Peygamber Efendimizin Hayatından Dersler ve İnsanların Manevi Durumu
Peygamber Efendimizin Hayatından Dersler ve İnsanların Manevi Durumu kaydında Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğumu, münasebeti ile insan ayrımı şenlendirmeye, Efendimizle sallallahu teala ve sellem gönülleri demire gayret ediliyor. Peygamberimizi tanıyabilmek için sallallahu teala aleyhi ve sellem hemen…
Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğumu, münasebeti ile insan ayrımı şenlendirmeye, Efendimizle sallallahu teala ve sellem gönülleri demire gayret ediliyor. Peygamberimizi tanıyabilmek için sallallahu teala aleyhi ve sellem hemen hemen bütün peygamberlerin bulundukları ortam çok önemli. Bakıyoruz peygamberler öyle ibadetli, taatli, ilimli, irşaklı, ıslahlı bir zamanda gelmiyor. İnsanlar cahilliğe döneminde, bir şirk ortamında, bir küfür ortamında peygamberler geliyor. Bunu düşündüğümüz zaman, onların nasıl bir zorluk çektiğini, zorluklar içerisinde Allah'ın Hızır emirlerini, tebliğe gayret ettiklerini görürüz. Böyle kolayına olmamış, çok zorluklarla. Efendimizin bakıyoruz mübarek hayatında Yahudiler var, Hristiyanlar var, diğer kavimler var ama bunlar inkarcı da değiller.
Müşrik deyince kafir demek değildir. Müşrik, bunlar Allah'ınızı bir olarak tanıyor ama ona ortaklar koşun. Bu sebeple onlar müşrik olmuş oluyor. Yunus suresinde Cenabı Hak otuz birinci ayeti celilede onların Allah'ımıza inandığını, Allah'ımızın varlığını kabul ediyorlar. Hatta sıfatlarını bile işte rızkı kim veriyor deyince Allah diyorlar Celle Celalühü. İşleri kim düzenliyor? Allah diyorlar Celle Celalühü. Velhasıl sıfatları ile beraber Cenabı Hak'ı kabul ediyorlar. Bunların ahiret inancı da yok. Mesela Übey Bin Halef böyle kurumuş, çürümüş bir kemik parçasını aldı. Dedi ki Ya Muhammed Çürümüş bu kemikler tekrar nasıl dirilecek Allah'ımız Celle Celaluhu. Onu ilk defa yaratan, sonra diriltmeye kadir değil mi? Allah her şeyi yaratan ve bilendir. Ahireti de olabilir. Yoksa bakıyorsunuz bunlar peygamberlerimizi de tanıyorlar.
Hud aleyhisselamı, Salih aleyhisselamı, İbrahim aleyhisselamı tanıyor. Bunların yanında bir de hanif diyoruz. İbrahim Aleyhisselam'ın, İbrahim Aleyhisselam'ın öğretmiş olduğu, bildirmiş olduğu esasa tevhid inancına bağlı olan kimseler de var. Mesela Varaka bin Nevfel bu Efendimize vahiy geldiğini duyunca dedi ki, ey Muhammed sana vahiy getiren, melhep Musa aleyhisselam'ı da getirmiştir diyor. Şimdi bu kavimde var. Daha peygamberlik gelmemiş. İşte bir Hristiyanlar var. Hristiyanlar. Bunlar ortak özellikleri Kuran-ı Kerim'de Bakara suresi ile Al-i İman suresinde, Maide suresinde sayamayacağımız kadar ayet dillilerler. Bunların hakkında Kuran-ı Kerim'de olumlu hiçbir şey yok. Yahudi ve Nasara hakkında. Şimdi Hristiyanların da, Hristiyanlar da Necaşi'nin ve Abdullah bin Selam Yahudi alimlerinden, bunları göz önüne alarak bunu genelleştirmek doğru değildir.
İşte bunlar da cennete girer demek yanlış olur. Neden diyecek olursanız bunlar peygamberimizi kabul etmiyorlar. Yani Yahudi ve Hristiyan dediğin zaman, şimdi Yahudi ve Hristiyan bindiği zaman, onlar Peygamberimizi kabul etmiyor. Kuran-ı Azimüşşan'ı da kabul etmiyor. Tabi ki iman bir bütündür. O zaman bunu sadece birkaç kimseye bakarak Abdullah bin Selam gibi, onun yanında Necaşi gibi kimseyle cennet elde edilmek doğru değildir tabii. Sonra Efendimizin doğduğu ve büyüdüğü peygamberlik görevine başladığı Mekke'de, arz ettiğimiz gibi İslam dininin birçok etkisi görülmektedir. Mesela Kabe'yi tavaf veriyorlar. Bedir savaşına girmeden önce Kabe'yi tavaf veriyor müşrikler ve Kabe'ye birçok hizmetleri var. Misafirlere ikram ediyorlar, akrabalarını ziyaret ediyorlar. Var bu hareketleri. Yalnız neden müşrik bunlar diyecek olursanız, daha bir özellikleri şiirde de çok üstün.
