Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin Adem'i teşrif buyurduğu bir aydayız, Mübarek doğumları da çok yaklaştı, onun doğumuyla mel'un deliye döndü adeta. Bir gün Aleyhiselatu ve selam efendimiz mescitte namaz kılıyorlar, kıldıktan sonra dışarı çıktılar. Kapının önünde Mel'unu gördü, ismini demek istemiyorum pek, onun için Mel'un diye ifade ediyorum. Ne arıyorsun dedi. Soracağını benden sorman için. Senin dedi düşmanın kimdir. İlk evvela aleyhissalatü vesselam efendimizi söyledi. Neden beni düşman olarak ilk kabul ediyorsun. Çünkü senin rabbımızın lütfettiği hidayetle kurtardığın kimseler çok olacak. Afrika'dan da gelecek, Rum diyarından da gelecek vesair yerlerden de iman edip dönecekler. Bu sebeple dedi ve sıraladı. Doğumunun haber verilişi burada ayrıyeten beyan ediliyor, çok uzun o. Taaa, yedi yüz sene olarak Melik-i tübba var. Dört yüz tane alimle, dört yüz tane alimle yola çıktı.
Medine'nin bulunduğu mekana geldi. Efendimizin zuhurunu sallallahu teala aleyhi ve sellem haber verdi. Orada dört yüz ulemaya evler yapıldı, Kendisi de bir levha yazdı. Dedi Ya Muhammed Sallallahu teala aleyhi ve sellem Eğer yetişirsem mübarek hayatına ben iman ederim, eğer yetişemezsem, olur ya, yetişemezsem Ben şimdiden sana iman ediyorum dedi. Daha sonra Rahip buheyra var vesairleri var. Efendimizin geleceğini sallallahu aleyhi ve sellem yıldızın doğuşundan dahi hesap ettiler, bildiler. Yıldızın doğuşundan hiçbir vakit doğmayan, doğmayan Ahmet isminde bir yıldız varmış. Ahmet isminde bir yıldız, O yıldızın doğuşuyla dediler ki artık Yahudilerden peygamberlik gitti. Artık Beni Haşim'e geçti dediler. Biliniyordu tabi geleceği Mesela, Hz.
Selman radiyallahu anh, Selman radiyallahu anh, en son hristiyanlardan en son bir rahip, onların tabi hak din, Efendimiz gelmeden önce sallallahu aleyhi ve sellem, o da hak din. O en son onların alimleri dedi ki Alimlerden bir kişi kaldı zaten, çok az kaldılar. Dedi ki Artık İslam zuhur edecek. Artık genel isim olarak islamdır da Efendimiz Aleyhisselam ve selam'ın teşrifini söyledi. Gelecek dedi, ne yaparsan yap ya Selman O iki taşlık arasında sonra özellikleri var, sadakayı kabul etmez. Hediye azıl Bir de mübarek sırtında, Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın sırtında Nübüvvet mührü var, bu uzun Bize şimdi amir oldu, memur oldu, belli bir yerlerde yüksek makamlara geldi O kimse geldiğinde ne zaman gelse, ne zaman gelse Mürşid-i Kamilimiz ona Selman-ı Farisi'yi anlatırdı. Bir gelişinde de dedim acaba ne sırdı dedim Size hep Efendimiz Aleyhisselam'ın Ehl-i Beyt'im diye buyurduğu Hz.
Selman'ı anlatırdı diye ifade etti. Çok konuşurdu, ondan çok anlatırdı. Daha var Mesela Sa'd Bin Kus Bin Saide bir hutbe iran etti. Bu Arapça metin kitaplarında da mevcut Kus Bin Saide Efendimiz de dinliyorları, dedi ki öyle bir din gelecek ki sizin bu dininizden daha üstün olacak, ama çok yaklaştı dedi. Böyle efendimizi hep müjdelediler, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zaten doğumu hadisesi, hususi bir eser hazırlanmış. O Mevahibi Ledüniyye var, o ayrı, çok güzel bir eser. Efendimizin doğumu hakkında sallallahu aleyhi ve sellem çok güzel bilgiler verilir. Bir daha bir eser, orada gördü Amine Annemiz, Amine Annemiz hiçbir doğum sıkıntısını görmemişler, görmemişler. Zaten sünnetli olarak göbeği kesilmiş vaziyette teşrif buyurdu böyle nur gibi.
