Peygamber Efendimizin Hayatından İbareler ve İhsan Dersleri
Peygamber Efendimizin Hayatından İbareler ve İhsan Dersleri kaydında İhsan Mektebi programlısın. Yeni bir bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun değerli dinleyişlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eserine Hazreti Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari ile devam ediyoruz kaldığımız yerden. Bundan önceki programımızda…
İhsan Mektebi programlısın. Yeni bir bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun değerli dinleyişlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eserine Hazreti Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari ile devam ediyoruz kaldığımız yerden. Bundan önceki programımızda Melik Samul adındaki bir reisin Peygamber Efendimize taben yazdığı, ona ulaştırılması için yazıp bıraktığı ve nesilden nesle ulaştırılmasını ve gelecek olan peygambere iletilmesini vasiyet ettiği mektubu aktarmak üzere sizlerle vedalaşmıştık. Evet, o mektupla devam ediyoruz. Allah'ın Resulü ve Nebisi olan Muhammed b. Abdilillah'a. Amabad. Tahkik, ben sana ve sana nazil olan kitaba iman ettim ve ben senin dinin ve sünnetin üzerineyim ve senin Rabbine iman ettim ve senin iman ve İslam şeriatına, Rabbinden getirdiğin şeylerin cümlesine iman ettim.
Eğer senin vaktine erişebilirsem ne güzel ne ala. Eğer erişemezsem bana Allah indinde şefaat kıl. Ve beni kıyamet gününde unutma. Zira ben senin evvelini ümmetindenim ki gelmezden evvel sana bey'at ettim. Ben senin ve pederin İbrahim Aleyhisselam'ın milleti üzereyim. Melik bu mektubu yazdırdıktan sonra maiyetiyle beraber memleketi olan Yemen'e döndü. Aradan asırlar geçip de Hatemün Nebiyyenin sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Medinei Münevvere'ye hicretle teşrif buyurunca Ebu Eyyub el Ensari Resulü Ekrem Efendimize bu mektubu takdim etti. Ebu leyla isminde bir zat tarafından takdim edildiğine dair rivayet de vardır. Bu mektubu kendilerine okurlarken merhaban bit tubach el ahis salih, Salih kardeş tubach merhaba demiş ve bu cümleyi üç defa tekrar eylemişlerdir.
İmam Suyutuni'nin Camius Sair'inde rivayet eylediği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur, meliki tubaha sövmeyiniz zira o mümin idi. Diğer rivayette o İslam idi. Bu melik-i tuba, Bit'seti Nebeviye'den yedi yüz sene evvel Peygamber-i Zişan Efendimize iman etmiş bulunuyordu. Duhan suresinin yirmi sekizinci ayetinde Vacibü'l-Vücud rab Teala Hazretleri kavme tubbaı zemmediyorsa da belagatı ibareden anlaşıldığına göre meliki tubbaı zemmetmemiştir. Meliki tübbağı şu beyitleri altundan bir levha üzerine yazdırarak itimat eylediği kimselere tevdi eylediğini bazı müverrihler tahkik etmiştir. Bu levha Mihmandarı Resul Ebu Eyyub'un evinde saklı idi. Ahmet isminde gelecek olan bir zatı kutsi simatın Halıkü'l-ervah olan Hak celle ve ala'nın Hak peygamberi olduğuna ben şimdiden şehadet ettim.
Eğer ben ömrüm vefa eder ve onun hayatı zamanına ulaşabilirsem onun ya veziri yahut mümkün olursa amcazadesi olmak, yani en yakınlarından bir kimse bulunmak şerefine mazhar olurdum. Hicrette Resul-i Kibriya Efendimiz bu hane isaadette altı ay kadar ikamet buyurmuş, sonra bu hane Ebu Eyyub'un evlatlarına ve Eflah namındaki kölesine intikal eylemiştir. Eflah, Ebu kesir künyesiyle anılmakta olup Ebu Eyyub'un azatlı kölelerinden ve Kibar-ı Tabiindendir ve Sika olan bir zatı Aliyu'l-kadır'dır. Hazreti Ömer, Osman ve Abdullah bin Selam'dan rivayeti vardır, elli üç tarihinde vefat etmiştir. Bir zaman sonra Eflah da bu haneyi Muğire bin Abdurrahman bin Haris bin Hişam'a on bin altın mukabilinde satmış, Muğire de o evi tamir ederek Medine-i Münevvere'nin fukarası'na tahsis eylemiştir. Bir müddet sonra da alimler için bir medrese olarak kullanılmış ve içinde de bir kütüphane tesis edilmişti.