Peygamber Efendimizin Hayatından Dersler ve İnsanların Manevi Durumu ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Hayatından Dersler ve İnsanların Manevi Durumu kaydında Cuma sohbeti, değerli dinleyenler, şimdi sizlere Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini sunuyoruz. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın doğumu, münasebeti ile insan ayrımı şenlendirmeye, Efendimizle sallallahu teala ve sellem gönülleri demire gayret ediliyor. Peygamberimizi tanıyabilmek için sallallahu teala aleyhi ve sellem hemen…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Edebiyatta da çok üstünle. Zaten Kuran azim müşşan gelmemiş midir? Fesahatıyla, belagatıyla o Kuran'ın karşısındaki icaz, onun karşısında tabi hiçbir söz ifade edememişlerdir. Velhasıl ticarette de çok üstün. Mesela Kureyş diyoruz ya, bazı alimlerimiz diyorlar ki, Kureyş kelimesi kuruştan gelir diyorlar. Ticarette de çok üstünler. Yalnız bunların müşrik olmalarının sebebi, Allah'ımızı her şeyde eşsiz ve tek olduğunu kabul etmiyorlar. Yani bir yaratma olarak kabul ediyor da işlerinde, güçlerinde Allah'ımızın emirlerini kabul etmemeleri sebebiyle. Yaratışta kabul ediyor ama işlerinde Allah'ımızın emirlerine yer verme işleri sebebiyle. Efendimizin sallallahu teala aleyhi ve sellem şahsiyeti çok önemli. Çok mühim. Onu ancak biz kitabı Kerim'in de Rabbimizin haber verdiği üzere görüyoruz.
İnsanın yüce Allah'a daimi Celle Celalühü münasebeti, ilk basamağını ve ilk şartını oluşturan bir imandır. Allah'ımız ile münasebetimizi oluşturan bir esas nedir? İmandır. Kelime-i Tevhid, La ilahe illallah Muhammedurrasulü'l- La ilahe illallah Muhammedurresulullah'a Ahmet'tir. Sonra Kuran-ı Kerim'de incelendiği zaman dörtte üçü, Rabbi Zülcelal'imizin azametini, sıfatlarını, onun yüce kudretini bildirir. İman konusudur. İmandan sonra ise Kuran-ı Kerim'in üzerinde en çok durduğu konu ahlaktır. Halıkımız Habibini ne ile vasfediyor? Ve şüphesiz sen Habibim en yüce, en yüksek ahlak üzeresin buyuruyor. Efendimizin imanda ve ahirette salih bir toplumu da buluşturmayı hedeflediğini biliyorsunuz. Bunun için bir gayret, büyük bir çabanın içerisinde. Çünkü yeryüzünün verasetini, Allah'ın salih insanlara üzülür. Enbiya suresine baktığımız zaman görürüz.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve tüm peygamberler ahlaklığı ve salih bir toplum yetiştirmek için çalışmıştır. Çünkü ahlak olmadan din gerçekleşemez. Ahlakın, edebin, erkanı yerleştirilmesi, tatbik edilmesi. Bu hususta insanların yetiştirilmesi ile alakalıdır dinimizin hakim olması. Yüce Rabbimiz insanlığın kurtuluşu için sunmuş olduğu ahlaki emirleri, Efendimizin hayatında ameli olarak göstermiş ve tüm insanlığa, peygamberimizi misal, model, örnek olarak sunmuştur. Ahzab suresinde. Her hususta Peygamberimiz örnektir. Misaller vermekle bitmez. Zaten şu kısa zaman içerisinde de bu beyan edilemez. Sadece size bir hatırlatıp hatırımızda olanları ifade edip geçmiş oluyoruz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ahlakının nasıl olduğunu soranlara Aişe validemiz radiyallahu anh'a siz Kuran-ı Kerim okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kuran'dır demiş. Ve Müminun suresinde on ayet okumuştur.
Orada ne geçer? Kurtuluş eylenen müminler geçer. Namazı huzur ve huşu ile kılanlar, sadece namazı kılan değil. Huzur ve huşu ile kılanlar geçer. Zekatı berenler, o sözden uzak olanlar, namuslarını koruyanlar, emanete riayet edenler, Allah'ın uzak vermiş oldukları söze bunlar ifade buyrulur. Ve Müminun suresinde de, Maalis suresinde de namaz hakkında iki defa tekrar var. Bu tekrarı ehli tahkir buyuruyor ki, biri zahire dedene, kıyamdayız, rukudayız, seyredeyiz. Biri de diyor batine, huzur içerisinde olmak. Hıyamın zevkini duymak, rükun zevkini duymak, secdede Cenab-ı Hakk'a yakınlığı hissedebilmek bir işlevidir. Efendimizin edep ve haya da en mükemmel olduğu ifade edilmiştir. Sadece birkaç tanesini söyle geçeceğim. Kuran-ı Kerim'i eksiksiz olarak yaşayan efendimiz, edebinin ve ahlakının güzelliğinden dolayı, en yüce ahlak üzeresin diye buyrulmuş ve bu ilahi yargıya mazhar ölmüştür.
