Oruç ve Manevi Arınma kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Ey iman nimetiyle nimetlenen, bu şeref ile şereften hem, bu imanla ebedi cennete namzet olan mümin, Sure-i da Aleykum sizin üzerinize farz kılındı. Asiye, Kemal-i Nur'da. Nasıl ki diğer ümmetlere farz kılınmışsa, size de farz kılındı. Ta Ta Adem aleyhisselamdan beri…
Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Ey iman nimetiyle nimetlenen, bu şeref ile şereften hem, bu imanla ebedi cennete namzet olan mümin, Sure-i da Aleykum sizin üzerinize farz kılındı. Asiye, Kemal-i Nur'da. Nasıl ki diğer ümmetlere farz kılınmışsa, size de farz kılındı. Ta Ta Adem aleyhisselamdan beri ümmetlere, nebilere, o nebilerin ümmetlerine nasıl arz kılınmışsa, aynen size de arz kılındı. Hiç şüphesiz o Peygamberler de, onların ümmetleri de bu oruç, taati oruç tutmak suretiyle size onlar bir örnektir, bir misaldir. Sizin üzerinize öyle bir zorluk yok. Asıl ibadet ve taatlerde başta bir itikadi yönü var. Biz oruç taatinin farzını iman ediyoruz. Bu farzdır. Biz buna inanıyoruz. Müminler olarak oruç taati farzdır. İlle bunun ibadet yönü var.
Cenab-ı Hakk, Lutfe'de ihsan ederse, bunu da şartlarına riayet ederek, yemekten, içmekte, cinsi münasebetten uzaklaşarak, niyet ederek, vakitlerine de riayet ederek yerine getiririz. Bu ibadet yönü. Ahlak yönü de şudur, her taatte olduğu gibi, vuruş taatinde de, ahlaki yönü şu, biz vuruş tutmak suretiyle bu güzelliği elde edeceğiz. Isyanlardan, Allah'ımızın men etmiş olduğu bütün kötülüklerden korunmak için. Oruç, hayvani duyguyu yok eder. Şimdi kelime çok zengin olduğu için duruyorum. Şehvetinden, şehvet, aşırı arzu demek, istek demek. Mesela bir baş olma arzusudur. Bak bunun için ne kıtaller oldu. Neler zuhur ediyor, ne yanlışlıklar meydana geliyor, ne fitneler zuhur ediyor. Bir baş olma arzülsül. Sonra dünyaya olan ilgi de, dünyaya olan muhabbet de de şehvet olarak gelenler. Bir de Allah'ımız muhafaza buyursun. Kendi namusu varken, bir başka namusa mihdilmek.
Eğer gücünüz yetiyorsa evlendiniz. Eğer siz evlenmeye gücünüz yetmiyorsa, o zaman oruç tutunuz. Çünkü oruç sizi yanlışlıklardan, kötülüklerden Rabbkımızın men ettiği hallerde muhafaza eder, korur. Ateş ile oruç tutan arasında oruç tutan bir mümin. Bu orucu tutmak suretiyle oruç taati, ateş ile bunun arasında nedir? Bir perdedir. Ateş, beş yüz senelik yerden kokusu gelen bir azaptır. Onun kokusuna da tahammül edilmez. Allah korusun, bir müddet çok az bir anda olsa ateşi göre, ehli tahkike göre ulemamızın, hikmet ehli bulanlarına göre, bu nimet için bahşolunan ateşte bir sene alır da, rahatlığında bu ateşi görmek sebebiyle sağından soluna dönmez, dediler. Böyle bu ifade ettiğimiz işte bir baş olma arzusu. Bir dünya sevgisi, bir cinse karşı duyulan yersiz alaka. Oruç bunlar arasında da size bir perde, sizi korur bundan. Sizi muhafaza eder.
O, 0 duyguyu yok eder ve sizin de ruhi, manevi gücünüze güç katar oruç. Oruç, bir kere ateşe karşı nedir? Bir kalkandır. Ateşten sizi korumaktır. Nasıl ki, nasıl ki, Allah korusun, büyük günahlardandır. Ondan, ondan korunulduğu gibi, Essiyem cinnetün, oruç kalkandır. Bir kere oruç sizi cehennemin ateşinden ve hayvani duygulardan koruyan bir kalkandır. Bir muhafazadır. Hasin, kala manasını taşır. Oruç bir kalkandır. Ateşten sizi koruyacak olan bir kaladır. Mümin için bir kaladır. Burada da ifade buyrulan gıybete gitmedikçe, hatalara düşmedikçe, nefsani isteklere dalmadıkça, oruç sizin için bir kalkandır. Gıybet etmedikçe, yalan söylemedikçe sizin için bir kalkandır.
