Burada lügat anlamında orucun bütün hemen hemen tarifini yaptım, anlamını verildi. Kimse, yemeden, içmeden, cinsi münasebetten, imsak vaktinden güneş batıncaya kadar yani sahurdan akşam vaktine kadar niyetle yaptığımız davettir. Oruç sizin üzerinize farz kılındı, sizden öncekiler üzerine de farz kılındığı gibi, ta ki korunasınız. Gönül eğillerinin taliplerinde oruç bedenin zekatıdır. Artık bu nakilleri bazen dokunuyoruz. Buyuruyor ki, Hayvani duygulardan insanın el çekmesidir. Yalnız burada fiili arzu istek manasını taşır. Şehvet dendiği zaman illa bir cinse karşı arzu değildir. Sırf bu değil, baş olma arzusu olur. Bir yemeğe içmeye de olur yersiz bir şekilde. Dünyevi varlıklara da olur. Artık bundan ne karar verirsek? Bunun üzerine konuşmaya da gerek yok aslında. Bu hale gelecek de Allahu Zülü'l-celal tecellilerine mazhar olacak da, ondan sonra diğer arzulara gönlünü attıracak.
Bu mümkün değil ama biz Allah'ımızın, Samet statının tecellisine erişmektir. Samet sıfatı elbette bunu okuyoruz mutlaka Allah'ımızın isimleri çünkü. Onu seviyorum demek, onun artık esnasını da bilip hayatımıza geçirmek, sıfatların da bilip, ondan gereği kadar faydalanmak, efali ilahiyesini bilip, ona büyük saygı içerisinde olmak, zati statleriyle de onun azamet-i ilahiyyesini idrak etmektir. Ne kadar bunları desek bile bizim içimizde bir rahatlık yok. Bunları okuyoruz. Sanat sıfatıyla ahlaklanabilme. Başta sizi tenzih ederek söyleyeyim, şahsımızla bunu anlayıp ve hayata geçirebilme hali müşahede ettirilmeyip de zordur. Bunlar okuyup da geçmek için dediğin Hayatımızı hayat verilmesi için. Nedir? Samet sıfatı her zaman İflas suresini okuyoruz. Öyle köylüyü, kentliyim, bilmem ifadesi yanlıştır.
Efendimizin hayatına baktığımızda, deve çobanları Efendimizin ehli saadetinde bir İslam hukukçusu olmuştur. Ta dağdan gelmiş, pek kural da bilgi yok ama bunlar huzur-u nebevi'ye de sakın Allahu Teala acısından edeb görmüş, erkan görmüş, vali olarak etrafa dahil edilmişlerdir. Onun için vay benim yaşım geçti, başım geçti, Bundan sonra bizler olmaz böyle demiş. O tembellikten başka bir şey değildir. Yüz yaşını gezgin bir Yahudi, yüz yaşını gezgin bir Yahudi, milyonlarca baskısı olan eser hazırladı. Bir Yahudi, bin saatlik eser hazırladı ve baskısı milyonların üzerinde. Bu yaşlanmaz da biz mi yaşlandı? Biz ne yapalım? En azından İslam'a, dinimize hizmet için malımızla, mülkümüzle konuşalım. Zor mu? Bir miras, elli sene geçiyor da bölüşülemiyor. Elli sene geçiyor. Ömrümün uzatılmasına diye olacak bir şey değil ama bu işi bitir demek istiyor.
Bak elli yıl belki daha fazla miras bölüşülen ben şuraya alacağım, sen şuraya alacaksın diye. Bizim asıl malımız nedir? Mevla yolunda sayfamızdır. Herhalde mürşid-i kamillerimiz bize ölüm tefekkürünü boşa vermediler ama olmuyor. Bunu kıymetli bir Esat Köşan şunu anlatıyor. Allah'ım bu rahmetlere eylesin. Vardaşta yazar dedi ki diyor. Bizzat, bilinen Hocam, ne kadar evrad ve asker okur, bir tek okur. Geceyi belki hep namazla da geçerim ama benden kuruş istemem. Ölüm tefekkürü dünya muhabbetini koymaz gözle ve hayata yansır. Biz mürşidi kamillerimizi gördük. Kıymetli bir hocamız rabıtayı tarif etti. Dedi ki rabıta kuru kuruye şekli düşünmek değildir. Hedefleriyle hedeflenmek. Bizim mesela üstadımız öyle bir coşku onlar olurdu ki fazla üstüme gelmeyin, her şeyi feda ederim diye. Tek onu tutan bir yeri vardı. Her şeyini fedada, burada okullar yapıldı İmam Hatip vesaire, en başa yazarlar da.
