Allah'ın Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem namaza büzüldüler, namazı çıldırdı. Peygamberimiz sahabesine döndü, şöyle bir sükut etti. Bildiler sükut edince Cebrail gelirdi. Cebrail Aleyhisselam geldi. Ve plan adamla ailesinden Allah razı oldu diyor, Maşank'ın yaptığı amelden diyor, amel yapmadım da muhacir kadar gizli sadaka verdiği için, ha ne olur? Gizli sadaka verdiği için Halık-ı Zülcelal hocasından da kendinden de razı olduğunu Cebrail geldi, haber verdi sahabeler gizli sadaka vermeye başlarlar. Onlar aç yatıyordu, Peygamberimizin kızı üç gün taam yemediler, dün uykusun görmediler, hiç yemedik, diymediler, böyle sabunluk hatıma. Yavrularına diyor ki var taşradan bir taş getir, Sarayın niadem üstüne hiç kimse halim bilmesin, sallanmasın bel Fatıma. Peygamberimizin karnından yerin dibine taş çıktı açlıktan.
Aşlığa sabreyle yut karnını banglarıdı taşlar koyup bevrüne dürmüştü İğdemi yerlerdi, büyük bir ritüel bükerler de altına taş kol kollardı, kafirler bilmesinlerdi. Üç gün taam yemediler, dün uykusun görmediler. Hiç yemedik, yemediler. Böyle sabırlı hatıma biz elbiseleri beğenmiyoruz değil mi? Evet bacılarım, beğenmiyoruz. Onların hırkan da vardır kırk yamağı, evimde çok çetin cefa. Sana sorarsam Mustafa, etme şikayet Fatıma. Ya hanıma şikayet etme diyor, sen canların cana mısın, hanımların sultanısın, sen bir Muhammed kızısın, öyle şefaat, Fatıma, onların evsahı böyle söylemekle bitmez, bantlar ne almaz, şuraları bitireyim diye gideceğiz daha inşallah. Kocasından on ikincisi, on üçüncüsü kocasından fazla bağırmamak şimdiki kadınlar mı efendim? Yani kanaatiniz olsun, efendi yanında köle gibi konuşacak. Evet kocam, peki, hata etmişim, seni affet Allah rızası için.
Böyle diyorsan anam Rıza'yı kazanacaksın. On dört. Hocasından namaz sonunda dua eylemek. Namazının sonunda Allah işini rast getirsin. Allah yokluk vermesin. Halanından rızkı bulursun. Kimseye muhtaç olmasın. İmanıyla ölsün. Rızanı bulsun. Cennet-i Ali'ye girsin Ya Rabbi diye kocasına dua edecek her zaman namazın sonunda. Koca da alay edecek. On beş. Kocasına mahsus olarak temizlenip süslenmek, o elbiselerin neyin en iyisini giyip de dışarıya çıkma değil, evde giyecek, o altınları evde gösterecek. O bilezikleri evde gösterecek. Dışarıda böyle döşlerine taktığı kremsinler, koluna taktığı bilezikler, anına taktığı altınlar taştakal olacak da gövdesine basılacak. Onun için kocasına süslenmenin için onlar takılıyor.
Kadınlara altın gümüş ipek helal ama kocasına gösterirse helal yoksa böyle illere göstereyim de bana imrensinler derse katiyen caiz değil de haramdır, huzur-u ilahiyede çok pişman olur. On altıncı. Kocasının malını, ırzını daima muhafaza etmek. Yukarıda hadis-i şerifle bunları konuşmuştuk, geçelim. On yedi. İzinsiz malını sarf eylememek. Ondan izinsiz sadaka, lakve veremezsin. Dışarıdan sahil geliyor, isteyenler geliyor, malından tutup veriyorum helal ediyor musun, yetmiyor musun diye soracaksın. Haram olsun verdiğin dese hiçbir faydasını görmen ve mesul olursun. Allah vicdansız değil olmamalı kocalar. Yani kadın dışarıya gelen fakirlere bir şey verince, ne diyorsun sen yahu? Yarın huzur-u ilahiyede ben mesul olurum, benim malımdan ver diyecek. Yani buraya gelmişken bir hikaye Sahih bir hikaye çekeyim size, Aişe'yi Sıddık'a validemiz de ravisi.