Kuran-ı Kerim diyor. Yine sahabiyle peygamberimizi anlatırken, örtüsü içerisindeki bakire bir kızdan daha hayalıydı. Örküsü içerisinde ama daha hayalıydı, buyruluyor. Sahabilerine olan sevgi ve saygısından dolayı bunlara karşı bir defa bile ayağını uzatmamış. Ahlakın insanı olgunlaştıracağı manevi konumla ilgili bakın ne mesajlar veriyor. Şüphesiz mümin, güzel ahlakıyla gecelerini kıyamda geçiren, gündüzlerini oruçla geçiren kişilerden kişilerin derecesine ulaşır buyuruyor. Güzel ahlakıyla gündüz oruçtu, gece ibadetli bulan derecesine ulaşır. Sebebi şu, eğer ahlakımızda düzgünlük olmazsa yapmış olduğumuz ibadet ve taatler Mevlana'mızın buyurduğu gibi bir ambar düşünün buyuruyor. İçerisinde haşereler olursa ona bir hayır buyurmaz. O mahzundur. Gerek deşik olursa ölür.
İbadeti kalbimize, gönlümüze korursa, bir hasetlik olsa, bir gıybet olsa, bir iftira olsa, namuslu kimselere Allah'ın mukarrem kullarına, muhalefet olsa ne olur? E, taktıktan yok olur. İnsanlar arasında münasebetleri düzenleyen bir kaidere sistemi olan ahlak, sadece insana özgü bir davranıştır. Hazreti Hatice validemiz radiyallahu anh'a, onun geçmişte de var olan mükemmel yaşantısını bakın Peygamberimizin şunda anlatıyor. Zaten peygamberler ve bir kısım veliler doğuştan güzeldir. Bu vehbidi, bir kısmında da kesbi, çalışmak suretiyle olur. Diyelim ki çok değişik bir millete mensup, anası babası belirsiz. Aynen bunu bir aşıya benzetirler. Ağaç nasıl tamamen kesilip, üzerine kalemler takıldığında eski tabiatlarından bir şey kalmayıp, o kalemlere güç vermek suretinde geliştiği gibi. Mesela Ebu Cehil'in oğlu bildiğiniz bir misal.
Münafıkların reisinin oğlu Hazreti Abdullah, bir diğeri Hazreti İkrime radiyallahu anh'a. Bunlar panaları babaları belli. Sahabe sahabelere. Ne oldu? Rasulullah'ın aşısıyla, iman aşısıyla bambaşka bir hayata nail oldular, vasf edildiler, övüldüler. Bizler de onların yolunu takip etmek suretiyle, kamil bir mürşidin eğitimiyle, denetimi ile aldığımız evrak ve eski haliyle eski tabiatımıza, katiyen nefse muhalefet ederek, mücadele destereleriyle keserek eski tabiatlarımıza fırsat girmeden hayırlı kimselerden bir araya gelerek, zikilerek, rabıtalar yaparak, murakabelerle, deveccühlerle bu FETÖ hallerden kurtulur, güzel ahlakıyla ahlaklanmış müstesna bir insan haline gelmiş olur insan. Efendimiz haber verirken, sana müjdeler olsun. Efendimiz vahiy ilahi geldiğinde kendisinde bir ürkme hali oldu.
Acaba bana cin mi dokundu ne deyince, Hatice annemiz sana müjdeler olsun, sana yeminle teyit ederim, yüce Allah seni hiçbir zaman küçük düşürmez. Çünkü sen her zaman doğru konuşursun. Akrabalarınla birlikte olur, bunları ziyaret dilersin. İhtiyaç sahibi insanların ihtiyaçlarını karşılar. Yüklerini hafifletirsin, misafire de ikram edersin diye güzel huylarını ifade etmiştir. Tevrat'ta da efendimizin güzel halleri, hava ve davranışları, katı yürekli biri değildir. Hava ve sert katı yürekli değildir. Sokaklarda ve pazarlarda yüksek sesle bağırıp çağırılmaz. Kötülüğe kötülükle karşılık vermez. Fakat bu affeder ve kendi nefsine yapılan hakaretleri bağışlardı. Allah'ımız celle celaluhu merhametli ve yumuşak davranan, her işte de yumuşak davranan merhametli kimseleri sever.
İnsanların imani olgunluklarıyla ahlakı arasındaki bilgiyi efendimiz aleyhissalatu vesselam, müminlerin imanca en kamil bulanlarının, özel ahlaklı olduğunu buyuruyor. Biz diyoruz ki bura ile ahiret arasında hiçbir fark yok. Burada ne ise orada da olur. Ana karnında ne ise dünyaya gelişin durur. Azalarını tamamlarsa, burada da vücut azaları tastamam dünyaya gelmiş olur. Allah korusun bir ayağında çakıklık olsa, elinde olsa, gözünde olsa, kulağında olsa dünyaya geldiğinde de aynı şekilde gelecek. Yani biz şu dünya karnında da altı bin altı yüz altmış altı ayet, milyonlarca ehadîsi Muhammediye, Ehlullah'ın kelamları, Allah'ın ayetleri ile farzlarda, Efendimizin sünnetleriyle, Ehlullah'ın edebiyle hedeflenirse orada da aynı. O tarzda olacak. Burada ne ise orada da bu. Mühim olan bu. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varırsınız.