Emekli de yok, maaşı da yok. Kendi mübarek genleriyle yazmış olduğu levhalarla geçince. Dünyada dünyada dünyevi hususlara, dünyanın malını, mülkünü vesair arzu ve isteklerine karşı gönlünü kaptırmamaktır. Dünyada zühdün anahtarıdır oruç. Mevla'yı Zülcelal'e ibadetin kapısıdır. Çünkü oruç tatil, oruç benim için mükafatını ben vereceğim, buyuruyor. Yeme ve içme ve diğer arzuların kırılmasıdır. Oruç ve likrullahi Celle Celal ve ve sırrun. Oruç bir sırdır ancak yaşanır. Nedir? O sır nedir? Böyle geçmekte olmaz. Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklanmaktır çünkü Cenabı Hak iman Biz bunu ne kadar yakın ifade ediyoruz? Çünkü karşılığını bulamadığımız için takva kelimesi tamamlar ama onu bazen çıkaramayan tüm serelerimiz oluyor. Cenabı Hakk'ı anmaktır, hatırlamaktır. Hak uğruna, onun razı olmadığı, onun sevmediği, istemediği bütün kötülüklerden kurtulmaktır ve kalbine korunmaktır.
Sadece sadece beden olarak korunmak değil, aynı zamanda kalbin de o arzu ve istekler içerisinde olmaması. Şimdi azalarımız da yapmayabiliriz ama gönülden atmak tebveleli esas vardır. Diye gidecek. Tamamen gönülden sokup batmaktır. Bir ağacı dahi biz bahçeden sökecek olsak, eğer bir damarı veya bir kökü ince bir kıt da olsa kalmışsa, o tekrar büyümeye başlıyor. Mesela bir beton da üzerine dökülse, nasıl bulursa buluyor bir aralık oradan çıkmaya çalışır. Neden? Tamamen yok edilmemiştir da bunun için. Gönlünüzden tamamen yok etmek suretiyle olur bu. Bunun zuhuru da imam Şafii Hazretlerinin şu sözüdür Saidullahüteala ve sellem. Buyurulur ki hak ile kendini meşgul etmeyeni batıl istila eder. Şimdi burada ışık olduğu için karanlıktan eser yok.
Böyle okuduğumuz evrak ve ezkarının nurları gönlümüze vursa, mesela büyüklerimiz diyorlar ki, Salat efendilerimiz insanın dış aleminde bulunan beş tane letaif var. Hepsinin de ayrı ayrı nurları mevcut. Erecek. Bu nurların zuhur ederse karanlıktan ishal kalmadan ta mesela murakabeye çıktım diyor. O murakabeye öyle çıkmakla değil, çünkü her letaitin kendi arasında bin derecesi var. Her letaif velayetten bir noktaya işaret eder. Bu hareket hareketiyle geçildiği için böyle oluyor. Yoksa nuruyla geçenlerde bu olmaz. O tamamen yıkanmış olur, temizlenmiş olur. Azalarla korumak ama gönülden tamamen çıkarmaktır. Şimdi yaşlılıkla başlığıyla alakası yok. Şeriatı ne demek bunu bileceğiz. Birbirimizin iğka, ibadet, ahlak, muamelat önüdür şeriat. Her Hani insan üzülüyor tabii. Mesela biniyorsun uçağa, bir gayrimüslimin yerinde çok kaldım bir kitap, onu okuyarak.