Bir gün huzur-u Rasulullah'a Muhammed aleyhissalatü vesselama bir kadın kız geldi. İki kolları da soğumuş, yani felç olmuş. Ya Resulallah, kollarım dedi kurudu kaldı. Ne oldu kızım dedi. Bir gün bir rüya gördüm. Hayrola dedi. Rüyamda dedi. Babam da öldü, annem de öldü, ikisini de gördüm. Babamı Havz-ı Kevser'in başında gördüm. Havzun başında insana Havz-ı Kevser'den su dağılıyor. Suyu kardan dahi aktır, kokusu miskten at yaptır. Ebait-i kücümden çok dadın dahut ne şeker bal. Ne şekere benzer ne bala benzer yani bardakları yıldızdan daha çok kardan daha beyaz, bisten daha güzel kokuyor. Böyle bir Havuza Kevser'e vardım. Babama dedim ki annem nerede dedim. Annem tahil idi, cimriydi. Kocası derdi yahu, kardeşlerimizi bir de biz toplayalım da şey yemek verelim. Ne edeceğim, ne içeceğim, çocuklarına baş gelebiliyorsun burada, sen bana sıkıntı ediyorsunken dille ile azarlardı.
Sahil geldin ve çehresini düzelt. Anından düşen sine kırk parça yarılacak. Halid Özülcelal Hanım yedirtiğin zaman birine on yedi yüz daha ziyade hem sevap veriyor hem kendi bereketleniyor. Yediğin sadaka da öyle. Vardın diyor anneme diyor, kopuştu mu diyor cehennemde yanıyor zavallı anneciğim. Yani deve boyunları gibi ataş üstüne hücum ediyor, elinde bir gömlek eskisi, bir elinde de gıcır etme ve yağ var, onunla deve gibi, şu binaların büyüklüğü gibi gelen cızdı ve ataçlara onu karşı tutuverdim ve ataç geriye çekiliyordum. Anam, bu ne hal dedim. Yavrum, bilememişsin baban derdi ve ben çehremi azdırır, çemkirirdim, misafir kabul etmezdim, sadaka vermezdim. Ömrümde şu gömlek eskisini bir fakire verdim. Şu ekmeğiyle yağı da bir fakire verdim. Bunu elime Allah verdi.
Zerre kadar hayır yaptınsa da Allah gözünü gösterecek Zerre kadar şer yaptınsa da Allah gözünü gösterecek Şimdi diyor onları bir yerde. Ataş gelirken gömleğen yağı tuttun mu vücuduma gelmiyor ama dışarıdan gelen yangınlar böyle vücudumu kapkara etti kuzum, cehennemin üstündendir kapısı, ataştandır civarının yapısı, seksen yıllık yoldan gelir kokusu, dünya döner bir gün alemtan olur, Münker nekir gelir, çok dil lal olur. Böyle oldum yavrum diyor. Hayım, geleyim da babam nasıl su getir, ciğerlerim yürüyen kızım ah bir su getirsen cennet suyundan ne olur dedim. Kopuştum geldim ya Resulallah diyor. Babama derim ki bir de baba annem cayır cayır yanıyor da şuradan masraf aile bir su verdi ha götüreyim. Yok yavrum. Bursu onlara haram, cehennem ehline haram olur bursu. Götüremezsin kuzum. Geri diri diyor babam diyor, yedi acımalma, hayat arkadaşı, bir yastığa baş koydunuz.
