Peygamber Efendimizin Hayatı ve İmani Derinlik kaydında Konuştuğumuz mevzua münasip bir şey aklıma geldi mi, sizle doyum diye konuşuyorum, tevp eder onun için alıyoruz Fahri Kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, olursa orada din kardeşlarından sordum on adım yürüyebilirsin bir şurup filan bir içecek bir meşrubat rast gelmeyeci olursa düşersin kan kanı kurur diyor bu…
Konuştuğumuz mevzua münasip bir şey aklıma geldi mi, sizle doyum diye konuşuyorum, tevp eder onun için alıyoruz Fahri Kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, olursa orada din kardeşlarından sordum on adım yürüyebilirsin bir şurup filan bir içecek bir meşrubat rast gelmeyeci olursa düşersin kan kanı kurur diyor bu kadar size olur siz soğuk mevsimlere geliyorsunuz da diyor ondan diyor rahat edebiliyorsunuz diyor iyice sızacağım ya o zaman çok şiddetli bir sıcak kuşlukları çekilin de eğer ikindi sonu çıkarlarmış peygamberimiz adetinin Kayı zamanında çıkınca sıdtığı ve Azam da oradaymış O malul Faruk efendimizdi orada, ya Sıddık seni niye çıkardın o zaman, bu Mersin de evden, Allah ya Resulullah, hiçbir yiyecek bulamadım da, onun için çıktım. Muhammed Mustafa, su kuşağının altından, yedi tane taş çıkmış böyle, karnım sallanmasın diye açlıktan.
Dağlar, zehhep olu ben ümmetim Hanzeyledi almadı anlardan ol Alik Lutme mi dağlar, halkı oldu geldi ve o aylık zamanlarında almam dedi ümmetime şefaat edeceğim almam dedim yani dünyayı sapa sürmeyeceğim Amerika'nın kıssası en büyükleri ulemadan peygamberin, nerde dediğini tespit edin etrafındaki dağlar altın olmuş gelmiş, çünkü yüzü küllenmiş kayağa kasterler altın madenlerini kuruyorsunuz orada demiş Amerika'yı icazla anlaştı mütemadiyen altın işletiyorlar ordan fenlarımızın mucizesini ta amrka biliyor, dış sis biliyor bizden olan, yani Türkiye'den olan, ne Natran'ı, ne Yahudi Müslüman da diye atsak, hiçbir şeye inanmayan, dinsizlerin zerre gitsinler, zirveye, zirveye götüreyim sizi. Hebaiyub el-Ansari Halid ibn-i Zeyd, İstanbul'da yatan zat, Allah şefaatine nail etsin. Bu zatı Ali Kadir'in, evine misafir olmuştu. O evi de haber vereyim. Tübbach.
Tübbach isminde bir hükümdar, Kuran-ı Kerim'de Tübbach var. O hükümdar oradan geçerken dört yüz ulema beraberindeymiş. Peygamberimizden bin sene evveldi, bir de valide de yedi yüz sene evveldi, bir de valide de bin sene evveldi, geçerken de bu naklistan, yani hurma iki dağlık arası yer, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi Sellem'in geleceği yer burada arkadaşlar demişler, gel şu hükümlara rica edelim de ha bizi burada koysun belki biz görür biz görmezsek neslimiz görür şuraya bir şehir tesis edelim diye rica etmişler. Ey Rabbim der, senin memleketinde sana, geçici ulema uyamalar, ne olursun bizi şurada koy da, bize birer ev yap da, şuradan kalalım. Dörtyüzüne dört yüz tane ev yaptırmış, bir de Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellemimize yaptırmış. Gelirse buraya misafir olsun, Türk dağın Peygamberimize yaptırdığı ev, Hz. Zeyd'in Ebu Eyyubü'l-Asari'nin evi oymuş. Anlatabildim mi?
