Nefsin yedi kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki cennete giremezsiniz. Hatta tüm minu iman etmedikçe. Vela tüm minu hatta tahahatlu birbirlerinizi sevmedikçe de mümin olamazsınız. Sizi bir şeye delalet edeyim mi? Bunu yaparsanız birbirinizi seversiniz. Aranızda selamı yayın. Bununla Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emir buyurdu. Nefsin arzu ve isteklerine tamamen o para batmak. Olay değil. Bir azim, gayret fırsat vermemek. Ne bileyim kedinin ayağını dediler bacağını canlandırmamak. Onu zayıf hale düşürmek. Gerek beynimizdeki düşünceyle, hayırlı düşüncelerle, kötü düşünce geldikçe onu salah, selamlarla, nelerle defittikçe, vesaire. Nefsin bu fiili şey demek, kök tedbir, kök tedbir. Eğer kalıntı alırsa hastalık gibi olur. Bu gariban rahatsızlıklarına de ilaç veriyorlar. Şimdi bir tanesini kullandım, biter diyor. Geçti zannediyorsun. Geçmiyor.
Halbuki hepsine kullanılırsa bir izni billah, Kürtten, onun gibi. Evradımızı, ezkarımızı, manevi görevlilerimizi, Rabbimize olan vazifelerimizi yaparsak ve maku, fevratiha, isyanı da güldürmekle, Hani günah ve isyan. Hocam sizinle bir görüşmüştük Ademüddin'nin orada. Edebiyatçı mıyız hocam biz? Evet. Niye mezunusunuz? Neyde mezunuyum? Dört yıllık bu. Eğitim edebiyatı. Evet. Aruz sormuştun değil mi görüyor musunuz diye? Gördün mü diye? Bazı şeyler konuşmuştuk da aruzu yani sormuştunuz. Evet değil mi? Serbest vezin yarattı. Daha çok. Aruz benim aslında savam divan edebiyatı da Güzel. Yani Zolli, Şekkali, Neşati'yi. Evet. Asıl garip safam olan. Divan edebiyatı. Güzel. Şurayı okuyayım. Çok güzel dedi. Yani bu bir şey yapsa budur. Bazı görüştüğüm yerler var efendim diyorlar bize. Okuyorsun da bunun çözümünü de söyle diyorlar. Mesela okuduğum yerler çok müstesna.
Ahmed Erhufai hazretlerinin gerçekten bizim öyle olmamız lazım, onun dediği gibi. Onun deliğine şöyle santim yaklaşamamışız. Santim yaklaşamamışız. Şimdi kişi kendi gözüyle kendini göremiyor. Bir başkasının gözü. Ahmed er-Rufai hazretlerinin sözleriyle zaten hep ayet, hadis ama derin manalarına ilişmiş bu. Onunla baktığımız zaman o mercekle o merceğe böyle yatırdım, Yaklaşamamışız. Bundan soruyorlar, buna nasıl gideceğiz diyorlar. Bunu yani aklımızda tutalım desem olmaz yani, çok güzel. Bir gamain nefs, Nefsin arzularını tamamen yok etmek. Bize efendimiz derdi, Feridun belinde nefsim var, diyordu ama ne derse tersine yaptım, dedi. Nefsin isteğini gerçekleştirmedim, dedi. Öyle onu devamlı alt ide, ide, ide, ide ruhuna güç verdi. Bu hakim oldu. Nefisten size alıyor tabii. Yoksa kontrolamayacaksın çok zor. Cemiyet zaten değişmiş.
Ondan sonra, insanlar hep biz ne Allah'ımızdan konuşuyorlar ne peygamberimizle Sallallahu Aleyhi ve Sellem hep hevaiboş şeyler. Onun için kendimize düzen vermemiz gerekiyor. Bu çok güzel. İyi olur. Arkadaşlarına da iyi olur. Yoksa unutur, kalırız ya, çok faydalı sonra. Bir kalbin nefsin, nefsin arzularını tamamen yok etmek ve isyanı öldürmek. Yani onun semtinden bile geçmiyor isyanın, kötülük. Ve saf iha bir nalin, himmet. Himmet, himmet, narinini giymek, manevi yardıma da irmek yani böyle hikmetsek himmet gelmez bize. Dikkat edersek himmet eder yoksa, ne yapsın ki? Size gereken samimi bir muhabbet bu hadis muhabbet Allah'ımıza, habibe'ne sevdiklerine nedir? İmanın direği mesafesindedir. Sevgi ne diyor? Hiç şüphesiz Allah için olur. Olur. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam bize öğretti. Selamı yaymak nedir? Muhabbeti meydana getirir selam bilirsek ve mahallül ahtari ve eşra.