Baba ha vicdansızlık etme. Yavrum merhametım kuruyor cehenneme gidene. Merhametım geçse ağlaya ağlaya ölürüm. Çünkü Allah onu içimizden aldı dövüyor. Ene göreceğim ya? Ben su götürmeyecek miyim? Götüremem. Ben dünyadayken dedim ki gel çaylar kaynatalım, misafirler devam edelim. Allah rızası için yedir dedim, içirelim. Yarın bu malın hesabını biz vereceğiz. Huzur-u ilahiyyeler, iz çöker gibi hesap vereceğiz, çocuklarımız kana kana yiyecekler, onun için bir kısmını böyle hediye edelim, bir kısmını sadaka verelim, camiye yardım edelim, köpeğe yardım edelim, su çeşmesine yardım, et, çehresini düvelde, cagur, fokur, fokur, olmaz, aklını yaksın, çocuklarım ne yiyecek, ben ne yiyeceğim, bu sehavetli desinler diye bu suyun esşek koca böyle yiyor, diye diye şimdi çekecek diyorum o eziyet. Bire baba vicdanın yokmuş dedim diyor. Hemen Maşrafayı doldurdum, götürüyordum, elim kurusun dedi.
Sağ elim kurudu, tuttum sol elimi aldım. Girerken sol elimde kurusun dedi, o elimde kuruldu. Maçra yere düştü. Ben de uyandım Ya Resulallah. Rüyamda iki ellerimde kurudu. Şimdi uyandımın ikisi de kurumuş dedi. Allah Allah. Ya Aişe bu hale sen de Ne diyeyim ya Muhammed İşte cimrinin pakin hali böyle olurmuş demek ki ben bir dua edeyim, siz amin deyin. Ya Rabbi, şu kadının öyle diyor peygamberimiz, dua ediyor, ya Rabbi, şu kız çocuğunun gördüğü rüya doğruysa ellerini derhal düzelt, elleri düzeni der, gördüğü rüya doğruymuş. Yani hakillerin ne kadar pakil varsa Peygamberimizin hadisi, kökü cehennemde o ağacın dalları dünyada. Bir kimse cimri olur, akil olur, iş kuruşuna kıyamaz, Kıyamazsa, o daldan tutmuş olur, onunla cehennemin dibine kadar gider, o dalın köküne kadar gider. Sahabetin ağacı cennette bitmiş. Kökü cennette dalları dünyaya dağılmış.
Kim Saki olursa, o daldan tuttuğu için cennetin dibine varır, Cennet-i Ala'ya kavuşur. Onun için Cennet-i Ala, Saki'lerin neyi buyuruyor Peygamberimiz hadisinde SAHAV sıfatı Allah'ın birinci sıfatı oluyor. Bunun için hepimize, hepimize rica ediyorum Allah bizi sahavetten ayırmasın. On sekizinciye gelmişsin hocasından başka namahrama görünmemek, hocasından başka namahrama görünmemek, e hocam işte çarımızı aldılar, peçemizi çıkardılar nasıl görünmeyelim? Kız kardeşim, kendini muhafaza edersen inebilirsin. Yalan söyleme. Dışarıya çıktığın zaman bir eldiven giyersen, başından boyuna kadar bir mantı giyersen ta topuğuna kadar bazı kardeşlarımızda görüyoruz biz. Başına da bir siyah yahut da beyaz alır ve sol elimle de onun ucunu Kayseri'de yapıyorlar. Yüzüne söyle bakalım gözleri görünür yalnız. Kimse veremez şimdi peçeyle, çarıla değil, kendini muhafaza edersen her şeyiyle muhafaza olunur.
Muhammed Mustafa Efendimiz'den neslinden bir kadının size misalini vereyim, çarşıdan gezer. Çarşıdan geçer yani şöyle yol oradan geçiyormuş. Oradan geçerken rüzgarde çok kesiyormuş, sırtında çarı da varmış yüzünde, nikahı yani perdesi de varmış, Kabe yenestiği için hemen perdeyi çarpı verince yüzleri ay gibi görünür verince fena bir erkek Utbe bin Ulam diyorlar ismine, Efendimiz Tezkiretü'l Evliya'ya yazıyor onun ismini. O da diyor, kadının arkasına düşüyor, ona onun namussuzmuş yani. Gelin ırzının arkasına düşenlerden imiş. Geliyor, kadın kopmuş giden, kopmuş. O da geliyor. O da geliyor. Havlu kapısına girivermiş, arka burnunu atmak istemiş, hemen git ve yemeğini açmış.
