Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin birçok fazileti ve mucizesi vardır. Bunların belki bir kısmını biliyoruz. Belki de hiç duymamışızdır. Burada birkaçını ruhaniyetinin teşribi, ruhumuzun arınması, nefsimizin ıslahın, ahlakımızın güzelleşmesi için arz ediyor. Mahluklar içinde ilk olarak Muhammed Aleyhisselam'ın ruhu yaratılmıştır. Allahü Teala onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi harf göklere yazmıştır. Hindistan'da yetişen didin yapraklarında yazılıdır. Muhammed aleyhisselamı aleyhisselamı adını söylemekten başka vazifesi olmayan melekler var diyorsun. Meleklerin Adem aleyhisselamı secde etmelerinin emrolunması, alnında Muhammed aleyhisselam'ın nuru bulunduğu içindi. Tevrat'da, İncil'de, Zebur'da Muhammed aleyhisselam, dört halifesi, ashabı ve hizmetinden bazı kişileri, özel sıfatlarla bildirmiş ve net bulunmuşlardır.
Allahu Teala kendisini Mahluk isminden Muhammed kelimesini çıkararak haddine isim koymuştur. Allahu Teala kendi isimlerinden Ravu ve Rahim isimlerini Muhammed aleyhisselama vermiştir. Dünyaya gelince, bu şeytanlar görecek namaz ve meleklerden haber alamaz oldular. Dünyaya geldiği zaman yeryüzündeki bütün putlar, tapınıla heykeller, yüzüstü devrirler ve şöyle seslendiler. Muhammed Mustafa doğdu. Çadın iken, açıklarda gezerken, başının üzerinde bir kulusun, o net bir gelip yapardı. Bu durum peygamberliği verilene kadar devam etti. Üç yaşında iken, kırk yaşında iken ve elli iki yaşında Miraca götürülürken, melekler tarafından sinsi yarıldı, cennetten getirilen kalp içinde, kalp bir cennet süluk ile ithamdı. Resulullah'a birkaç koruma ederdim, bunlara bereket verilmesi için dua etmesini söyledim. Bereketli hurmalar için dua duydum.
Hurmaların bulunduğu çantayı gece gündüz yanından ayırmayıp, Osman Radıyallahu anh zamanına kadar tepyedi yanındakilere de yedirdim. Ve Uhud donluğa sadakat edip Osman Radıyabu'nın şeyi durduğu gün, zaman çantan zayi olduğu. Elini içine koyduğu kapta sular koşarken, bazı savaşlarda sahabeleri ve hayvanları susuzluktan Allah'ın izni ile kurtarırdı. Bir defasında Tebük seferinde su dolu bir kaba mübarek elini koyarak, yetmiş bin Müslümanın ve hayvanların su ihtiyacını karşıladı. Haydar sonrasında önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında koyundan Ya Resulallah ben yiyeme, ben zehirliyim sesi işitildim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün elinde put bulunan kimseye, put bana konuşursan iman eder misin dedi. Adam, ben buna elli senedir ibadet ediyorum, bana hiçbir şey söylemedim, sana nasıl söyler? Dedi Muhammed aleyhisselam.
Ey kurt ben kimim deyince, sen Allah'ın Peygamberisin sesi buyurdu. Resulullah insanlarda bulunacak bütün iyi huyların şefkat, merhamet, cömertlik, hayat, tevazu, sadakat hepsi ona ihsan olundu. Şefpati çoktur. Hayvanlara su verip, su kabını eliyle tutarak doymalarını beklerdi. İndi atın yüzünü ve gözünü silerdi. Kendisi kimse de üstün tutmaz, pet çağırana efendim diyerek cevap verirdi. Yolda karşılaştığı Müslümanlara önce kendi selam verirdi. Hayası çoktu, konuştuğu zaman kimsenin yüzüne bakamazdı. Misafirlerine hizmet eden bir kavmin efendisi kavmine hizmet eden bir buyruldu. Katkı ile gördüğü hiç görülmedi, sessizce tebessüm ederdi. Çok cömertli, yüzlerce deve ve polunlar bağışlar, kendisine haz bir şey bıraktırdı. Nice katı kalpliler bu ihsanını görüp imatı gelmişler. Kendisinden bir şey istendiğinde yok diye değiştirmemiştir. İstenilen şey varsa verir, yoksa şükür buyururdu.