Peygamber Efendimizin Hayatından İbareler ve İhsan Dersleri ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Hayatından İbareler ve İhsan Dersleri kaydında İhsan Mektebi programlısın. Yeni bir bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun değerli dinleyişlerimiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü Zerrahü'l azizin Ashabı Kiram isimli eserine Hazreti Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari ile devam ediyoruz kaldığımız yerden. Bundan önceki programımızda…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Fakat zamanlar inkılabıyla bu medresede harap olmuş ve daha sonra zaviye olmuş, sonraları da zaviye de harap olmuştu. Yalnız peygamber efendimizin devesinin çöktüğü yer ve kapının üzerindeki kitabe ve evin içerisindeki mihrap görülmektedir. Bin iki yüz altmış bir tarihinde Arap zaviyenin yerine, Şihabiye zaviyesi diye bir tekke yapılmış, hala bugün burası zaviye-i Cüneydiye diye meşhurdur. Nübüvvetten evvel Peygamber Efendimize iman ile ehli tevhidden olan bazı kimseler. Yedi yüz ila bin sene evvel Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem için ev inşa ettiren meliki tuba Umeyr bin Duru, Seyf bin Zi Yezen, Zeyd bin Amr bin Nüfeyl, Varaka bin Nevfel, Askalani Himyeri, Samuil, Abdullah bin Selam, İbn-i Saiye'nin İki Oğlu Bünyamin, Muhayrik Kabü'l Ahbar, Buhayra, Nestura'ül Habeşe, Nesturaüşşam Sahibü'l-Busra, Carudu'l-A'la, Sahibü'r-Rumiye.
Bukavgız Sahibi Mısır, İbni Suriye, İbni Ahtab, Ka'b Bin Es'ad, Zübeyr Bin Batıya ve Diğerleri. Şifa-i Şerif'te Peygamber Efendimizin mucizelerinden biri de duayı Nebevileriyle az taamın çoğalmasıdır, denilmekte ve şu hadise nakledilmektedir. Ebu Eyyub el Ensari der ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle Ebubekir henüz Medinei Münevvere'ye hicret buyurmuşlardı. Resulullah benim evimde misafir bulundukları sırada bir gün Peygamber Efendimizin emriyle bir yemek hazırlamıştım. Yemek her ikimize ancak kifayet edecek miktardaydı. Fahri alem efendimiz bana hitaben ya Eba Eyyub, git ensardan otuz kişi davet et de gelsinler, bu yemekten yesinler, buyurdu. Ben Fermanı Nebevi üzerine gittim, otuz kişiyi davet ettim ama muktezah-ı beşeriye telaşa düştüm. Çünkü bizim evde mevcuda ilave edecek fazla erzak bulunmadığı için hayrette kalmıştım. Derken, davet üzerine misafirler geldiler.
Güzelce karınlarını doyurdular. Benim hayretim ve telaşım boşa gitti. Zira sofrada bulunan yemek olduğu gibi duruyordu. Sonra rauf ve rahim olan Peygamber Efendimiz ya Eba eyyüb, git daha altmış kişi davet et diye buyurdu. Ben de altmış kişi daha çağırdım, karınlarını doyurdular, gittiler. Yine peygamber efendimiz bu sefer yetmiş kişi daha davet etmekliğimi emir buyurdular. Ben de gidip yetmiş kişi çağırdım, geldiler ve yiyip gittiler. Peygamber efendimiz bu sefer yirmi kişi davet etmekliğimi emir buyurdular. Ben de kemafi sabık o yirmi kişiyi çağırdım ve onlar da geldi ve karınlarını doyurup gittiler. Ben sa'yi peygamberiyle bu feyizü bereket bolluğunu gözlerimle gördüm ve görenlerin hepsinin bu mucizei peygamberi üzerine imanları arttı ve İslamiyetleri kuvvetlendi ve Resulü Zişan'a yardım ve muharebelerde imdat eğilmek üzere söz verdiler.
Benim o gün hazırladığım yemekten sonradan gelen yirmi kişi ile beraber tam yüz seksen kişi yemiş. Abdullah bin Abbas radiyallahu anh'dan şöyle rivayet olunmuştur. Gayet sıcak bir günde öğle üzeri Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh Mescid-i Şerife çıkmıştı. Hazreti Ömer de onu takip etti. Ömer sordu. Ya Ebu Bekir, bu kuşluk saatinde ne sebebe mebni evinden çıktın? Sıddıyk-ı Azam, beni bu saatte dışarı çıkaran ancak son derece acıkmamdır, dedi. Hazreti Ömer de vallahi beni de bu vakitte evimden çıkaran başka bir şey değildir, dedi. Demek ki her ikisi de evlerinde karınlarını doyuracak erzak bulamamışlardı. Derken, Resulullah efendimiz de bunların yanına çıkageldi ve bu saatte evlerinizden ne sebebe mebni çıktınız, buyurdu. Onlar da ya resulallah, doğrusu her ikimiz de evlerimizde karnımızı doyuracak bir şey bulamadığımız için çıktık, dediler.
