Dünya muhabbeti çıkmanın içinde kıllı net mücayı kaçınmediği. Nefis sahibinin umumu vefat edecek, dönecek, ölümün tadını duyacak. Serileceğiz! Gelecekler, tanıdıklarımdan hiç haberiniz olmayacak. Yok, sesler kesilmiş. Gözlerinden gözlerinin fereğinin düşmüş belli olur. Gözünün perdeleri hayrıymış. Böyle salatalık duruyor. Buhari düşünmezsen sonra dünya muhabbetine ilaç bulamazsın diyor. Dünya muhabbeti olan kalbe tecelli olmaz. Sür çıkar ayarı dilden tar tecelli evde hak padişah konmesseraya hane mamur olmadan. Her zaman okurum da teklerinde bizim görmüyorum. Ölünce ayet-i kerime hicabında bir mevki muhakkakını, muhakkak öleceğimizi, bunun daha duyamadı İhvan'ımızı. Yani ölümü duyamadık biz. Anasını da öldürüyor, babasını da öldürüyor, yavrularını da öldürüyor, çifte çifte de öldürüyor ama haberi olmuyor. Gafet yine bastırıyor, üstüne diyor ki Sen daha ölmem diyor. Ne ölmeni yahu?
Bir sürü da grup bir şey. Konyalıvazı dinledim, adam diyor ki: Zeketten bahsemece zekatı duymamış adam, yirmi Sainlullah mesul olacağını gelince yanıma gelmiyor. Hoca bir tahmin etti. Şu zekat nasıl oluyor? Birer bir haber verdi. İşte koyuna şu kadar düşer, deveye şu kadar düşer, paraya bu kadar düşer. Benim malım isabet. Şu kadar malımmaz. Otuz beş bin lira zekatını ediyor diyor. Zengin, o zamanın parasıyla diyor. Diyor ki yine olsa diyor iki yüz bin lira. Otuz beş bin lira tutuyor kardeşim dedim diyor. Abo, nasıl altından bakılır? Tek çok özel dönüyor. Çok değerliyorum malın o kadar çoğmuşsa tık da birine düşüyor bu. Dünyanın nala çoçukak birine tık, birine tık, büyük birine tık. Böyle malın çok. Hoca gelecek sene öyleyse asla ıslah olayım da yaşım gelsinken de otuz beş yaşında diyor. Otuz beş bin lira düşüyor otuz beş yaşında diyor.
Daha gencim veririm yaşamazsam ne olur ya yaşayamazsın. Niye yaşayamayacağım daha gençleri alalım ben diyor. Yani geçtik, yaşadık sanılıyormuş. Mila vakfının da gıcır gıcır gıcır gıcır caminin namına bir ölü geldi diyor. Hayrola kim vefat etti? Hoca size Zekete sorup da gelecek sana vereyim diyen adam var diye. Taksiye binince, sönümesinin oraya bir aklı gelmiş. Vay ölüyorum yandım. Döncesine evalarını ağlar vefat etti de onun cenazesini getirdik. Çok ibretime gitti yani adam, bahsın, dinlerim. Onun dışında da şimdi muhakkak bir mevti muhakkınızın maruz-u pençe idi emanı, Emansız bir pençesine takılacaksın Azrail Aleyhisselam'ın. Yani galidasına attı mı böyle? Üç yüz altmış altı tane melaikeye emrediyor. Damarın sayısında tırnaklarından tut o zamanları, sarayın yukarıya, boğazdan arınmış kendisi. Onlar dizlerim kırıldı kırıldı. Benim kemiklerim kırılıyor, böyle bağırmaya başlar diyor.
Boğarıma geldim ve Azrail Aleyhisselam kumandan hizmetçileri vazifeyi tamam edince dizlerini orda koyuyor da ayakları gözüyle vedalırsın. Senin yardımınla yürüdüm ben de senin yardımınla yürüdüm. İsmimiz olmasa yürüyemezsin hakkını helal elveda el salaşundan sonra yeryüzünde gezmesi de nasip olmaz gayret. Bütün azalar birbiriyle elveda çekiyorlar. Ondan sonra Ezda Aleyhisselam geliyor. Şeytan hiç durmadan fırlıyor. Yani hiç durmadan fırlıyor imanını alayım deyip o buzlu sular gösteriyor. Anam suratında geliyor, babam suratında geliyor, imanını bir de su vereyim kimse imanını veriyor, suyu alıyor. Su dermiş Naime. Gayya kuyusunu putlarından varmış, maksadın imanını almaymış. Böyle gidilecek bu dünyanın hep kardeşlerim isterseniz iyice düşünelim isterseniz aman ölürse ölür, ne olacak? İman nasip olur mu ona acaba? Kabirde sual nasip olur mu ona acaba? Cevap vermek nasip olur mu?
Suratımız acı ve nesk olur mu? Sayracamızın yanlarında da bu sözler de beraber buralardan gitti böyle. Hacı ben de ağlamaya başlar. Cevabası ağlıyoruz. Biz ağlıyoruz. O, ol. Allah İman-ı Kamil'le göçırsın kardeşim. Öyle olmasa insan ıslah olmaya imkan mı var? Ölüm düşünmese ıslah olur mu? Mürşid-i kamili olmasa inşaat olur mu? Emansız pençesine maruz ve dilcümle mallarınızla benim bahçam, benim bağım, benim ilim, benim tarlam, benim param dediğimiz cümlemmazdan ve evlattan benim evladım deliğini inan ağlar babam ne değil de içimde ne kadar ye düşer olur bana deyip düşüncesi bu olur diyor oğlum. Oluyom. Yani ne oluyor diyor, damadı ne alıp mal dışarı olauyom. Nerelere alabilirim ola diyor. Evlatlarda böyle yani malını düşünür, canını düşkünü.
Bunların umumundan ayrılarak yalnız bir kefen ile yalnız bir kefen ile azmi dadı ahiret bulmayacağını yerin, yerin düşünmeli öyle az düşündüğümüz kalbimizi dünya muhabbetine bağlıyor da bir adım bile tarikatta atlalamıyor, ileriye atlayamıyoruz yerini de sayarız senelerden dolayı saya, Hasay, Sai Hasay. Yani net teb muallimi de olsa olsa bir sınıf geçerse çocuğumuzu alan gaybi der. Onun için öldük çalışmamıza gayret edelim inşallah.