Oruçta Nefis Terbiyesi ve Manevi Kazanımlar kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Yaptığımız zaman bize ecir ve mükafat kazandıran saatler. Men sama yevme fi sebilillah Allah'ımız onu cehenneme yetmiş sene uzak kılar. Yalnız oruçta en mühim şartlardan birisi azalarımıza da tutturmak. Orucun şartlarından niyet yeme ve içmeden uzak kalmak, yeme,…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Yaptığımız zaman bize ecir ve mükafat kazandıran saatler. Men sama yevme fi sebilillah Allah'ımız onu cehenneme yetmiş sene uzak kılar. Yalnız oruçta en mühim şartlardan birisi azalarımıza da tutturmak. Orucun şartlarından niyet yeme ve içmeden uzak kalmak, yeme, içme ve cinsi münasebetten uzak kalmak ve vakte riayet etmektir. Bununla birlikte elimizin mazluma tokat olarak inmemesi.
Ayağımızın bir başkalarının arasını bozmak için bizi ateşe götürecek mahallere gitmemesi, gözümüzün harama bakmaması, hasetle bakmaması, ibretle bakması, kulağımızın gıybet, dedikodu, iftira gibi yersiz sözleri işitmemesi bu şekilde riayet ettiğimiz zaman bu oruç mensame, yevme fisebilillah, eğer Allah yolunda bir gün oruç tutulacak olursa ve adallahu anhü cehenneme sebaina Allah'ımız onu yetmiş yıllık bir mesafe kadar cehennemden uzak tutar. Burada bir özelliği mutlak söylemem gerekir. Hoca kardeşlerimizin bilmesi icap eder. Hoca ise bilir zaten. Bazı ajanslarda da dinliyorum. Mutlaka onlar yerlerini görüyorlar. Kim la ilahe illallah diyecek olursa cennete girer. Burada Hadis-i Şerif'i herhalde bu şekilde alıyorlar. Yalnız orada halis han tabiri var. Kim ki halis bir şekilde okuyacak olursa, onun halis şekilde okunmasının dört tane şartı var.
Kelime-i kehemmhidy çok insanımız okuyor ama Efendimiz buyuruyor men gale la ilahe illallah muh lisan tabiri var. O muh lisan tabiri ibadeti sadece Cenabı Hak için yapmak. İşte ibadetli, taatli olursam beni kabul ederler, dünyevi şöyle faydalarım olur, geleceğim bazı makamlar var, mertebeler var, onlara ulaşırım düşüncesiyle yapılacak olursa bu tevhidin anlamı kalmaz. Evlenecek olan birisine derler kimsenin kızını istediğin kişi büyük bir camide isminde verirler. Orada her gün sabah namazını cemaatle beraber kılar. Bak sana kızını vermemiş. Bir gün sağ tarafına duracaksın, bir gün de sol tarafına, her gün sabah namazında selam verdiği zaman sağında seni görecek, ikinci gün de solunda seni görecek. İki ay devam et yavrum dediler. O kızı alma amacıyla iki ay kadar sabah namazını hiç terk etmeden kılmaya çalışır. Yeniden bir istek için birileri gider.
Derler ki şu kimseye kızını verir misin? Katiyye, aman ha, ben ona kızını vermem, gelmez. Oğlanı bir görün istersiniz. O evlenmeye, kız çocuğuna taib olan kimseyi getirirler. Allah Allah, bu veli değilse dünyada veli yoktur. Sabah namazında soluma selam verdiğimde bunu görüyorum, sağıma verdiğimde de bunu görüyorum. Ne oldu bu taat? Ondan sonra namaz da, ibadette, taat de biter. Tevhidin birinci şartı ibadeti sadece Mevla için yapmak velilerden bizzat mağaranın önünden geçer. Dağda bir mağara. Orada ibadet edenleri görür ne yaparsınız? Biz evliya olmak için ibadet ediyoruz gezer. O da Vah vah. Övrünüzü berbat etmişsiniz. Allah için yapsaydınız niyetlerini düzeltinler. Allah için yapınca o bir gün içerisinde Mevla'ya kavuşurlar. Büyüklerimizden Mirzaata bir kişi gelir. Der ki Efendim biz sizi Allah için çok seviyoruz.
Oruçta Nefis Terbiyesi ve Manevi Kazanımlar ne anlatıyor?
