Bütün İranımızdan efendilerimizin ruhu tayyibelerine sevgili bedenimiz, şık müstahaten Hazretleri ruhuna, Sevgili validemiz, Aişe annemizin ruhunda yibelerine, cümlemizin anneleri, babaları, akraba-i tali oku hastalıktan ahirete ahirete ittihal edilen olan ruhuna, Kıymatlı bedenimiz, Mustafa Kemal Hazretleri, havacılık da rahat vermeyince, havacıkta rahat bulamayınca Dereköyün Fahri imamlığını kabul etmişti. Sen Mevla rızası için anlamlı girer sen şu kadar imamlık vereceksin sen bu kadar kime? Sakin dere köyü de coştu Allah onlara da coşturdu Allah için versin razı olsun. İki sinek imamlık yerine dört sinek getirir oldular. Ellerinin üstünde inşallah onları himmet, onları da öyle tuttular. Lah hazırlıklarını, hicretlerini, her şeyini tercih ettiler. Bu mübarek zata vaaz yer edinmediler. Yahya'nınlara vaaz imkanı yok. Her şeyi korudu, neredeyse kurulur, Kuran kursu oldum her şeyi korudu.
Kürsi içinde bazı hürmet da bulur diyordu burayı tıkıyı buldu, bir yerdi bazen. Ramazan ta Yahya'dan gelirlerdi, gaz olan gösterişten haberiniz varsa gelirler dinlerlerdi. Bayılmak çok zaman bayılmak ihtimali vardı illa piyesi konuşmasa bayılır girerdi insan ey ne tokanırdı. O arada direk köyüde de her zaman bazı bildirme erikler için o da vesira ile dirileceğinden hutbalar da bizim gönlümüzü aldı. Hutba okur, çok tesirli hutbe okur, hutbalarda Müslümanların gönlünü gördü. Bu hutbalardan birini pederimizin yurduna annemizin yurduna geldiğimiz için pederin hutbesi birini şöyle okuyorum. O başları Dursun, Hutbaniye diye okunmaz Kuran-ı Kerim'den Ayet-i celilesi. Ey müminler ey Müslümanlar efendim öyle diyor. O günün cemaati bugünün cemaati bak hiç farkı yok. Söz kıymetli olursa kıyamete kadar ayrı kıymetini taşı girer. Hep biliyoruz, hep görüyoruz ki ölüm gelince insanı alıp götürüyor.
Bize çok ibretli şey bu. Batı terakkiye vesile olan da bu. Dersimizin en evvelinde ölüm tefekkürü yaptırmada ondan oluyor. Kendi de öleceğmış babam, annem de öleceğmış de ölümden bahsederlermiş. Nuh ölüp hep biliyoruz, hep görüyoruz ki insanı alıp götürüyor ölümü. Sanki bu dünyaya şu sanki şu dünyaya hiç gelmemiş gibi bir hale getiriyor. Hiç gelmemiş gibi. Nerede babalarımız, analarımız, develerimiz, efendilerimizle nereye gitti? Hani gayb yok hiçbir şey yok ortada. Biz de öyle olacak hiç gelmemiş gibi olacağız. Ananın batında hiç durmamış gibiyiz. Alem-i erbabı hiç görmemiş gibiyiz. Hala kucağındaki emmeyi hiç bilmiyoruz. Askerliğimizi bile unuttuk. Gitti, giren geliyor böyle. O insanı koşup gezdiren can girince ceset suyu çekilmiş bir değirmen gibi kalıyor. Ölüm gelmeden evvel hayatın kıymasını bilin diyor Peygamberimiz.
İşte gittin mi kabirde isterse bin dükkanına makul, isterse yüz bin Lassaiceler oku, bir tek tek sevap yazılacak değil. Her yeri bura. Burada durmayın diyor. Suyu çekilmiş çekilmiş bir değirmen gibi kalıyor. Sonra gitgide sonra gitgide bir kılığa giriyor ki artık onu mezarden başka bir yer paklayamıyor. Ağzı yüzü ermiş, gözü delermiş. Ondan sonra ağzı köpürmüş açılmış ağzı beni bir hoş, karnı şişmeye başlıyor. Anca mezar patlayabiliyor o zaman onu. Ev sahibi diyor ki, durdurmam benim babamı götürün yerde durdurmam biz dayanamıyorum diyorlar. Öyle hale geliyoruz. Bir vakitler, bir vakitler diyor babam, ünlüler çiçekler gibi olan insanın vücudu orada şişiyor. Kurtlanıyor. Deşilip dağılıyor. En sonra eriyip çürüyor. Toprağa karışıp gidiyor. Bunu hep biliyoruz. Lakin unutmayalım ki bu hale gelen insanın cesedidir, bedenidir, bedenidir, yoksa cana ruha bir şey olmaz.
