Oruç demek ki. Orucun, saun sözlük anlamı same şahsa, emseke Tutmak manasını Bizim şeriatimizde savumun anlamı nedir Niyet etmek suretiyle oruç tutmaya niyet etmekle birlikte güneşin hecrin doğuşundan güneşin kaybolmasına kadar bir zaman içerisinde yemeden içmeden ve cinsi münasebetten uzak kalmaktır. Fil Kuran-ı Kerim Kuran-ı Kerim'de ver adetehadi lafza. Fil Kuran-ı Kerim, Kuran-ı Kerim'de on üç yerde geçer. Daha ziyade oruç sizin üzerinize farz kılındı. Sadece bizim mi? Bizden önceki ümmetlere de. Orucun tutulmasındaki hikmeti şu şekilde. Rabbi züccele halimiz bildiriyor. Lallekum tetagun, ta ki oruç tutmak suretiyle takvaya erişirsiniz. Küfürden, şirkten, nifaktan, büyük günahtan, küçük günahtan Cenabı hakk'ın dışında her şeyden sıyrılırsınız. Demek ki orucun hikmeti bizim kötülükler, korunmamız, muhafaza olmamasıdır.
Fil ıstılahissufi, Allah'ın Celle Celalü veli kullarının dilinde mesela El İmam Ali b Nebi Talip keremallahu veche. Ali bir Nebi Talip Cenabı Hak onun nurunu nuruyla nurlandırsın. Buyuruyor ki essiyem, oruç, Zekatül beden. Bedenin zekatıdır. Eş şeyh el hakim ettirmidi, rahmetullah nefsimizi şeha fiili arzu istek ama çok güçlü bir istek demek. Mesela baş olma arzusu, dünyevi nimetlere kavuşma arzusu. Artık nefsani istekler, nefsin arzu ve istekleri. Bunları ömrümüz içerisinde bu hayat sürdüğü müddetçe bu belayı def etmektir. İnsanlar için değil, Allah için yapmaktır. Ve'l ve'be anru yetil hal. Halkı görmüyor. İnsanları görmüyor. İnsanlar için değil. Onlar beğensin diye de deyin. Onların övgüsünü de hiçbir şeyi beklemiyor. Sadece Rabbimiz için yapıyor. Mevla-yı Zülcelal'imizin rızasını gözetleyerek, halkı görmemek. Essav nedir oruç? Allah'ımızın celle celaluhu Samed sıfat var.
Samet sıfatı o hiçbir şeye muhtaç değil ne bir Yardımcıya ne bir yemeye içmeye hiçbir şeye ihtiyacı yok. Ama biz tamamen ona muhtacız. Çünkü gözümüzün kapağının dahi hareketi Allah'ımızın Samet sıfatındandır. Ona muhtacız. Belki de göz kapağı çalışmayabilir. Ama Samet sıfatıyla ona muhtacız biz. Bir kipriğin hareketini kulağımızın duyması, her türlü tavrımız, hareketimiz Allah'ımızın samet sıfatıyla alakalıdır. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok ama biz ona her şeyimizle muhtacız. Her şeyimizle. Essavum. Ve miftahuz zühtifik dünya. Dünyada, şu dünyada dünyevi arzu ve isteklere kapılmamak. Vebabu l'ebadeti lil Mevla. Mevla'yı Zülcelal'e ibadetin adeta bir kapısıdır bir eve de kapısından girilir Demek ki ibadet ve taate de mevlamıza yapacağımız kullukla. Minet taami vaşhera yemekten, içmekten ve duyduğumuz haz ve lezzetlerden hepsinden kurtulmak. Burada içmeyeceğiz. Yemeyeceğiz.
Hayat yoldaşımız olmayacak. Şu dünyada dönüp dolaşırken hiçbir gözümüzün zevki olmayacak. Kulağımızın zevki böyle değil. O zevklerin hepsinin Rabbımızda toplanmasıdır. Çünkü yaratanı onun dışında hiçbir şey yok. Essav, hüve dikrullahi celle celalü ve hüvve sırrı oruç Cenabı hakkı zikirdir. Anmaktır. Onu anıp kendimize yön çizmektir Kuran-ı azim. Şanla. Sünneti Muhammediye ile. Ve bir sırdır. Bunun sırrı nedir? Aslında oruç bir hürriyettir. Adamın elinden yaşamı alınmış. Her türlü davranışlarına el konulmuş. Hapsedilmiş. Buradaki hapis nedir diyecek olursanız bu hapislik o hapisliğe benzemez. Bu nefsin hapisliğidir. Şeytanın doğrultusunda hareket etmek suretiyle nefsimizi esir etmektir. Nefsin esaretinde bir hayat yaşamaktır. Nefsi bu esaretten kurtarmak, Şurada şu taam yiyeceğiz. Şurada şöyle bir hayat süreceğiz. Bunlardan tamamen uzak. O hayatı sürecek ama onu lütfeden Mevla'yı bulacak.
Yoksa yaşamayacak değil mi? Cenabı Hak nimetini kolunun üzerinde görmek ister. Ama o nimetin kimden geldiğini idrak edebilme anlayışıdır. Zaten en çok kaybedilen kolay olanlardır. Çok kolay. Ama kaybettiğimiz de hep bu kolay olanlardandır. Bu duyguya erişse tamam. Ve bir sırdır. Kalbin tecelliyata ermesi ile tecelliyatı biz bilmiyoruz. Yalnız şöyle bir kayıt gördüm. Muhyiddin Arabi hazretleri, kalpte Sallallahu Aleyhi sırra ibadetin yolunu tutarsanız size bu esrar açılır. Hep ibadet ediyoruz. Etmeyen yok ki. Ediyoruz da Rabbımızı görerek mi yapıyoruz? Onun bizi gördüğünü bilerek mi? Bu hatırımıza geliyor mu? Mesela yirmi dört saat içerisinde ibadet sadece tesbihatı döndürmek değil. Karşımıza gelen bir mümine selam vermek ibadet. Hal ve hatırını sormak, ihtiyacını gidermek bunlar hep ibadet. Burada Rabbimizin gördüğünü bilebilme duygusu bak kolayı hep zorlaştırmışız. Sırdır.