Oruçta Nefis Terbiyesi ve Manevi Kazanımlar kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Yaptığımız zaman bize ecir ve mükafat kazandıran saatler. Men sama yevme fi sebilillah Allah'ımız onu cehenneme yetmiş sene uzak kılar. Yalnız oruçta en mühim şartlardan birisi azalarımıza da tutturmak. Orucun şartlarından niyet yeme ve içmeden uzak kalmak, yeme,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yenilerden olduğu için bu Üstadımız Hazretleri, Lattesallah'ın sırrı Allah'ın sadık ve salih bir dostu, Kuran-ı Kerim'de ni'mel abd, ne güzel bir kul. Buyurulan kimse olduğu için biiznillahi Teala onun söyleme tarzını çok iyi anlar ve içine gönlüne ziaha diye birseker. Yapılan ibadet ve taatin Allah için olmaz. Ancak ondan yardım beklenmez. Yardımcımız bizim Maide suresinde Hani kullam yazan yardımcılarımızı haber veriyor. Estaivü billah, İşte bizim dostlarımız Kim Allah'ı Celle Celaluhu, Resulünü ve iman edenleri dost edinirse, kamil müminleri kendisine dost edinirse, bilsin ki üstün gelecek onlar, şüphesiz Allah'ın tarafını sanlardır. Dostumuz Maide suresinde elli altıncı ayet-i celilede haber verildiği üzere kendisinden yardım istenecek olan Allah'tır celle celaluhu. Hasbünallah ve ni'mel vekil. İbrahim Aleyhisselam'ı ateşe atacakları zaman söylediği söz budur.
Hasbünallah ve ni'mel vekil. Ve men yetenvelallah kim Allah'ı kendisine dost edinirse ve rasule, Rasulünü de dost edinirse, hep atıfta devam ediyor, ve ledine amenu kamil müminleri de kendisine dost edinirse, nah Hizballa, hiç şüphesiz Allah'ın taraftarı onlardırlar, onlardırlar, hümul gadibun ve hukullah galip olacaklardır. Demek ki batıllardan medet ummamamız gerektiği bu ayeti celile-i celile'de haber verilmektedir. O zaman bizim sığınacağımız dal, tutacağımız dal, sığınacağımız mekan nedir? Rabbimiz bunu bize Yusuf suresinde doksanıncı ayet-i celîne'de bildiriyor. Biz diyoruz ki darlıktayız, güçlükteyiz, sıkıntıdayız, meşakkatteyiz. Allah'ımız bizim sıkıntıdan, varlıktan, şiddetten, bunalmalardan, her türlü afetlerden korunmamızı bu ayeti celile ile bildiriyor. Bakın ne kadar önemli. Hiçbir kurtuluş için kurtuluş için başka sebepler aramayalım. Kuran-ı azim-üşanı açın, açın.
Her türlü cevabının içerisinde. Eczaneye gidecek olsanız kırk elli tür ilaç vardır. Biz öyle söylüyoruz ya dolu ilaç vardır. Haydi yüz var, iki yüz var, üç yüz var. Burada ne kadar var? Altı bin altı yüz altmış altı tane ilaç var. Hayır. Altı bin altı yüz altmış altı tane ilaç değildir. Buradaki ilaç şudur, Bakın şimdi ne kadar ilaç olduğunu Lokman suresi yirmi yedi. Ayet-i celiliylade Rabbimiz bildiriyor. Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, ağaçlar sayamazsınız. Memleketimizde kesilip böyle kırsal hale getirildiğine bakmayın. Ormanların bulunduğu beldelere bakacak olursanız, şunu güneye doğru sarsak, kuzeye doğru gidecek olursak, geçemezsiniz ağaçlarla. Hep bütün bu ağaçlar, sadece meyve ağaçlarla değil, meyve ağaçlarını da saymakla bitiremeyiz, dağdaki bizim o çam ağaçlarını, onun da türlerini saymakla bitiremezsiniz. Bitmez.
Bütün bu ağaçlar, kalem olsa, bir çocuk, bir çocuk, bir çocuk, bir yıl içerisinde kaç kalemi tüketir? Hayır, iki veya bir. Beş tüketti diyeyim. Ama ne kadar sahifeleri doldurur yazara yazar, o iki küçücük kalem. Bir ağacın dalı bile olmaz o. Dalındaki az bir sürgün bile değildir o. Bütün ağaçları düşünün siz, kalem olarak. Denizle mürekkep olsa, hatta buna yedi denizle ilave edilse bunlar hep mürekkep oluyor. Manefide kelimetullah Allah'ın yüce kudretini saymakla, yazmakla bitiremezsiniz. Innallaha acizun hakim Mutlak Cenabı Hak aciz, güç ve kuvve sahibidir. Hakim her yaptığı işte bir hikmet vardır. Yağdırdığı yağmurda da hikmet vardır, karda da hikmet vardır. Hiç birbirine benzemez o garanti o. Yağın karları taneleri, bizi bir diğerine benzemez. En güzelini Yunus Emre söyler yar elif, elif diye, yar Allah Allah diye, celle celalühü. Herkesinde bir melek atar ne tükenir nedir.
