Peygamber Efendimizin Faziletleri ve Rahmaniyet Örneği
Peygamber Efendimizin Faziletleri ve Rahmaniyet Örneği kaydında Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Onun vasfı ise hiçbir vasfa sığmaz. Me'me de hallahu bihimin mekarım ila ahlak ve mehasinu's-sıfat. Cenab-ı Hak hiçbir peygamberde, enbiyada olmayan hali Efendimiz'de ifade buyurmuştur. Hiçbir peygamber aleyhimüssalatü vesselam böyle ahlak hususunda…
Peygamber Efendimizin Faziletleri ve Rahmaniyet Örneği ne anlatıyor?
Peygamber Efendimizin Faziletleri ve Rahmaniyet Örneği kaydında Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Onun vasfı ise hiçbir vasfa sığmaz. Me'me de hallahu bihimin mekarım ila ahlak ve mehasinu's-sıfat. Cenab-ı Hak hiçbir peygamberde, enbiyada olmayan hali Efendimiz'de ifade buyurmuştur. Hiçbir peygamber aleyhimüssalatü vesselam böyle ahlak hususunda…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin faziletleri sayılamayacak kadar çoktur. Onun vasfı ise hiçbir vasfa sığmaz. Me'me de hallahu bihimin mekarım ila ahlak ve mehasinu's-sıfat. Cenab-ı Hak hiçbir peygamberde, enbiyada olmayan hali Efendimiz'de ifade buyurmuştur. Hiçbir peygamber aleyhimüssalatü vesselam böyle ahlak hususunda hususi bir ayet-i celile nazil olmamıştır. Fakat Nebiyy-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem hakkında es-i ve inneke la ala hüleken azim. Habibim, hiç şüphesiz sen en üstün, en yüce ahlak üzeresin. Kalem Suresi, dördüncü ayet-i celîle ve gale sallallahu aleyhi ve sellem inne ma buristu lî utemme mekerimel ahlak. Taberani'de rivayet edilmektedir. Buyuruyorlar ki hiç şüphesiz ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Aynı zamanda şefkat ve merhamette, ümmetine ve bütün insanlığa olan rahmet oluşunda da hiç şüphesiz işsizdir.
Habibim ve Habibim sallallahu teala aleyhi ve sellem, seni alemlere rahmet için gönderdik ve kendileri sallallahu teala aleyhi ve sellem innema ene rahmetün ve mühletün ben hepiniz için bir rahmetim, aynı zamanda hakkı gösteren, hakikate ulaştıran bir nebiyy-i muhterem, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın gözetiminde olan bir peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem. Cenab-ı Hak onu gözetlemiş, korumuş ve muhafaza etmiştir. Es-Saizü billah. Sen yetim idin, seni biz koruduk. Ey habibim, sen yetim iken biz seni korumadık mı? Abdülmuttalib'in hanesinde, dedeleri, amcaları Ebu Talib ve daha birçok korumalar altına alınmıştır. Yalnız burada Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'in Ebu Talib'in evinde kalmaları ve onun ikramından dolayı hayvanlarını otlatmak suretiyle bu hakkı da gözetiyordu, daha o yaşlarında. Sonra Cenab-ı Hak işte sen -haşa- bu kelimeyi kullanmaktan Allah'a sığınırız.
Ve vecedekad dual len fehede ancak şöyle bir mana verilmiş, bir defasında aleyhüssalatü vesselam Efendimiz gözden ırak olmuş, kaybolmuş da diyemeyiz. Çünkü onun için kullanılacak kelimeler çok özenle seçilmeli. Acaba nerededir diye arandığında Ebu Cehil, onun bulunduğu yeri tespit edip ve hanelerine getirmiştir. Yine Efendimiz için sallallahu teala aleyhi ve sellem Cenabı hak onun şanını, şerefini her şeyde yüceltiyor. Okunan ezanda bakıyoruz eşhedü enne muhammeden Resulullah deniyor. Hamed de öyle. Sonra bütün taatlerimizde, Efendimiz'le bir duada bile salatü selam ile başlanır, sonunda da salatü selam ile bitirilirse duaların kabul olunmasına işarettir. Anılmadığı hiçbir yer yoktur. Efendimizin şan ve şerefi her yerde yükseltilmiştir.