Ruh, o topraktan gelmedi ki yine o toprağa geçsin. Onun alemi başka. İnsanın ruhu tıpkı vatanından uzak düşen bir garibe benzer. Ruh alemi ervahtan gelmiş bir gariptir. Ruhun elinde olup olacak bir atı, bir bineceği vardır o da bedendir. Bedene bindi, dünyayı geziyor, seyrediyor. Vücuttur. Ona bu bir nimettir, bir emanettir vücut. Bu nimet elde iken, şu nimet vücut nimeti elde iken, hadrini bilip de kendini gurbet elinden tehlikeli korkunçlu yerlerden kurtarırsa vatanda vatanına, asıl kendi alemine güzel güzel dönebilirsen ne ala. Yok derdi babam, oğlunuz, kanaabını kırarsan namaz kılmaz kolları kırılır, oruç tutmaz ayakları kırılır, hacca gitmez gözü kör olur, zeketini vermez, birinin gemiyi kırılır. Yani bütün ruhu mahvetmiş olur. Allah korusun o emaneti mahvetmiş olur. Allah korusun o emaneti yerli yerinde sarf etmek lazım.
Yok eğer yollarda eğlenir yollarda dünya muhabbeti kendini bağlarda, bahçalarda, dağlarda, işlerde, güzlerde, paraza, pulda, her zaman bu dünyanın üstü devam edilmez ki. Onun istirahati var, zikri var, ibadeti var, çalışma da var. Çalışınılmazsa da olmaz. Bu dünyanın yuvamı bozulur. Çocuklar helal rızık yiyemez. Bu dünyada sallanan ağaçların okuduğu yaprakların kestiği bütün kendine yazılır. Dibini gübreler sunar sular nire? Niyeti de iyi olur. Benden sonra kurtlar kurtlar karıncalar yavrular yerde sevap olur, daima sevap yazılır. Onun için yani sırf böyle değil. Yollarda eğlenir, haylazlı gidense elindeki atını da çarptırup yarı yolda yayan kalacak olursa vay onun başına geleceklere. Asıl yiğitlik yan tende iken kardeşlerim pederin Uhud hutbesini dinliyorsanız, can tendeyken fırsat eldeyken yol alıp asıl cennete yaklaşmaktadır.
Merkadın Nurusu bize koyduğu yadigarlar bunlar hep onun sohbeti ettiğimiz ve yedi yaşında ben bu yazıyı okumayı belletmiştim. Sekiz yaşında bu yazıyı okurdum. Hayret ediyorum babam şöyle bak zaten şöyle Kuran'ı sökınca bu yazıyı da belletti. Onun inneti himmeti taşa geçerdi. Şunu şöyle yap dedim bu iş kolaylaşır, kovaları girerdi. Asıl marifet bu dünyadaki vazifeleri güzelce yaparak bu dünyadaki vazifeleri güzel yaparak yaradanına kavuşmaktadır. Yukarıya geriye çıkıyorum. İstersen teliftantı yetişmesin. Fırsat elde iken yol alıp cennete yaklaşmaktadır asıl marifet. Asıl marifet bu dünyadaki vazifeleri güzelce yaparak yaradanana yaradanına kavuşmaktadır. Yaradan Allah'a onun rızasına kavuşmaktadır asıl. Bir insan fenalıktan ne kadar uzak olursa, fenalığı hiç sevmez, ne kadar uzak olursa Rabbisuna o kadar yaklaşır. Mentepe'sine on derecede artar. Fena alttan kaçarım.
Allah'a Allah'ın rızasına kavuşur. Bir Adem fenalıklara ne kadar çok dalarsa fenalığın içinde dalarsa Allah'ın rahmetinden o kadar çok uzak olur ki yani malz meşrep gibi değil çok uzak olur Allah'a Allah'a uzak başlar. Onun rahmetine kavuşamaz imkanı yok. Çünkü yapma dediğine dalmış. Şu eve şu eve gelip giren muhterem bir insan bu eve bir hainlik giderse bu yerin semtine basabilir mi? Bültecik bunun onun yüzünden bu dereköyle birçok tarikata girmeye vesile oldu. Topalabızın oğlundan bir küçük haber çıkışın kavacill semtine hiç basabilir mi artık? Yani Allah'ın yapma dediğini yaptıktan sonra Allah'ın rahmetine yakın olabilir mi o eski imkanı var? Allah bizi fenalıklardan muhafaza olurlar. Böyleleri için asıl felaket ölünce başlar Kuran diyor. Ölüm her ne kadar ruhu bedenden ayırıyorsa da yine aradaki ilişik kesilmez. Aradaki ilişik kesilmez.