Oruç ve Manevi Arınma kaydında Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Ey iman nimetiyle nimetlenen, bu şeref ile şereften hem, bu imanla ebedi cennete namzet olan mümin, Sure-i da Aleykum sizin üzerinize farz kılındı. Asiye, Kemal-i Nur'da. Nasıl ki diğer ümmetlere farz kılınmışsa, size de farz kılındı. Ta Ta Adem aleyhisselamdan beri…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Eğer Allah korusun, bu gibi yanlışlıklara gidilecek olursa, yani bir müminin kıymetini, değerini, üstünlüğünü yok etmek için yüzüne söyleyemeyeceği sözü arkadan konuşmaya başlarsa ve yalan Allah'ımızın lanet ettiği kötü bir sıfattır, bunları yapmalı. Oruç bir kalkandır. O bir kalka ki, müminin korunması için her türlü kötülüklerden, kalalardan bir kaladır. Her amel, her amel yapan kimse içindir ama oruç müsebaka. Çünkü diğer taatler bunun gibi değildir. Çünkü oruçta mesela ağzını yıkarken suyu kaçırabilir. Çok gizli bir yerde orucunu da yiyebilir ama diğer saatler de böyle değil. Bu sebeple oruç benim içindir. Onun da mükafatını ben vereceğim. Oruç, sizi ateşten koruyan bir kalkandır. Gidin. Şimdi oruç tutan kimse cehaletle yalan, gıybet. Bu sadece yalan ve gıybetle sınırlandıramazsınız. Bu kötülüğün en çirkini olması hasebiyle zorlanıyor. Yoksa diğer yanlışlıklar olmadığı sürece.
O kimse mümin kardeşine hakaret etmedikçe. Buradaki ifade biraz ağır. Misal haya et diyor. Kötü bir söz söylemedik için ancak bu şekilde diyelim. Onun rencide ile müminin şerefini, haysiyetini yok eden bir harekette bulunmadıkça, ona kötülük yapmadığı sürece, Şimdi oruç tutan kimse, oruç cehenneme karşı kendisine bir kalkan. Oruçlu olarak kalkıyor. Fakat öyle bir kimse ki kendini bilmez. Cihat. Cahil. Buna güçsüz söylüyor. Hiç uygunsuz hareketlerde bulunuyor. Onun böyle yanlışlık yapmasına sebep olacak, Allah korusun günah işleyeceği hareketlere geliyor. Sakın ha, böyle bir harekette bulunmasın. Eğer bir kimse kendisine sataşır, kötü bir söz söylerse, ben oruçluyum desin. Canı yedi kudretinde olan, elinde olan Mevla-i Zülcelal'e yemin olsun ki, Akşama doğru oruçlunun ağzından meydana gelen bir koku.
O Allahü Zülcelal'e mistten daha kıymetlidir, daha güzeldir, daha iyidir, ona daha hoştur. Oruç sabrın yarısıdır. Sabr öyle bir taattir ki, Zimel suresinde onuncu elçi misal. Allah sabredenlerin mükafatlarını, mükafatını ecrini, sevabını günah işlemeye sebebiyet sabretiyor. İbadet ve taat yapmak için azmetül. Başına gelen musibetlerden dolayı da şikayet etmiyor. Öyle bir sabrın içerisinde bulunursa, onun mükafatını Cenab-ı Hak sonsuz olarak verecektir. İşte oruç, sabrın yarısıdır. Her şeyin bir zekatı vardır. Ve zekatü'l Ceset, asya ve zekatü'l Ceset cesedin şu vücudun zekatı da asya oruçtur. Riya, amelimizi bütün olduğu gibi mahleden kötü bir sıfattır. Oruç taatinde riya bir gösteriş yoktur. Oruç benim içindir ve enerjili onun mükafatını ben bileceğim. Şimdi size deseler ki bir mahallede, muhtar bir kimseye bahşiş gelecek. Yer kimsaysa on milyon olursun. Muhtar çünkü.