Dünyada da ukrada da şefaat-i uzma olmasıyla herkesin nefsi, nefsi dediğinde Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'a müracaat olunup şefaat ettiklerini hatta gayri müslimlere dahi inanmayanlara dahi azaplarının çabucak görülmesi hususunda rahmet olmuştur, şefkat olmuştur. Senin neredeyse ağırlığından dolayı ağırlığından dolayı sıkıntıya düşmenden de kurtarmadık mı, Senin mübarek kalbi münevverini biz şerh etmedik mi? Nasıl yarılmış diyelim ki bir ameliyat masasında yarılır gibi değil ki ki ama anlaşılması bakımından o şekilde ifade ediliyor. Kevnehu sallallahu aleyhi ve sellem hatemün nebiyyin sallallahu teala aleyhi ve sellem. İki cihan güneşi, nebiyy-i Ekrem sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz bütün peygamberlerin de sonuncusudur. Aslında Hatemünnebiyyin olması bütün peygamberlerdeki özellikler, ortak özellikleri vardır hiç şüphesiz ama bir sıfat üzerine temayüz etmişlerdir.
Eyyub Aleyhisselam dendiği zaman sabrı ile bakıyoruz Musa Aleyhisselam cihadı ile hep bu peygamberlerimizde olan güzel özelliklerin kaynağı da Efendimiz Aliyyülsalatü Vesselam'dır. Hepsine numune ve örnektir, hiç ve sizin. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem nebilerin sonuncusudur derken aynı zamanda onların peygamberliğinin kabulünün de şartıdır. Çünkü enbiyanın ruhu kendilerini saran bir nuru müşahede edince, nuru bizi kuşatan o kimdir ya Rab dediklerinde, Cenab-ı Hak siz onu tasdik ediyor musunuz? Evet, tasdik ediyoruz deyince nübüvvet-i enbiya kabul olunmuştur. Sonra Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem hususunda artık onun vasfı şairlerin de dilinde yerden ta semaya kadar ağız olsa yine vasi edilemez. Rabbimiz Celle Celalühu ancak Türkçe ancak Türkçeye bu şekilde geçiyor.
Resul desen ya bir kişi ya iki kişi anlayacak, bana ve bana indirilen Kuran'a uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, pişmanlıkla tövbe edildiği takdirde en büyük günahları bile bağışlayandır, merhamet edendir. Bu mahal, diğer mahallere nispeten biraz farklı. Çünkü tövbede şart olan neden. Burada neden pişmanlıktır. Tevbenin en önemli şartlarından birisi budur. Kul ya Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Tabi olduklarını söyleyenlere idi. Inküntüm tühbunallah, kime zantum, sevdiklerini iddia edenler fettebiuni, bana tabi olsunlar, fi akvali ve efali ve ahvali. Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin mübarek sözlerine, onun yaşantısına ve hali ki o hal ruhi ve sırrı bir durumdur.
Ruhla alakalı, sırla alakalı, onun muhabbetiyle yoğrulan ve bir denetimden geçen, bir eğitimden geçen, vücudunu nura inkılap ettiren, nura dönüştüren, nur olan kimselere, ıtlak olunan ad verilen bir isimdir, bir haldir. İsim değil, haldir. Bir yaşantının artık gönülde zuhur etmesidir. Yuhbibukumullah ey yarda ankum ve yukaribikum ileyh. Ile Allah da onları sever celle celalühu onlardan razı olur ve onları kendisine yakın kılar. Burada bir özellik ifade edilmekte. Ve yukarribukum ile Kişi kendi gayret gösterir, çaba gösterir. Cenab-ı Hakk'a yakınlığı temin eder ama asıl yakınlık, Cenabı hakk'ın kulunu kendisine yakınlaştırması, bir ihsanıdır, ikramıdır. Bu halde ona yalvarmamız gerekir, yakarmamız gerekir. Sadece ben yakınım sözü yeterli olmaz. Onun artık lütuf, kerem ve ihsanıyladır. Veyahut fir leküm dunubaküm. Çünkü bu yakınlık tarif edilecek gibi değil.