Bir gün kendisinden mucize isteyene karşı, uzaktaki ağaç çağırttı. Ağaç küplerini sürerek gelip selam verdi. Sonra tekrar yerine gidip dikildi. Ölümden gördüğü gibi arkasından da görürdü. Aydınlıkta gördüğü gibi karanlıkta da görüldü. Efendimizin kalbine vahyi yoluyla görüldü, kalbine geleni. Özleri uyurken mübarek kalbe uyanık olurdu. Diye Peygamberlerimiz de böyleydi. Ömrümde hiç kesemedim diye Peygamberlerimiz de annem. Kedi gül gibi güzel kokardı. Orada golluğu olduğu halde uzun kimselerin yanındayken onlardan yüksek görünürdü. Güneş ve ay ışığında görürken gölgesi yere düşmezdi. Kendisine sivrisinek bebek gibi canlılar konmazdı. Taş üstüne basınca başka mübarek ayağının izi kalırdı. Eğer dışa basırsa, izi kalır, kum üzerinde yürürken, hiç, hiç yapmazdı.
Büyük bir mucizesinde, mucizesi Miraç'ta görülmesidir ve Miraç'a giderken Burak adındaki cennet atıyla Mekke'den Kudsi Şerife götürüldü. Orada göklere ve arşa sevkildi. Kendisine cennet ve cehennem gösterildi. Peygamberleri ziyaret edildi. Cenabı Hakk'ı bizzat gözleriyle gördü, beş vakit namaz, Miraç'ta farz kılındı. Peygamberimize bir defa salat ve selam okumaları ümmetine farz oldum. Melekler de ona salat ve selam etmekteler. İnsanlar ve melekler içinde en çok ilim ona verildi. Aklı bütün insanların, aklı bütün insanların aklında çoktu. Kelime-i şehadetinde, ezanda, ikramette, namazdaki teşehhüdde, birçok duada bazı ibadetler ve Rabbelerine, kabirde, mahşerde, cennette, mahrukun lisanında Allahu Teala bunun ismini kendi isminin yanına koymuştur. Üstünlüklerin en üstünü Habibullah olmasıdır. Allahu Teala'nın en çok sevdiği dostudur. Onu herkesten her melekten daha çok sevmiştir.
İbrahim'e hadim samimi bir dost yaptın. Eğer onu dost edindim ise seni kendine hadim, sevgili yaptın buyurmuştur. Muhammed aleyhisselam masum idi. Veya bilmeyerekdir, cesünden evvel ve sonra da günah işlememiştir. Çirkin hiçbir hareket görülmemiştir. Hadis kutsi de sen olmasaydın hiçbir şey yaratmazdın görüyordu. Rütbe-i saltanatı istememiş, Peygamberliği hakirliği dilemiştir. Bir sabah Cebrail Aleyhisselam ile konuşurken, bu gece evimizde yiyecek lokmamız yoktu buyurdu. O anda İsrafil Aleyhisselam gelip, Allahü Teala söylediğini işini ve beni gönderdi. İstersen her elimi sürdüğüm taş halkın olsun, gümüş olsun, zümrüt olsun, istersen melek olarak divanlik yap dedin. Resulullah üç defa olarak peygamberlik yapmak istiyorum dedin. Başka Peygamberler belli bir zamanda belli bir memlekette peygamberlik yaptı. Efendimiz ise yeryüzündeki en kısa Peygamber olarak gönderilmiştir.