Bu mevlit yazarımızın da var görürsünüz, işte Kabe'nin üstüne bir bayrak dikildiğini, doğu ve batını, efendimizin gelişiyle putların hep yerlere serildiğini, beyaniler anlatır. Kusbin Said'e bunu ifade etti. Metin olarak var elimizde burada Aynen arz ettiğim gibi dedi ki, dedi ki Doğuma artık çok yaklaştı, gölgesi üzerimize düştü, geliyor dedi artık sallallahu aleyhi ve sellem Bu doğuşuyla bizim hatırımıza bazı düşünceler geliyor. Diyoruz ki biz efendimizin doğumunu, hayatımızın her anında yaşayalım, her anında Onun her anında yaşamamız, sünneti seniyyesine uyarsak, her an efendimiz doğuyor demek. Mesela, müslümanın müslüman üzerinde altı hakkı var. O altı hakkı yerine getirmeye çalışsak, efendimiz bizim hayatımıza doğuyor demek. Mesela efendimiz zihnimizde doğacak, beynimizde doğacak Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Çünkü gelişiyle şirki, küfrü, nifakı tamamen yok etti.
Biliyorsunuz Kabe'deki putları yok etti. Şu yeter, onu uzun boylu bunu anlatmaya da gerek yok. La ilahe illallah Muhammedur resulullah Bununla her şey halloldu. Ne put kaldı ne bir şey kaldı. O itikadi yanlışlıkların hepsi bitmiş oldu. Hüküm, çünkü tevhidde dört esas var, en önemlisi şu hükmü Cenabı Hakk'a teslim etmek İşte mütemadiyen Efendimizin zuhuri ne, beyinde temizlenir, kalpte temizlenir, ev hayatımızda her şey, Nebi Yekrim efendimiz örnek olduğu için sallallahu aleyhi ve sellem, her halimizde, bak evimizde doğar, sizin en hayrlınız ehline hayırlılar, tamam. Çocuklarımız da doğar, çocuklarınızı üç haslette yetiştirir. Birisi nedir Kuran kıraati, Efendimizin muhabbeti, Ehl-i Beyt'in sevgisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz iş hayatında doğar mı? Doğar. İşini düzgünle sağlam yapanı Allah sever.
Sonra düzgün tacir nebilerle, sıddıklarla, şehitlerle buyruluyor, haşr ü cem olacak. Ticaretini helalinden temin eden kimse nedir? Allah'ın dostudur. Bakın en yüksek idareden en alt birime kadar Efendimiz doğuyor. İki zümre salih, halk salih. İki zümre fasit, halk fasit. O Hadis-i şerifini mutlak beyan etmek lazım İmamun adil devletlisi Sonra, devlet reislerinin salih olması, ulema-i kiramın salih olması, halkın salahıdır, bozulması halkın bozulmasıdır. Efendimiz daha ne diyelim, her şeyde doğuyor. Çünkü her şey onun hürmetine yaratıldı. Bakın Ayet-i celile bunu eğer ele alabilirsem, essamle ve ma arsenna ta illa rahmetel lil alemi, alemine rahmet olarak gönderilmesi.
İsterseniz buradan devam edelim aleme rahmet oluşu hususunda Bir Ayet-i Celile var ki, Efendimizin şanını bildiriyor Ulema-i Kiram'mız buyuruyorlar ki Bu ayet-i celile, ayet-i celile, onun kadrini, şerefini yüceliğini Es'lamine Al-i İman Suresi'nde Ayet-i Celile, Al-i İman Suresi'nde seksen bir. Ayet Celile, Söyleyeyim Daha efendimiz zuhur etmemiş, Bütün nebilerden ahid alıyor. Eğer peygamberime yetişirseniz, Letu'l-nebiyye Ona tam bir imanla sarılacaksınız. Onun dinine yardım edeceksiniz. Bu hususta Ulema-i Kiram'mız şöyle bir izah getiriyorlar Diyorlar ki -çok uzun altı yönden- bilmiyorum Ulema-i Kiram efendilerimiz diyorlar ki Bu efendimizin kadr ü kıymetini bildirir. Bir de onlardan ahid almasının sebebi ahid almasının sebebi, onlar, onlar ümmetlerine haber versin ki yetiştikleri zaman peygamberimize tam teslim olsunlar, tam bağlansınlar diye.