Kendimize, azami ıslahımıza, irşadımıza gayret veririz. Birileri kendisini kurtaran kaftandır diye. Dikkat edelim. Rivayet edelim. Elimizden geldiği kadar, birbirimize iyilikte ve takvada yardımcı olup, onun bunun söze hiç meşgul olmadan vakit geçirecek zaman yok. Çünkü Nebi-i Ekrem efendimiz buyuruyor ki kişi doğduğunda ölünceye kadar, doğumundan ölümüne kadar ibadet etse yine de diyecekmiş ki vaktimi neden ben ihya etmedim boşa geçirdim diye. Onun için bizim boş vaktimiz yok. Öyle uğraşacak şununla bununla. İnsanların imani olgunlukları ile ahlakları arasındaki bilgi bu şekilde kurulmuştur. Sonra kişinin kendisine faydası olmayan şeyi terk etmesi, kendisine faydası olmayan konularda az konuşması, onun iyi bir Müslüman olmasındandır. İnsanı ahlaki yönden zaafa uğratan, günahların kaynağı olarak da iki yeri göstermiş efendim insanırsa.
Bunlar bize aynı eczaneye girip, hastalığımız için almış olduğumuz ilaç gibi. Şimdi biz Kuran eczanesine giriyoruz. Orada hastalıklarımıza deva olmaya çalışıyoruz. İşte şu hedefleri alacağız. Kurtuluşumuz için. Kim dilini ve cinselliğini haramlardan koruma konusunda bana garanti verirse, bende onu cennete girmez ne kefil olurum. Birisi çenesin. Diline sahip olacak. Hoş mu konuşuyor bir kimsenin aleyhinde hayırlı kimse? Git benim sende bir işim yok git, Allah seni ihsan etsin diyecek. Çünkü o senden söz aldığı zaman başkasınadır, götürürüm. Onu. Fırsat vermeyin. Vermeyelim. İlimize sahip olalım. İkinci olarak, çünkü şartsız ispatsız boş sözler. İkincisi de namus. Bak insanın en zayıf olduğu noktaları, en çok hataya düştüğümüz yerler. Bugün de buyuruyor efendimiz aleyhissalatu vesselam siz bana teymine verirsem, ben sizin cennete girmenize kefilim.
Aman ha elinize dikkat edin, namusumuzu da koruyun diye buyuruyor. Tabii namusumuzu korumak için Allah korusun fuhşa götürecek bütün yolları da Cenabı Hak kapatıyor. Mesela gözün harama bakmaması, dilin iyileşmemesi, derin elleşmemesi gibi. Müminlerin birbirlerinin günahlarıyla uğraşıp, onları topluma alenileştirmelerini hoş karşılamamış ve şu uyarıları yapmıştır. Bir kimse, bir hatası. Varsa bildiğimiz değil. Orada Nur'a, orada Nur'a yaymanın ne kadar yanlış olduğunu, kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter. Nerede? Hatta din kardeşinin gizliliklerine riayet edip, onları açığa çıkarmamayın. Ölü birisini diriltmek gibi sevaba iş derece olduğunu ifade etmek. Bir hatasını örtecek olursa, o zaman bir ölüyü diriltmek gibi getir ve sevaba, hileceği haber ediyor.
Sonra Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın çocuklarına olan şefkat en önemli konu da bu. Bizim yapmış olduğumuz vazifelerimiz bunları temin etmeli. Yavrularımız bizim için en büyük kazançtır. Bak öldükten sonra bize bir gelir. Kişi seviniyor, diyor ki emekli oldum artık diyor gelir. Bizim öldükten sonra emeklimiz, sadaka-i cariye yolunda Cenabı Hakk'ın devamlı yapılagelen ibadetler, taati, camidir, mescittir vesaire hayırlı hizmetlerdir bunları yapmış. Bir şiir açmış Allah yolunda. İnsanları o yoldan yürüdükçe kendisine ecir ve mükafat. Salih bir evlat bırakmış. Sonra ilminden istifade edilen kimselere, amel defterlerinizi kapatmayacak yüce bir nimettir. İslam dini Müslümanların da hayırlı bir nesil yetiştirmelerini ister. Bu isteğinin gerçekleşmesi için de evvela ana babanın inanç konularında, sonra da ahlaki konularla birbirlerine denk olmalarını emreder.
Yani biz kainata baktığımız zaman, diyelim ki bahçeye bir fidan dikeceğiz. Bu fidanın özünde ne varsa, onu nasıl Cenab-ı Hak halk etmişse, o nasıl koparmışsa, ondan zuhur edecek meyve de odur. Şimdi anne ve baba ahlaka iman noktasında iyi olacak olursa çocuklarına sirayet ediyor tabi. Onlar bozuk olacak olursa çocuğa da tesir ediyor. Hatta ananın yavrusuna süt verişindeki tavrı da çok önemli. Bunlar hep ayrı konular. Yüce Allah Celle Celalühü, Rabbimiz bize gözümüzü aydınlatacak işler ve çocuklar bağışla ve bizi müttakilere gönder kıl. Odur bir ül fidanı gibi, nazlı bir bitki gibi yetiştirmez. Bunu nereden alıyoruz? Al-i İman suresinde otuz beşinci ayetce de ne anlatıyor. Meryem validemizin bir fidan gibi yetiştirildiğini, bir çocuğun da fidan gibi yetiştirilir, internet kafelerde, Facebook'larda, bilmem planlarda helak olup yok olmamaları için bir çaba olacak bizle.
