Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemin doğum ay olması münasebetiyle deryada bir katre denizden, deryadan birkaç katre güneşten bir zerre mesafesinde bahsetmek istiyorum. Ondan biz söz açacak deyiniz, açılan sözlerden nakledeceğiz, o kadar. Mesela bir çocuk dünyaya geldiği zaman sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet getiriliyor, o zaman da doğuyor. Çünkü eş diyoruz, doğuyor. Diyelim, o çocuk büyüdü, gelişti, yaşlandı ve irtihal etti. Kişi öldüğünde de Efendimiz doğuyor diyoruz, salli barip dokuyoruz Efendimize salatü selam getiriyoruz sallallahu teala aleyhi ve sellem ve ala milleti İbrahim diyoruz. Efendimizin senaları ile onun mübarek isimlerini yad ile defnediyoruz, Fatiha'lar okuyoruz, Yasinler okuyoruz, salatü selamlar getiriyoruz yine öğüne. Mesela sabah kalkıyoruz güneş doğuyor, Ay doğuyor, yıldızlar doğuyor, o zaman da doğuyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Denizler dalgalanıyor, topraklar neşr-ü nema buluyor, yani hayat buluyor. Ağaçlar meyveye duruyor. Hayvanlar yavrularını meydana getiriyor. Bir koyunun sütü sağılıyor vesair ne varsa kainatta olan bütün vukuat levlake levlak lema halattü leflak. Sen olmasaydın, sen olmasaydın alemleri halk etmezdin. Güneşin yaratılış sebebi Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ay da öyle, yıldız da öyle, semavat da öyle, arz da öyle, semavat ile arz arasında meydana gelen bütün hadiselerde efendimizin yüzü suyu hürmetine yiyip içiyoruz, Çünkü Uhud muharebesinde mübarek ve içi saadetleri yaralandığında kan yere damlayacağı zaman, edrik, abdi kulun Muhammed'e yetiş ya Cebrail, eğer onun kanı yere düşecek olursa hayat namına yeryüzünde bir şey kalmaz. Onun hürmetine, O kan da aşıklarının gönüllerine konmuş. Onlar da onun zevkiyle, muhabbetiyle yanıyorlar.
Hep Muhammedimizin hürmetine sallallahu teala aleyhi ve sellem. İnsanlar eğer birbirlerine şefkat duyuyor, merhamet duyuyor, bir hasta var da onu ziyaret ediyorsa, bir hastayı ziyaret ediyorsa Efendimizin doğumuyla sallallahu aleyhi ve sellem çünkü müminin, mümin üzerinde altı tane hakkı var. O haklardan bir tanesi de hasta olursa kardeşini ziyaret etmek. Yolda karşılaşıyoruz, müminlerle selamlaşıyoruz. Efendimiz yine doğuyor çünkü Onun tavsiyesidir hiç şüphesiz selamlaşmak. Efendimizin doğmadığı bir an yok ki bir cenaze var diyelim. O cenazeye iştirak ediyoruz, Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem doğuyor. Her hadisede yüzü gülsün feleğin, madeni ihsan geliyor. Şu karanlıklara hurşidi dirahşan geliyor. Müjde uşşakaki can verdiği canan geliyor. Ölü dünyaya Muhammed gibi bir can doğuyor.
Efendimiz mesela cahil kimseleri okutmak, talim etmek, insanların tedrisiyle maluma sahibi olması için eğitim yuvalarını kurmak, hizmet etmek bu nedir? Bu yine Efendimizin doğuşudur. Ailede güzel geçim onun doğuşudur. İnsanların birbirlerine şefkatle bakması yine onun doğuşudur. Eğer dünya üzerinde müminlerin kanı akıyor, zulme uğruyor. Onlara hizmet ediliyor, yardımda bulunuyorsa yine onun doğumudur. Aç ve bir ilaç sıkıntı içerisinde şu kış gününde tir tir titreyen zulme uğrayan müminlere bir battaniye olsun verebilmek vesair ihtiyaçlarını kadar temin etmek, onun doğması değil de nedir? Her şeyde doğuyor Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem. Müri gül zarı risalet şebi huban doğuyor. Müjde müjdei rıza, rahmeti rahman doğuyor. Geliyor beklenen ekmeli insan geliyor. Doğuyor beklenen ekmeli insan doğuyor.
Biz de arz ettiğim gibi doğarken sağ kulağımıza ezan, sol kulağımıza kametle doğduk. Hak Teala'nın adıyla senin adını beraber duyduk. Senin gibi yiyip içmekle, yatıp kalkmakla, dişimizi müsvekleyip bedenimizi park etmekle sağlıklı bir hayata kavuştuk. Söze başlarken hitap salatü selamla başlamakla yine o doğuyor. Hamdü sena salatü selam getirmekle yine o doğuyor. İnsanlığa şefkati, merhameti hep biz ondan öğrendik. Hadis I şerifi ile Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem eğer siz yeryüzündekilere merhamet ederseniz Allah'ın melekleri de size rahmet eder, hadisi şerifini biz ondan öğrendik. Fakiri, yoksulu, dolu, yetimi gözetmeyi ondan duyduk. Sadaka belayı def eder, ömrü uzatır hadisini efendimizin mübarek dilinden öğrendik sallallahu teala aleyhi ve sellem.