Muhakkak, Erdoğan'dan acele çıkmış, kapıyı kilitleyeyim demiş, kapıyı kilitleyen adam yetişmiş, kapıyı vurduyuyla içeriye girmiş, oraya oturmuş, cariyesine bir tabak altın doldurmuş cariyesine, hizmetçisine yani demiş ki şunu demiş, kız şu misafire ver de muradını başka yerden istesin. O lekeli adammış tabii biliyormuş kadın. O altını görünce mendili kaldırıverince, öyle deyince altını yere saççıvermiş böyle. Ben kendimin demiş yüzünün aşığı oldum, ben onun cemalına bir bakayım, onun cemalına bir bakayım ben demiş, şöyle karşıma dinlesin demiş, şahsını göreyim şöyle, karnım doyana kadar bakayım, gözlerine aşık oldum onun nirkist gözlerine demiş. Bendimizi zina etmeyeceğim, gözlerine kana kana bir bakayım. Onu kadın öte anda duyuyor.
Ey benim kıymetli gözlerim Mehmet elin erkeklerini yoldan mı çıkarıyorsun sen diye O kız çocuğu varana kadar iki gözünü ceviz oyar gibi oymuş tabağa koymuş, mendil örtmüş korkmasın diye yüzünü örtmüş al demiş. Şunu götür de bunu istiyormuş demiş. Götürü vermiş mendil atsak ki kıpkırmızı iki tane göz, iki tane göz al kanının içinde. Allah Allah. Ağlayaraktan kalkmış, Ya Rabbi, ben ne fena ne namussuz insanımsın da böyle kıymetli bir hanımın gözlerini uydurdum diye atla, hak atla gitmiş o gün dev lüksün uğramış ki orada uu diye ağlıyorlar. Ne bacım demiş, burada ne ağlıyorsunuz. Bir hanım vardı, delirmiş mi, ne ettiyse gözlerini oymuş da onun sancısı ile öldü de cenazesini kaldırıyor ağlaya ağlaya gitmiş surat kenarına. Oraya ağız üstüne kuma kapanmış. Allah'a Allah, tövbe itha et. Tövbeyi nasuhula, tövbe olsun, ben ne ettim de böyle ettim, ben ne namussuzluk yaptım diyor ama sallayalım.
Allah'a kana, Allah'a kana bir dahaki bir dahaki uyumuş kalmış, uyumuş kalmış mahşer yerinde Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem kürsünün üzerinde oturuyor sağında sağında bir kadın solunda bir kadın oturuyor. Ya Udrea binegulam gel oğlum gel demiş. Varmış. Buyur anne demiş. Yavrum yavrum, Allah senden razı olsun demiş. Ne anne siz kimsiniz? Ben o gözünü görüp de gözünü uyan kadınım demiş. Şu oturan Muhammed Mustafa şu da demiş, şu oturan da Patmat-ı Zuhra, sonra da beni oturttular demiş. Namahrum'a riayet ettiğim için Halık-ı Zülcelal beni beni oraya oturtturdu demiş. Sana hakkımı helal ettim, sen çalış Evliyaullah'tan olacaksın demiş. O da çalışmış velilerden olmuş. Efendimiz de bunun ismini Tezkilatili Evliya'ya yazıyor. Validemiz Federimin ailesi benim annem, Aişe annem. Çok kınama rağmen riayet eder. Çok bacasına itaat eder. Fenedimin ismi yoktu. Onun ismi kurban olduğum.