Bir araya gelin, oturun. Kafayı buna yoralım. İbadet ve taatlerimiz buna sevk etsin. Öyle konuşmalarda olur mu öyle her şey? Bize Hasan Hocamız rahmetlerine yad etmiş olalım, çok hizmet eden yolumuza mübarek bir insan. Binlerce derdi söz etmekten bir dram iş yapmak onlar üstündür. Bir dram olsun iş yapmak. Nedir? Bir araya geldiğimizde nasıl kurtarabiliriz bunları, ne yapalım, nasıl edelim deyip bir çabaya düşeceğiz. Siz Allah'ın izniyle çözümü bulursunuz. Çünkü Cenabı Hak akıl vermiş, fikir vermiş, irade vermiş, anlayış vermiş, Böyle dostlar nasip etmiş. Çaba gösterir, gayret ederiz Allah'ın izniyle. Sonra salih bir çocuk yetiştirebilmek için, onların terbiyesi ve ahlakıyla yakından ilgilenmek gerekir. Bir baba boğuluna güzel edepten daha güzel bir miras bırakamaz. Güzel edepten daha iyi bir miras bırakamaz. Büyütüyoruz, geliştiriyoruz. İşte gerekiyor Allah'ın izniyle.
Aha on beş yaşından sonra ermesinler çıkıp giriyor. Ne alacağız? Hep kardeşlerimizin dediği bu. Hayırlı bir ortamı oluşturmak, hayırlı bir ortama alıştık oluşturmak, onların bedeni olan ihtiyaçlarını karşılama. Efendimiz bunu bile buyuruyor size. Çocuklarınıza bu atıcılık, yüzücülük öğretiniz diye buyuruyor. Bedeni olan ihtiyacını sağlayın mutlaka. Ey ifade bunu ta yıllar öncesi dedirt de gülünecekti geçecek. Ama şöyle dikkat edelim, şunları şimdi yapmaya başladılar. Yakıyorlar seni. Çocuklarınıza ikram ediniz. Onlara her zaman şerefli insan muamelesi yapınız. Edeb ve terbiyelerini güzelleştiriniz. O zaman neler anlaşılmıyor bu iş? Hep sadırlara bakıldığı için. Sadırlara bakılmadığı için oluyor bu. Neden oluyor? Vahiy akla hakim kılmadığımız için oluyor Ehlullah'ın gönlündeki nura riayet etmediğimiz için oluyor. Rivayet dilersek, onlar bizim kurtuluşumuz için her türlü esasi katiler var.
Aman ha şunlara dikkat edelim, riayet edelim. Halikımız herhalde bir göz lutdetmiştir onlara. Gönül gözlerini lutdetmiştir. Lütfuyla, ihsanıyla ileriyi de gösteriyor. Aman dikkat edelim, riayet edelim. Şunlara dikkat edelim. Başımız gözümüz yarılmadan bunları yerine getirelim diyorlar. Tabii bu mübarek nur teslimiyete dayandığı için zaten esası, esasını Kuran ve sünnet olarak belirlemişler. Çok faydamız olur Allah'ın izniyle. Tuttuğumuz zaman çok huzurlu oluyor. Çocuklarınıza ikram ediniz. Onlara her zaman şerefli insan muamelesi yapınız. Yani azarlamayınız. Çocuklarınıza kızmayınız. Zaten kızılacak gibi değil. Öfkelenecek gibi değil. Onlar size öfkelen. Onlar size darırmayın. Çocuklarınıza ikram ediniz, onlara her zaman şerefli insan muamelesi yapınız. Edeble terbiyelerini güzelleştiriniz uyarısını yapmıştır.
Küçüklerine karşı şefkatli davranmayan bizden değildir demek suretiyle de çocuklarının sevgiye ve korunmaya bulan ihtiyaçlarına işaret etmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, çocukların Allah tarafından imtihan vesilesi olarak, aileye verilen bir lütuf olduğunu bildiği için özellikle ana babanın çocukları ile ilgilenmesini, çocukla ebeveyn arasında bir alakanın kurulmasını, kopukluğun olmamasını tavsiye buyruluyor. Yüce Allah, bazı kullarıyla kıyamet gününde konuşmaz. Onları temiz eve çıkarmaz. Ve onların yüzüne bile bakmaz. Bunlar ana babasını kendi hallerine terk edip onlardan uzaklaşıp yüz çeviren kimse. Çocuğunu terk edip kendi haline bırakan ve onunla ilgilenmeyen ana ve baba. İnsanlar arasında, insanlar kendisine birçok iyilik ve ihsanda bulunmasına rağmen onlardan uzaklaşan nankörlük yapan kişi buyrulmuştur.