Bir işe girmek için insan nerelere müracaat ediyor, nerelere yakınlık meydana getirmeye çalışıyor. Bu bir beşer, bir fani ama Allah'ımıza yakınlık müstesna bir haldir. O kalbin yakınlığı ile eli de yakın olur, yolunda sarf eder. Gözü de yakın olur, öyle olur ki bu göz değişecek değil ama gözün artık ne için yaratıldığının anlamları ortaya çıkmaya başlar. Nereye baksa gözünden yaş akar, Allah'ımızın yüce kudretini görecek bir hal meydana gelir, akıl da uyulur. Akıl da o kudreti sezmeye başlar. O kudreti sezmek, ona muhabbetin gereği olur. Ve gönüllerden perdeleri kaldırıp günahların mahvına, ayıpların yok olmasına sebep olur. Sonra Allahu Zülcelal'in güç sahibi, kudret sahibi, her türlü şerefin sahibi ve şerefi veren Cenab-ı Hakk'a yakınlık hasıl olur. Aynı zamanda ona da sığınılmış olunur.
Efendimiz aleyhissalatu vesselam'a tabi olmak ve ona itaat etmek, ona olan sevgi ve muhabbetin neticesi Allah da onlar için affeden, bağışlayan çok acıyandır. Efendimiz buyuruyor sallallahu teala aleyhi ve sellem, men etaani fakat etaallah kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur Celle Celalühü. Ve men atal imam kim ki ümmetin öncüsü, aynı zamanda ümmetin halifesi olan kimseye itaat edecek olursa fakat etani bana itaat etmiş olur. Ve men asani fakat asallah kim bana asi olursa Allah'a asi olmuş olur celle celalühü ve men asal imama kim, bunun artık Türkçe anlamını nasıl verebilirsek kul halife-i ruy-i zemin yeryüzünde halife olarak seçilen İslam halifesi olan bir imama asi olacak olursa fakat asani bana asi olmuş olur.
Ittibaur resul sallallahu aleyhi ve sellem rüknun min erkanı tarika bu mübarek yolun takvayı tercih eden yaşantısında bu yolun erbabı için bir esastır ve şartun fi işrakı envar ile hakikat, hakikat nurlarına erimeye talip olan kimseler için de şu esaslar şarttır. Bu şartlardan en önemlisi Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve selleme uymaktır. Femenla ittiba aleyh tarikale kimin ona, peygamberimize muvafık bir hali yoksa, ona uymuyorsa o zaman onun yolu da yoktur, erkanı da yoktur. Ve şartun fi işrakı envarilhakika femenla ittibaale tarikale. Artık ilahi nurların tecellisi de Efendimiz aleyhissalatu vesselam'a tam manasıyla uymakla gerçekleşir. Burada Eşşeyih Zerru'l Rahmetullah Ali şu şekilde bir izahta bulunuyor. Esudü tarika hamsetü eşşe, Bu mübarek yolun esası, temeli şu beş husustur: Tecvallahi fizirri ve lalaniye.
Gizlide ve açıkta Cenab-ı Hak'tan korkusunu muhafaza edip isyana gitmemek ve ittibaun nebiyyeyi sallallahu aleyhi ve sellem fil akvali vel ef'al, bütün mübarek sözlerinde ve yaşantılarında Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'e uymaktır. Yemede, içmede, yatmada, kalkmada, aile hayatında, ticarette, beşeri münasebetlerde artık her türlü konuda O'na tabi olmaktır. Vel'n-i radu anil halk fil ikbali vel itbar. İster ikram olsun ister olmasın, her şeyi insanlarda görmemek Mevla-yı Zülcelal'e teslim olup, tamamen O'na ve habibine itaat suretiyle mahlukun da kendisine itaat edeceği şüphesizdir. İnsanlara deyin Rabbimize dönmelidir ve gerek neşeli anında, gerek de sıkıntılı anlarında, gerek fakir gerek zengin, ne olursa olsun her hususta Cenab-ı Hakk'a yönelmelidir. Çünkü işin sağlamlığı, işin düzgünlüğü rıza-yı ilahiyeye uygun bir davranıştır.