Başkasının diyemem de bu, bu mescidin edebine de okunmaz. Kitap okumadıkları yeni olur. Okuyor mu? Malumat sahibi. En azından bizim bu mübarek kılımız, hacegan hocaların yoludur. Bak buraya çok iyi bir sanatkar geldi de şunu çekilerek söyledi. Dedi ki ben ümit ediyorum ki burada efendi hazretlerinin zahiri ve batıni şifa tarifini ezberlemiyemiz yok. Tarifini ezberlemeyeniniz yoktur diye. Buradan bir dörtlük açsam, bir dörtlük açsam, bizim hayatımızı kuşatan ifadelerle bulunmuş. Sohbeti saliha alış. Salihlerle buluşmuyor. Salih kelimesi her zaman namazlarda diyoruz. Salih kelimesi peygamberlerin bile talepte buyurduğu ahlattır, edeptir, güzelliktir, bambaşka misafirdır. Çünkü hem Yusuf aleyhisselam hem de İbrahim Aleyhisselam böyle dua ediyor. Salih'den içine kat yarak diyor. Buyur, tövbe. Sonra da imanı kamille öldür diye. Bak bir cümlesi kıtadan bir cümlesi bize ne boklar açıyor?
Kamil müminlerle buluş. Ayak tasarımıyla olmalı diyor. O zaten Allah korusun biz hepimizin kurtuluşu isteriz. Batağa düşmüş. Ona sayma, yine daha bir batağa saplanacak. Ilme çalış, meslekinden bez mi okusun diyor bizi. Gece gündüz. Bu kesretten kinayedir. Yani devamlı ifadesi anlamına gelmez çokça bir alet demek yiyecek Aslında bizim tek eksiğimiz şu, kararı siz de vereceksiniz. Sami Efendi hazretlerine deniyor ki efendim siz nasıl bir evrak okursunuz? Siz ne okursunuz? Biz evra da bilmeyiz. Emek yaptığımız dersler dediler işte. Siz ne okursunuz? Aynısını okurdum. Ama perdinize dikkat edin. Bunu yakalasak yeter. Bak burada oturuyoruz. Bunu yakalasak yeter. Perdinize dikkat edin. Bunu yazabiliriz. Ben kesilme anlamında tamamen kesilmek kesilmez. Bunu binlerce defa desek, benim böyle benim bir arzum yok. Hayır, o bir andırdır veyahut bir zattır. Çünkü onun kalıntısı var. Yine onu nükseder.
İyi bir rabıta yapabilir miyiz? İyi bir murakabe yapabilir miyiz? O zaman önce. Günümüzden yarısından fazlası huzurla geçerse demişler namazdan sonra oruç dinin direğidir. Diyorlar ki bu mübarek yolda, biz öyle diyelim, onun için birçok ifadeler var, tarifler var. Nedir? Orucu günahlardan da kurtulmak için tutmaktır. Böyle değil de günahlardan da kurtulmaktır. Gıybetten de değil, deki söylediğimiz uygunsuz ifadelerden de münafıklık sıfatından da imsak etmek, kurtulmaktır. Mesela nedir? Kuran-ı Azimüşşan'a baktığımız zaman, çok Münafikun suresinde hemen BAGARA suresinin ikinci sahifesinde de var. Böyle bir sıfat ki bu, bunun itikadi yönü var, bir de ebedi yönü var. İltifadi yönü Emanete ihaneti gitmek, bu hususta bizim mürşid-i kamilimiz, sırf emanet hakkında on beş gün vaaz ediyoruz. Bitiremedik. Vermiş olduğumuz söz var Cenabı Hakk'a. Sonra yalan söylemek vaadimizde durmam mı?
Yok, mühim. Kuran Azimüşşan'da geçer, onlar Cenabı Hakk'ı çok az zikredenlerle buyuruyor. Namaza kalkarken üşenerek kalkarlar. Onun için Hızır aleyhisselamdan dua talebeler bir kimse buyurmuş ki Cenabı Hak sana taatleri hafifletsin. Yani ibadeti kolaylık veya erkek kadın durup iftirada bulundular. Durdum çünkü, hep işte bizi batıran Medine'de böyle arabada gidiyoruz Sami Bey'in Muz Hazretlerinin, böyle seçtiği bir evladı. Şimdi söyle, biz çok duyduk bunu ama kamil bir insandan duyulur muyuz? O tesir ediyor. İnsana dedi, günah olarak, bu malum Hadis-i Şerif'lerde görüyoruz. Her ölduğunun nakletmesi, günah olarak yeter. Emin olun, dedim şimdi insanların arasının, çoğunun bozulması bunda. Bana şunu demiş, bana şunu etmiş hiç alakası yok. Hiç alakası yok. Halbuki İslam hukuku ben, sen bundan iki taraf dinlenmeden verilen hüküm yanlıştır.
