Vezihuzara şık İslam'ın gelinleri, hızları hamama götürmüşlerle yirk eder. O kadar keplenmiş ki olduğun nasıl, ben tam guzun keyfini buldum diyor. Yani eliyle, gözüyle yaptığı günahtan memnun oluyor ve diyor, göğü keyfim gitti. Nasıl yıkar'a beraber dışarıdan bir haber geldik ki, padişahın hızının altın cüzzu kayıt olmuş, hamamda aranacak, akidesiniz Ud yerine kadar aranız bulunacak çaresi yok. Bunun ud yeri aranırsa affedersiniz, erkekliğin ortaya çıktın mı derhal öldürecekler. Bir ağlama başlamış kendine varıyor, hamamın o dar yerleri var. Duvarları cızıyor diyor ki son hayattayım Ya Rabbi, kıl değil ise nasıl bula kıl, kıllıyor, zırlıyor. Tövbesi, tam kabul olunca tevbesi, Halık-ı Zülcemal yüzüğü başka birisiyle bulduruyor, yüzük bulundu, bırakır insanları diyor. Gözünü ordaykena yumuyor hiçbir kadın görmeden ne oldum diyorlar, gözünde bir hal oldu diyor, yani kör olmuş gibi.
Müşaveye çıkıyor, ayıp olup geliyor, bir daha kadına batmaya, iyice bir tövbe ediyor, tövbesi kabul oluyor. Tövbe ettim mi insan ineğin memesinden süt, sağlıkla bir daha girmediği gibi tövbe etimi hiç korkmasın, böyle zannetsin, kabul ederim diyor. Günahtan tövbe eden bir daha o günahık etmemiş gibi olur. İstaf istiğfar ettiği zaman ahtımı umarsa affederim. Dua ettiğin zaman kabulunu umarsa zannettiği gibi kendisine tecelli ederim. Dua ederim benim duam hocam kabul olmaz. Böyle ümitsiz ederse kabul etmem. Ümitliği eder de, elini saldırır da şimdi bizimle beraber, kumardan sinemadan, kahiyeden, rızkıdan gönderemediği çocuğu için ağlıyor ya, bugün inşallah kabul olacak, elini sen de aç, Hadid-i Muhammed Mustafa görmesine evlatlarınızı ıslah et Ya Rabbi. Bir şehadet et Ya Rabbi, Bir şahadet ya Rabbi, üstadın yola getir Ya Rabbi.
Bizim ikiz ve bütün amelimizi ifsad eden ahlakı gerilmelerimizi ahlakı hamidi diye tepsiniz Ya Rabbi. Biz en çok korktuğumuz görürken imanla mı öleceğiz? İmansız bir bey güleyh. Korkuyoruz. Bizi imanla şu mübarek Arafat'da, Arap gününde, lehyel saadet yanımızda, cemaatlarla bulunuyoruz, bizi imanla övdün Ya Rab. Evladımızı, ayağımızı imanla övdün Ya Rab. Ablama-ı Talukatımızı imanla övdün, mümin mümin nasip imanla öldü, imanlı olup da günahtan bir türlü güveneyen o azgın dergüslakmış insanları müstağdiliyorlar. Sen gelsin ya Rabbi. Umuyoruz ya Rabbi kabul etsin inşallah ıslah olurlar. Böyle diyor zannedersiniz kabul eder elhamdülillah. Oğlum beni Allah Teala bana rahmet eder, kendisine giden yola muvaffaktılar, bana yardım eder diyerek yad ettiğin zaman muhakkak onunla beraber bulunurum.
