Bismillahirrahmanirrahim Vakti Aciz Tutmak Lüzumsuz olan birtakım rüsumdan, rüsum dediği tavır, hareket, davranış ve adetten hiçbir kar fetholmaz. Muhbir-i Sadık aleyhisselatu vesselam Efendimiz buyuruyorlar Yakında işlerim diye tabi ve teshih edenler helak oldular buyuruyor. Yaparım ileride artık tövbelerim, Cenabı Hakk'a dönerim deyip de vakti uzatanlar helak oldular buyuruyor. Ömrü mevcudu yani bizim için takdir edilen ömrü, mevhum işlere, böyle değersiz işlere sarf eylemek ziyade müstekrehtir, ziyade çirkin görülmüştür. Nakdi vakit emri Ehemme sarf olmuş olan. Buyuruyor ki iki mühim iş meydana geldiği zaman önemli olanı tercih etmek. Hak Teala Hazretleri bizleri birtakım Müzahrafatı la yani ittikarı unutma'a müyesser kılar. Hem Musa Efendi Hazretlerinin, abdestallahü sırra, mübarek dilleri ta sekiz yüzlü yillardan gelir. Ondan dolayı biraz zor anlaşılabiliyor.
Buyuruyor ki dünyanın geçici süsleriyle meşgul olmak, onlarla vaktimizi geçirmek gerçekten diyor bir hüsrandır, ziyandır. Dedikodu mahzundar değildir. Buna dedemle işaret buyurmuşlar. Keynu kal kalpten geçmeyen derviş mi olur, der. Keynu kalp boş sözler dedikodu mahzundar değildir. Yani siz bundan hiçbir fayda elde edemezsiniz. Selamet-i kalp elde edeler, kalplerinin huzura kavuşmasını isterler ve aslı tefekkür edip malayani'den tamamıyla ihraç edeler. Malayani de boş söz, onlardan buyuruyor, tamamıyla ayrılalar ve tamamı himmet-i rıza-yı Mevla Celle ve Ala'ya sarf ederler. Vakitlerini diyor Allah'ımızın Celle Celalühü, razı olduğu işlerde harcayarak, hazzı nefiste kalmayalar. Nefislerinin artık arzusu, isteği bunda kalmayalar.
Ferahata düşmekten ihtiras üzere olalar, ehn ü iyali ile evet münasebeti peydaideler aileleriyle, çocuklarıyla, akrabasıyla, komşusuyla, insanlarla güzel bir münasebet ortaya koyuyorlar. Karhane-i sa'ylerinde fütur vaki olmayan, karhane dediği bu dünya, kazanç yeri demek. Bu dünyada diyor kazançlarını unutmuyorlar ahiret kazançlarını. Hüman ve nedametten başka bir fayda yoktur. Bu dünyayı diyor boşa geçirmenin hiçbir faydası yoktur. Ders-i ciddi cehd üzere, kuşiş-ü sa' ile mütalaa olanlar, yaptıkları işlerde ciddi olalar, diyor. Samimi olsunlar, Allah için serseri kalmayasınız, yani başıboş bir mahluk gibi olmayasınız. Lehvü lör bile meşgul olmayasınız. Lehvü lör boş işler, oyun, oyuncak ve daima Hazreti Hak Sübhanehu ve teala'ya iltica ve tazarru edesiniz. Boş işler de diyor, vaktinizi geçirmeyin bizlere. Halk Sübhanehu ve teala'ya daima tazarru, iltica, bu tazarru kalbin bir yalvarışı.
Elimizi kaldırırız, duaların kıblesi, açtır ama gönlümüzün iştirak etmesi, gönülden Cenab-ı Hakk'a yalvarmaktır. En-i hukuk ile ancak zaruret miktarı ihtilat edesiniz. Annenizdir, babanızdır, kardeşiniz, dayınız, halanız vesair uygunsuz olsa bile gönüllerini alacak kadar bulunun. Yani onları da ihmal etmeyin. Hatır gönül almış olursunuz cemaat-i mesturat ile vaaz-u nasihat üzere ülfetidesiniz. Burada kadınlarla olan konuşma, görüşme bunu hiç caiz görmezler zaten. Eğer olursa onu da diyor, örtüler içerisinde böyle bir perde arkasından olur vesaire. Nasılsa şer'i Şerife muvafık şekilde diyor. Yalnız öğüt ve nasihat için olabilir, bundan da bizi tahsil eder, sakındırırlar. Emri bil maruf nehyi anil münkeri esirgemeyesiniz. Yani birbirlerinize de diyor sabrı tavsiye edin, Hakk da tavsiye edin, bundan da geri kalmayasınız.