Yavrularımızın aynı zamanda bedeni eğitimleri de arz ettiğim gibi çok önemlidir. Efendimiz işaret buyuruyor. Sallallahu teala aleyhi ve sellem yazı yazmayı, okumayı ve iyi bir tahsil yapmayı sağlayın. Yüzmeyi ve atıcılığı öğretin. Helal bir rızık temin ederek geçimini sağlamak çocuğun ana baba üzerindeki hakkıdır buyuruyor. Efendimiz kız çocuklarının da eğitimine önem vererek, kimin üç tane veya iki tane kız çocuğu olur ve onların edebiyle terbiyesiyle ilgilenir. Onları sevgi büyütür ve güzel davranırsa o kişi için cennet vardır buyurmuştur. Erkek çocuklarını kız çocuklarına tercih edenlere de mesaj vermiştir. Misal veremediğim zaman kız olduğu için. Daha Müslüman olduğu arka sahabeden biri, erkek etti çocuğu geldi, onu dizinin üzerine tuttu. Kız çocuğu gelince onu oturtmadı, onu iteledi. Efendimiz buyurdu, neden böyle yapıyorsun? Dedi ki, ya Rasulallah bu ayıp olmaz mı dedi.
Cahiliye dönemi ya kız çocuklarını diri diri toprağa vuruyordu. Sahabeden birisi cahiliye dönemindeki hayatını anlatıyordu. Efendimiz de anlat buydu. Daha ne oldu, daha ne oldu, daha ne olacak, bir kuyuya gittik diyor çocukla. Kız çocuğu olduğu için utanıyordu. Başkaları görürdü, cahiliye dönemi bu. O kuyuya diyor bakıyordum, kız çocuğu da bakıyordu. Yavrusun. Onu diyor kuyuya attım. Başı diyor kayalara çarpmaya başladı, bağırıyordu. O babana niye böyle yapıyorsun diye. Efendimize bunu anlatırken Peygamberimiz kendinden geçti. Hünbür hüngür ağladı Peygamberimiz. Sahabe dedi ki, ne yapıyorsun böyle? Rasulullah'a anlatıyorsun diyor. Cafidiye dönemi bu, buradan gelmiştir. Biz atıyor muyuz? O giyimleri kuşamlarındaki tesettüre dikkat gitmiyorsak, bu atmadan da kötü. Onların yaşantısına riayet etmiyorsak İslami edep ve erkani de yetişmelerine, bu ondan da kötü.
O bedenini eza ediyordu, biz ruhlarını eza ediyoruz. Sadece cisimlerinin babası oluyoruz ama ahlaksız yönleri ile ilgilenirsek asıl babalığımızı o zaman yapmışlar. Böyle bir hayatın verdi. Efendimiz buyurdu ki çocuğu alıyor, erkek çocuğunu dizine ötekini iteliyor. Bu Müslüman olduğu halde yapıyor. Efendimiz neden öyle yapıyorsun? Ayıp olmaz mı Ya Resulallah dedi. Efendimiz buyurdu ki, onu halk eden Mevla, o çocuğu erkek çocuğunu kız çocuğunda Allah yaratmıştır buyurdular sallallahu teala aleyhi ve sellem. Efendimiz onlara mesaj öğretti. Kimin bir kız çocuğu dünyaya gelir, onu hor ve hakir görmez. Erkek çocuğunu ona tercih de etmezse, Allah o kişiyi cennetine kormuyor. Mesela Fatıma annemiz. Geldiği zaman ayağa kalkar, minderini ona teslim ederdi.
Peygamberimiz sallallahu teala, aleyh ve sellem kaynaklara baktığımızda, ben bunu söyleyeyim, diğer kızları Hazreti Zeyneb ve Hazreti Ümmü Gülsüm, Hazreti Rüku'yeye ile davranışlarını peşş hakikat ve merhamet. Mesela burada torunları Hazreti Zeynep'in kızı Ümame'yi gece yatarken üzeri açıldı mı? Helal hal ürker. Üşümesin diye. Efendimizin şefkati, merhameti, sevgisi. Bunları biz hadislerden öğreniyoruz. İmanın kemalinin bir göstergesi olarak efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, onlara her zaman ölçülü sevmiş, gözükür kulağı sağır eden bir sevgiyi hoş karşılamamıştır. Geceleri kızlarının ve torunlarının üstünü örtülmüştür. Hazreti Hüseyin'i çok sever. Onları ürper. Hazreti Hasan'la, radiyallahu anh'la başlarını okar. Mescid de hutbe okurken düşe halka geliyorlardı. Gelirken Efendimiz, tam minberden aşağı indi, kucağına alıp geri minbere çıktılar düğüne ehli sevgilisi.