Gal-aleyhisselam Bir de bu şekli var, okuduğumuz şekli var. Şekli var, bir de bu tarzda verilmiş. Daha ne olacak? Allah'ımız nefsimizle bizi, kalbimizi de, beynimizi de, hayatımızı da kirletmesin Cenab-ı Hak. Bakın şu nimet, bunun kadar büyük bir nimet olamaz. Ben Allah'tanım buyuruyor, Allah'ın nurundan halk olundum. Vel müminin min feyde nurih Müminler de benim nurumun, nurumdan diyelim, nurumdan, o nurdan halk olunmuştur. Bütün yaratılmışlara efendimiz rahmettir Sallallahu Aleyhi ve Sellem O dünyaya da rahmet, ahirette de rahmettir. Bin ettebiuh Eğer ona tabi olunursa o dünyada da ahirette de nedir rahmettir Görüyorsunuz, alemin durumunu Siz bunu artık düşünürsünüz dünyanın ne durumda olduğunu Bakın ne adalet var, ne öykü var, ne tartı var, hiç belirsiz bir hayat olarak devam ediyor.
Eğer diyor, muhalefet edilirse Allah'ımızın lütfetmiş olduğu o rahmet bereketinden kişi mahrum kalır desek budur. Artık Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın Kadir ve şerefi, ondan sonra en son gelmesine rağmen şöyle düşünelim, mesela Adem Aleyhisselam'ın ve bütün kainatın yaratılışına sebep bu. İnsan bir bina yapmadan önce ne yapar, bir plan çizer, bir plan çizer ondan sonra binayı kurar. Evvela Cenab-ı Hak onun ruhunu halk buyuruyor. Bahisi ise gelişi ise Hatemü'l-Enbiya nebilerden sonra zuhur buyuruyor. Şimdi bu ayeti celileden alarak manası verilecek. Efendimiz aleyhisselam'ın yüceliği hususunda, biliyorsunuz Adem aleyhisselam şeytanın yalan yemeni üzerine o yasaklanan ağaçtan, onun meyvesinden yemişti. Dünyaya inişinde de çoook büyük hikmetler var. Adem Aleyhisselam'ın dünyaya inişinde efendimiz zuhur edecek.
Çünkü cennet, öyle işaret edemiyorum ki insan ayağı ayırıyor, neslin meydana geldiği bir yer değil. Efendimiz de zuhur edeceği için onun dünyaya inmesi lazım, bu sebep gelmiştir. O meyveden yemesi sebebiyle çok gözyaşı döktü, çok gözyaşı döktü. En sonunda beni Muhammed'in hürmetine sadece Allah u sellem bağışla dedi. Cenab-ı Hak da değil ya Adem kendi şahsın, bütün ümmetiğin de bağışlanmasını istese bağışlardım buyurdu. Efendimizin şerefi bildiriliyor. Bunun üzerine Adem Aleyhisselam yaptığına pişman oldu, nasıl tövbe edeceğini kendisine öğreten Rabbinden hikmetli söz alıp öğrendi ve ey Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz, bize merhamet etmezsen mutlaka kaybedenlerden olacağız. Bu Araf suresinde geçelim. Böylece Allah'ımız da onu bağışladı çünkü o tövbeleri kabul edendir, çok merhametlidir.
Aslında İblis de bir günah işlemişti Adem de, fakat İblis günahında diretirken Adem Aleyhisselam'ın günahının ezikliğini yüreğinde hissederek Rabbi karşısında boyun büküp suçunu itiraf etti. İblis'in yaptığı gibi kibre kapılmadı, günahını bir başka günahla telafi yoluna da gitmedi. Aksine içtenlikle tövbe ederek rabbinin sonsuz merhametine sığındı. İşte bu yüzden Adem Aleyhisselam bir peygamber, İblis ise şeytan oldu. Derken Adem Aleyhisselam asıl yaratılış gayesi olan halifelik görevini yerine getirmek üzere cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildi. Bu işlediği günahın cezasını çekmek için değildi Çünkü zaten tevbesi kabul edilmiş, suçu da bağışlanmıştı. İsa aleyhisselam ne diyor: Yübeşiru Bihihi sallallahu teala aleyhi ve sellem Her peygamber onu müjdeliğe müjdeliğe geliyor.