İşlerin Allah'ımızın emrine ve habibinin sünnetine muvafık düşmesidir. Az ve çok demeden Allah'tan gelene razı olmaktır. Temenitta muhabbetallahi ev, mahabbete rasulhi, kim kim Allah'a ve Resulü'ne muhabbet ettiğini iddia ederse, iddia eden bir kimsenin Allah'ı ve Resulü'nü sevdiğini Eğer itaat etmiyor, Allah'ımızın emrine bir iş zuhur ettiğinde, emri ilahiye göre hareket değil de nefsimize göre hareket etmeye başlarsak bir başkasının sözleriyle hareket etmek gibi yanlış tavırlara girdiğimiz zaman ve onun ahlakıyla ahlaklanmadığımızda ve fedaveu kazibe Allah'ı ve resulünü seviyoruz demek kuru bir iddiadır ancak yalandır.
Ey iman edenler Allah'ı ve ahiret gününü arzulayan ve onu sürekli anıp yücelten kimseler için Allah'ın elçisi o sarsılmayan imanı tertemiz ahlakı, fedakarlığı, cömertliği, cesareti, kararlılığı ve çalışkanlığı, kısaca bir hayat boyu yaşadığı kulluğu ile gerçekten size mükemmel bir örnektir. Şahıs olarak, Peygamberimizi sallallahu teala aleyhi ve sellem, toplum olarak da onun artık Ashab-ı Güzin arkadaşlarını kendinize örnek almalısınız. Hiç şüphesiz Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem, hasletün hasenetün en güzel özellikler, en güzel davranışlar, hareketler ondadır. Örnek olmadığı hiçbir husus yok zaten. Her hususta örnektir. Eshabü'l-himen keene yarcullahe ve yevmela'l-yevme'l-ahir.
Allah'tan ve ahiret gününden acaba ne olacağız yarın gözümüzü yumduğumuzda kabir ahvali, olacağız yarın gözümüzü yumduğumuzda kabir ahvali, kabirden kalkışımız, defterlerimize alışımız, sıratımız, mahşer diye bu endişeyi duyanlar için hiç şüphesiz Resulullah'ta en güzel numune örnek misaller vardır. Evet, en büyük mükafat hiç şüphesiz O'na uymaktadır. Korku ve ümit arasında olan, tekrar bu Allah'ımızı çokça zikreden kısmını izah edeceğini zannediyorum. O da şu, Evet, ditellezüdehi bizikrihi yüsübhanehu ve teala. Bunu görünce insan yaşamayı arzu etmez miyiz? Elbette ki yediğimiz tamahun lezzetini alıyorsak yaptığımız zikrullah'ın da birçok çeşitleri var.
Hamdeledir, salveledir, la havle vela kuvvete illa billah, Cenab-ı Hakk'ı ve yakarmalar, bunlardan elde edeceğimiz, ltelürihibidikrihi sübhanehu ve teala Allah derken Celle Celalü, zikrettiğimiz Mevla'yı o nedir, mezkur, zikrettiğimiz Mevla ile olabilmektir. Lezzetin hepsi bu zaten. Hatta Bundan ötesi yok zaten. Ona kavuşma zevki diyor. Cenab-ı Hakk'a kavuşma zevkine eren kimseler için Allah'ın Resulü'nde bir misal vardır. O, sizin için numunedir, örnektir. Efendimiz Aleyhisselam'a, onu örnek alma hususunda bir kere çok gayretli ve çabaları, irademiz çok güçlü olmak suretiyle o bağlılığımızda sünneti Muhammediyeye uymakta gayretli olmak, çabala olmak ve tahammülü şedeit ve insanlardan gördüğümüz insan evinden de görür, arkadaşından da görür, oğlundan da görür, torunundan da görür, akrabasından da görür, etrafından da görür, birçok eza ve sıkıntılar bunlara tahammül edip katlanmaktır.