Hatta torunlarında mübarek sırtına çıkanlar var. Hiç onları indirmiyor. Hatice bunları bırak, gör yine namazına devam ediyorum. Ya Rasulallah sana dedi Ali Kerremallahu veche, Hazreti Fatıma mı yoksa ben mi daha sevgiliyim? O da şu güzel cevabı veriyor. Bu Rasulullah cevabı zelca. Diyor ki ey adiyy, sen bana Fatıma'dan daha kıymetlisin. Fatıma da bana senden daha sevgilidir. Bakın ikisini de gidecek. İkisini de memnun ediyor. Efendimiz hanımlarına karşı da çok şefkatli. Çok merhametli. Ayşe-i Sıddıyka validemizi pikniklere çıkarıyor. Beraber koşuya giriyorlar. Habeşilerin vuku atışlarını seyrettiriyor. Bir su getirdiğinde Aişe-i Sıddıyka Validemiz, onun içtiği yerden Peygamberimiz içiyor. Ona bir değer veriyor, bir kıymet veriyor. Resul-i Ekrem Efendi sallallahu aleyhi ve sellem.
Sonra müminlerin iman yönünden en olgunu, ahlakı en güzel olan ve hanımına en güzel biçiminde, içinde davranandır. Saliha bir hanımı insanın en büyük mutluluk sebeplerinden saymıştır. Erkek ve kadın arasında nikah gibi sevgiye neden olacak bir şey bölünmediğini buyurmuştur. Yalnız burada erkek, erkek gibi olacak, kadın da kadın gibi olacak vazifesini bilecek tabii. Efendimiz Aleyhisselam kadının doğasında kibarlık ve narinlik olduğunu bildiği için, onları kristallere benzetmiştir. En yaşa diye birisini biliyorsunuz. Evelerin biraz süratle yollarına devam etmesi için, receze böyle şiirler söylüyor. Develer, tövbe bir şaha kalkıyor. Efendimiz incitme buyuruyor. Kristalleri incitme buyuruyor. Ne kadar müstesna, her yönüyle. Kadın riya kemiği gibidir. Onun yaratılışını zorlayarak doğrultmak istersen kırarsın. İlla benim dediğim olacak dersen kırarsın.
Olduğu gibi kabul edersen o zaman onlardan yararlanabilirsin buyuruyor. Bu sebeple çok ayrılanlar, buluşanlar mümkün. Aile fertlerinize yapmış olduğunuz her türlü harcama hatta işinize elinizle yedirdiğiniz nimet bile sadakadır buyurmuştur. Çok bitmez. Hazreti Aişe annemize olan sevgisi, saygısı, sonra erkekler kadınlar üzerine havva, güçlü kuvvetlidir derken bunu vurunca düşürecek anlamına değil. Bunları yetiştirme manasına, edeplendirme manasına. Efendimize bakın sanırsam. Aişe annemizi ve Rum-ü Seleme annelerimizi, İslam hukukçusu olarak yetiştirmiş Aişe annemiz hadiste, İslam hukukunda, tefsirde, edebiyatta ve tıp dalında müstesna ait. Ait. Aişe-i Sıddıyka vardır. Allah'ın Rasulü, doğal hastalık zamanında bile, analarımızın hem bir haya durumu, hem bir ay başı durumu var hakikaten değil mi? Bu durumda bile analarımızı şöyle omuzuna dayardı, başlar. Dayar Kuran okutturttu.
Yok Kuran okurlardı. Onları eğitmek için. O dönemde Kuran'ı ellerine alamıyorlar diyor. Başlarını omuzuna dayıyorlar ve Kuran okur. Efendimiz Aleyhisselam'ın aleyhiyyesi. Çok. Sonra vefat anında yaptığı en son vasiyeti, kadınların hukukunu gözetme konusunda Allah'tan korkun diye buyuruyor. Sonra akrabalık ilişkilerine bakıyoruz Efendimizin, kendisine risalet görev verilince, işte arz ettiğim gibi Hatice anamızın sen akrabalarını gözetirsin demesi, İslam en çok riayet edilmesi gereken hakkın ana baba hakkı olduğunu ifade buyurmuştur. Küçük çocuklar altını ıslatıp burunlarını silemeyince ana baba nasıl, ana baba nasıl merhametli davranır bunlara sevgi ile yaklaşırsa, İslam alimleri bakıma muhtaç olan anne ve babalara da aynen böyle bakın diye buydu. Çocuğumuz altını ıslatmış, burnunu silememiş, yiyemiyor. Nasıl yediriliyorsa anne ve babanız yaşlandığı zaman aynısını yazın buydu.