Peygamber efendimiz Ebubekir ve Ömer'le beraber Ebu Eyyub el-Ensari'nin kapısına geldiler. Ebu Eyyub her zaman Peygamber Efendimiz için süt veya yemek hazırlar ve saklardı. O gün, Peygamberimiz mutadı olan vakitte teşrif buyurmadığı için, Ebu Eyyub da hazır olan tamamı çocuklarına yedirmiş ve hurma bahçesine çalışmaya gitmişti. Vaktaki bu üç kıymetli misafir Ebu Eyyub'un kapısına teşrif ettiler. Ebu Eyyub'un zevcesi Ümmü Eyyub Radıyallahu Anha kapıyı açtı. Hoş geldiniz. Arkadaşlarınızla beraber Safa'a geldiniz ya Resulallah diye karşıladı. Peygamber Efendimiz Ümmü Eyyub'a Ebu Eyyub nerede diye sorarken bahçeden sesini işiten Hazreti Halid koşarak geldi ve merhaba, hoş geldiniz, arkadaşlarınızla beraber Safa geldiniz ya Resulallah, diye istikbal ettikten sonra.
Ya Resulallah, mutad olan zamanda teşrif buyurmadığınızdan bahçede meşgul olmak için çıkmıştım, beni affediniz, dedi ve gitti ağaçtan bir salkım hurma koparıp geldi. Salkım üzerinde üç çeşit hurma vardı. Yeşil ve koruk halinde olan büsur, olgun hurma rutab ve kuru hurma Temr. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki ya Eba Eyüp, bu salkımda olanlardan yalnız kuru kısımlarını bize ayır. Ya Rasulallah, benim arzum şudur ki şimdilik canınız hangisinden arzu buyurursa yiyiniz, ben sizin için et keseceğim, dedi. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, eğer hayvan keseceksen sütlü hayvan kesme buyurdu. Ebu Eyyub gitti ve bir keçi oğlağı alıp kesti. Hemen Ümmü Eyüb etin yarısını söğüş, yarısını da püryan kızarttı ve bir sıcak ekmek hazırladı.
Yemek zamanı gelince Ebu Eyüb Peygamber Efendimiz ve arkadaşlarının önüne sofrayı getirdi ve ekmeklerin üzerine etleri koyup: Buyurunuz, Ya Resulallah, dedi. Bunun üzerine Resulü Kibriya Efendimiz buyurdu ki: Ya Eba Eyyub, bu ekmekle etten bir parça al, kızım Fatıma'ya götür. Çünkü ben biliyorum ki, nice zamandan beri Fatıma yemek yememiştir. Ebu Eyyub da bu emirleri ifa edip avdet etti ve hep beraber sofraya oturdular. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bütün bu nimetler ekmek, et, hurma, taze hurma ne güzel, bu nimetler şükür ister diyerek mübarek gözlerinden yaşlar döküldü ve ağladı. Nefsim yedi kudreti Sübhanisinde olan Allah'ıma kasem ederim ki bu nimetler yüzünden yarın kıyamet gününde siz sual olunacaksınız buyurdu.
Ancak bu hayatta siz böyle nimetlere mazhar olursanız elinizi o nimete uzattığınız zaman Bismillah diyerek başlayınız, doyduğunuz zaman da Cenabı Hakk'a Elhamdülillahilledi eşbahana ve en ama aleyna fe aftal diyerek şükür ve dua ediniz. Zira Cenabı Hakk'ın verdiği rızık bu sebeple size kifayet eder diye buyurdu. Vaktaki Peygamber Efendimiz azimet etmek üzere ayağa kalktı, Ebu Eyyub'a hitap ederek Ya Eba Eyyub, yarın da sen bize gel buyurdu. Malum olduğu üzere Peygamber Efendimizin ahlakı Muhammediyesi öyleydi ki, bir kimse ona bir hayır ve iyilik yaptı mı mutlaka zatı Risaletpenahileri de ona bir mükafat ile mukabele etmek isterdi. Resulü Ekrem'in bu davetini Ebu Eyyub işitmemişti. Hazreti Ömer dedi ki ya Eba Eyyub işitmedin mi? Resulullah sana yarın da sen bize gel buyurdu. Onun üzerine Ebu Eyyub ertesi günü peygamberimize geldi.
Peygamber Efendimiz Ebu Eyyub'u çok sevdiği için mükafat olarak ona bir cariyesini ihsan etti ve ya Eba Eyyub, bu cariye hakkında Allah'tan hayır iste. Çünkü bu cariye bizim yanımızda bulunduğu müddetçe kendisinden hayırdan başka bir şey görmedik buyurarak bu cariyeden memnun olduğunu izhar eyledi. Ebu Eyyub, huzuru Resulullah'tan ben Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin vasiyetlerinde hayır gördüm. O hayır da ancak bu cariyeyi azat etmektir deyip derhal o kadıncağızı hürriyetine kavuşturarak azat eyledi. Değerli izleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş olduk. Bir sonraki bölümde tekrar buluşmak, görüşmek dileğiyle, Allah'a emanet olunuz.