Tarihi bunlardan malumatımız olmayınca bu sıkıntılar doğuruyorum ve insanlar birbirlerine çok Şimdi bu araştırma konusu çok önemli. Çünkü araştıra araştıra onu yalana sevk eder. Şimdi soruyorum. Sen ne iş yaparsın? Mesela alan işten atılmış da olabilir, işi terk etmiş de olabilir, evinde boş kalmış olmuş, Soylu mu? Sen ne iş yapalım? Daha evvel ne iş yapardın? O da onun karşısında mahcup olmamak için ben şöyle bir iş tutardım diyor. Kurtulmaya çalışıyorum diyor. O zorluyor mu? Zorlama mı? Bilmiyoruz zaten. Böyle sükut ettiği halde üsteleme, o cahille bir tavır ve harekettir demek istemiyorum, demeni. Mesela, Ehlullah'a böyle bir soru kahyiden sorulamaz. Onlar serimizi veririz ama sırrımızı vermeyeceğiz dediler. Zorladığım zaman onun hesaba çekileceği yerler var. Niye bu sıkıntıya sokuyoruz ki onları? Mesela müşir-i kamilimiz, Celalul Vahittan birisiyle oturuyor. Biz bunları açmıyoruz.
İstirahat edecekler. İstirahat anında gönül ayakkabısının birini giymiş, birisini giyememiş. Sonra sabah olduğunda diyor ki iki defa gözünüz uykuya daldı. O zaman fırsat buldum, göreve geliyordum diyor. Bak bunları dinliyoruz biz, daha yemediğimiz neler? Ah bunda bizim dua edin de Cenabı Hak bizlere ne diyor teslim? Bu bizde tarağımız olsa kolay. Ama yok. Nasıl olur? Mümkün. Mü? Şimdi teknoloji. Teknoloji bunu en güzel izah eden teknoloji. Bir, mesela Süleyman Aleyhisselam'ın Belkıs'ın tahtının gelmesi en güzel bir kardeştir. Bir gün. Çok. Hazreti Ömer'in oturup da iki aylık misafirdeki komutana komut verilmesi. Arkadan düşman geliyor, daha dikkat ettiriyor. Şimdi biz bu artık demirden midir, kömürden midir, yapılan şu aletlerle ulaşamadığımız yer yok. Dünya kültürünü de biliyoruz. Bunu şimdi ifade ediyoruz ama.
Halbuki büyüklerimiz diyorlardı ki bir evliyaullah onlar dünya kavrunun içi kadar. Şimdi böyle aletler var ki evini de gösteriyor, evin bahçesini bahçenin içerisindeki havuzu da gösteriyor. Şimdi bununla mı izah edeceğiz? Bunu Allah'ın Rusları en ahlakını görüyor. Şahını Nakşibend Hazretleri dedi evlatlarından birine diyor ki sizi manen görüyorum ama gözümüze hasetlikten alamıyorum, artık görüşelim diyor. Zor değil mi? Dese, vakit sığmaz bunlara. Ama bunu nasıl dinliyoruz dinlerken? Halbuki onlar için bu puan kaybıdır. Buna önemli etmezler bu zor değil Şimdi buraya geldi mi? Allah Allah diyoruz. Efendimizin Allah yolundaki cihadına geldi mi orada daha çok Allah diyeceğiz. Nasıl o Filistin'in kurtulması için mitinglere koştuğunu bilsek, bak burada ses çıkmıyor ama bunları dediğimiz zaman buyurdu ki Müsey Kamil'imiz kürsünün üzerine kağıtlar