Şey tamam anlaşıldı. Her birine bir cariye vermiş cübbda, bir nama yazmış, bir mektup, bir de levha. Ya Muhammed, Vaktına yetişirsem, yetiştim yetişmezsem ben şimdiden iman ediyorum sana. Şimdiden iman ediyorum. Eğer gününe yetişirsem ya Amcan ya Amcan oğullarından biri olmasını isterim. Gurmetimden mübarek ayaklarımı ellerimle yıkarım. Beni ümmetliğe kabul et, şefaat etti bana. Hem böyle mektup var, elden ele bunu yetiştirin, hem levha var. İkisi de Eba Eyyub'un evinden çıkmış. Nevşehir'in oraya geldiğinde ki hikmette oymuş, yani mesele çok şey, çok nazik, çok. Peygamberimiz Eba Eyyub'un üstüne yüb değil, Eba Eyyub, Peygamberimizin evinde oturuyormuş. Allah şefaatten nail etsin. Hadi gidelim ne demiş? Eba Eyyub beni altı ay, ilahi misafir aldı. Ev yapılınca ayrıldım. Şimdi o eve girelim yine yemek yiyelim. Bana her gün bir sofra hazırlarlar bunlar.
Peygamber Efendimizin Hayatı ve İmani Derinlik ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Hayatı ve İmani Derinlik kaydında Konuştuğumuz mevzua münasip bir şey aklıma geldi mi, sizle doyum diye konuşuyorum, tevp eder onun için alıyoruz Fahri Kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, olursa orada din kardeşlarından sordum on adım yürüyebilirsin bir şurup filan bir içecek bir meşrubat rast gelmeyeci olursa düşersin kan kanı kurur diyor bu…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Varmışlar kapıya topla kurmuşlar annemiz çıkmış. Ümmü Eyüb. Eyüb'ün annesi. Buyurun arkadaşlarımız ile ya Muhammed. Yani çok kadınlardan vaazlarda hiç karışmasın misafirlerine demiştim ya bunu duyduktan sonra tövbe ettim. Kaldım da misafirle karşına hali cehalet olması. Misafirinin kocasının yüzünü ağartmışım oluyor yani eğer o da hürmeti seninle beraber yapabilirse, yapabilirse, iki kanatlı da yarayı gibi boş Allah'ımız ailelerimizde ıslah etsin inşa etsin misafiri 7 bir Hanım etsin İnşallah hep söylüyoruz inşallah Buyrun ya Muhammed Arkadaşlarınızla beraber EBA Eyüp sizi bekledi, Bekledi. Bahçeye çıkıyor onun bahçesine. Ben onu çevirir gelirim, siz buyurun bir oturun. Diyor, kopuşuyor, geliyor, heba'ı sesi duymuş, geldi ile bir hurma dalı kırmış yukarıdan. Biz, olduğu zaman da gördük.
Bizim gittiğimiz de karpuzlarım olduğu zamanı evvel gittiğimizi yirmi beş sene evvel, gençken çocukken'a gittiğimde hurmalar tepesinde olmuş, sığır ne, inek ne büyüklüğünde, o tepedir ağacın böyle salkım sarkmışmış böyle. Böyle bak, oradan birini ayırmış, salkımın birinin büyük salkımı getiremez. Yani, yüzünün salkımları olur da, çıtı çıtı kopar ya şöyle, onun birini koparmış, büyük oluyor.