Ne dedin kurban olduğum böyle değildi. Ahirete iftihar etti. Liderin Damsa köyünden Hacı Tarifi halifesi Ali Efendi bir mektup yazıyor babama. Diyor. Ay şey isminde iki ay evvel vefat etmiş bir aileniz var mı yedi. Ne olduğunu bilemedim pederim mektup yazdı. La Razor'sun bildir. Evet diyor iki ay evvel vefatlen Ayşe isminde bir ailen var dedi. Yeniden bana mektup yaz diyor. Mektup yazıyor. İki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizi rüyada gördüm diyor. Rüyamda diyor yanında bir de hizmet eden hanım var diyor. Gidiyor geliyor hizmetini eriyor. Bu kim ya Resulullah dedi. Bu Yahyalı Usta Efendi'nin hanımı Alişan'ım iki aydır benim hizmetime mi yediler? Benim hizmetimi eder buyurdular. Acaba rüyamda saadet miyim, doğru rüya vermiş miyim, verememiş miyim diye sana yazıyorum diyor.
Tabii validen şu dıştakı çağrımı bürünürlerdi üstüne şu Adana halalarından yaylalara gelirken bir şeyim bürünür, kadın olduğum belli olmasın. Yedi yaşından sonraki çocuklara görünmezdi. Sonra beni hatırlarlar diye Allah'a, ibadete, itaate ne kadar ehemmiyet verirse insan o kadar yükselir hemşire hanımların Onun için riayet ederim Allah aşkına. On dokuzuncuya gelmişiz. Kadın kocasından talak isteyip beni boşa demek bu büyük günahtır. Bazı kadınlar da sinirlenir, öfkelenir. Böyle söylerse büyük günah iftikap etmiş olur. Hadis-i Şerif'te Çok kadınlar yukarıdaki hukuku muhafaza edemiyor, hocaları yüzünden azap görse gerektir. Çok erkekler de var. Ailelerin haklarına riayet etmemek sebebiyle azaba layık olsa gerektir. Hafıza Allahu Teala ve iyyakun. Hemşehreler diyecek ki şimdi bizim hocalarımızda hiç mi hakkımız yok? Sizin de onlarda hakkınız şu belki onlar da dinlerler.
Herhangi bir hatun hocasının kötü ahlakına, kötü huylarına katlanıp cefasını çekerse Allahu Teala o katına Hazreti Asya'nın sevabı gibi büyük bir sevap verir. Hazreti Asya biliyorsunuz, Firavun'un ailesi idi, bir laf hayalini devam etti. Ona elini uzattı mı bir şeytan halkı olur herhalde Allah o konuyla beraber olur. Asiye anamız bakire olaraktan ahirete iltihal etti. Yarın cennette inşallah Allahu Teala Allah bizi de davet edip bu mecliste bulundurduğu kullar zümrasında ilhak buyursun, Meryem annemizle yani İsa Aleyhisselam'ın annesi ile, Asiye annemizin düğünleri olacak, Peygamberimize verecekler Cennet-i Teala'da.
Kadının koca üzerindeki hakları şunlar Diyanet'ini talim etmek, dinini belli etmek hocasında hakkı rıfık ve hilm ile ülfet ve muhabbet eylemek hocasında hakkı güzel ahlakla muamele eylemek hocasında hakkı Aileye selam verip hatırına hoş eylemek kadının hocasındaki hakkı ev işlerinde yardım eylemek hocasında hakkı elbise, yiyecek ve evini temin etmek kadının hakkı kocasına ait bunlar. Dünya içindeki kusurlarını at fiil, dünya içindeki kusurlarını at fiil, kocanın hakkı. Kötü huylarına sabretmek kadının azaplandığı vakit sükut ile karşılayarak kadını büyük günaha yetirmemek, ailesine son derece muhabbet göstermek, ev işlerinde danışık yapmak evde ekmeğimiz var mı, pirinçimiz var mı, şehrimiz var mı, yav reçel var mı diye sormak lazım. Mekin mi hilasından kaçınmak, ayıplarını bastırmak, nutedip mülaabe eylemek, setr ile ziynet ile evinin haricine alıştırmamak. Hoca hocasında hak olur.
