Sayın dinleyiclerimiz sizlere Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Müellifimiz Ali Ramazan Dinç Efendinin kaleme aldığı Hayat Sanatı kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Bugün paylaşacağımız bölüm hayat. Eczanete pazarlanan ilaçlar baş, diş, mide, bağırsak, göğüs ve benzeri için takdim edilen devalardır. Biz şimdi asıl şifaya bakalım diyor müellifimiz Ali Ramazan Dinç Efendi. Allahutaala Kuran-ı Kerim'i şifa olarak sunuyor. Biz Kuran'dan müminlere şifa ve rahmet olan şeylere indiriyoruz. Hadis-i şerifler şifadır. Devaların başı az yemektir. Aleyhissalatu Vesselam efendimiz doldurulan en zararlı kap midedir buyuruyor. Kendisine indirilen kitabı Kerim'le vahyin ta kendisi olan hadis-i nebevileriyle ve Zat-ı Muhammediyeleriyle tümden şifadır aleme. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem beyin ve gönüllere sunduğu ilahi mesajla dertlere deva örnektir.
O Allah ki Resulünü hidayet ve hak dinle bütün dinler üzerine, görüş ve sistemler üzerine üstün kılmak için gönderdi. İnsanda en mükemmele ulaşma duygusunu Cenab-ı Hak tecelliyatın tümüne mazhar, yaratılış ve huy olarak en üstün olan Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile temin buyurmuştur. Lügat manasıyla gidişat, ıstilahi olarak hayat tarzı, sözü davranışı ve sukutuyla tasvip buyurduğu her tavrıyla numune-i intisaldir bize. İmam Ahmed bin Hanbel Rahmetullahi aleyh'e göre onun yani peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek sözünü reddedenin helakine göz açıp yumuncaya kadar bir zaman kalmıştır. İmam Malik rahmetullahi aleyh'e göre onun sünneti Nuh Aleyhisselam'ın gemisi gibidir. Binen kurtulur. Karşı koyan batar.
İmam Şafii Rahmetullahi aleyh de Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem sözünden başka bir söz nakledersem beni hangi sema gölgeler, hangi arz taşır, demiştir. Bize Kuran yeter diyenlere Kuran verir cevabı. Allahutaala'yı ve Peygamberi sallallahu aleyhi ve sellemi inkar eden, Allahutaala'yı ve Peygamberi inkar eden, Allahutaala ile Peygamberinin arasını ayırmak isteyen bir kısmına inanır, bir kısmını inkar ederiz diyerek imanla küfür arasında bir yol edinmek isteyenler işte bunlar gerçek kafirlerdir. Kuran'a uymak nasıl vacipse sünnete de uymak vaciptir. Resul sallallahu aleyhi ve sellem size neyi getirdiyse onu alın, sizi neden nehyettiyse ondan sakının. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kim bana itaat ederse cennete girecektir. Kim bana isyan ederse o imtina etmiştir, buyurur.
Hazreti Ömer radıyallahu anh Veysel Karani'ye niçin sağlığınızda Peygamberimize gelmedin deyince Veysel Karani'nin cevabı şu oldu. Sevgi mutabad ister. Sin-i saadeti şehit oldu diye Uhud'da dişlerimin hepsini çektirdim der, Veysel Karani. Davud tai Cafer Bin Sadık'a bana öğüt ver kalbim karardı deyince Cafer Bin Sadık şu şekilde hitap etti. Kıyamet günü gelince Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem elimden tutup niçin bana tabi olma hakkını ifa etmedin derse ben ne yaparım? Bu iş neseple yapılmaz. Allah Teala'ya layık hizmetle olur, buyurdu. Abdülhalık Güzdevani Kuddusu Sirruhu, Allah Teala ve Resulüne uymakta sebat gösterince şeytan kaçar, buyurdu. Hace arif Rivgiri Kuddusu Sirruhu peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem sünneti seniyesine dikkati sayesinde kutbiyet makamına gelmiştir.
Şeyh Seyfüddin Kuddusü sirruh peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem sünnetine o kadar riayet ederdi ki kendisine sünneti seniyyenin ihya edicisi denirdi. Şah Abdullah Dehlevi Kuddus cehennem azabından korktuğu gece peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemi gördü. O sen bizi sevenlerdensin, bizi 7 cehenneme girmez buyurdu. Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme sevgileri sebebiyle ona tamamen uyarlardı. Ebu Eyyub el Ensari radıyallahu anh yemeği peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem parmaklarının isabet ettiği yerden yerdi. İbn-i Ömer radıyallahu anh, Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem yürüdüğü yoldan yürür, gölgesinde oturduğu ağacı sulardı. Hazreti Cabir bin Abdullah radıyallahu anh o hac yapınca hepimiz yaptık. Kuran ona nazil oluyor. Uygulamasını en güzel bilen de olur diye o server-i Kainat'a tabi olduk. Onu o kadar severlerdi ki devesini böğürtüsünden bilirlerdi.
Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh namaz kıldırırken deve böğürtüsünü duyunca bu Resulullah'ın sallallahu aleyhi ve sellem devesi derdi. Her hareketini takiple tatbik ederlerdi. Habbab bin Evet radıyallahu anh, efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem namaz kılarken öğle ve ikindi namazlarında Kuran okuduğunu söyler. Sebebini soranlara sakallarının hareket etmesinden der. Hazreti Enes radıyallahu anh Ramazan Bayramı'nda yediği hurmayı sayıp tek adet yedi demişti. Mübarek sözlerini sayarlardı. İbn-i Ömer radıyallahu anhuma bir mecliste Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yüz defa istiğfar okurdu, der. Saymakla bitiremeyiz bu misalleri. Her büyüğün kemali onun sünneti seniyesine uymakladır. Antlaşmaları çiğneyip yasal savunmasını yapanlara, ölçüsüz güç kullananlara ne güzel misaldir Kitabı Kerim. O halde kim size saldırırsa size saldırdığı gibi siz de ona saldırın Fakat ileri gitmeyin.
İslam cana mala düşünce ve insanın inancına dokunulmazlık getirmiştir. Veda hutbesinde insana verilen değer şu şekilde belirtilmiştir. Emanetlerin ehline verilmesi. Aile ve toplum hayatına zarar veren fuhuş ve benzeri davranışlar yasaklanmıştır. İnsanların ırk ve renk farkı gözetilmeksizin birbirlerine eşit oldukları belirtilmiştir. Bütün Müslümanlar kardeştir. Kimsenin kimseye zarar verme hakkı yoktur. Herkesin can mal ve namusu tecavüzden korunmuştur. Uluslararası diplomasi hukukunun ve insan hakları hukukunun birçok hükmünü ihlal eden Avrupa yukarıda maddelerle belirtilen İslam'ın nefesine, hayatına muhtaçsın. Bu gidişle kendi halkına da barış getiremezsin. Avrupa'nın suç istatistiklerine bakıldığında kaçakçılık cinsel istismar hırsızlık oranlarında yüksek bir artış olduğu görülmektedir. Hapishane doluluk oranlarına bakıldığında bunu açıkça görebiliriz.
Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün yaptığı araştırmaya göre iki bin yedi iki bin on iki yilları arasında hapishane doluluk oranı yüzde iki artmış ve iki bin on üç yılında bu oran toplamda yüzde doksan altıya kadar yükselmiştir. Avrupa'da en yaygın suçlar uyuşturucuyla alakalı suçlar ve hırsızlık olmuştur. Günümüzde bir yılda ortaya çıkan suç oranı altı yüz yıllık Osmanlı Devleti'nde ortaya çıkmamıştır. Buradan İslamiyet'in işlenen suçlara ne derecede etkili olduğunu görebiliriz. Öyle ki yabancı diplomatların yazılarından gördüğümüz kadarıyla onlar cezasının el kesme olduğu hırsızlık suçunun Osmanlı İstanbul'unda yılda bir veya iki kez ortaya çıktığını, esnafın kapısını kilitlemeden vakit namazlarına gittiğini yazmışlardır. İki cihan-ı şerveri Fahr-i Alem Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin hayatının örnek alındığı devirler ne huzurlu devirlerdir.
Sayın dinişlerimiz, müellifimiz Ali Ramazan Dinç Efendi, Merhum Necip Fazıl Kısa Kürek rahmetullahi aleyhin şu dizeleriyle bu bölüme son veriyor. Peygamberimize sallallahu aleyhi ve sellem ümmet olma şerefini Necüp Fazıl rahmetullahi aleyh ne güzel ifade ediyor. Onun ümmetinden ol, beri gel serseri yol, onun ümmetinden ol. Sel sel kümelerle dol, onun ümmetinden ol. Sen hiçliğe karşı yön hep sıfır arka ve ön, dosdoğru kıbleye dön, onun ümmetinden ol. Gel dünya murdar kafes, gel gırtlakta son nefes, gel arşı arayan ses onun ümmetinden ol. Solmaz, solmaz bu bir renk. Ölmez ölmez bir ahenk. İnsanlık hevenk hevenk onun ümmetinden ol. Gökte çakıyor haber, geber çelik put geber. Doğrul yeni seferber onun ümmetinden ol. Bir başka bölümde birlikte olmayı ümit ediyor, sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.