Şimdi dayanacağımız güç ve kuvvet, şimdi biz eczaneye girdiğimizde ilaç, ilacın külleri veriyoruz. Ne kadar bulduğu belli. Ama Kuran eczanesine girdiğiniz zaman, bak Kuran eczanesine ilaç bitmiyor. Bitmez, altı bin altı yüz altmış altı ayet dediğiniz zaman yine bitmez. O ayetlerin altında, o kelimelerin altında bir deniz yedi deniz daha ilave etseniz, bütün ağaçlar kalem olsa yazmakla Allah'ın kudretini tüketemeyeceğimiz şifaları afer ortaya çıkar. Bitiremezsiniz, ilaç gitmez. Bu bakımdan en güzel deva Allah'ımızın kelamıdır. O zaman hiç doktora gitmeyelim. Doktora gitmeyeli Allah'ımız bize Kuran'dır emir buyuruyor. Efendimiz ' tedavi olunuz' diyoruz. İki yönden tedavi yarınır. Bak bunu da Kuran-ı Kerim yazıyor. Ne dersek yazıyor. Şu terör deniyor onu yazıyor mu onun üzerinde duruyordun. Elime aldım bitirmek imkanını bulamam diyorum. Bitmez. Terör başta işte başlıyor işte.
Bunu ele aldım da. Birincisi küfürdür. Mevla-yı Zülcelal'imiz Bakara Suresi'nde beş ayet-i celile müminleri bildirir. Müminler o kadar düzel ki Bakın bir tanesini söyleyeyim size Hem kendilerine inen kitabı kabul ediyorlar, hem de diğer peygamberlere inen kitap ve saliheleri kabul ediyorlar. Şimdi bunlar İncil'in dışında kitap kabul etmiyor. Bak biz kabul ediyoruz. Beni İsrail soyundan gelen peygamberleri kabul ediyor, diğerlerini kabul etmiyor bunlar. Terör buradan çıkıyor işte. Evimizdeki geçimsizlik de bundan çıkıyor. İş yerindeki ortaklarla anlaşamama da buradan çıkıyor. Konu ve komşuyla mahalledeki ilçedeki ildeki bütün dünyadaki sıkıntılar da bundan çıkıyor. Bakın bu düşüncede olanda sıkıntı olur mu? Esamle Hem Allah'ın Resulüne indirilen kitabı Kerim'i kabul ediyor, hem de Tevrat'ı, İncil'i, Zebur'u ve diğer sahifeleri hep haktır deyip kabul ediyor. Şimdi de kabul edebilir miyiz?
Kendi eliyle peygamber kesmiş, kendi eliyle kitaplarını değiştirmiş. Uzulmuş zaten kendileri söylüyor bunu. Bir yolculuk esnasında görmüştüm. Yetmiş beş yaşındaymış ama çok sıhhatli. Sıhhati de Peygamberimizin sünnetine riayet. Bakın bir söz söylüyor bu Almanya'da bir şans. Diyor ki biz yemek için yaşamayacağız, yaşamak için ibadet ve için yiyeceğiz. Bu düşünce de olduğu için genç kalmış ve hiçbir zaman dişlerini temizlemekten uzak değiller. Efendimiz Aleyhisselam Cebrail aleyhisselam bana böyle emirler getirdi ki ben her namaz vaktinde abdest alırken misvet farz olacak zannettim. Bu zatın İslam'ı seçmesinin tek sebebi, bizim diyor kitabımız İncil değişti, aslı gibi değil. Devamlı değişiyor, devamlı değişiyor ama Kuran azimüşşan'ın bir kelime veya harfi bile değişmiyor diyor. Bunda sıkıntı olur mu? Olmaz tabii ve ahirete de tam olarak iman ediyorlar.