Ben bir yemeğin tuzunu az atsam, çoğaltsam, öfkelenirdim de ben ziynet ile dışarıya çıkıyordum da sen bana niye, niye öfkelenmedin diye hakkını alır. Her çoban güttüğü koyundan sual olunur. Ailesinden izinsiz sefere etmemek, huzurunda mahzuniyetini icap eden şeyi söylememek, harp oluyormuş, şöyle oluyormuş böyle dememek. Farz, vacip, müstehap olan din işlerini talim edip bid'atlardan muhafaza eğilmek Bunlar kadının kocasında hukuku, diniye ve dünyeviyesidir. Hadis-i şerifte buyurulmuştur. Yani kişinin en evvel suali Allah'a karşı namazından, haklarında zevcesi hakkından sorulacaktır. Ailenin hakkından diye sorulacaktır. Bunun için ailenin büyük hakları vardır. Şunu da hazırladım size, Mevla rızası için. Validemden andım da pedarıma çok hizmet etti. Çok memnun etti. Razı etti.
Pederim, validem vefat ettikten sonra bir gün baktım ki elinde kağıtlar, o ne babam dedi, annem hatırıma geldi yavrum. Unutamıyorum. Daha çok göreceğim geldi ahirete girince. Bizim sevgimiz Allah için idi. Biz Tarikat-ı Aliyye için sevişirdik, böyle dünya maddi sevişmezdik, onun için dayanamadın da şunları yazdım diyor. Pederin Vali'ye sözledim. Pirkat gelenin yaktı özünü, yaşla doldurdu iki gözümü, kimlere yapayım kalan ağzını bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Rabbim Ezele razıyım Mevla. Elta-yı Sabrla gönlümüz doyla. Mevtadır kalbimiz, el aman sağla, bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Rus öpendiyle gönül doylarken, Hilmi ledünniyle hikmet söylerken, haşyapullah ile daima ağlarken bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Rihlet-i saadet, şehadet şeriat, ahlaka hamide, tean-i tarikat, yetişir kuluna hattan hidayet. Bizim görüşmemiz okbaya kaldı. Meydanı arasat bir gün kurulur.
Defterler verilir, ora varılır. Sağından alana neler görülür, bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Akil yastığına koydu başını, şehadet şerbetini, içtiaşını, tahrik ile taif lüyes taşını bizim görüşmemiz mahşere kaldı. Vergi hatıt gibi olsun yüzlerin, şimşek gibi olsun yüzlerin, ey benim hanımım. Ruhumu okşayıyor oğlun kızların, Hasan'ın, Fatıma'ın, Hatice'm de ruhunu okşayıyor. Kimde Yasiller okuyorlar. Burada neler görmüş idi gözlerin. Bizim görüşmemiz ukbaya kaldı. Burada neler görmüş idi gözlerini? Diye sordu mu babama? Dedi, ölmeyince demedim oğlum. Annem postunun üstünde otururken yedinci kat sema yarılır, Arş-ı Azam'ı açıktan görür, gözünden mütemadiyen yaş akardı. Ne oluyordu, geldim ben demezlerdi. Ahirete gidince arma arşi azam açıktan görünürmüş kendine. Allah şefaatini alsın.
Memurun sözleri yetişir kalan, dert ehlinin hem derdini bilen, ölmeden makamı, kulmini bulan, bizim görüşmemiz maşyara kaldı diye bitirir. Hanım arkadaşlarına, Allah rızası için, hederem olsun, beni duadan unutmasınlar. Belki de amel eder. O yüzden kocasıyla iyi geçinir. Peygamberimize itaat eder. Allah'ı itaat eder. Üstatına itaat eder. Ehli Cenneti aleyhayı bulur. Yarın huzur-u ilahiye'de bir kader acısı olmaz. Sen bizim Efendimiz'i neden bize razı nasihat etmedin?
Ve şöyle son veriyorum Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin ruhu tayyibelerine, eline, ashabına bütün Peygamberani izam, evliya-ı kiram, Sıddık-ı Azam Efendimiz'den sultanımıza gelene kadar bütün Pirani zan efendilerimizin ruhuna, o sevgili pederimin ve kıymetli annemin, kimle dinleyenlerin annesinin, babasının, akraba taallukatının, mümin müminatın, müslim müslümatın dağlar başında kalan hakire yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan yükledin kardeşlerimizin ruhuna üç İhlas buyur Fatiha.