İsa aleyhisselam es-selam-i Allah'ım bize kadr-ü kıymetini bildirsin Efendimiz İsa Aleyhisselam, efendimizin gelişini müjdeliyor. Hani Meryem oğlu İsa Aleyhisselam halkına seslenerek Ey İsrailoğulları demişti, hiç kuşkusuz ben, benden önceki Tevrat'ın tahrif edilmemiş olan bölümlerini onaylamak Çok güzel, ifade çok güzel Ve benden sonra gelecek ve kıyamete kadar övülüp yüceltilecek olan Ahmet adındaki buna üstadımız cennetteki ismi Ahmet diye ifade buyururduğunda apaçık buyururdu, sallallahu teala aleyhi ve sellem. Peygamberi müjdelemek üzere sallallahu aleyhi ve sellem, size Allah tarafından gönderilmiş bir ilçe. Ilçi. Fakat İsa Aleyhisselam'ın müjdeldiği son peygamber onlara apaçık deliller de gelince İsa Aleyhisselam'a ve Musa'ya inandıklarını iddia edenler Bu Kuran, düpedüz bir aldatmaca, apaçık bir büyüdür dediler.
Sonra Ka'b bin Vehyîn efendimizin gelişini müjdelediği burada haber verilir. Abdülmuttalib'in, efendimizin dedelerinin görmüş olduğu bir rüya var, onu da kısaca beyan edeyim. Sevgili peygamberimizin dedesi Abdülmuttalib bir rüyasını şöyle anlatır Daha gelmeden önce hep haberler geliyor zaten, Efendimiz daha doğmadan önce. Devimde uyurken bir rüya gördüm ve çok korktum. Tabiri için Kureyş'in kahinine gittim ve anlatmaya başladım. Yerden göklere yükselen bir ağaç gördüm. Dalları doğu ve batıya ulaşıyordu. O ağaçtan daha parlak bir nur görmedim. Güneşten yetmiş defa parlak idi. Araplar ve Acemler ona doğru secde ediyordu. Ağacın büyüklüğü, nuru ve yüksekliği gittikçe artıyordu. Bazen gözden kayboluyor, bazen açığa çıkıyordu. Kureyş kabilesinden bir kısmı bu ağacın dallarına sarılıyordu, bir kısmı ise o ağacı kesmeye çalışıyordu.
Onun gibisini hiç görmedim, güzel yüzü bir genç gelip ağacı kesmek isteyenlere engel oluyordu. Bir kısmının arkasından tutup çekiyor, bir kısmının da gözüne ışık salıyordu. Ben o ağaçtan, o ağaçtan nasibimi almak için elimi uzattım ve orada gelince Bu nur kimlere nasip olur dedim. Senden önce bu ağacın dallarına yapışanlar nasiplenirler dedi. Sonra korku ile uyandın. Ben bunları kahine anlatınca kahinin rengi değişti. Eğer sen bu rüyayı gerçekten görmüşsen, senin neslinden bir oğul gelecek. Doğudan batıya kadar her yere hakim olacak, bütün insanlar ona itaat edeceklerdir dedi. Sonra Abdülmuttalib'in yanında bulunan oğlu Ebu Talib'e bakın, Sen olmayasın dedi Resulullah zuhur edince sallallahu teala aleyhi ve sellem Ebu Talib bu hadiseyi devamlı anlatırdı ve ağaç Ebul Kasım Muhammedü'l-Emindir derdi.
Ebu Talib'e öyleyse neden iman etmiyorsun, burası tam beyan girilemez, geçiyor Ebu Talib'in imanlı miydi, nasırdi, o eğilince malumdur. Yalnız burada aradığım Kus bin Saide'nin okumuş olduğu o hutbe, orada bir ifadesi var, o çok hoşumuza gidiyor Meryem, Ey insanlar Meryem, Ey insanlar! Öyle bir din gelecek ki, şu anda siz takmış olduğunuz o putlar vesairler onların artık ölçülemeyecek kadar, zaten kıyas da yapılmaz onlara müstesna bir din geliyor dedi. Çok güzel Yalnız kendisi çok edebi ifadeler kullanıyor, zaten müstesna kendisi, edebiyatta çok müstesna Dedi ki eğer ona itaat edecek olursanız, siz kurtulan zümre olursunuz, ne mutlu, Onun hidayetine erişenlere ne mutlu. Ve veylun limen halefehuvva sa Ama muhalefet ediyor, ona isyan ediyor, öyle apartmanlara ışıklarda yansıtarak Efendimiz Aleyhisselam'ın şanına hiçbir leke getiremezler, mümkün değil.