Allah'ım bana yardım eder, bu işte benim yardımcın tek Allah diye zannederse, o zaman kulumla beraberim yardım ederim. Kendi diyor ben değilim. Hadisi Musfir. Daha umum bana, umum bana yalımızda zikrederse bir yere ketiniz de şap ağla, yüce yarısı Allah, Allah girse ben de onu böyle yad ederim ben de onu zikrederim. Allah'ın zikri ben de affettim, seni affettim, kabul ettim derim ben de ona. Onu yalnız kendi hepsinde zikrederim. Allah diyor. Bir toplumun içinde zikrlelerse bir toplu insanın içinde, ben de onu daha hayırlı bir cemaat içinde, meleklerin içinde anarım. Bir toplunuz içerisinde hep birden. Allah, Allah, Allah, Allah, Celle Celaluhu, böyle andım mı ben de onu melekleri içinde şimdi, kulumu asfettim, kulumu kabul ettim diye meleklere duyurdum onu. Böyle, masum müjdeymiş elhamdülillah.
Kulum bana ibadet ve sadaka ve her nasıl taatla olursa olsun, bir karış yaklaşırsa, oğlum fitilesini alır, zeketini alır, bir tabak yemek orada bir su karaya götürür, bir adım derin rızam için görürse, benim yolumda yürür ve ayağına koz bırakırsa, had dere köylerden, yel köylerden, uzaklardan, böyle gelin yakınlardan, bir tezim adım atar ve ayağına toz bulaşırsa, benim emrettiğim canlıya namaz içinde gelirse ayağına bulaşan toz formesine cesedini cehenneme haram dilerim buyuruyor Elhamdülillah. Bunlar hep hadis, bir karış yaklaşırsa ben ona bir erşir yaklaşırım, o bana bir karış gelecek olursa hayırda hasenatta, ibarette, itaatta, ben de ona bir elçi yaklaşırım, ondan daha sık gelinim o kuluma. Ne gelir? Rüzam gelir, benim razı rızazı razı olduğum gelir. Daha her ne zaman bana itaası asırsa, ben de ona feyiz ve bolluğu da ziyade ederim.
O bağı itaati atılırsa bende feyiz bolluk bozuklarında taşkınlık kaldı derim ona. Elhamdülillah ya Rabbi. Bunun bana bir erkeğin yaklaşırsa, bunun bana camiye gelir, ibadete gelir, bağza gelir, ceset vermeye girer, hasta girer, cihada girer. Bir Ersin yürüyeci olursa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Ersin şu kadar olursa ben bu kadar gelirim kuluma, rızam bu kadar koşar. Dinmeyeceksin şimdi. Ne kadar bol mükafatında. Eğer bana yöreyerek gelirse bunun, yöreyerek bana gelirse, benim rızama gelirse Allah rızası için dövün iki cihan güneşi Muhammed Aleyhisselam'ın Sakalı keresinin ziyarete geleyim, başka işim yok, biri böyle yürüyerek gelirse ben de ona boşarak varırım, boşarak varırım. HUDEBİYET MUTFALİHIN biliyorsunuz değil mi? Tarih okuyanlar Peygamberimizin bu geregişiyle, harbi iyiliğiyle değil, Meyr-i Mükerreme'yi, Beytullah'ı bir tavafın elinde gelelim dedi.
Vardılar gavurlar bir grimeliyor. Dedi ki, gezdirmez dedi, imkanı yok. Osman İbn-i Nureyn Efendimiz'i gönderdiler. Bu salihada Osman İbn-i Nureyn Efendimiz vardı, onun akrabası çoğudu, bu hadiste Osman İbn-i Nureyn Efendimiz gelmedi. Bir haber geldi ki Osman-ı Zünnureyn'i öldürmüş gevrlardı. Telefonda Efendimiz bir ağaç, zıban gibi o ağaç altılar, Gönül Hanım diyatı yaptılar. Ya Muhammed, Osman'ı neremör dövmüşler? Tek kalmadan uğrunda can gereceğiz dediler. Bedir'de ölenler, aşere-i müzeşere, rızvanda hız verenler ehli cennet olduğu hakkı bunların. Allah şefaatlarına nail. Hele o aşere ilü besşere, o on dişi, o on dişi cennetler müjdelenenlerden. Allah bizleri ile onlara ilhak duyula, onlarla beraber hakim gelir. Geldiler Osman İzmir'i öldürmemişler sallanarak, yumuşak maliyetli geliyor böyle. Peygamberimiz o gelirken birbirlerini örter, ayağa dinlenir.