Bir milyonun üzerinde rivayet olunan Hadis-i Şerifleriyle kendimizi tanımayı, aczimizi bilmeyi, Rabbimizin azametini tanımayı, dünyanın geçiciliğini, ukranın ebediliğini biz hep ondan öğrendik sallallahu aleyhi ve sellem. O olmasa alemde hiçbir şey olmazdı. Onun yüzü suyu hürmetine Cenab-ı Hak ihsanda bulunuyor. Eğer, eğer dilini anlayabilirsek, dilini anlayabilirsek, şu yağan yağmur ve kar damlaları bize der ki benim yeryüzüne hayat vermem için Allah'ın izni ile yağmam, yeryüzüne inmem Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellemin hürmetinedir. Onun hürmetine ben yağıyorum, insanlığa yeryüzüne hayat veriyorum der. Her mahluk onu yad eder, onu zikreder, o öyle bir peygamber sallallahu sallallahu aleyhi ve sellem sanki sahabe gibi sevgisini ifade eder, Arif Nihat Asya.
Adını tanımaya tahammül edemediği için kitaplarında Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellemin geçtiği yerlere mim harfini koyma, aşk ve muhabbetini, ona sevgiyi biz Necip Fazıl'dan öğrendik. O ki onun yüzü suyu hürmetine varız demeyi bize Necip Fazıl rahmetullah aleyh öğretti. Onu sevmenin aşısı damarlarda dolaşınca, necit çöllerinden Medine isimli şiirinde Ya Nebi, şu halime bak, nasıl ki bağı yanar, ün kızınca sahranın, benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın, demiştir. Fuzuli su kasidesinde dostlarım şayet onun elini öpme arzusu ile ölürsem öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onun da sevgiye susunun. Yunus Emre ona aşık olmanın sırrını, onun yolunda gitmekle mümkün olacağını bildirir. Yunusca sevmek onu, sen Hak peygambersin, şeksiz, umansız, sana uymayanlar gider imansız. Halık-ı Lem'ezel bizleri şefaatlerine mazhar kılsın Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellemi.
Öyle bir doğum ki, öyle bir doğum ki Efendimiz doğduğu zaman küfürle kararan, kararan, şirkle kararan bu alem nura fark olmuştur. Arz ettiğim gibi biz onu bu günahkar dillerimizle anlatmaya cesaret edemeyiz. Ancak onu anlatanlardan, onun aşk ve muhabbetini yazıya dökenlerden, ancak yazmış olduğu şiirlerden bahsedebiliriz. Mesela Kab bin Züheyr, şüphe yok ki Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem en keskin bir kılıçtır. Sonsuz bir kurtuluşa, nura ve hidayete alıp, götüren izi odur. Şeyh Galip'in de muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten hasıl. Sen Ahmed-i Mahmud-u Muhammed'sin efendim, Hak'tan bize sultan-ı müeyyyetsin efendim. Her zaman okunur ama, her okunuşta da bir tazelik, Efendimize aşk ve muhabbet zuhur eder. Akif'in on dört asır evvel, yine böyle bir geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.
Alemlere rahmetti evet şerri mübini, şehbalini adlistiyenin yurduna geldi. Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep. Medyonuna cemiyeti, medununa ferdi. Medyonduru masuma bütün bir beşeriyet. Ya rab bizi mahşerde bu ikrar ile haşret. Canım feda olsun senin yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Şefaat eyle eyle bu kemter kuluna, adı güzel, kendi güzel Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Aşık Yunus neyler cihanı sensiz. Sen Hak peygambersin şek, şeksiz, şüphesiz. Sana uymayanlar gider imansız, adı güzel, kendi aitti. Zaten Yunuslar, Yunus olmuşsa hep efendimiz aleyhissalatu vesselamın muhabbetiyle olmuştur. Eğer Mevlana'nın, altı asrı geçmesine rağmen, onun gümüş kapısı eğer kartlılar tarafından da öpülüyorsa Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin aşkındandır, muhabbetindendir. Onu yad edenlerin yağdı ebedi yen devam etmektedir. Hem dünyada hem ahirette.
Ama onun muhalifi ise Kevser suresinde bildirildiği üzere ebterdir. Sadece orada As bin Vail değil ki ebter olan efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme, işte kimle konuşuyorsun deyince ebterle görüştüm. Ebter, erkek evladı olmayan kimseye verilen isim. Bunu duyan Nebi-i Ekrem Efendimiz mahzun olunca Halıku lemyezen esail billah dimna, şüphesiz biz, bütün kudretimizle, sıfatlarımızla, isimlerimizle, fiillerimizle ve azametimizle, a'tayna biz verdikke ki sana verdik Muhammedin SAVSVSVSVSVSVSVSVSV makamı Mahmut vesair nimetlerle sınırlandırılmıyor. Hanikül Lemyezel kevser çoğu verdik. Artık o verdiğini mümkün değildir.