Beş tanesi beş tanesi müminlerin vasfını bildirir, bunu da anlatmakta bitiremezsiniz. Bir kere Esrarü'l-ü'l-lam' mim derken, Elif bir harf, lam bir harf, mim bir harf hepsine ayrı ayrı, onlar en azından ecir ve mükafat var. Elif, lam, mim derken hepsine bizden değil. Elif bir ayrı, la ma bir ayrı, mime bir ayrı. Bunu da siz kalbi düzgün, dili düzgün, hareketleri düzgün bir kimsenin okuyuşuna göre değerlendirecek olursanız bu değeri siz veremezsiniz. Cenabı hak sonsuz veriyor onun gabatını. Onun okuyuşuyla bizim okuyuşumuz arasında fark var. Neden fark var? Namlu eğer paslanmışsa, kurşun hedefe ulaşmaz. Onun bir kere kalp namlusu temiz olmuş, mu olmuş, ibadet ve taatle. Dil namlusu da temiz onu, hareket namlusu da kök temiz. Onun için vel amel mussais yerkau onların işlemiş olduğu ameller Cenabı Hak katına yükseliyor.
Şimdi ihracat yapılırken, ihracatta malları mutlak özetinden geçiriyorlar. Her mal ihraç bilinemiyor. Şartlarına haiz olursa ölçüleri var, şartları var. O şartlar yerine gelirse o mal kabul görüyor. Bir kere bizim ibadet ve taatimizin Cenab-ı Hak katında kabul görmesi için, itikad semada bulunan meleklerin kontrolünden geçerken çok temiz, çok iyi bir rapor almamız lazım. Gıybetle alakalı, hasetlikle alakalı, kibirle alakalı vesair görevlerle muvazzap olan melekler var. Onların kontrolünden geçtikten sonra hak katına ulaşıyor. Bunun için Allah'ın sevgili kulları ağlıyor. Biz ibadet ve taat yaptık ama kabul oldu mu olmadı mı? İkinci olarak kafirler anlatılıyor, asıl sıkıntı buradan çıkıyor. Mesela Gerçekten kafir olanları, Rabbi Zülcelalimiz haber verirken, o kafirler var ya, onları korkutsan da, korkutmasan da, emri ilahiyi bildirsen de, bildirmesen de, la yümminu, onlar inanmazlar.
Onlar için habibim sen, azab ile ister korkut, ister korkutma, o değildir. Onlar inanmıyorlar. Ondan sonra devam ediyor. İnanmama, inanmama neticesi Allah'ın Resulünü kabul etmeme, kitapları kabul etmeme, melekleri kabul etmeme, vesaire. İman esasları, Allah'ın Resulu'nun getirmiş olduğu esasları kabul etmemenin neticesi bu sıkıntılar ortaya çıkıyor. Ondan sonra bakın, hem Yahudilerde hem de kafirlerde ortak bir özellik, Kuran-ı Azimüşşan'da hemen Bagara suresinin ilk ayetlerine bildiriliyor. Essamu'l-letecîdenne eşheddennesza'da ve tendillezine amenlüliyevun Müminlere en büyük sıkıntıyı açan amansız düşman Yahudiler. Bakın Mevlamız buyuruyor esam. Onlardan, onlardan öyle kimseler var ki, birtakım o azgın insanlar Allah'a ve ahiret gününe iman ettik diyorlar. Fakat özlerinde bir iman yok olan. Sadece dillerinde, gönüllerinde yok.
İman tarif edilirken, Ev İmanu marife tü il-gall, asıl tarif olur. Kalpte imanın, ilk defa inancın yerleşmesi gerekir. Çektiğimiz evrad ve ezkar bunun için bilirsiniz. Çekilen evrad ve ezkar yapılan rabıtalar, murakabeler imanın gönülde tam kök salması için, güç ve kuvvet olması için. Bu sebeple Efendimiz aleyhissalatu vesselam dualarında da Ya Rabbi beni dininde sabit kıl, diye dua bul diyorlar. Onlar kendi akillarınca güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar ki iman ettik diye. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar bunun farkındalar, değillerdir. Asıl küfür. Terörün ilk sebebi küfürdür. Nifaktır, daha sonra anlatmakla bitiremeyeceğim hususlardır. Hiçbirisini söyleyemeden geçiyor.