Ve cemi hane halkını namaza ve salaha ve ahkam-ı şer'iyeyi icraya tergeyb edesiniz. Evinizi, çoluğunuz, çocuğunuzu, namaza ve hayırlı işlere dinimizin emirlerini yerine getirmeye teşvik edesiniz. Zira raiyyenizden mesulsünüz. Elinizin altındakilerden buyuruyor, mesulsünüz, sorumlusunuz. Tekrar Müellif Hazretleri Sami verdi Kadı sallallahü sırra Furkan Suresi'nden bir ayeti celile alıyor ve onu şu şekilde de izah buyurmuşlar. Eğer maasiden, eğer isyandan, kötülüklerden nefsinizi sakınır iseniz, nefsinizi kötülüklerden korur iseniz, Allahu Teala kalbinizde bir nur ve inşirah halk eder ki onur sebebiyle hakkı batıldan ayırırsınız. Şimdi ibadet yapar insan bir nur ama asıl nur buyruluyor, kötülüklerden kaçılırsa insan Allah'ımızın men ettiklerinden kaçarsa asıl nur o zaman doğar buyuruyor. İsyandan kaçmak. Bu nefse ağır gelecektir ama ruha şifa olur.
Hakkı batıldan ve sevabı hatadan ve ilham-ı ilahiyi iva-yı şeytaniden tefrik edersiniz. Öyle ki Allah'ımızdan ilhamların gelmesi, manevi doğuşlar o, manevi doğuşlar. İva'yı şeytaniden, şeytanın aldatmasından ayırırsınız diyor. İlhamı Allah'tan gelen zaten ehlince malum olur. Eğer fark edilmeyecek olursa, bunlar sayesinde bunu da tefrik eder, anlarsınız. Yahut Furkan ile murat, Cenabı Hak kendisine dönenlere Furkan nasip ediyor, onu izah ediyor Efendimiz Hazretleri. Marifet-i kalbiyyedir. Kalpte Allah'ımızı Celle Celalü tanıma nimetidir. Eğer ittika ederseniz, Allah'tan korkarsanız, Allahu Teala kalbinizde bir marifet halk eder ki Rabbi Zülcelal'imizi tanıma nimeti bahşeder ki o marifet sayesinde kalbinizden lillugiş, lillugiş dedi, kin, kibir, hasetlik, kötü düşünceler hep bunlardan ahlaka zemime denir, kötü ahlak. Bunlar yok olur gider diyor.
Eğer siz Cenabı Hak'tan hakkıyla ittika eder, korkarsanız Cenab-ı Hak size bu nimeti ihsan buyuruyor. Devamında buyuruyorlar ki Cenab-ı Hak yeryüzünde ben insan halk edeceğim buyurunca melekler diyorlar ki bozgunculuk yapacak, kan dökecek kimseleri mi yaratacaksın sözünü şunun için söylemiştir. İnsanın diyor tabiatında kötü sıfatların varlığını ve cibilliyetimizin bunlardan mürekkep olduğunu, bizim yaratılışımızda bu kötü sıfatlar var. Çünkü sadece ruh olarak değil, artı ile eksi, nefis tarafımızda var. Nefis kötülüğün zaten odağıdır. Binaenaleyh daima kötülüğü emreden nefislerimizin hilesinden emin olmamamız, onlara itimat edip temize çıkarmamamız gerektiğini bize iyice anlatmak içindir. Bu Necm suresinde de geçer. Sure-i Yusuf'ta da kendinizi temize çıkarmayın, buyur diyor. Bak içinizde bu kötü sıfatlar var, onlarla beraber yaratıldınız.
Nitekim Cenab-ı Allah, Hazreti Yusuf'tan hikaye ederek buyuruyor ki İşlediğiniz bütün salih ameller, işlediğiniz bütün salih ameller ancak Allah'ın bize tevfiki, fazlı ve rahmeti iledir. Yaptığımız bütün fesat ve zulümleri tabiatımızın kötülüğünden ve yaratılışımızın özelliğindendir, bu var insanda. Nitekim Cenabı Allah şöyle buyurmuştur, neden böyle derseniz, biz imtihan içerisindeyiz. Her anımız bir imtihan şu anda. Esribillah, ma asabekamin hasenetin feminallah ve ma asabekem inse yetin feminnefsin. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, Sana ne kötülük gelirse kendi nefsindendir. Bizler fesat ve zulme bulaşmamışsak bu ancak hakkın muhafazası ve Rabbimizin korumasıyla olmuştur. Çünkü o Rabbimin merhamet ettiği müstesnadır buyurmaktadır. Burada Adem Aleyhisselam'ın yaratılışı hususunda duruluyor.