Öp bile demeyin. Kim anasının babasının yaşlılık günlerine yetişir de, cenneti onlara saygı ve sevgi nedeniyle kazanamazsak burnu yerlerde sürtünsün diye. Anlaşılır diye bir şey konuşamıyoruz. Akrabalık ilişkilerini daha üst bir noktaya taşıyabilmek için Peygamberimiz. Ey insanlar birbirinize haset etmeyiniz. Akrabalık ilişkilerinizi koparmayınız. Birbirlerinize sev çevirmeyiniz. Ey Allah'ın kulları kardeşler olunuz. Müslümanın din kardeşine üç günden fazla darın durması helal değildir. Ey insanlar birbirinize haset etmeyin. Hayırlı kimselere çakmayın. Akrabalık ilişkilerinizi koparmayınız. Birbirimize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah'ın kulları kardeşler olunuz. Bir Müslümanın din kardeşine üç günden fazla dargın kılması helal değildir. Kim ömrünün uzun ve rızkının boğulmasını istiyorsa, anasına babasına iyi davransın. Akrabalarıyla ilgili ilgisini devam ettirsin buyurmuştur.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem müminlere hadisi çok şefkati, en çok ihtiyaç duyduğumuz susturdur. Eczaneye giriyoruz ya, eczaneden alacağımız ilaçlardan birisi de budur. Size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir. Rauf ve Rahim sıfatları Efendimiz için kullanılmıştır. Peygamberimiz müminler arasındaki sevginin devamı için, aranızda selamı yayıyoruz. Şimdi adama bakıyorsun, diyorsun ki, selamı vereyim mi vereyim mi? Ya Allah. Yahu alacak mısın almayacak mısın? Bireyim mi vermeyin mi? Onları Allah'a havale edin. Şunu yapalım biz. İmam-ı Rabbani Sultanımızın bir zikri var. Kuran-ı Kerim'de bir ayetiyle onu yapalım bu durumdan. Baktınız anlammıyor, bilmiyor. Dinlemiyor. Kafası şartlanmış, bunun dışına çıkan diyor. Ayet desen de inanmıyor, hadis diyor.
Yapacağımız esleme. Bismillahsın ne der? Allah diyor. Sonra onları terk etti. Onların dedi hudusunu neyi terk etti. Terk etti mi? Yine tebliğ ve davet yolunu bulabilirseniz söyleyin anlayabilecek bir kabiliyeti var senin. Allah'ımız cahillerden uzak durun buyurun. Siz verimli yerlere bakın. Verimli yerlere bakın. Bir tarladan verim alınamıyorsa uğraşıp durmayın. Çorap. Teslimiyeti çorap, muhabbeti çorap. Rabıtası çorap, sikri çorap. Ne uğraşıyorsunuz? Allah'ınızın ne güzel kulları var. Ne temiz kulları var. Onlardan meşgul olun, onlar size çok da yerli getirir Allah'ınızı. Yorulmayın. Onların ıslahına da dua edip yolun edebilir bu. Mazulunu tahdir etmez, kendisinden aşağı olan yukarıdan, makarına da göz dikmez. Bu tefsirlere bakmıştım da sebepleri çok uzun süre. Hani hasetlikten ileri geliyor diyor en başta. Bir de Riyaset başlık arzusundan bölileri geliyor.
Onların diyor bir mürşid-i kamile bulunan İbn-i Acid'de. Hocalarımızın elinde vardır, bir kısım hocalarımız. Çok kıymetli bir tefsir. Eğer diyor, bunlar mürşid-i kamillerine itiraz ediyorsa hasetliklerine. Bir de diyor baş olma arzusundan, sonları da süb-ü hatime dikti. Tehlikeli bir ölü. Burada mürşidimiz bize bir ara anlattı, tahammül etmenin imkanı yok. Efendimiz buyurdu ki, Sıkıntıya düşenler, böyle yerde düşenler, iftiraya uğrarlar. Beni düşünsün buyurdu. Beni düşünsün en çok eczacıken derim. Anlatmaya gerek duymuyorum böyle temiz bir cemaate. Ne diyorsun var? Ha o seviyeye düşmeyelim diye. Kıyamet gününde ilahi koruma altına alacaklarını belirten Efendimiz müminlerin birbirlerini sevmede şefkat ve merhamette bir ceset gibi olmaları gerektiğini ifade etmiştir. Resulullah bilgi düzeyi olmayanları horulamamış ve onları toplum içinde hiçbir zaman küçük düşürmemiştir.
Hep genel haber verilmiş. Şu dalma ne oluyordu, şunun bunu şunun niye şöyle yapıyorlar? Bunu niye böyle yapıyorlar? İki cihan güneşi. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Efendimiz bu gönül fethiyle İslam dini doğuşundan elli sene bile geçmeden milyonlarca kilometre farelik bir alana yerleşmiştir. Efendimiz cömertli sallallahu aleyhi ve sellem. Efendimizi anlatmakla biter mi? Bol bol rağbet edelim, bol bol hurafe'de, zikrullah. Anca böyle kalbimize, Rabbimizin tanıttığı kadar soruyorlar. Diyorlar ki Allah'ı nasıl tanıyorsun? Araptu, Araptu, Araptu billahi. Allah'ı diyor, Allah ile tanır. Allah'ımızın kendisini bize tanıtması kadar diyor. Biz ibadetimiz, taatimizle, bilhassa ruhi taatlerimizle, Sikrullah yaparken bu bedenidir. Ama kalbimize geçer letaitlerimiz, nelerimiz zikretmeye başlarsa bu ruhi olur. O rabıtalarımız nelermiş? Ama çok şey yapacağız bunu.
Bir türlü oturmuyor derseniz, sebebi hayırlı cemaatte bir araya gelme işini zannediyor. Böyle huzurlu insanlarla oturacağız. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin cuma sohbetini dinlediniz.