Hemen kendini cennetliyse cennet alemine arşı ağzıma doğru çıkıp diye gezdiriyorlar, peygamberimizi titretleniyorlar, getiriyorlar. Yok fenaysa cehennemin azaplarına evi gösterip getiriyorlar. Gelse ki havulusunda huy, huy diyorlar. Bu ne diyor? Sen öldün da onu kaldırıyorlar. Bak, kendi bedenine gücü yetmiyor, gezen dik dik bakıyorsun. Soğuk mahkemeye yaklaştığı için böyle ürküyor, ürperiyor, titriyor. Denize sıkılıyor, haydun bir gen de giriyor içinde iletip mezara kapıveriyorlar karanlık yere. Ya Ravzatı'l-Riyazun cennet oluyor ya Kufratün men kuberin niran oluyor. Tam salgın o zamana denk geliyor. La ilahe illallah Muhammedün resulullah dediği hoca ordan tarzın veriyor ama kendi arap yoruluyordur bu kadar. İnsan arap oluyor. Sualları ne biliyor birader.
Gücü yeterse dilleri dönerse, deniyor iki melek gelir, şınavlar gibi, gözleri yalvardar şimşaklar gibi, Biri suansar gökklorler gibi dünya döner bir gün alem pan olur. Hünkar nekir gelir çok dil lan olur. Çok diller durmuş kalmış. Ondan sonra ölünce çizeller belim kuşan, gözüne görünmez oğlun uşağın. Yakasız cemlet biz örtün döşeğin. Hem yatağın o hem de yorganı o dünya döner bir gün, alem panoz. Nerede bizi biriktiren, niye lan kılavuzamız, nerede bizi biriktiren şık Mustafa'ya da, niye de Hüsün çoğu çabalıp da şöyle işte hani gelen gelenle bir getir bakalım bir tanesini görelim. Nerede o kadınları başına toplayıp da dere köyün kadınının en bahçesini, evliya derecesine çıkaran Ayşe Hanım nerede kabirleri nura bağışla böyle gitmeden ve biz de gireceğiz. Ruh o sevgili vücudunun ne olduğunu ve ne hale girdiğini hep görüyor bilmiyor. Hep görüyor.
Sade felç adamlar gibi hiçbir şeye gücü yetmez. Eskisi gibi kalıbına hop mu geçmez? Yalına kabirde girer yeniden buradan sağ aldım ganniler, bu dallar elinden oturdular su alacağı ver, geriye gine çıkar oraya devrülür. Böyle kefinin sıyrıldığını görenler çok, Gitsek çok uzun durur. İşte ilk sıkıntı, ilk azap buradan başlar. Bir kavilde de ruh leşinin üstüne oturur, oradan cevabını verir. Dürüst cevap verirse haydi cennet bahçesi oldu yerinde. Bir şeyde gözün indiği yere kadar bahçe bir huri kızı çıkar gelir gülerekten. Görenler varmış böyle Kabir halini gören var. Delirmiş boğazını kucaklayayım deyince huri kızı da çekiliverince boncuğunu kırıvermiş böyle. Ercan varmış boğazında Küslü görünsün huri değil. Huriye ayn. Allah Kuran-ı Kerim'de pek güzel. Duyduğunu topladı nazlı nazlı gülerat'tan deyince birini alıyor birini de alıyor ikisini eline veriyor. Humbiiznillah diyorlar.
Görüyü el ya da diril diyor. Dirilince böyle gözünü açıyor, bakıveriyor ki ne zaman öldün diyor. İki tane oldu iki boncuk aldım. Bir sene oldu. Bir sos da geç öyle geçmese evliyalar orada hapis mi şimdi? Hapis onun zevkinden saparsın. O fenalarda Cehennem çukurundan bir çukur. Cehennemden diyor bir pencere açılmış diyor. Yapmış buradayken. Kardeşim yapmayalım fenalık. Allah rızası için veren büyüklerin ardına düştüm. Cehenneme gireceğimizi cennete girelim, bir bu safaha sürelim inşallah. Allah cümlemizi biri birimizin hürmetine, büyüklerimizin hürmetine, fahri kainatımızın hürmetine, hep imanla öldürsün, hep cenneti buldursun, hem rızasıyla güldürsün inşallah. Inmeli Adem gibi hiçbir şeye gücü yetmez felç olmuş gibi eşsiz kibrit kalıbına hokmu geçmez. İşte ilk sıkıntı ilk haset buradan başlar. Ruh bakar ki o kıymetli vücudunu tutuyorlar, kaldırıyorlar, kaldırıyorlar.