Bu Musahabe altıyı okuyacak olursak çok güzel izahlar var ama çok dikkatli okumamızda fayda var. Evet Cenabı Hak bazı tefsircilerin izahına göre, Hz. Adem'e bir sanat öğretti ve buyurdu ki evladına söyle, isterseniz dünyayı bu sanatlarla kazanmaya çalışsın, dini ve ahkam-ı şer'iyeyi vasıta kılarak değil, böyle bulunmuş olduğu dini görevleri vasıta kılarak menfaat sağlamaya çalışmasın, buyruluyor. Çok kötü bir sıfat zaten. Adem Aleyhisselam ticaretle, bunu bize ders veriyor. Hani peygamberler bile diyor, peygamber olduğu halde işte sen şu kadar bize bir ücret takdir et, sen şu kadar demiyorlar. Hatta yine Kuran-ı Azimüşşan'da bizim mükafatımızı Allah verecek diyorlar. Bir ticarette meşguller. Eğer okursak üstadımız da şiirlerinde diyor levha yazdım, doldurdum, muterizin sözlerini kaldırdım. Ben diyor levhalar yazarak diyor rızkımı temin ettim, hatta şu dişlerim döküldü buyurdu.
Bağımı bahçemi eğer temin etmişsen bununla temin ettin diyor. Burada bize büyük dersler çıkıyor. Adem Aleyhisselam ticaretle bak Sami Efendi Hazretleri'ne gelecek Gaddisallahu Sare seksen yaşını geçmesine rağmen defter tuttu. Tahtakale'de nalburiye mağazasında defter tutarak rızkını temin etmeye çalıştı. Hep yol gösteriyorlar bize. Hazreti Davut ne güzel kul, elinin emeğini yer. Çünkü bizim ibadetlerimizde hazzımız, lezzetimiz rızkımızın temiz olmasına bağlı. Bu mübarek yol onun da dokuzu helal rızık, onun da dokuzu helal rızık, bir tanesi de kötülüğü, isyana karışmamak, uzette bulunmaktır. Adem Aleyhisselam ticaretle, Davud Aleyhisselam zırhını yapmakla, bir hususu burada büyüklerimizden duydu, onu söylemek istiyorum. Kuddus-ı Veli Hazretleri bağda bahçede çalışır, evlatlarının gönüllerine gelirmiş bir kısmının.
İşte otursa hanelerinde veya dergahlarında rahat etseler, Biz Efendi Hazretleri'nin işlerini görürüz, böyle bir sıkıntıya girmese derler. Bunu da Cenabı Hak kendisine bildirdiği için bir gün çalışırken bel küre edilir, onu toprağa giydirir. Arkaya doğru toprağa atarken altınlar dökülür. Der ki bizim dünyaya olan ihtiyacımızdan değil bu yapmamız, Halimiz, durumumuz yerinde ama sizlere yol göstermek için aman çalışın, elinizin emeğini yiyin, iş hırsızlığı da yapmayın. Çalışıyorsanız dikkat edin. Dedemin Rahmetullah Ali Hazretleri evlatlarının biri imam. Gelmediği vakitlerde onu nasıl hesap ederse ücretini hesap eder, getirir, müftülüğe verirmiş. Böyle dikkat etmiş. Allah'ımıza lütfetmiş, ihsan etmiş.
Bizim merkez vaizimiz, İpek hocamız şunu anlattı, dedi ki ben kürsüye çıksam Allah'ın izniyle hiçbir kitaba bakmadan saatlerce konuşurum ama rızkım helal olsun diye bir o kitaba, bir diğer kitaba onları mütalaa ede ede bir o kitabı alıyorum, bir diğer kitabı bütün terlerin içerisine gömülüyorum dedi. Rızkım yeter ki öyle alıyorsun. Süleyman Aleyhisselam zembil yapmakla uğraşırdı. Davud Aleyhisselam zırh yapmakla. Zenbilcilikten kazandığından yerdi, beytü'l malden yemezdi. Musa ve Şuayb Aleyhisselam çobanlıkla, Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de riayet çobanlı ve ticaretle meşgul olmuştur. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem evlerinde bulundukları müddetçe ekseriyetle elbisesini dikmekle meşgul olurdu. Hadiste varid olmuştur ki erkeklerin iyilerinin işi tezilik, kadınların iyilerinin işi ise yün eğirmektir.
Şer'i Şerif'te şimdi ayet-i celilelerin devamında Cenabı Hak Adem'e secde ile emir buyuruyor, bu secdeyi izah edecek. Şer'i Şerif'te secde emre uyarak ibadet kastıyla, alnını burnuyla beraber yere koymaktır. Bu fıkhi bir husustur. Şu burun kemiğinin değmesi gerekir. Mesudi hakiki ancak Allah'tır, ancak Cenabı hak'ta secde edilir, Allah'tan başkasına secde edilmez. Cenabı hak kendisi bizzat mescidi hakiki bulunup Adem'i meleklerin secdesine kıble yapmıştır. Yoksa secde Cenabı Hak'tadır. Burada Adem Aleyhisselam kıble kabul ediliyor ve şerefini de göstermek için. Adem'in şanını meleklere göstermek için böyle yapmıştır. Bu Adem'i tebliğ ve tazim babında Allah'ın emrine itaattir. Yusuf aleyhisselamın kardeşlerinin Yusuf aleyhisselama secdeleri de ona teslim olup bağlılıklarını arz etmek mahiyetindedir. Onlarda selamlamak mahiyetinde bulunan sükut-u tahiyye caiz idi.
Cenabı Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Selman kendisine secde etmek istediğinde radiyallahu anh buyurdu ki Hadis-i Şerif ile nesh olunmuştur. Hiçbir mahluk Allah'tan başkasına secde edemez. Eğer herhangi bir kimsenin diğerine secde etmesi emredilse idi kadının kocasına secde etmesini emrederdim, buyurmuştur. Bu ümmetin tahiyyesi selamdır, insana eğilip bükülmek mekruhtur. Çünkü bunda Yahudilerin haline benzemek vardır. Burada önemli bir hususa üstadımız, üstadımızın üstadazı işaret buyuruyorlar. Mümin olsa bile vefat anındaki durum esas itibara alınır ve vefat zamanında imanını muhafaza edebilmişse ebedi azaptan kendini kurtarabilir. Yalnız burada bir kayıt koymuş. Sami Efendi Hazretleri gerçekten ilim ve irfan, hikmet sahibi müstesna bir Allah'ın sevgili kulu. Zira herkes için, zira herkese niçin yaratılmışsa o kolaylaştırılmıştır.
Amel defteri ameli salihle mühürlenmesi için özellikle sene sonunda taatlere koşmak icap eder. Rabia-yı Adeviyye Kuds-i Sirruha, Süfyan-ı Sevri Rahmetullahi aleyhe şöyle demiştir, senin ömrün ancak sayılı günlerden ibarettir. Bir gün geçince senin ömrünün bir kısmı gider. Ömrünün bir kısmı gidince yakında tamamı gidecektir. Sen bilgili insansın amel işle. Düşün dinarım, dirhemim gitti, malım ve makamım zayi oldu deme. Bilakis ünüm gitti, ne yaptım? Zira bir günle ömür biterdi. Dünya günlerinden her biri muhakkak gelir. Dünya günlerinden her biri muhakkak gelir, konuşur ve şöyledir. Ey insanlar, şüphesiz ki ben yeni bir günüm, ben de işlenen amellere şahitlik edeceğim, güneşim battığında kıyamete kadar bir daha size dönmeyeceğim.
İnsanların en hayırlısı kimdir ey Allah'ın Resulü diye sual edildiğinde Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanların uzun ömürlü, ameli güzel olandır şeklinde cevap vermiştir. En şerlisi kimdir sualine de uzun ömür, ameli kötü, şerrinden korkulan ve hayrı umulmayan kimsedir diye cevaplandırmıştır. Ebu'd Derdi radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre güneş, doğan, güneş doğan her gün iki melek nida ederler. İns ve cinden başka yeryüzünde bulunan bütün canlılara duyururlar ve şöyledirler, ey insanlar Rabbinize yöneliniz. Az olup kafi gelen, şok olup meşgul edenden hayırlıdır. Elhamdülillahi rabbil alemin, El Fatiha.