Habibinin burada Edebi Muhammedisinden haber veriyor. Resulullah bir beşerdir, ne melektir, ne de cindir. Fakat beşer oluşu da müstesnadır. O sizin sıkıntı çekmenize hiç razı olmaz. Çok rauf ve top rahim çok acizdir. Harifenin en gezer Şefaat-i Muhammediyelerine bizi mazhar kılsın. Evliyaullah'ın edebi deyince üstadımızın üstadı Huzami Ramazanoğlu Kadı Sırri Hazretleri, Erenköy'de bir sohbet buyurdular. Sure-i Yusuf'u başından aldılar hemen hemen sonuna kadar bu iki saattir geçer. O mübarek yaşına rağmen, Dedebi Muhammediyesi, Dedebi İlahiyesi devam ettiler. Üstad Zadeimiz yanı başında oturuyorlar. Bunun arkasında oturanları, önünde oturanları tarif edemez. Hiç şüphesiz bunlar bütün heybeti ile gelirler bir yere. Mesela Reis-i Cumhur bir yere gidiyor. Başbakanını alır, bakanlarını alır, milletvekillerini alır. Yerine göre gözde olan, seçkin kimseleri de yan alır gibi.
Evliyaullah, hele Sahn Menderes hazretleri gibi kimse put bulmaktan bütün vavsiyet makamına gelmiş. Olmuş. Üçler, beşler, yediler, kırklar üç yüze binler, on binlerle gelir bunlar. Ondan dolayı o meclisin tadına doyulmaz. Dersiniz ki üstadımıza dendiği gibi, efendim konuşmasan bile şöyle otur. Senin nur cemaline bir bakalım yeter. Bizim aradığımız bu derler. Çok. Okuyoruz da dinliyoruz da ama sizin gibi güzel bir simayı göremiyoruz. Sohbetlerinin hakeminde mübarek seslerinde bir yorgunluk oldu. Kitabı başkası attı. Gözlerini kitaba gittiler. Sonunda yine seslerim bozulmaya doğru gitti. Kitabı ellerine aldıklarında. Bir cümle yapayım buyurdu. Mübarekle üzerini yumdu. Sebebini, dusun şöyle anlattı. Dediler ki Efendimiz cemaate bakarlardı ama edebi Muhammediyesi bakmaya bile müsaade etmedi. Gözlerini yumarak mevzuya devam etti ve dikkat edin.
Onun Ravza-i Fatih Nebi'deki bir halimi, edebini müşahede ettim. Dokuz yüz yetmiş üçtü. Ravza-i Fatih Nebi'nin etrafında bulunan Efendimizin harp-ı saadetinde hizmet eden on altı, on yedi yaşındaki çocukların da ellerini öperek ayrıldı. Kendi yaşları doksana yakındı belki. İki yerde mübarek güveç-i saadetleri değişirmiş. Birisi üstazı anlatılırsa, Esad-ı Vel'liliği dendi mi rengi atarmış. Ona olan aşk ve muhabbetinde. İkincisi de Ravzai parti Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'nden. Orada hiçbir kimseye daha el vermemiş. Mübarek ellerini öpülürdü. Efendimize muhalafet onur düşüncesi yok da, ona olan saygısından elini dökmeye müsaade etmezmiş. Burada Rasulullah var, onun toprağında ben varlık mı göstereceğim derecesinde. Halbuki onda öyle bir hal olmaz. Onun ebedi anlatmakla gitmez. Daha mübarek ayağını son hastalığı müstesna uzatmamış.
Ravza-i Fatih-i Nebi'ye geldiğinde cenazeleri, mübarek ayakları toplu vaziyette. İçeri girdiğinde mübarek ayak kendiliğinden uzanıvermiş. İftihar ederken, mübarek ellerini iç elbiselerine doğru götürüyor ve iç giysini yukarıya doğru kaldırıyormuş. Sekaret hali insanın kendisinden geçtiği andır. Gömleğini içeri girdiriyor. Aman ha bir açılma hali olur diye yukarıya doğru kaldırıyormuş. İç giysini aman ha açılmasın diye. Bu ne eder? Bu Allah'ın edebi başka ne olur? Müstesna bir Allah'ın dostu. Biz daha Üstad-ı Ali'mizin mübarek burunlarını aile içinde sevdiğini görmemiş. Nasıl duygulanmaz? Hiçbir kimseyi kötü isimle anmamıştır. Mahallemizde ismini münasip şekilde anmadıkları kimseye Ahmet Amca diyor. Bir gün uygunsuz kelimeler kullanılınca demiş ki Hasan Efendi bile bana Ahmet Amca diyor, gelin kötü söz söylemeyin. Peygamberimizin edebine gelince sadece bir anımsatmış oluyorum.
