tutun. Cümlete tutun. İlimde irfana, ilimde ailen yakine ve hakka yakine tutun. Amel olarak yaşantı olarak, tarikat-ı aliyeyi taplar ülküstik içerisinde yaşayıp marifet ve hakikate ilim yurdayız. Kuran-ı Azimüşşan'da geçen nefsin mertebelerini aşığım diyor. Çünkü kutsal emanetler deyince düşünüyorum. Efendimiz Sayın Allah'u Teala'yı lisedei her al gıdaede ediliyor. Ama biz görmüyor muyuz? Görüyoruz ama bilmiyoruz. Şu üzerinde yürüdüğümüz arz, başımızı gölgeleyen Sebahat, yıldızlar Ay ve Güneş, Levla televla lema kalakül esla, sen olmasaydın, sen olmasaydın Adem beni yaratmaz. Her şey onun yüzü suyu hürmetine yaratıldığı. Üç şey neydi? Birisi Ethemestüf-i Sünneti nedir?
Sallallahü Teala'nın birisi. Efendimizin sünneti semiyyesine vuracağız. Biz en büyük esas bu. Efendimizin hayatını kendimize hayat edeceğiz. Ne o eldeki sığaraların, ne o izdeki sözlerimiz, hatta yaramayan, beynimizdeki düşünceden, gözümüzdeki bakışlar. Hep bunlar bir emanet. İkincisi hayırlı insanlarla Allah'ın dostlarıyla bir araya gelmek. Üçüncüsü de El Hayyau Minel meli'l-Mecbar. Şimdi tam söylemediğimi biliyorum. Bu çok güzel bir ibaredir ama meal olarak Arapyasını veririm. Şimdi her şeyin sahibi olan güç ve kudret sahibi Rabbi Zülcelal'imizden haya etmektir.
Allah'ımız gönlümüze Habibinin nurunu doğurmak suretiyle beynimizde, beynimizde onun nuruyla yakıtı, gözümüzde nuruyla ibretle bakışı, kulağımıza doğuşuyla hikmetli sözleri dinlemeyi ve bütün azamızı hadis-i kutside bildirildiği üzere gören gözü içten kulağı kavranayan evi, bilmeyen ayağı olurum hakkıyla Cenabı hak bize ulaştırsın. Yoksa ırışlıktan sonra her şey biter şu fırsat bize en üzen bir değerdir, kıymettir, insanlar iki şeyde gafildir buyuruyor. Aleyhissalatu Vesselam.