Niye diyor ki ben Ya Resulallah, Osman gelince, onu hayatından gidince taktığı melekler dineliyor diyor. Ben nasıl dinelmeyeyim? Bir kuyumu adamı sen onlar var ya, uzun, gelmiyor, vaaz gelmiyor. Dedi başında dün avuç adam dağılırlar, giderler gibi gelen seni. Dedik ki, söyle zannediyorsun sen hasarlar bir acıyı yazılmaya muahede Peygamberimiz abdest alıyordu, sıçrayayan suları oruçlarına koyup böyle yüzlerine sürüyor sahabe. Mübarek safhalarından bir sen düştün mü geriden bakıyorlar, daha da uyuyorlar, salıyorlar, saklıyorlarlardı. O zaman yılandı, dedi ki bunlara güç yetecek gibi değil, peygamberin yolunda diyecekse canlarını feda etmeyecekler. Saatinden korkmuyor bilmem ayarı değilse daha yirmi geçiyor öyle mi? Diyor ki, diyor ki, bir at da Hazreti Ali efendimiz yazdı, yaz kağıdını. Bu sene yüz yirmi bir insanı yok.
Gelecek sene gelirseniz, Beyullah'ı, tavaf ederseniz gidin, bu sene söz verdik, o az mantık kafirler. İmkanı yok, iki cihan güneşini sahabelerle beraber geriye göndermeye, on iki günlük yere varınca geriye göndermeye kaydettiren Peygamberimiz, dönemin hikmet var. Hazreti ona dedi ki. Ya Resulallah, niye korkmuyorsun bir gavurlasana bak. Dur ya ona. Allah aşkına dur, senin kasaplısın, sen yurt tabiatısın. Sıd teyze arzamla görüşürüz, o İbrahim Aleyhisselam tabiatli. Yazlık tık, yönelelim bu seneleri. Bu halde yazıldı, uzun şarapler tükenmez konuşmayla yalnız ben orada bir iki sözünü şunları anlatacağım, Muhammedün Resulullah diye başlarlar yazmaya. Senin Muhammed Allah'ın Resulü olduğunu bizden sakın maniveriz. Abdullah oğlu Muhammed yazacaksın senin. O gelen, oradan gelen ilki Diyor ki Hayır diyor Muhammed'ın Resulullah yazmayacaksın.
Cız orayı Abdullah Ya Ali orayı Siz da Abdullah oğlum Muhammed yaz geldi. Orada buahede tamam yapıldı, bizden birisi tuttu haline döner onlara varırsa onlar girmeyecek. Bize gelecek olur da birisi imanı derken diriye teslim olmak üzere muahede yapılıyor. Yani iman eder gelirse de kolundan tutup geriye girmeyecek. O sahata ait boşanması takdirimiz boşandı, geminin bir sürü yemekten geldi. Ya Muhammed boş oruçtu elhamdülillah dedim. Babası dedi ki Nazan derim dedi, oğlumu bana kesmiştir. Geriye oğlunu kes, ya Muhammed ben iman mıyım diye size dem teslim etmedi dedi. Elimizdeki sözlediğimiz muahede deyip o zaman ileride Rabbim bize ihsan edecek, ona da ihsan edecek kurtulacaksın, korkma, bir tirliye girdi. Bu kadar acayipçeciler de Peygamberimizin riyayı-ı Saadetini kağıtlarda saklağı yollardı, Haddizin memleketimize de bir iki tane bir kerecik kelime nasip oldu elhamdülillah geldi.