Bir temas edip geçiyorum. Mübarek gönüllerinizi mesrur edebilmek için. Çünkü siz razı olursanız Allah'tan bizden razı olur. Eyyub aleyhisselam derde müptela oldu. Bakın Allah'ım diyor. Bana merhamet ettim diyor. Diyor. Dikkat edilirse bu edebe uygun düşmez diye. Yani bana hacıtim diyor. Zaten zevce-i muhteremeleri diyor ki Eyyü yok. Sen Allah'ın bir nebesisin. Dua etsin, duan kabul olur. Gel dua et. Bakın yaptığı dua şu. En nimet seniyet doğru. Bana bir sıkıntı, arz oldu. Bak bana merhamet et demiyor. Ve Sen merhamet bilenlerin en merhametlisisin diyor. Bana merhamet et kelimesini kullan. Yusuf ' ın çekmediği ceza kalmadı. Biliyorsunuz en merhametlisi kuyuyaın gördü. Bunlar huzuruna geldiğinde söylediği söze bakın. Essahil'de. Dedi ki Bugün size hatalarınızı söyleyecek değil, size bir kınama yok. Bugün sizin için bir kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O merhametlilerin en merhametlisi.
Musa çok genç. Bir gencin halini düşünün. O fıtri olan yaratılışta mevcut, şehevi arzusunun en doruk doktora olduğu bir zaman. Şimdi, Eyyub aleyhisselam kıssalara geliyor. Bir Peygamber kızının edebine de bakın. Kuran-ı Kerim'de görürsünüz. Buyuruluyor ki Rabbimiz utanarak geldi diyor. O kız çocuğu gelirken utanarak geldi diyor. Bir gencin karşısına babası gönderiyor. İşte ücretini vermemiz için çağır diyor. Musa Peygamberimizi bu da gelmiş. Şuayb aleyhisselama doğru girerken kız çocuğunun eteğinde rüzgarın esiri ile açılma gibi bir hal oluyor. O zaman diyor ki kardeşim sen arkadan gel. Bana önden tarif et. Arkadan tarif et. Sağa dil, sola dil. Çünkü eteği açılınca az bir görünür gibi oldu vücudundan bir parça. Bakın Peygamber edebine buna bile razı olmadı. Yusuf Aleyhisselam'ı dedik. Zeliha'nın kendisine bulan hükmünde. Zaten Yusuf Aleyhisselam deyince, mücehlerin güzel.
Devamlı yüzüne perde tanınan bir Peygamberimiz yüzü açıldığını ve görenin bir hafta yemeğe arzusu kalmıyor. Böyle güzel. Efendimiz buyuruyor ki Hz. Yusuf'un güzelliği anlatılıyor ama ben onunla güzelim buyuruyor. Amin ya Resulullah. Çünkü Yusuf ' ın güzelliği Peygamberimizden geliyor. Aişe annemiz bir Ayet-i Celileye Termi Han diyor ki: İşte Yusuf Peygamberimizi görünce kadınlar meyveyi kesecekler, ellerini kesmeye başladılar. Güzelliğinden şaşak aldılar. O şaşkınlıkta ellerini kesiyorlar. Diyorlar ki bu bir melek-i kerim olsa olsa bir melektir. Başka ne olacak diyorlar. Olsa olsa, Kerim bir melektir de görünce. Aişe Annemiz diyor ki Yusuf aleyhisselamı görünce elini kesen kadınlar, benim bilberi, hepimizin bitberi, hepimizin sevgilisi, Muhammed'i övselerdi, ellerinin yerine, kalplerini keserlerdi. Yusuf Peygamberimiz biliyorsunuz çok güzel. Züleyha da güzel. Efsane.
Evinde bulunduğu kadın onun nefsinden murat almak istedi. Kapılarını da kapattı. Ya Yusuf gel dedi. Bakın Yusuf Peygamber'imizin nedenine. Ben Allah'tan korkarım. Nasıl yaklaşın? İnşallah kardeşlerimiz, yavrularımız, internet kafelerde, internetlerde isyanlardan da bu şekilde katsınlar. Hepimiz kötülüklerden kaçalım. Artık riayet etmezsek, gün gelir kıyametin ne zaman kopacağı belirsiz, uzun zaman da olsa, hangi vakit de olsa ölüm bizim için bir kıyamettir. Acaba nasıl huzura varacağız? Bunu derin derin düşünmeliyiz. Efendimiz'in Edebi Ruhanmeti yerine gelince Allah'ım zaten o müddet ekle tavsiye kılıyor. Risale-i Nur. Ve şüphesiz Habibim. Allah bile duymamış ki ben nasıl duyacağım Muhammed'e? Allah bile Habibinin nuruna doymamışım. Gel Habibim ben sana aşık olmuşum. Süleyman Çelebi Mevlidinde diyor ki Gel hatırım ben sana aşık olursam.