Yatağımla çıkarın diyorlar. Bu Adem de bu evin bu barkın sahibidir demiyorlar. Yatsın ya o gününüz dahi evinde kendi yaptı. Ne çıktı? Tırnağından sıkardı bu evleri. Yapsanıza. Yok. Kaldırın kaldırın kaldırın hocayı yıkacağım. Herkesin işi var dağılacakmış. Derini bükerekten getiriyorlar. Demiyorlar, alıyorlar, götürüyorlar onu sevgili evladından sevgili yavru, sopasına bakın yav. Sevgili evladından, ayağından ayırıyorlar. Tabut, tenekiyiz, tepem, mezer bunlar hep ruhun hiç çevrmediği hiç hoşlanmadığı için. Yani ölümden hiç hoşlanabiliyorum biliyor musun? Kabirden hiç hoşlanabiliyor mu? Ne olacağım halim ne olacak diye hapishaneden korkar gibi korktuk. Sevmediği hiç hoşlanmadığı şeyler bunlar. Hepsi soğuk hepsi korkunç. Hele o mezardeki hal ve bar yer. Hepsinde biter. Hiç böyle şeyleri insanın ruhu 7 mi? Ruh yediğin hep yemiş ferahlı yerler ister.
Onun yeri böyle daima açık aydınlık yerler ister. Onlardan hoşlanır. Hani gelin gelin, pencerelerin küçük devirmiş, şuradan da aktaran herifin yaptıracağını yaptırmayacağını bilemiyor ki. Yani hep ruhun hoşlandığı şey üst tarafında üç pencere, her taraftan güneş vursun. Böyle istiyor, böyle ister. O ruhun canı bunu istiyor. Onlardan hoşlanır. Daima iyi işler, iyi işler, dostlarla düşüp kalkmak arzu eder. Bunu dostlarından ne yönde ayırıyorlar mezara sokuyorlar bakalım. Öyle görmüş, öyle alışmış. Şimdi bu mezarde ne yapsın bu belaya nasıl tahammül ettin bu zavallı? İşte gönülleri Allah'a karşı kapalı olan fena kimselerin ruhları böylece ölümün ayrılığın acılarını bir bir görerek tanıyarak kendini mezarde görünce korkar.
Birkaç korkar mezarde yalını sokmuşlar, orada bir bayılma hallerine geçiyor, haberi olmadığı şeyler, nerede olduğunu bilmiyor gene bir silkeliyor, bir diyor ki andı bu taşa çağır. Dönmüşsün vay diye kenara sağ taraftan kapı açılıyor çak. I Müslüman ise mümin ise, müteciğin ise yoksa fena sol taraftan açılıyor, melekler geliyor. Sol taraftan geldi mi çok gılzatlar espriler. Bir donakları gövde, bir donakları yerde can sıkıntılı. Eğer sağ taraftan gelirse bir adamın bir mürşini, kamili, kuttu, cihanı da varsa o da gelip yanına diyor. Bir şey yok korkma inşallah geçecek diyor. Velev bir yüke dedim. Gidiyorum böyle dedim Hazreti Muhammed hep kerametten bahsedelim dedim ya yetiştiremeyeceğim. Fahritdini Razi Hazretleri, Kuddise sirruhlaciz, Fahritdini Razi. Çok mühim ulema, çok tefsirleri var haber veremem uzun.
Yalnız Muhyiddin İbnü'l Arabi Efendimiz diyor ki sen Necmiddin Kübra'dan hitap edeceksin diyor. Senin arkın oradan geliyor kudretlerinden görüyorum öyle diyor. Oraya gönderiyor, varıyor. O da bazı kitapların suya ne attıktan sonra tecrübelerim olunca intisap veriyor. İyice alamamış da haz bir bizim gibi çalışabiliyormuş. Böyle evradını okur. Bir gün Şeyh Necmet Dini Kübra murakabiye dalmış böyle, böyle sükut halde boyanmış Elhamdülillah demiş. Hayrola efendim, bizim koca Fahrettin vefat etti demiş. Elhamdülillah, tekraratta başında bulunduk. Kabirde de sualda yanındaydım. Kabirde sualda yanındaydım. Melekler geldiler Rabbini nasıl bilin ya Fahrettin dediler. Doksan dokuz delil ile bilirdi Allah'a. Doksan dokuz delil Kuran-ı Kerim'den çıkarmış delil ile biliyordu. Hiçbir şey diyemedi, gözüne söyle bakmaya başlar. Alem başka öyle takır tıkır eski gibi konuşulacak yer değil ki.