Eğer kaymakansa ilçede, o da aşağı girmez. Yüz milyondan neden aşağı girmez. Vadi değilse, o milyar olur. Belki daha fazladır. Bir Reis-i Cumhur diyecek olursanız, artık yükseldikçe verilecek mükafat da artacaktır. Cenabı Hakk'ın vereceği mükafat hiç bunlarla münçülebilir mi? Azamet sahibi Cenabı Hakk, kudretine göre esma, sıfat ve fiillerindeki artık sonsuz yüce kudretine göre ikramda bulunur. Onu artık ifade edemezsiniz. Yeter ki biz şartlarını haiz olarak tutabilelim. Burada da şartlarını haiz nasıl tutulur, biraz ifade edilir. Çünkü o yemesini içmesini benim için terk etti. Mesela yaz gününe geliyor, suya çok ihtiyacı var. Öyle ki iftara bir dakika değil, ondan da daha az bir zaman da olsa, bir saniye de olsa, Allahu ekber dinmedikçe, Hakk'iyen ağzına ne bir su, bir damla su, ne de bir lokma ekmek kötü. Bu benim için terk etmiştir. Onun mükafatı da bana aittir.
Şimdi oruç taatinde riayet edeceğimiz nedir oruç? Allah'ınızı yemeden içmeden münezzehtir. Oruç, Cenabı Hak'ın ahlakı ile celle celalü ahlaklanmaktır. Orucun makbuliyeti, oruç kabul olmaz anlamına değil. Meyvesiz bir ağaç gibi olur. Burada ifade buyuren Hadis-i Şerif'te, kivi yalan ve gıybetten ve diğer kötülüklerden uzaklaşmadıkça sadece bir fidandır. Meyvesi olmayan fidandır. Eğer kötülükleri terk ederse güzel ahlak ile ahlaklanmamıza vesile olur. İşte biz açız, açız. Ne kadar varlık sahibi de olsak yiyecek içecek bulmayan insanlar ne sıkıntılar çekiyormuş diye onlara infaka çalışacak olsak, onları da soframıza davet etsek, onların sofrasına da Allah'ımızın nimetlerini sunacak olsak, cömertlik sıfatıyla sıfatlanmış oluruz. Daha sonra diyoruz ya, akşama bir saniye de kalsa ezan okunmadıkça, iftarını açmıyor ve bize sabrı öğretiyor.
Bunun yanında, Kuran'ın indiği ay olması hasebiyle ve şerefle fazilete artıyor. Yoksa bir farkı yok diğer aylarda. Ama bu ayda Kuran-ı Kerim inmiştir. Kıyamet gününde oruç ve Kuran şefaati olacaktır, tutan kimse için, oruç diyecek ki, Ben bunu gündüz yemeden, içmeden her şeyden mahrum ettim. Beni onun için şefaatçi etiyara. Ve Ebu'l-Bura, Kuran diyecek ki, Ben de bunu Kuran okumak suretiyle İmam-ı Azam rahmetullahi aleyh gibi yapamasak bile, gündüz bir hatim, gece bir hatim, teravih de teravih de hatimle altmış bir hatim. Abdulkadir Geylani Efendimize dönersek, kaddesallahu sırrı, bu her bir vakit Kuran-ı Azimüşşan'a hadmediyor. Böyle yapamasak dahi, günde bir cüz okuyup, onu da hayatımıza geçirmeye çalışırsa, böyle bir Kuran diyor ki, ben ben geceleri Kuran okumak suretiyle, onu uykusuz bıraktım, beni şefaatçi tut. O zaman oruç da şefaatçi oluyor, Kuran'ı Azimüşşan da şefaatçi oluyor.
Yalnız şefaatçi olan oruç, arz ettiğimiz gibi bizi kötülüklerden koruyan oruçtur. Şefaat ilacı olan Kuran nedir? Çünkü efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem okun yaydan çıktığı gibi onunla dinden çıkacak buyuruyor. Okudukları Kuran, şu hançele boğazlarından aşağıya inmeyecek. Ne istiyor o zaman? Amel istiyor. Ahlakıyla ahlaklanmamızı istiyor. Bina-i İslam'ın, İslam binasının dördüncü rüknü Ramazan-ı Şerif'te oruç tutmaktır. Ramazan-ı Şerif, ayların kalbi olup, sene-i sabıkayı tathir. Allah Allah. Sene-i atiyeyi tenvir eder. Öyle bir ay ki insanda, şu bedende kalp gibi, gözü olmasa adam yaşar, kulağı olmasa da yaşar. Deli ayağı olmasa da, kalbi olmasa mümkün değil. Bu kadar kıymetlidir. Diğer ifadelerde de aynen Yakub ' ın evlatları içerisinde Yusuf gibidir. Sanki bir gün içerisinde seher gibi kıymetlidir. Bir yıl içerisinde ilkbahar gibi kıymetlidir.