Bir dünya buna buymuş Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem sizin için bir süpre hazırlamıştım pek geç kaldığımız için, Çocuklarından yemiştik onu, buyurun hurmadan gidin Kurmada hem kuru var, hem de gurun var, hem de biraz ham var, Şimdi kurusu olsaydı, ayıbı, peygamberimiz öyle deyince, ayıbı, kimisi kurusuunu sever, kimisi olduğunu sever, kim biraz hanını, hangısından girsen, koyuyorum ben onu yerinde Yalnız bu değil ya Rasulallah, ben size bir mal keseceğim, bir mal keseceğim, et keseceğim de yedirteceğim. Misafirle ikram olan bir mal kesibilen insan, cehennemdeki yanacak yerini ödeştir diyor, diyor Peygamberimiz. Bu Arapların adeti bu, daima misafir gelmiyor, üç yılda olsa bir şey alırlar, bismillahirrahmanirrahim keserler. Bu yerinde olur misafire. Misafire değil, İsa ilmine göre çok kıymetli peygamberimizin aletleri bu misafirle alakalı mal kesmek.
Allah şefaatlerine nail yarabbim ya. Peygamberimiz de mi ettiler? Buyurdular ki, oğlaklı, emzikli malı kesmeyin. Yok ya, aslında bir çemiş keseceğim. Onun, avlarını ağlatırsan. Haşhaşlı buz sohbetimizde var Allah'ını. Yusuf aleyhisselamın babası Yakup Aleyhisselam malı kesince çocuğu ağları da kuzusu. Veyahut da kuzusuyla kesince anası meledi kaldı da Senin kuzumu da alayım da seni de meledeyim dedi Allah. Yani, Yusuf ' ı kardeşlerinin götürdüğündeki hikmetin biri de bu diyor ki de bunlar. Böyle olmaz. Perabasız da olmaz. Böyle yapılırdı. Peki. İki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem onlara oturulan çevrimizi kesti bir kısmını diyor kitap. Hazretimizin yazdığı şeyler bunlar. Seviş yaptı, bir kısmını da kebap yaptı. Kavurma yaptı diyor. Bir kısmını kavurdu, bir kısmını seviş yaptı. Seviştik şu an ette kaynağım suda kaynamış şeye. Yani. Böyle getir diye önüne koyduk.
Ekmeklerinin üstüne taksim etmiş herkesin yiyeceğini. Hazretımız aylık tabakta niye girdiği hatuna takılmayı da kitapta gördüm. Tabi peygamberimizin gününde herkesin önüne ayrı ayrı koymakta sünnetmiş. Şimdi yiymişler beraber ayrı ayrı kavliyle yemişler yani hele canım Peygamberimizin sünnetinden efendimiz zerre kadar daha ayrılmış değil Herkes gülmeye başlayınca peygamberimizi bekliyorlar, peygamberimiz, Sünmemiz, böyle kalmış. Kızım Fatıma daha, böyle bir talip, aylar geçti ve görmedi yani. Aylar, geçti kızım Fatma böyle bir etli yemek görmedi. Kardeşim bunları nimete gayayım, Allah'ın verdiği nimete şükredelim, biraz da fakir bu kadar işimlerim. Sultanlarımız ne zahmet çekmiş biz nasıl sabaha sürer muyuz, Yine de bu bize az geliyor de gözümüz aç kalıyor, tabağımızdan gözümüz açmış diyor. Yani Rabb'ımıza nimet ve bilmeyenciye çok şükür.
Fatıma'dan sonra validemiz, radiyallahu anhha validemiz, var taşradan bir taş getir, sana I müeyydem üstüne. Hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın bil Fatıma. Adet Fatıma kapıda diskin bekliyor geçmez boğazdan Fatıma yani çocuklara hasta olmuş üç gün lezzetmişler Hasan Hüseyin efendimiz hasta olunca yemek yeme oruç tutalım diye akşam iftarda kahve gelmiş ki gelmiş siz hıssanız ayırınız, tatlanırız diyor. Ben hıslamı vereyim ana, suyla iftar ederim gine niyettur Fatıma. Ya Fatıma, ya Fatıma, kani saadet Fatıma. Kapıla yetim bekliyor geçmez boğazdan Fatıma ikinci günde bir yetim gelmiş. Hacım ya Fatıma, Allah kahretsin, biz de azıcık kurban olduğum yol yetime diyememiş de, Siz, hızsanız ayınız. Ben, hırslarımı vereyim ama. Suyuyla iftar ederim yine niyet tur tarzında. Demiş vermiş, hastalıklara kanca vermiş. Hasabı şeyini fenüvermiş.
