Bozaluzi, o kokuyu severdi. Feriha rayiadan hoşlanmazdı. Kötü kokudan hoşlanmazdı. Kıltıralım temizlerken, şok. Fakirlere, muhteşterle oturur, fakirlerle, muhteşterle oturur ehli fazilete layık oldukları iltifatı da gösterirdi. Fazilet ehline layık olduğu iltifatı da gösterirdi. Son kainat SASMSSMSMSMSM. Farz ettirdiniz, dedi, o hanımla bunu. Onun için insan bizimle yemek yemeye utanırdı, onun en büyük iltifatı kendine mahsus ve onu verip göndermez ama atmış tırnak adama sokulmaysan hata götür ben yemem diye, halimize gelir, onu da buraya davet etmemiz lazım. Herkese Hakk'ı olan şeyi Peygamberin ölçüsüyle vermiş, Öyle ya, sen İstanbul'a mı aldın üst üste ihya ettin, habire şey ettiler. Utanime yatamam, çekme ve minderin üstüne yatayım diyor. Akrabasını bir yere dilerdi. Yani, İhvan derler ile bilmem, bilmem olmaz öyle şey.
Akraba Yakın hak tabağımıza iyilikle Allah en geliyor Kuran'ın içinde onun gönlünü alacak kadar mı alacaksın, oturacaksın, nasıl sonu, ihtiyacımız ne var mı, ihtiyacın olursa, para ne veriyorsun, gönlü görinecek, kamp geleceksin. Gönlünü alacak kadar konuşma mecburiyetinde. Yok seni muhtarı beni akraban kabul etmiyorum de. Böyle olmaz. Allah akraba etmiş. Arkadaşlarımda böyle dar kalpli insanlar var. Sen akraba ne demez, çıkmaz, geçer gider. Ama Allah hain olmak, akrabasını ziyaret eder, o züğürtiyyenin macerasını kabul ederdi Peygamberimiz. O züğürtiyyenin macerasını kabul eder, hak ve doğru olarak latife ederdi. Ve doğru olarak latife ederdi. Latife. Peygamberimizin latifesi ayetler gelirse de çok şiddetli geliyor bazı acaba ayet? Güldün mü derincesine geliyoruz sahabelerine.
Bir latife buyurun, bir latife söyleyelim diye, bir latife söyledi, o iyilik insanın üzerinden tesirini kaçırılmış da onun için yaptırılmış latifeyi, sünnettir. Latife, latif olmak. Ne bilelim Ya Resulullah falan böyle demiş, Hz. O Talha. Bir şey biliyorum ya, utanıyorum Ya Resulullah, buyur ol demiş. Sen Allah'ın sahabelerin bel fıtığı geçti demiş. Biz küfrü halindeydik ya Resulullah. Sütten, yoğurttan put yapardık. Tüyle olurdu, onu dururduk demiş. Ona göz yapardık, onun incilerle dizer, onu tapardık demiş. Toplu olurdu bazı sene varır, huyluğunu fonla ayırdık, yerdik kendi futunu. Bir daha da güllerim diye iki üç tane harcadık. Hem yiyin yurdu hem niye tapıyoruz bir de yol işte bu kadar cahilsizlik yaratıyorlar ki. Hakkı bulduk elhamdülillah. Böyle olacak latife demiş. Böyle latife çok tatlı olur yani. Doğru olarak latife'den bir gün bir kadın geldi ihtiyar.
Ana gelmişsiniz ziyaret nereye diyor ki, karla cennete girmeyecek diyor. Peygamber doğru. Hüngür hüngür ağalar be Kara. Cennete girmeyeceksan birden alacağım yarasın, kıyamam, fıkır fıkır gülüyor. Aişe annemiz diyor ki: Allah'ın salahın yarasın, hal söyle, halam aşırul, bunda bir hikmet var, dedi. Anam kara olaraktan girmeyeceksanız da kız olarak gireceksiniz, yani yaşınızı gencecik, on altı yaşına geleceksiniz. Ne biçim bu karılık, altı ay nefis kalmayacak, kırışık kırışık, ya becer olacaksınız diyor. Öyle mi ya nasıl olsa, ama bilemedim, dedi. Hak olan, doğru olan latifeyi buyururlardı. Güler fakat kahkaha etmezdi, gülerdi. Çarklara ne, harbe yaradığı için hınçırlar filan Bunları, neştersa bakardı. Yani ya, bence de men etmezdi. Köle ve cariyesi üzerine büyüklenmezdi.