Hiç şüphesiz bunun ölçüleri dinimizde verilmiştir. Kalkıp da adam yüzüne bir tokat attığı zaman diğer tarafını da çevirip buraya da vur demek değildir ve hakkını da aynı zamanda korumaktır. Ve tevekkülü tevekkül etmek, Allah'ımızın vermiş olduğu nimette vesair hallerde sıhhatimiz, afiyetimiz, insanın başına acayip haller de gelebilir. Bunlar da yerine göre rızkında eksilme olur. Yerine göre Allah'ımız artırır, oğluna bir sıkıntı verir, evine bir sıkıntı verir, kendi canına bir sıkıntı verir, mallarında bir sıkıntı olur. Hep bunlarda Cenabı Hakk'a tam manasıyla tevekkül etmek. Tevekkül çok önemli bir sıfattır. Sonra gerek zorluk gerekse kolaylık anlarında teslim olmaktır. İzahı çok güzel. Gazap geldiği zaman insan, nefsimize esir olacak olursak durdurmaz onu. İlla intikamını almak için heft yollar alır. Öyle bir kötü sıfat ki gazap, çok kötü bir sıfat. Bunda zaten erlik damarı buyuruyor.
Mevlana'mız şehevi arzusunu ve gazabını yutanlar peygamberlik damarı üzere buyruluyor ve hadis-i şerifler de var zaten. Asıl güçlü, kuvvetli güreş meydanında karşısındakini alt eden değil böyle gazaba geldiğinde gazabını yutan kimsedir. İntikam alma hali olduğu halde gücü olduğu halde nefsine dur diye bilendir. Vel'af ayn-el kudret ve hayrüde elikmin'l-hasa ilil hamide ve'l-ahlakil cemil etil mardiyye ne güzel beyan etmiş. Allah'ımızın razı olmuş olduğu hususlar ile edepler ile edeplenmek, Efendimiz'in güzel huylarıyla huylanmak gibi birçok özellikler vardır. Es-Saillem ey peygamber sallallahu teala aleyhi ve sellem! Seni tanık, müjdeci, uyarıcı, izniyle Allah'a çağırıcı ve etrafını aydınlatan bir ışık olarak gönderdik. İzahına girmiyoruz, izni ilahi olmadan hiçbir şey olmaz, Allah'ımızın izniyle.
Burada ve mübeşşiran lil müminine bin naimil mukim Öyle bir müjde veren ki aleyhi ve sellem Efendimiz, müminler için artık hem dünyevi hem uhrevi nimetlere mazhar olmamıza sebeptir. Hep bunlara haber veriyor. Müjdeleyici, aman ha Allah'ın Celle Celalü emirlerinden ve habibinin sözlerinden ayrılmadığımız zaman dünyada da mesut olacağımızı, huzurlu bir hayat yaşayacağımızı, ahirette de bunun mükafatını katbekat göreceğimizi müjdeleyen şanlı bir peygamberdir sallallahu teala aleyhi ve sellem ve Nezir ve aynı zamanda uyarıcı lil kafirine bil azab bil elim bu elim azap dediği, tahammül edilmez bu azaba. Bazı çok güzel şiirler yazılmış bu hususta. Bunu büyüklerimiz de okurlardı. Cehennemin ateştendir yapısı, üstündendir kapısı, beş yüz senelik yerden gelir kokusu. Tahammül mümkün değil. Kafirler içinde böyle bir azap vardır.
Ve dayanirallah aynı zamanda Allah'a çağıran, davet eden diyelim biz, ilel ikrari bir rububiyyetihi Rabbimizin Rabb-ı azim oluşunu dilimizle ifade etmek, onun tevhidini, ona canı gönülden nasıl inanmamız istenmiş ise en güzel imanın tarifi budur. Allah'ımız bizden nasıl inanmamızı istemişse o şekilde inanmaktır. Bi'iznnihi emri ilahi ile ve daayen illallahui ileel ikrari bir rububiyyetihi Allah'ımızın Rab oluşunu. Yani biz, onun dışında bir hareket mümkün değil yapmamız. Bazı elektronik aletlerimiz de oluyor. Evde dolu. Artık bu elektronik olmaya başladı. Bir arıza açsa buzdolabımız hemen servisine müracaat ederiz. Bu basit bir misal. Neden? Çünkü ondan en iyi anlayan O'dur. Es'amü'l-Ela ya'lemümen halak Yaratan yarattığını bilmez mi? Bizim her türlü o buzdolabı dedik biz, onun da yapılması Rabbi Zülcelal'imizin verdiği akilla yapıyor. O idrakle yapıyor, o beceriyle yapıyor.