Köleleri de vermiş, takkın namazı da gitmiş, ikinci gün yine aç. Ayeti celilidesinin sebebi bu. Üçüncü gün el değirmenlerinde arpayı çekerler, kabaca olur biliyor musun? El değirmeninde, böyle Boğazdan zor geçer. Anca yiyecekleri ol. Onu böyle bazlama ediyor. Şimdi Ayşen Bişhi diyor feur: Ya Fatıma! Ya Fatıma! Kani saadet! Fatıma! Kapıda esir bekliyor. Geçmez boğazdan -Kapı da esir bekliyor geçmez boğazdan Fatıma. O gün de bir esir gelmiş, -Siz, hızlarınız ayırınız, ben, hırslarımı bir an ana, şuyula iftar ederim, gene niyettü'l Fatıma, ben gene niyet ederim, hazır halakalmışlar, Hasan üstüne bir tanemize, hepsi böyle gelmişler. Üç gün taam yemediler, üç gün taam yemediler. Dün uykusun görmediler. Hiç yemedik, yemediler. Böyle sabırlı parçalar. Üç gün taam yememişler böyle, böyle sabırlı parçalar. Diyor ki, o zaman bana söylediğim şey.
Yavrularına diyor ki, yavrum yevey verirseniz, bağdaştırlardan bir taş getir. Sarayım midem üstüne. Hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın, menfaatımı, niye halimi bilmesin diyor. Diyor ki Muhammed'in kızı açmış derler. Hazreti Muhammed bunlar üzülür diyor. Kimse bir kafir kadınları bilmesinler. Ebüli hanımlar demesinler ve sallanmasın diye dert diyor. Hırkam da vardır kırk yama, hazırlıklar efendi diyor. Bizkilerin biri sorup da birini giydiğine bakma. Yani ibret olsun diye konuşuyorum teypey bunu. Böyle azıcık bir, enteresan el solmayla hemen falnesi sorma ile demişi veriyor. Fakir fukarayı düşünmüyor. Rabiatü'l Adeviyye hatun annemiz elinde öldüğü kıldan, Antarası kıbleye, kıldan şalvarı. Hasan, Hazreti Hasan efendimiz gelmiş, hastalığına sürmüş, okumuş, ben geliyorum birazdan. Yalnız vasiyetim kefil istemiyorum.
Bu ibadet ettiğim kıl keçi kılından Kürdüyle, şalvarla beni defnedeceksin. Ben başka istemiyorum dedi. İstemiyorum dedi. Onunla defnetti vasiyet için. Rüyada görmüş ki yetmiş kat üstünde giymiş, sıksan burnunun deliğine olan şekilden yetmiş kat. Ettim onu dedi. Hemen kamyonu soydu, Rabbimizi aldı. Şu meleklere verdi, iki melekler var orada. Yettiniz ya melekler? Allah buyurdu, Rabia kıldan giyip de rızamı kazandığı elbiseyi e alai alli'yi koyun da, yarın maşallah böyle gösterilsin, ümmet-i Muhammed'in hanımlarına densin ki, ey forsula dünyayı çiğneyen kadınlar, Rabia, Rabia elbisesi, buyurun işte bununla benim rızamı kazandı. İş bin ümmeti Muhammed'e şefaat verecek Rab.