Ruhun ulvi alemlerde bulunması. Artık sır deyince bunu demek mecburiyetindeyiz. Bayezıd-i Bistami Hazretleri otururken içinden ruhun çıkıp Allah'a ısmarladık deyip, tarifi mümkün olmayan ulvi alemlerde dolaşıp, ya Bayezid sana iki hediye getirdim. Birisi Cenabı hakk'ın muhabbeti, birisi de ilahi rıza, işte oruç bu demektir. Ahmed er Rufai hazretleri buyuruyor. Allahü Zülcelal'e, bunu kişi bilir zaten. Allahü Zülcelal'e uygun olmayan bütün davranışlardan kalbi korumak, azaları muhafaza etmektir. Bunu kişi nasıl bilir derseniz, eğer amelimiz hapt olursa bilmeyiz. Amel kabul olmamaya başladığında bu hissedilmez. Ama aşık bir kalp, derununda Rabbimize karşı bir aşk, bir muhabbet olan kimsede zahir olurdu. Yanlışlık onun gönlünde öyle bir daralma meydana getirir ki adeta çatlamaya, çatlarcasına sıkıntı duyar. Şu geniş olmasına rağmen dünya dar gelir.
Çünkü bu gibi kimseler yapmış olduğu bir hatadan dolayı, mesela bir yerde bir hata işlemiş. Ne zaman oradan geçecek olsalar terliyorlar ve yillarca gözyaşı döküyorlar. Bunlar için. Biz de gayret edersek olmayacak hiçbir şey yok. Cenabı hakk'ın dışında hiçbir mülahazası düşüncesi yok. Onun hiç evi, barkı, çoluğu, çocuğu, işi, gücü, arkadaşı, arkadaşı, eşi, dostu yok mu? Hepsi var. Ama onlara olan muamelesi hep dinimizin ölçüleri içerisindedir. İbni Arabi Gaddesallahu Sri hazretlerinin de bu noktada mübarek sözleri var. Nedir oruç? Abdülkerim El-Ceyli Kaddesallahu Sırra Hazretleri buyuruyor. Bu zamana kadar konuştuklarımızı hülasa itti zaten. Gerekmeyen Rabbimizin razı olmadığı bütün hallerden kaçınıyor. Yalnız Abdülkerim El-Ceyli konuşunca marifetullah'a ermiş bir kimse. Nefsaniyet diye bir şey yok. Nur üstüne nur olan kimsenin ifadesi olabilir bu. Efendim biz beşeriz.
Beşeriz ama onlardan beşer kokusu gelmiyor. Efendimizin Sallallahu Aleyhi ve Sellem yemen tarafını mübarek burunlarını çevirip bana rahmani koku geliyor buyurmalarıdır. Veysel Karani. Rasulü. Bu koku nasıl alınır? Hadisi kutsi gayet açık. Buyuruyor Rabbi Zülcelal'imiz. Nafile taatlerle, nafile nefy farzın dışında olan taatler. Mesela şimdi teravih namazını kılacağız. Allah'ımızı lütfeder, ihsan ederse bu nafilelerle kul Cenabıhakk'a yaklaşıyor. O zaman Rabbimiz onun gören gözü, içten kulağı kavralayan eli yürüyen ayağı oluyor. O zaman her yaptığını şer'i şerifin doğrultusunda yapıyor. Bu hadis-i kutçiyi almak istememişler. Çok çekinmişler. Ama İmamı Buhari Rahmetullahi Ali Hazretlerinin dirayeti ile alınmış. Ve bunu Sami Efendi Hazretleri de, Kaddesallahu sırra şu şekilde izah etmiş. Allah'ımız nur verir, öyle tutar. Nur verir, öyle bakar. Nur verir, öyle işitir.
Bu şekilde bir izah yapmışlardır. Samadani sıfatlarla beşeriyet ölçüsü içerisinde sıfatlanıyor. Ama bütün rahmani, Oruç ama bu tarif edilen oruç. Essav. Nedir oruç? Abdul Vehhabi Şarani, Gaddesallahu Sırri Hazretleri şu şekilde izah etmiştir. Tam buna yakın zaten izahta böyle. Şeytani ve nefsani bütün arzulardan temizlenmiş. Nur olmuş artık. Ramazan-ı Şerif vesaire günlerde riayet etmek suretiyle buna nail olmuş. Şu mübarek sözünü tamamlamaya çalışalım. Bize üç sevgiyi Cenabı Hak Tevbe suresinde ifade buyuruyor. Birisi cihat sevgisi. İkincisi Allah'ımızın sevgisi Celle Celalühü. Üçüncüsü de Resulullah'ın sevgisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onun dışında bütün sevgilerden azade, kurtulmuş. Seviyor ama onurla seviyor. Allah'tan bir nur ile seviyor. Ölçüler içerisinde devam ediyor. Çünkü biz bu dünyanın şartları içerisindeyiz.
Bu şartlar içerisinde olunca dinimizin emirlerine uygun tarzda vazifelerimizi yürüteceğiz. Bu. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.