Sizin aşkınızdan zerre herhalde isabet ediyor ondan oluyor. Yoksa böyle bir sevgiliyi de bize Peygamber olarak kutlemiş. Diyoruz. İsa Peygamberimiz ona aşık. Bütün Peygamberler ona aşık. Musa rivayetler bulmak ile birlikte Habibullah'ı istiyor. Allah'ımız buyuruyor ki: Ya Musa sen bir ders, usula gelir. Bütün Peygamberlerin hasretini çektiği, siz Miratas sesini Sahih-i Buhari'den okuyun. Orada göreceksiniz. Efendimiz sema katlarını geçerken Peygamberle Adem Peygamberimizden tutun, Peygamberlerin hemen hemen cümlesi Efendimiz'i görünmek için hazırlanıyor. Bakın şu güzelliğe ki Musa Peygamber huzuruna geliyor. Cenab-ı Hak Sen Tuva Vadisi'ndesin, mukaddes bir yerdesin. Ya Musa ayakkabılarını çıkar. Habibullah'a ne buyuruyor? Edebi Muhammedisinden Nahini şerifini çıkartmak isteyince Muhammed'in, Habibim, sev gelir, sen Naim-i Şerifini çıkarma.
Senin ayakkabin tozları ile Semavat şereflenmek istemiyorum. Ya Rasulallah ne olur şu kötülük ve isyandan kurtulmamız için, isim şu bölümlerimize muhabbetlerini mühür gibi varsın. Ayaklarını tüm vücudumuza atmaz. İnsan olan bütün Peygamberler onu kucaklıyor. Hatta melaike-i kiram buluyor. Şimdi biliyorsunuz Kutsi şerife geliyor. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz. Kutsi şerife geldiğinde, bütün evliya-i izamda Kudüs şerife gidiyor. Muhammed Mustafa geldi diye bütün peygamberler yeryüzüne gidiyor. Efendimiz imam olup bunlara namaz kıldırıyor. Ne kadar hamd etsek az. Öyle bir şefkat, öyle bir edep, öyle bir ahlak var ki Allah'ımız ona sırat-ı hiç buyuruyor. Ümmetim geçmeyince geçmez. Habibim. Cennete gir, ümmetim girmeyince girmem. Böyle bir Peygamber bize nasip olmuş. Elhamdülillah, elhamdülillah, elhamdülillah ne şeref, ne fazilet.
Musa Peygamber bile Cenab-ı Hakk'ın cemalini görmek için, Tur Dağı'nda, görmek istediğinde ben keran göremezsin denince, Muhammed ümmetini arzulamasının tek sebebi burada şudur. Ya Muhammed, ya Musa sen göremeyeceksin ama iftar sofrasında Muhammed ümmeti beni direğeceğim. Allah'ım Resul şükürler olsun. Sonsuz hamd olsun. E sahibinde ve şüphesiz sev Habibim. Al deyip en yüce ahlak üzeresin. Ahlakını tasvip buyururken, anlatırken af kulunu tutar. Iyilikle emreder. Cahillerden de uzak dur diye buyuruluyor. Ahlak-ı Muhammediyesinin hepsinin içerisinde bulunduğu Hadis-i Şerif de nihayet bildirdilerin kardeşimizin okuyacağı Kuran. Seninle alakasını kesenle alaka kur. Ve altı-men Haram. Seni mahrum edenleredir. Kötülük edenlere iyilik et. Şimdi biz Yusuf Peygamberimizden anlattık ya kardeşlerine söylediği söz. Ben diyor sizin yüzünüzden ne getirmeyeceğim yaptıklarınızı diyor.
Efendimiz methetirildi. Kabe'nin kapısına durdu. Onu memleketinden çıkardılar. Yani bu küçük bir iş değil. Anasının, babasının, amcasının, dayısının, akrabasının, teyzesinin, halasının bulunduğu bir yer. İnsanın alıştığı bir mekan. Orada doğdu, burada büyüdü. Efendimiz ısındığı bir yer. Rahat ettiği bir yer. Allah'ımızın birçok nimetlerinin bulunduğu mekan ve çıkarken de öyle buyurdu. Ben çıkmak istemezdim ama düşmanlar çıkarıyor dedi Efendimiz. Sa'yl-Arslansan çıkıp gittiler. O çıkaranlar en az hakaret edenler onlar. Daha neler neler Efendimizin söylediği söz kardeşim Yusuf'un dediğini diyorum. Sizin yüzünüze bile bana şöyle ettiniz, böyle ettiniz demiyorum. Allah'ımız edebi Muhammediye ile hepimizi edeplendiniz. Efendimize, Efendimiz'i ruhaniyetini gönülden isteyeceğiz. O böyle bir cemaate gelir. Sizin gibi gönlü aşık, kalbi yanan, özür, mübarek ismini duyunca ağlayanlara gelir.
Hiç bizim için gelmese bile burada sevgili evladı üstadımız var. İnşallah onun hürmetine gelir.