Rabia'ya girsek o da tükenmesin, Allah şefaatlerine nail etsin Peygamberimizin ümmünden aldığı Eba Eyüp o ekmeğe Fatıma annemize iletmiş Buyurun Muhammed Aleyhisselam'a ekmeğimi yedir demedim mi, şunu ye ne olursun, ne olursun diye şöyle, peki demiş, yemeye başlayınca gelmiş ya Muhammed kızım Fatıma yemeye başladın, niye, siz de buyurur musunuz peygamberimiz yemeye başlamış karnı doyuncaya kadar yemenstisetir. Kendisi de isteye çekinirler. Ağmamaya başlamış peygamberimiz üzerinden. Mübarek sakalların adının arasından. Gerçek gibi yaş dökülüyor. Niye ağlıyorsun ya Muhammed, ne için ağlıyorsun? Ben ağlamayayım kim ağlasın? Sonunda da elhamdülillah din de nimete şirk etmiş olur. Yani ömrümde besmele çekilir. Sonunda elhamdülillah dinlenirse etkili olur. Sahabei kiramın hali çok feci gün hırkası kaldı. Onu da yalvaranın birine verdi. O bunu Cibril-i Emin geldi.
Omuzunda şalvar, kara bir şey var. Takip ettim, korktum ya hiçbir yer. Bu ne? Senin sıdtığı kanı yok camide. Hiç giyeceği kalmadı bir kıl paçavra attı buraya da bir kuyu azdı kendine de onun içinde kılıyor. Namazı dedi, onun içinde kılıyor. Bütün melekler o surata giy. Eğer Sıddık ve az zaman Medine'de iki gömleğinin birini veren olursa cennette reflikım olsun. Şimdi peygamberimiz Medine'yi der, dest ettiler, iki gömlekli bulunmadı, iki gömlekli. Veriyorlar, buyur ya, o anda taşın al, iki gömleğin biri diyorum. İki gömleğin biri bulunmadı böyle, vakitları çok dar halde geçti. Sonra bulurlarlar, haklerden çıkıp ganimet geldi. Çok zengin olacaksınız ya, yoldan çıkanız diye korkuyorum dedi peygamberimiz. Osman İbni Nuriyenin zamanında radiyallahu anh, ham efendimizin çok zenginlik oldu, çok ganimet geldi ya yoldan çıkarsınız deyip bakıyorum diye. Yani mal insanı yoldan şaşırıverir.
Allah'ımız cümlemizi muhafaza buyursun, oturmuş yola diyor emin eyle efendim böyle boynu bük. Hazreti Ömer radiyallahu anh efendimiz geçiyoruz. Geçerken, Sure-i ali indan bir Kuran oku da dinleyeyim ya Ömer demiş. Orada infak ayeti çokmuş. Onu oku da benim açlığımı anlar da, karnımı doyurur mu diye, sırf bunun için Kuran oku demiş. O da okumuş Kuran, anlayamamış Hazreti bilememiş, babuş gelmiş, vay o kadar ama bilemedin demiş. Hemen arkasında peygamberimiz demiş. Buraya niye oturursunuz? Herhalde açsınız, buyur bizim eve girelim demiş. Peygamberimiz evine götürmüş. Ekmek yok, yemek yok hiç, süt varmış. Süt pişirin demiş. Ye, ya Eba Hureyre. Bir kadar içmiş. Koyun bir kadeh daha iç ya efendim. Koyun bir kadeh daha iç ya ölür. Üç kadeh içince bir elin doğrulmuş, can gelmiş.
Şimdi geliyorlar, hazırata onlar rast gelmiş, vallahi ya Ömer, al-i İmandan Kuran okumayı senden daha iyi becerilerdim, ben daha iyi okurdum. Oradan Kuran oku demekliliğindeki gayem, benim açlığımı anlasın, infak ayeti okusun diye okutmuştum. Lakin senden hayırlı bir zat gönderdi Allah bana, karnımı doyurdu. Ekmek ne yok sırf, sırf süt, yani, karnımı doyurdu elhamdülillah dedi. Ya Rabbi leyle, Allah'a yemin ederim ki, yani imandan Kuran oku dediğinde ben aczliğini bildim. Acdini bildim, okudun, okuyun, lakin evde yiyecek hiçbir şeyimiz olmadığı için, Allah'ı Allah'ı senden Allah'a, senden ayırdım, gittim, ebe-i hureyre benden yemek istedi ama, yok Ya Rabbi, niye edeyim dedim böyle, ayrıldım, gittim diyor.
Lakin senin karnını doyurmak, kızıl develeri sadaka vermekten daha hayırlıydı bana ama, imkanım olmadı ki seni doyurayım, sahabeyi kiram, böyle vakit geçenler, hindi birinde haber vereme. Allah şefaatlerine nasip etsin Allah ahirette şefaatleri nasip olsun Ruhlar için bunların okunduğu, kelime-i tevhide tevhidimizi, muharin kıl kabul etti Ya Rabbi. Dün efendim, mayayı tarikat da şöyle oldu, Medine-i taideye gelince, peygamberimiz onları belki duymazlar, duyulmadı, çok ince biz, eserlerden okuyoruz bunu, efendimiz, bize ikram buyurdu yine oturttu devrine yüsura'yı yusuf'u, surayı dedi, hödün mü dedi, bir ilk surayı dedi kitap yazdım şimdi eski yazı ile yazın. Ömer abimizden istedik de basılıyor dedi. İlk basılması ile zevk verilmez. Eski yazı ile okursanız daha hoş olur. Ekber zevk verir değil mi? Böyle yazın, bunun yazılarından çekip alıp size konuşuyoruz.
Burada o konuşan biz değil, iştahımız. Bir İzmir'le onun himmetti. İlleriniz pırtah bizim ne olsa. Kelimiz oradan gelmese, kelimeyi İlahi de konuşmaya imkanımız yok yavrucukların. Allah cümlemizi kardeşlıktan ayırmasın. Medine Mekke-i Mükerrzemeden gelip de Medine'ye cemaat toplanınca, Medine Ravzai Mutahhar'a Mescid-i Saadet'e hep birden birleştiler. Ayağa kalktı peygamberimiz. Beni dinleyin, Mekke'de iman ederler, Mekke'de iman ederler, Medine'de de iman edeceksiniz. Ya Resulullah, diyor ki orada yetmiştir. O küfrü cehdeden imanı cehdiye iman ettiniz. Açıktan küfrümüz vardı puta takmak, açıktan da namaz bırakırdınız. Burada küfrü hafiden şirki hafiden, zikri hafiye keseceksiniz, bu tarikattır. Bu tarikattır tarikattır. Şu kapıları bağlayın, ecderi var mı içinizde? Yok ya Resulallah, kapıları bağlayın, kitleyin, toplan önlaşma dedi.
Bir daha sonra da ya Resulallah, eski imanımıza şüphe mi oluyor? Allah Kuran-ı Kerim'de, amanu, aminu buyuruyor. Hayatın tümünü bilemiyorum. En Mekke'de iman edenler, Medine'de imanı kabul edin diyor Allah deve. Şimdi herkes kalbine hazırlasın. Şu, şuraya edecek imanı, böyle kalbine atsınlar. Gözlerini yumsunlar, gözümüzü yumur dedi. Bizi Allah o zaman halk etmemiş, bin dört yüz sene sonraya getirmiş bak. Bin dört yüz sene sonraya bir tezik sıhhat, bir sene sonraya bir tekzik sıhhat, bir tekzik sıhhatinde bulunan bin gene Veysel Karani'dan hayırlı oldu. Bin gene, bin sohbetinde, bir teveccühüne mazhar oldu. Sahabe efendim, sahabe Veysel Karani, dinin Sahra'da kadar ibadet etmiştir, lakin eftan değil çünkü peygamberimizin sohbeti oturamadı. Benim sohbetimdesiniz dedi, Bir teveccühte zirveye çıkarıyor yani.
Kaynak: Genel
Peygamber Efendimizin Hayatı ve İmani Derinlik | Mihmandar