Halin-i arz u semaya eyleriz. Hamdü fena, Ahmed-i Muhtar'ı kıldığı aleme nurihuda, Hazreti Sıddîk-ı Selman, Kasım-ı Cafer gibi eylemiş neşre hakikat bayezid-i rehnuna. Gülha sen zatı mükerrem bu alikan-ı kerem, Yusuf-u velayşiyem salar-ı ceş-i asfia. Hacı Abdülhalik oldu arif-u Mahmud'da pir, Şeyh Ali Baba külaletti cihanı ruşenna. Varisi tahtı tarikat, şah alem Nakşibend, eylediği Hacı Alaaddin hal kapı şuva. Oldu, Yakup'a Ubeydullah ahrar-ı halef, Hazreti zahitle geldiği aleme zevk ü safa, Nuri çeşmi marifet derviş Muhammed Hacegi, feyz-i bakiyle cihanı manevi buldu beka. Hazreti Ahmed müceddid, gurbetü'l vüska olup, Şeyh Seyfettin ve Seyyid nuran nuri inetila, Şahmazhar, Şah Abdullah, Pir-i Dehlevi, Hazreti Halid de oldu kalbi salik pirziya, Seyyid-i Al-i neseb tahil hakkali'den sonra, pirimiz tahil hariri oldu kutb-u evliya.
Eyleriz arz-ı dehalet, dergah-ı sadata biz es-adi ihvan-ı dine mağfiret kıl ey hüda. Hamdederiz zülcelale halgıyla dişemsi ruh, rabdı kalp yaptıkça verir feyz-i ol Sami ula. Kalemdar olduğu serçeşme-i hakikat bizlere, buldu feyz ihvan-ı ba'safa anında daima Ruhu devletleri için bir Fatiha üç İhlas şerif okuyorum. Akıl vali olduğumuzdan bu ana gelinceye kadar bilerek veyahut da bilmeyerek işlemiş olduğumuz bütün hata, isyan ve günahlarımızdan dolayı, Rabbimizin bizlere emredip yapamadığımız emirlerinden, yasaklayıp da kaçınamadığımız yasaklardan dolayı, azalarımızda işlemiş olduğumuz bütün günahlardan dolayı Rabbi Zülcelalimizden af dileyelim, buyurun. Ey peygamberim, biz senden önce kimseyi ebedi kılmadık. Sen de ebedisin. Sen öldükten sonra mı onlar ebedi yaşayacaklar? Şüphesiz her nefis mutlak bir gün ölümü tadacaktır. Biz sizleri dünya hayatında hayır ve şerle imtihan ederiz.
Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ve o ölüm sarhoşluğu, o ölüm baygınlığı size de bir gün gelecektir. İşte o, sizin hep kendisinden kaçıp durduğunuz şeydir. Esma-i Hüsna'nın hürmetine rızana erdir. Allah'ım ölürken imanla canımız verdir. Melun, metrut şeytanın belini kırdır. Ölürken imanımızı şeytana çaldırma yarabbim. Girince kabre, lal etme dili, sıdk ile biz sana bağladık beli. Münker nekirin bellidir hali, kabirde sualde bizi şaşırtmaya rabbi. Dar yerde başlara topuz indirme. Gelir orada şeytan, bizi kandırma, hayvan suretine yüzü döndürme, insan simasında kaldır Ya Rabbi. Setret suçlarımızı kimse görmesin. Hullelendir kulunu ulyan kalmasın. Solumuzdan melekler defter vermesin. Sağ tarafımızdan gönder aman ya Rabbi. Münkir münafıkla bizi götürme, Mahşer yerlerinde tere batırma, mizanda günahımızı ağır getirme, rüsva-yı alem etme orada ya rabbi.
Suçlarımız vurup karartma yüzü, dayanmaz insan çökerler dizi. Şeytan fırkasına ayırma bizi, Fırkayı resulden eyle Ya Rabbi. Batıp cehimine tenimiz dağlatma, zebanine ellerimiz bağlatma, Ah ümmetim diye Resulünü ağlatma, Habibi ne bağışla bizi Ya Rabbi! Kevser ırmağından lütfunla içir, İki kanat ver de bizi uçur, belki hatif gibi sırattan geçir, cehime orada düşürme ya Rabbi. Cennet nimet ve cemal ile izleri şereflendir ya Rabbi. Yapamadım. Akatmadım, gözden yaşlı, koymadım sen evde başın. Aladatdün okumadım. Yalan, yokmuşa doğrudan bağdaki kalan anladım ki dün yalan, yokumuşu buradan'dan kalan birimimiz mi Lazuma olan rabıtay-i şerifi. Allah'ın, örde öyle erleri, öyle adamları vardır ki onları ne bir alışveriş ne de bir ticaret, Allah'ı zikirden alıkoymaz, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoymaz.