Demek istiyor ki, üzülülmez insan kendine veriyor. Bu da bir cenazeydi. Cenazede bir şey söylediler. Buyurdu ki Ben ölene üzülmem buyurdu. Çünkü onlarda büyük bir teslimiyet yer var Mevla'mıza. Hayr ve şer Allah'tandır. Ben buyurdu kendime üzülürüm, acaba biz ne olacağız diye. E büyükler büyük söylüyorlar, gerçek olan da acaba biz ne olacağız? Cenazeleri görüyorum, taziyeler eskiden böyle değildi. Şimdi sığarlar, dedikodular, gerçekten niye böyle olmuş? Bozulmalar meydana gelmiş. Halbuki insanın hepimizin derin derin düşüneceği zaman mı? Mı? Görüşmeler başlamış. Bir değişik hal arz ediyor. Ölülmez. Sufyan-ı Sevri hazretleri Allahu alem Ben diyor bir ölmek üzere olan bir kimseyi ziyaret ettim diyor. İki gün Allahu Alem inşallah adamımız, iki gün diyor, ağzıma lokma koyamadım diyor ölüm düşüncesinden dolayı. Mühim olan bu, burada. Hiç kimsenize baki bir yer değil ki.
Çok güzel bir Halep hakkında ayırt etmiştim. Çok ekmeğini yedim Halep şehri. Gezdim, geliyorum Halep şehri diye. Dediği gibi, bu dünyanın çok etini ekmeğini yedik, gidiyorum Alev şehri, hakkını helal et dediği gibi, her halimiz bu işte. Ruhunu okuyalım. Aleyhissalatu vesselam, benimizin rol talebelerine ve ashabına Peygamberanı zammı, Piranı zammı gibi geliştirdik. Mümin ve müminatın ervahına. Bu sosyal annemizin ruhuna, burada bulunan kardeşlerimizin, geçmişlerinin ruhlarına bir Fatiha, üç İhlas şey var.