Çünkü kıymetine bakın, geçmiş senenin küçük günahlarını olduğu gibi temizle, gelecek seneyi de nurlandırır. Oruç tutmak, insanı melekileştirir. Melaikeden efdal olan, kimse insanı yemekten, içmekten ve ehline gurbetten, yakınlıktan muhafaza ederek eftaliyetini ispat etmektedir. Bir de nefsin şubelenmiş kötü huylarını oruçla mahvedip tebkir etmektir. Onu korumak, muhafaza etmektir. Bir de ruha rıda, halfe cila, maraz-ı nefse deva demektir. Oruç öyle bir taattir ki, ruha ve daha, biz oruç tuttuğumuz zaman ruhumuz güçleniyor. Çünkü Allah'ımızın huzuruna şu bedenle değil ruhumuzla varacağız, ruhumuzun elde etmiş olduğu kazandığı nur ile varacağız. Kalpte de cilada, hadden de kötülükleri siler götürür nur ile, nefsin de helakine sebeptir. Halifımız nefs-i halk buyurduğunda, dört bin sene ateşte bırakmasına rağmen, ben kimim, sen kimsin deyince, sen sensin, ben de benim.
Zehlevi cehenneminde bıraktığında aynısını söyle ama bir gün az kaldığında sen Rabbü'l Alemin, ben de senin aciz bir kulunum der. Bir de düşmanlarımız olan nefis ve hevaya mağub etmek için oruç, cephane ve silahıyla mücahede-i nefistir. Nefis ve onun arzularına karşı manevi bir cephane bir zat. Onu olduğu gibi, kötülüklerini yok eden, oruç bedene sıhhat, kalbe dikkat, kalbinde güzel duygular meydana gelmeye başlar, incelir kalp. Ve ruha haşer, Allah'ımızın azameti, sırra temki, olgunluk buna mutmain halidir. Tamamen nefsin kötülüklerinin atıldığı ve huzura kavuşulduğu an demektir. Ubudiyet iğrasi der, Allah'a tam manasıyla ibadet ve taat yapan yolunu tutan, bir de oruç, kıyamet hararetinden, naaşlığından, selamete yetiştiren vesiledir. Oruç ruha kuvvet, nefse zaviyet veren ibadettir. Oruç, rahmet-i sübhanî, vesile-i ufrandır.
Oruç, Allah'ımızın rahmetini, manevi ihsanını, bağışlanmamıza vesile ve affımıza sebeptir. Oruç üç kısımdır. Oruç üç kısımdır. Birisi avamın orucu. Normal halkı. Yemekten içmekle ve cinsin münasebetten muhafaza eder. Ama seçkin insanların takva, yapmış olduğu her işte Allah'tan korkarak celle celalü, yatağında bile ayağını uzatmaktan haya eden, yerken bu nimet elli bin yıllık yoldan geliyor. Vereni Cenab-ı Hak'tır. Onun arzu ettiği yerde bu nimeti kullanmam gerekir düşüncesiyle hareket eden kimselerin orucu Kabe-i vücudu isyandan muhafaza alır. Bütün vücudunu haramlardan muhafaza eder korur. Artık seçkinlerin, daha seçkini olanların, buna da mukarre boyun deriz, En güzel tarifi Cenab-ı Hakk'ın kendisine yaklaştırdığı kimselerdir. Bak şimdi, Allah'a yakın olan kimse dersiniz siz.
Fakat en güzel ifade Allah'ımızın kendisini cezbettiği, çektiği, yakınlaştırdığı kimse, kimse kendi gücüyle ona yakın olamaz. Biz azmideriz, gayret gösteririz, o da diler. Eğer onun rızasına uygun düşerse kendisine yakmasıdır. Böyle mukarrebullah, keskin kimselerin orucu, bu üç şeyle beraber ruhu cümle ahlakı, semiheden irisak etmektir. Ruhu bütün kötülüklerle korumaktır. Bu ne demek? Halbe gelen Cenabı hakk'ın dışındaki bütün düşünceleri atmaktır. Cenab-ı Hak cümlemizi yolunda muhakkak kılsın. Velhamdülillahi Rabbil alemin. El-Hakdya. İlahiyatçı yazar Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi serin sohbetini dinlediniz.