Allah'ımız ziyaretimizi kabul etsin inşallah. Yani Kurayı bitireyim size. Kulum bana bir erkin yaklaşırsa ben de ona bir ulaş yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben de ona boş şarap varırım. O benim rızama yürüyerek gelir canına, ben benim rızam o koku şaraptan varır. Bunun bana, çarşı olan vazifelerinde çok dikkat ederse orucu tam tabiatı, namazı tam kabrini yersen, zekası tam yetip veriyor, haccını tam yapıyor, hiç buralarda bir bozuk vaziyet yapmazsa ben de onun üzerine peyizü bereketini döktükçe dökerim, döktükçe dökerim diyor. Biz diyor. Biz her vazifemizi Mevlamızın rızası için yerli yerinde yapalım inşallah, Rabbim da bize feyzini bereketini döktükçe döksün inşallah, döktükçe döksün inşallah.
Arkadaşlarımızdan bizim mahtın Ali Ramazan'ı da arzlıyla varmış bize rica ettiler, sıhhatımız da hatır duasına doğru yaklaşıyor, çocuk gelir de o da okursa ya işte Hazreti peygamberimiz duymasın onu da dinleyelim, bitirelim durur. Allah izin verirse, yoksa efendimiz, tek bir beş on dakika evvel bırakın, hatim duasılere geliyorum demiş. Allah azze ve celle oraya bir saha ayrılmış olalım. Güneşten bir zerre mesabesinde bir kısmını bahsetmek isteriz. Ezelden ebede büyük hakikatlerin sırrına sahip. Bütün imanlı gönüllerin nuru, sahibi şey kainatta vahdaniyetin cilvelerini benzile seyreden Hidayet kaynağımız. İman ve akınımız. Hakiki kurtarıcımız. Mutlak askerımız. Büyük mürşidimiz, örneğimiz, her şeyimiz o. Hitabının muhatabı. Beşeriyetin en büyük kafası Hazreti Adem aleyhisselam'dan bu zamana kadar gelmiş ve gel, geleceğin insanların en hayırlısı o. Allah Teala'nın sesli sevdiği o.
Günlerde söylemem o. Günlerde toplanan o. Düşünelim. Yerimle ergin düşünelim. Kim bu rütbeye bu bahtiyarlığa erebilir ve er edilmiştir. Bütün virüsler birbirlerinin omuzuna basarak arşa doğru dikinseler kıyamete kadar bu işlerini tamamlamak için güç sarfeler Hazreti Muhammed'in topuğunu aramazlar. Onun gelişi rüzgar gibiydi. Ahmet onun adıdır. Mahmut onun adıdır. Muhammed onun adıdır. Mustafa onun adıdır. Muhammed ismini söylemekle sözlerimi değerlendiriyorum. Muhammed'i övebilmek, konuşmak için yerden ta arşa kadar bir ağız olmalı ki onu övsün. Onu umuyoruz. Biz onu hatırlatmak maksadıyla konuşuyoruz. Hazreti Muhammed varlığın kalbi ihanın cananıdır. Hazreti Muhammed Hazreti Muhammed kudretin beyanı fasihır, hikmetin kelamı kainatın efendisi mevcudatın sultanıdır. Hazreti Muhammed asfiyanın vicdanı, evliyanın ruhudur. Hazreti Muhammed hakkı en çok bilen, Halık'ı en çok tanıyandır.
Hazreti Muhammed, rızkı kılan cehli şirki kandır. Hazreti Muhammed, esal ve harekatı, tutkusu ilahi hüküm giyen ve sünnet namına alan yegane peygamberi nişandır. Hazreti Muhammed her nebi ve rasulden sonra gelen Nebiya insandır. Hazreti Muhammed bütün enbiyanın kendisini müjdelediği ve ona güçlü farklı oldukları Hazreti Muhammed eli kalem tutmamış fakat kalemler ona muhtaç olmuş. El-i Garittir. Cenabı Allah şefaatinden mahrum etsin. Adem Aleyhisselam gitme, Adem Sultan aleyhisselam böyle Amerika filan İbrahim Aleyhisselam göstermiyor bizim zamanımızda. Çünkü o yeniden inşa etmiştir. Birisi de bir yıl kardeşini, bir dostunu, bir Allah dostunu ziyaretten gelir. Ziyaretçi hicelden nafile