Selman-ı Farisi zaten müjdelenmişti, Sallallahu Aleyhi ve teala efendimizin gelişini. Bu okuduğumuz ayet-i celinler efendimizin rahmet oluşunu. Binaenaleyh. Kendilerine gece gündüz okunup duran ve her ayeti başlı başına birer mucize olan bu kitabı sana göndermemiz, onlara mucize olarak yetmiyor mu? Hiç kuşkusuz bunda inanmaya gönlü olan insanlar için rahmet ve şefkatimizin en açık bir tecellisi ve kulaklara küpe olması gereken bir öğüt vardır. Esselamü. -Sakatullah- buyuruyor Ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, senin peygamberliğini inkar edenler şunu bir düşünsünler sen, günün birinde bir peygamber olacağını ve sana bu ilahi kitabın indirileceğini umuyor değildin. Ancak rabbinin lütuf ve rahmeti sayesinde sana kitap ve peygamberlik verildi. Mekke halkı içerisinde senin bir peygamber olmaya hazırlandığını veya böyle bir heves ve beklenti içinde olduğunu söyleyecek kimse yoktu.
O halde Hira mağarasında ki o büyük değişimden bir gün öncesine kadar sakin ve kendi halinde hayat süren bir insanın hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin her şeyi göze alarak bu mesajı tebliğ etmesi, onlar için bir şey ifade etmiyor mu? O halde ey şanlı peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Rabbinin sana verdiği bu görevi layıkıyla yerine getirmeye çalış ve sakın inkarcıların propagandalarına aldanıp da kafirlere arka çıkma. Ebu Hüreyre Hazretleri'nden rivayet ediliyor, Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir denildi ki Ya Resulallah Müşrikler çok büyük eza ettiler, onu biliyorsunuz, O ambargoda kalmaları üç yıl ağaç yaprağı yiyorlar. O çocukların altına müşrikler dayanamamış da ekmek atmışlar. Çok büyük bir sıkıntı.
Mesela Ashabı Güzi'nin, bunu anlatmayayım ayaklarına ip takıldığını, en sıcak yerlerde yatırılıp, düşlerine taşlar konduğunu, bundan dolayı dediler ki Ya Rasulallah Müşriklere bir beddua et. Rahmet oluşunu beyan hususunda alınmış. Sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, galip buyurdu Ben lanet için gelmedim, ben rahmet için gönderildim. Tufeyl bin Amr'ın efendimize gelip Sakif kabilesinden, yapılan savaşta Sakif okçuları Müslümanlara çok zarar vermiş. Sahabelerden bir kısmı Ya Rasulallah Sakif kabilesinden öyle bir hakaret oldu ki, onlara beddua et deyince Efendimiz ASM. Allah'ım, Sakife hidayet ver buyurdular. Daha Efendimizin özellikleri bitmez. Üç tanesini söyleyeyim. Kötü söz söylemezdi Nebiye Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem. Zaten en çok kaybımız da dil de bizim.
Kimseyi kimseyle çekişmezdi Ben, sallallahu aleyhi ve sellem seni Her zaman ağırbaşlı vak'um İnşallah rabıtamız güzel olursa, zikrimiz güzel olursa, itaatimizi böyle yüzeysel değil de candan yaparsak, sarıldığımızda aynen kendilerinin buyurduğu gibi sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin azı dişlerinizle sarılır gibi sarılın diye buyur. Eğer bu şekilde sarılırsa, işi ciddiye alır da şu dünyadaki yaşantıya göre hayatımızı tanzim etmeyip Allah'ımızın kitabına göre, Rasulünün sünnetine göre ayarlayıp Allah'ın kitabı ve Rasulünün sünneti diyerek nefsimizin oyununa gelmeden ciddi bir şekilde yaşarsa, biz de onun ahlakı ile ahlak vermiş oluruz. Velhamdülillahi Rabbil alemin ve Fatiha.