Allahu Teala Efendimizin razı olmasını istemiştir. Allahu Teala o razı oluncaya kadar istediğini verecektir. Bu husus Duha Suresi'nde bildirilmiştir. Resulullah bu vahiy indiğinde Cebrail'e bakarak ümmetinden birinin cehennemde kalmasına razı olmam buyurdu. Gece, gündüz ve yalnız iken, evde iken, hakde iken, hülemken ağlarken mübarek kalbi hep Allahu Teala ile ilgili değil. Onu sevmek herkese farktır. Ehli Beyt'i sevme herkese vakittir. Ashabını hepsini sevmek vakittir. Aklı yerde şefaat edecektir, ey Beyt'i sevmek vakittir, farklı yerde şefaat edecektir, birincisi Maman-ı Mahmut denilen şefaatiyle bütün insanları bahçede beklemek pazarında kurtaracaktır. İkinci şefaat ile de tüm kimseyi hesabısız cennete sokacaktır. Üçüncüsü, hasat çekmesi lazım olan ümmileri hasattan kurtaracaktır. Dördüncüsü, günahı olan ümitleri cehennemden çıkaracaktır.
Eşitlisi, sevabı, günahı misali olur, Allah denilen, yerde bekleyenlerin cennete girmelerine şefaat edecektir. Allah'ın sıhhat cennette olanların bu derecelerinin önemsenmesine şefaat edecektir. Şefaat ile azaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin, her birinin şefaatleriyle de yetmiş her bin kişi, İshaksız cennete gireceklerlerdir. Resul-ü Peygamber Efendimiz cennette bulunduğu makam adı, vesiledir. Burası cennetin, cennetin en yüksek derecesidir. Cennette bulunan herkese ile dalga yetişecek olan, Siret zulmünde halanın, ağlayan kötü uğradığı, cennettekilere her nimet bu dallardan gelecektir. Efendimizin ümmetinin sayısı diğer ümmetleri, toplamından daha çokdur. Cennete girecek ümmetlerin üçte ikisini Efendimizin olacağı hadisiyetlerde bir dirilmektir. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Onu da bizim bahsetmemiz mümkün değildir. Aşıklarının birkaç sözünü nakletmek istiyorum.
Basmasan-ı var ya, alemin, ruhi zemine hak etmezdi kimseyi, hamam ile teyemmüm. Hünmü denemez kimse eksik kalır ne denilirse, sahipti. Redid bin Mualmez radiyallahu anh onu döndüğümüz anda güneşin üzerinize doğduğunu zanneder ki, Abdullah bin Abbas radıyallahu anh'la konuştuğu zaman dişlerinin arasında dışlıklar süzülürdü. Cabir bin Semure radıyallahu anh mehtaplı bir gecede onun yüzünden daha ayrımcılık bir hür görüleni. Abdullah bin Revaha Efendimizin şairlerinden radıyallahu anh, hiçbir mucizesi bulunmasaydı bile, bir cumhurun masum yüzü haberi. Mısır'daki kadınların ellerini kestikleri için acı bir tebessümle karşılar ve şöyle buyurur hemen Aişe-i Sıddık'a bağlı vermesin. O kadınlar benim sevgilimi ölseler mi bıçaklarım kalplerine saplarlardı. Adem bir kitapsa, mürettebi Muhammedi nurdur. Kainat büyük bir arz kabul edilecek olursa, Muhammedi Nur hem çekirdeği hem de onun meyvesidir.
Adem bir hayat sahibi kabul edilecek olursa, Muhammedi nur onun ruhudur. Kainatı insan Nur-u Muhammedi ile onun aklıdır. Bazen bir bahçen ise Nur-u Muhammedi o bahçenin handehiliği hürürüdür. Kainat, bir saray, Muhammedi Nur, ezel ve bebek saltanatının isim ve sıfatlarının tecellileri ile teshir edilmiş, o sarayın nazırı, teşkilatçısı, muallimi ve müberliğidir. Muhammed-i ruh onun şahsı, en büyük mucizesi, kitap ve sünnetidir. Muhammedeli nur, bir sanduba onun şifresi Esma-i Hüsna'da gizlidir. Cenab-ı Hak şefaatlerine mazhar kılsın. Amin.