Bizim gönlümüzdeki şeytan terörünü, nefis terörünü, dünya muhabbeti terörünü, insan şintanları gibi bu terörü yok edip hak yaptığında makbul olabilmemiz için Yusuf Suresi'nde Risale-i Menyet tapi ve yas bir, kim Allah'tan korkar, ve yas bir ve sabrederse, feyinnallahe lenubiu ecral muhsinin, hiç şüphesiz güzel davrananların mükafatını Allah'ımız zayi etmez. Şimdi tevhidi okuduğumuz zaman birincisi neymiş, sırf Mevla için ibadet etmek, ikincisi yardımı Allah'tan beklemek. Allah'tan beklemek. Maide suresi elli altıncı ayet cennete sizin dostunuz Allah'tır, Rasulü'dür ve kamil müminlerdir diye buyrulur. O zaman galip gelirsiniz. Onlarla bir kere Allah için muhabbeti hem de kendi ülkemizin dışında bütün müminlerle muhabbeti ve sevgiyi ortaya koyabilmek, kafirlerin de hidayetini istemek, Terörün durma sebeplerinden en önemlisi budur. Daha sonra bunu ayrıyeten ele alacaksın, bitmez, bitiremem.
Sonra üçüncü olarak, üçüncü olarak hükmün hayatımızdaki bütün yaşantının Rabb-i Zülcelal'imizin emrine muvaffak olması, maksat ve gayemizin Rabbimiz celle celalü olduğunu bildiğimiz zaman bu tevhid bizi cennetin ortasına korur. Kim ki Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, bu cehenneme yetmiş yıl uzak kalır. Şimdi biz dua ediyoruz ya duamızda Ya Rabbi mümin ve müminatı ahde ile, bağışla diyoruz biz. Böyle dediğimizin farkında olmamızı gösteriyor bu hadisi şer bize. Kim mümin erkek ve mümin kadınlara ne kadar milyarlarca ta Adem aleyhisselamdan bu zamana kadar gelip geçen mümin ve müminelere istiğfar okursa, aslında namazda okuyorsunuz mu siz, istiğfar okuyoruz biz namazda, böyle okuduğumuz zaman onun dışında da keteballahu lehu bikul hüm minu ve müminin arkadaşlar. Her bir mümin için okuduğumuz istiğfardan dolayı Allah'ımız bize ecir ve mükafat yazıyor.
Her bir mümin ve mümine için, boş değil vaktimiz. Men gale süphanallahi lağim ve bihamdi. Kim Süphanallahi lağim ve bihamdihi derse Cennete bir fidan dikiyor. Bunu biz bir kere diyemeyiz ki menguale kim söyleyecek olursa Sübhane lillahi lazim ve viyhamdi Her bir deyişine bir fidan dikiyor. Bahçemize dikmiş olduğumuz fidandan ne kadar seviniyoruz, hele o bodur elmalar, onun yanında kirazları, şeftalileri, vesair meyveleri nasıl memnun oluyor, bir sene içerisinde dünürünü veriyor. Bu dünyadaki fidandır, bak seviniyor, bir tanesine ne kadar seviniyor. Bahçede bir armudum var yetiyor diyorum. O da kış armudu, hem yazın yiyorum hem de fişin yiyorum. Bir erik var, hem yaş iken yiyorum hem de kuruduk onu marmelat haline getiriyorum. Hoşaf olarak da içiyorum. Bak, bir fidan. Bu nedir? Sübhanallah.
Otuz üç defa en azından diyoruz zaten biz, tesbihata oturuyoruz ya, sübhanallah diyoruz ve bihamdihi diye başka zaman da söyleyecek husus. Nahle dinmesinin hurma dinmesinin sebebi de ayrı çünkü hurma ağacı her zaman Allah'ımız bir milyon sevap yapar, bir defa vuracak. Ve maha anve elfe elfin secyeten. Bir milyon günahı bağışlanır. Ve refa'alehu elfe elfin secyeten. Bir milyon günahı bağışlanır. Ve refa'alehu elfe elfin derece. Bir milyon da Allah ona derece verir. Namaz durduğumuzdaki derece acaba kılardık. Sabah koşturmadık Kuran-ı Kerim'de okuduk elhamdülillah.
Böyle birbirimize haklı duyurmanın, hakikati öğretmenin, zararlı bütün düşüncelerden, fikirlerden kurtarmanın, o müzik kliplerinde dikkat etmenin, o dizi filmlerine ismini de öyle veriyorlar ki bunlardan korunmanın, yavrularımızı korumanın, uyuşturucunun, eroinden, meroinden muhafaza etmenin, içimizde mükafatını anlatmakla bitiremeyiz. Cenabı Hak en önemlisi yolunda muvaffak etsin. Velhamdülillahi rabbil alemin. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.
Kaynak: Genel
Oruçta Nefis Terbiyesi ve Manevi Kazanımlar | Mihmandar