Her şeyde müracaat edeceğimiz şüphesiz Cenab-ı Hak'tır. Her şeyimizde O'na muhtacız. Çünkü okuduğumuz İhlas Suresi'nde Samed sıfatı, o hiçbir şeye muhtaç değil, biz ama O'na her şeyde muhtacız. Onun vahdaniyeti hususunda, Onun sıfatlarında her hususta O'na uymaktır. Rabbimiz bize yalnız şunu bilelim izahını genişçe yapamıyoruz. Kısaca, anlayabileceğimiz şekilde, şüphe yok ki size Allah'tan bir ışık apaçık bir kitap geldi. Allah Celle Celalühu kendisinin izniyle rızasını arayanları, o kitapla kurtuluş yollarına erdirir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları dosdoğru bir yola iletir. Hep bunları okuduğumuzda diyoruz ki Ashab-ı Güzin efendilerimizden zaten Cenabı Hak razı olmuştur. Ne derler? Allahu alemu bir rasuli ve rasuli. En iyi bilen Allahu alemü ve rasuli, Allah ve rasulidür, bunu en iyi bilen demişlerdir.
Gadce ekun ya ehlül kitap ey kitap ehli minallahi nurun ve kitabu mubin. Allah'tan size bir nur, bir kitap geldi. Fen nur huvel kitabu mubin, her şeyi açıklayan kitabı mecit'dir. Nur nedir? Muhammed Aleyhissalatü vesselam. Vel kitabü'l-mübin el-gurem. O apaçık kitap Kuran-ı Azimüşşan'dır. Gerçekten apaçık bir kitap üzerinde duramayız. Bu tırnağın kesiminden tutalım, idari noktaya kadar her konuyu ele almaktadır, böyle bir Kitabı Kerim. Ve karanlıkları delen nurun doğmasına sebep olan Kitabı Mecit'dir. Onunla Cenab-ı Hak Allah Celle Celalühu kendisinin izniyle rızasını arayanları o kitapla kurtuluş yollarına eritirir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır, onları dosdoğru bir yola iletir, buyruluyor. Neden kurtarır derseniz, artık şirkin ve dalalet yolunu şaşırmış kimselerimize, şirke düşenlere, şüphe ve endişe içerisinde olanlara bir nurdur. Yehdi bihillahhu menitteba rıdvane.
Artık rızayı ilahi arayanları o kitapla kurtuluş yollarına erdirir. Eymenitteba, kim ona tabi olursa, iman ederse ve onların göstermiş olduğu yoldan yürüyerek sünnet-i Muhammediyeye tabi olursa başta Kitabı Kerim ve Kitabı Kerim'de de Allah'ın Resulü'ne itaat beyan buyrulur. Men yuta er rasule fegat etaallah ve diğer alicelliler ve selamet yollarına eriştirir. O selamet yolları azaptan kurtarır ve el-Mussiletü ile Rabbi Zülcelal'imize kavuşmaya vasıta olur. Me yukruchun minezzulumat ile nur min zululumat ile nur, min zululumatil küfri ile nur il-İslam küfür karanlıklarından İslam'ın nuruna eriştirir. Allah'ımızın dilemesi ve Onun yardımıyladır. Ve yehdihim ila sıratün müstakim ey tarikun tusiluhum ile ayvaca fihha o öyle bir yol ki onda bir şaşırma yok, onda bir yanlışlık yok. Ben Allah'tanım. Ne demek Allah'tanım? Allah'ın nurundandır ve müminler de benim nurumdan Allahu alem ve rasul.
Cenab-ı Hakk'ın ilk yarattığı benim nurumdur buyuruyor.