Ben dedim ki Resulullah'ın tanıdığı gibi tanırım diye, Resulullah'ın tanıdığı gibi tanırım deyince mutluydu da elhamdülillah diye ona diyorum demiyor. Üstadımız bunun için Tahir hocamızla Ashab-ı Suf da konuşurken ha Efendimiz sekeratımızda, kabirimizde gelir mi Tahir hoca dedim. Bilin canım, soruyorum dedim. Ben cevap veririm, gelir. Hem sekeratta gelir hem de kabirde gelir. Böyle olmasın niye insan ettik biz? Niye eziyet çekeceğiz diyor. Allah'ım, amin şükürler çok şükür Allah'ım. Biz yalnız hocalara derken biri mağripte biri leştikçe iki kişi vefat gecesi aynı zaman ruhu Ali İman da onu da ikisinin de başında bulunamazsan işi de olmaz zaten. İkisinin başında da bulunacak. Allah hocaları, zahir hocaları derken ediyor Allah Sami dostumdan razıyım, onun simasında iki melek yetişin ve ona tevhid tarif edin kabirde su alır.
Ben hocaları onunla ikna ederim ya ben kendinin geldiğine inanıyorum diyor. Ben kendinin geldiğine inanırım. Kabilde de kendinin geldiğine inanırım. Babam bunun için çok şey yapıyor yani sancı çekti eski işi ıslah verenler, ciğerleri büryan oldu. Değerli numara Musa yani hay hala aynı babanızı kaybetmeden daha ağır olduk. Yani böyle şey ettim, beyinlerimiz döndü. Allah merkadını olsun, üç gün sonra Perşembe geldi. Bazı hırsesinin vefat ettiğini. Peygamberimizin gününde vefat etti. Peygamberimiz bazı hırsesi doğdu, bazı hırtısı vefat etti. Salih çarşamba perşembe gün rüyamda hayır olsun diyorum Cohha'ya de herhalde gelmiş şöyle bir saf var. Neden ne de var? Dedi ki Hasan kıldıracak namazın dedi. Ben çekildim mihraptan dedi, Hasan kıldıracak dedi. Ben çıldırırım. Ben onun tabirini güldüm, kendimden sonra dersi biz geleceğimizi onu delimin yanından eve göstermiş oldum. Nasıl oldu?
Oğlum sen vefat ettin dedi. E, get ettin mi diye geldim şimdi dedi. E nasılsın dedim, yatırın kaldırın ne diyordum. Çok zahmet mi çektin? Yok zahmet söylemedim dedi. Hadi EFAD Efendimiz çok sevdiğimden beri o geldi dedi. Onun gizlenen Erbakan'a böyle vefat etmişsin dedi. Hiç haberim olmaz oğlum dedi. Aman rabıtaya devam edin dedi. Sonra işte gerçekten Ramazan'a genç olduğumuz için rüyalar Salih etti o zaman. Şimdiki gibi kazip değeriz günahkar. Oradan sonra kabirdeki halimiz ne oldu kabirde? Kabirde oğlum kabre yatırtılar. A döndü kapı açıldı. İki melek geldiler. Şöyle baktılar. Bu ilmiyle amel etmiş. Üç aylarında vefat etmiş. Şıhlı da başında oturuyor ne diyelim dediler. Geriye döndüler gittiler diyor şu an zor numaralar. Oğlum rabıta'ya devam edin. Efendi orada bulunuyor dedi. Oğlum senin için bütün ciğerlerimiz yanında ağlaşıyor. Bütün İhvan Herschmez içinde.
Sen bizim için kaygılanmıyor mu bizden ayrıldım da o sevgili dostlarımdan oğlum sizi unutturucu hazırası Muhammed aleyhissalatü vesselamın sohbetine verdiler beni irşad ve ıslah et ya. Söyleyeni irşad ve ıslah et ya. Şöylece şu ağacın altına biriktiğimiz gibi yevmü mahşerda mahşer gününde Hazreti Muhammed aleyhissalatü vesselam efendimizin sancı altında ahudu cihanızdan dut da bu fakir ve hakire inene kadar gemi ihbarınızı beraber haşr cennete. Şeyhdevi ala cennetinde bütün peygamberani zan, evliyayı kiram, Bütün kirani zan, evliyayı kiram.