Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Cenab-ı Hak ve Feyyaz-ı Mutlak Hazretleri, manzara rahman ve makarr-ı iman olan kalplerimizi nuru ibadet, nuru iman ve nuru Kuran ile tenvir eyleye cümlemize bari yağı indi uluhiyetinde ahsen-i kabul ile makbuliyetler nasip eyleye. Ayet-i celiliyle çok okumamıza rağmen manası verildiği zaman göreceğiz. Çok müstesna bir beyan, bir hikmet içinde saklıdır. Allahu Zülcelal buyuruyor. Hani Allah Celle Celalü Peygamberlerden size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdimizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde O Peygamber geldiği zaman ve sizin Peygamberliğinizi de, sizin kitaplarınızı da, sizin hakikatlerinizi de tasdik eden peygamber geldiğinde Ona mutlaka, mutlaka iman edeceksiniz. Ona yardım da edileceksiniz. Diye söz almış ve kabul ettiniz mi dediğinde, Kabut ettik cevabını vermişler.
Bunun üzerine Allah o halde şahit olun ben de sizinle birlikte şahit gidenlerdenim buyurmuştur. Şimdi bunu anlayamadık. Anlayanlarımız müstesna. Burada ifade de şu. Allah'ımız Efendimiz aleyhissalatu vesselamın şanını burada bize haber veriyor. Bunun yüksekliğini ta Adem aleyhisselamdan İsa aleyhisselama kadar hepsinden söz alıyor. Eğer siz Muhammed'ime yetişirseniz, sallallahu aleyhi ve sellem, size verilen, size verilen kitap ve hikmeti ve sizin yanınızdakileri tasdik eden Peygamberi siz, siz kabul edin, inanın diye söz almıştır. Bu ve bu Peygamberler, Efendimizden sonra geliyor sallallahu aleyhi ve sellem. Sonra geliyor, öyle bulmasına rağmen Efendimizin şanını bildirmek için bak sizin diyor zamanınızda diyor. Bunların zamanı geçmiş İsa aleyhisselam ile Efendimiz aleyhissalatu vesselam arasında beş yüz yetmiş sene var en aşağı.
Böyle olduğu halde onu diyor aman iman edin onu tasdik edin diye bir söz atıyorum. Şimdi Efendimizin Arap Yarımadasında yaşayan halk, Efendimizin bulunduğu mekan Arap Yarımadasında Kuran-ı Kerim'in nüzul döneminde Kuran-ı Kerim inmeye başladı. İnkarcı sıfatlarıyla nitelense de bilinen anlamda tam bunlar dinsiz değil. Allah'ımıza hep tasdik ediyorlar bunlar. Kabul ediyorlar Allah'ımızı. O zaman neden bunlar müşrik oluyor derseniz bunu söyleyeceğim. Bakın onların tavrı şu İslam'a. Size rızık veren kimdir? Onlara değil. Sema ve arzdan. Peki Sisi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Yahut bu kulakların ve gözlerin sahibi kimdir? Diriden ölüyü, ölüden de diriyi çıkaran kim ve men yüdebbirul emp. İşleri de kim düzenliyor? Kainattaki bütün hadiseleri kim ayarlıyor? O zaman akıl bu kafirler diyorlar ki Allah diyor bunlar. Bizi yaratan da olur, bize rızık veren de olur.
Her şeyin sahibi diyorlar. Allahu Teala'dan hala korkmaz mısınız? Bakın bunlar inanmıyor, inanmıyor değil mi? Yani siz Ebu Cehil, Ebu derken dinleyin. İnanmıyor. İnanıyorum bunlar. Ya neden öyle oluyor? Allah'ımızı sadece varlık olarak değil sıfatları ile tanıyorlar. Şimdi gözüme kulağın sahibi diyorlar. Şimdi rızık verilen Allah'ımızın sıfatı değil mi? Bunu kabul ediyorlar adamlar. Kabul ediyor. Burada bir sıkıntı şu. Onu yaratıcı kabul ediyorlar. Asfatlarını da yerine göre kabul ediyorlar. Gözün kulağı sahibi oturuyorlar. Semavat ve arzı yaratan oturuyorlar diyorlar. Fakat yaşantılarına buna girmiyorlar. Mesela diyelim ki bir ticaret yapıyorlar. Ticaretlerinde Allah'ın emrine girmiyorlar. Sen Müslümansın. Buraya gelmeyin de dokunur söz. Karakter benzetmesin Cenabı Hak. Sen Müslümansın. Müşrikler de öyleydi. Allah'ı kabul ediyordu ama ticaretini karıştırmıyordu. Vallahi artık.