Müminlerin birbirlerine şefkatle bakması, bir mürşid I kamilin, bir evliyaullahın yüzüne bakmakla ereceği nimet, anne ve babanın yüzüne bakmakla erişilecek ecir ve mükafat, beytu muazzamaya bakmaktaki, yüz yirmi rahmet iner, yirmisi de Beytullah'a bakmaktır aşkı, zevki hep kevser olsa gerek. Kalbe inen füyuzatı ilahiye rabıta-i şerifede murakebelerde yedi kat semayı yok bilip arşı azamın altına kalp konulduğu zaman, erilen tecelliler hiç şüphesiz kevserdir. Okurken istiğfar, gözlerden dökülen yaş, tevhidde şuhuda eriş bizzat Allah'ın dışında külli şeyhim halikun illa veche onun zatının dışında her şeyin bitmesi şüphesiz Kevser'dir. Okunan salatü selam, bir salatü selam ile on rahmetin inişi Kevser'dir.
Ölümü düşünüp gönülden dünya muhabbetinin ve Rabbimizin razı olmadığı bütün şirkin hallerin yok olup gitmesi, rabıta-i Şerife ile kalbimizin sulanması, istifadesi Allah Lafzai celali ile gönlümüze ilahi rahmet tohumlarının ekilmesi, hiçbirisi kevserdir. Bir evliyaullahın sohbeti kevserdir. Efendimizin muhabbetine ermek sallallahu aleyhi ve sellem kevserdir. Sinsile de geçen üstazı alilerimizden bir tanesi, bir gün ahirette halim ne olacak diye gözyaşı döker. Bu ızdırap ile yatar. Böyle yatınca kendisine şöyle seslenilir, bizim muhabbetimizi taşıyan kimseye habibim sevgisini gönlünde taşıyan kimseye Cenabı Hak azap etmez diye. Şiratül İslam'da geçer, ulemadan bizzat bize anlatmıştı. Demişti ki benim hiçbir amelim yok ama velilere bir sevgim var, Allah'ın dostlarına bir muhabbetim var. Şirkatül İslam'da gördüm Cenab-ı Hak, kulunun kalbinde, sevdiğinin, de ümidimiz bu.
Bir defasında dair büyük körükçü hocamız Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahu sırra üstazımıza efendim dua et diyemem, çünkü sizin duanız umuma olur. Herkese dua edersiniz. Kafirin hidayetine, müminin kurtuluşuna, ehli halk olanların daha da bir derece kazanmalarına siz dua edersiniz. Himmet et de diyemem. Çünkü size benim bir hizmetim yok. Fakat sizi de seviyorum, sizi sevenleri de başlar. Buyururlar ki benim de bundan başka bir ümidim yok. Eğer habibinin zevkini, sevgisini gönlümüzde taşıyabilirsek, ne ala. Ya Muhammed senin olsun. Canın arzular seni, arayı arayı bulsam izini, izinin tozuna sürsem yüzümü. Hak nasip eylese, görürsem yüzünü, ya Muhammed canım arzular seni. Bir mübarek sefer olsa da gitsem Kabe yollarında kumlara bassam. Mahcemalin bir kez düşte seyretsem ya Muhammed, canım arzular seni.
Yunus meth eyledi seni dillerde, sevilirsin, bütün gönüllerde arayı arayı gurbet illerde ya Muhammed, canın arzular seni. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. Sende insan ve toplum, sende temel ve bina ne getirdin, götürdün, bildirdinse, amenna müjdecim, kurtarıcım, biricik peygamberim, sana uymayan ölçü, hayat olsa teperim. Nice fası üstazımız. Rahmetullahi aleyh. Ödüşerek bütün seher ona sevgi arz ediyor. Cıvıldayıp kımıldayıp Resulullah doğdu diyor. Doğdu diyor bak Muhammed doğdu diyor, Ahmet doğdu, üze IŞİD, üze kuvvet alemlere rahmet doğdu. Buduru bütün zalimlerin düzenini yıkan, bozan, budur veren Kuran ile yeryüzüne çeki düzen Muhammed'dir, Mustafa'dır, Ahmet, Mahmut onun adı, dilimizin ezberi o, ağzımızın odur tadı. Alsın Göksel hocamız rahmetullah idi. Bu benim gönlümün gülüdür ya Rasulallah. Talallah gel ey gör kim yine nur-i Huda geldi.
Cemi enbiya, hatmi Muhammed Mustafa geldi, sevindi cana aşıklar, açıldı bahtı sadıklar, uyandı ruhu müminler, safa geldi, safa geldi. Padişahlarımızdan Sultan ikinci Bayezid Han Muhammed-i Arabi, kim resulu ekmeldir, tekerrubi ile hamu enbiyadan efdaldir. Kılan resullerin kavmin neydi daveti cün, nübüvveti ile bu insü cana mürseldir. Kim anı methedeçün, methidir onun levlak, defatiri du cihan, mithatindir, mücmeldir. Cenabı Hak şefaatlerini mazhar kılsın.