Artık bilemiyorum, mahal deyince şerli yer ve hatalı bir yer neyse. Burayı niye çıkaramadık biz? Uğraşalım. Ya atlamışız bir, şehri atlamışız biz. Ve allemene, bize öğretti ve ve o muallimü'l hayr, yani muallim Efendimize talim eder ama müstesna sallallahu aleyhi ve sellem, selamı yaymak, muhabbeti meydana getirir ve ehlül hak, hak ehli müntahinune bir ehlül batıl, batıl, insanlarla diyor imtihan içerisindedir. Yani yolunu bilmez, kendisini bilmez, insanlarla ona uymamak hususunda olabilir velakin, yalnız kim olursa olsun sen Allah'tan gayretini, çabanı haklıyken terk etme. La 10 harfi inhiraf ayrılma manasını. La 10 harfi terk etme. Sen amacından dönme, dönme. Allahu Zülcelal'e olan bağlılığından dolayı. Sen bu batıllara göre hareket etme diyor. Önümüzde esas var Kuran-ı Kerim gibi, Efendimiz gibi sallallahu aleyhi ve sellem. Ve ey Güney, ey oğulcağızım. Bil ki Allah dünyayı yarattı.
Dünyayı yarattı ama dünya bir imtihan yeridir. Hayır mı işleyeceğiz, şer mi işleyeceğiz? Bir imtihan yeri ve mahallül ahtari vel eşruar, dünya diyor hataların, şerlerin işlendiği bir yerdir. Bu dünyada, bu şerlilerin yanında hayırlı insanlar da var, facirler de var büyük günah işleyen demek ve ehlül muhabbeti bie'z-il betale, yani batıl insanlarla birlikte muhabbete ehli hayırlı kimseler de var. Bunu şimdi izah etti. Nimet dediği Allah'ımızın lütuf ve keremi ile onun neşesi ile diyor. Bu tahrif edilmez, onu içte yaşar o. 0. Ona sen zindana atsan onu bir dağ başında kazsa bile o Allah'ınızın muhabbetiyle çok büyük bir neşenin içerisinde olur. O yaşanan bir hal. Eğer kişi nimet vereni görerek ibadet ederse, ona, onun ata ikramını görerek ibadet eder. Şimdi mesela uyuşukluk geliyor diyelim namazında. O uyuşukluk gelmesi ilahi nimeti talamadığımızda. Mesela burada isim verebilirim.
Efendimizin de arkadaşlık yapmış durumda, kılavuz hafız diye. Bu yatsı namazını kılıp da eve geldim mi yatacağı zaman elini boşandıramazlarmış. Böyle sabaha kadar kılmak istenmiş. Bu nimet değilmiş, ondan yapıyorum. O tadını almış, lezzetli almış. Mesela zikir çok geliyor diyor. O tadını almadığımızda Ondan sonra telefon açıyorlarmış sohbete geldi ama sohbetin iyi olması lazım huzurlu olması lazım Diyorlarmış ki yahu arama bizi diyorlar. O arama bizi niye? Şük kadar olsun lezzet almayan insan. İçinde tartar tartar. Ondan. Gayellahu Teala Hac suresi on birinci ayetçiliğine çantayı vermiş bir sen hemen manasına şeyden bakalım, mealden bakalım da hata etmeyelim. Haberde şöyle geliyor. Inne rehebe, şüphesiz altın. L üç rlibu binler. Ateşe tutarak diyor altın ortaya çıkar. İyi satın madem. Yani ateş de diyor altının altın olduğu ortaya çıkar demiş. Hadi şuraya son bir. Yanlış olmasın.
İnsanlar içinde Allah'a bir yar kenarındaymış gibi kulluk gelen vardır, bir yar kenarı. Ona bir iyilik gelirse yatışır. Başına bir bela gelirse yüzüstü döner. Dünyayı da, ahirette de kaybeder. İşte, apaçık kayıp budur. Buyurmuş. Evet, musibetle imtihan olur. Acaba başına gelen, nefsine gelen, canına gelen, oğluna gelen, malına gelen sıkıntı da acaba umluğu terk edecek mi, etmeyecek mi? Allah'tan geldiğini bilerek sabredecek mi, etmeyecek mi diye. Böyle acele etmeyeyim dedim. Okuduğumuz yere tez geçiyoruz. Anlaşılmasında fayda var çünkü çok güzel sözler, muazzam bir söz bunlar. Fi imtihanillahi teala ibadihi sali, Salih kullarına bir imtihandır diyor. Ne diyecek pardon. Evet, acaba iç aleminde davasında Allah'ımıza kulluğunda doğru mudur yoksa yalancı mıdır?
Bazı alimlerimiz demişler ki, kim ilahi nimetin neşesiyle ibadet ederse Yani imtihan sıkıntı ile sıkıntı neşe edilmez ama neşesiyle yapılandan üstündür diyor. Menzilete şükür, şükür hali menzileti sabır, sabırdan daha üstündür şükretmek. Ve derike, Nimete şükretmek, ta atun alabisatil ferava. Ferava tek etmek manası var. Ve sadru ala şiddeti ta alabisatih şuyun, meşguliyet, manası ve Şakir, Şakir şükreden perdenin arkasını talep eder diyor ve Şakir yatrı buhu onu talep eder min verayil hiceb, hicabın arkasından çıktı ve sabır, tabi eden yatrı buhu onu talep eder ha, Şimdi ortaya çıktı. Şükreden kimse diyor Allah'ımızı min verayil hicab, perdelerin gerisinden ister. Sabreden de hicap olmak olmaksızın perdesiz olarak onu talebeler. Şüphreden nefsinin hazzı ile, arzusu ile, isteğiyle kulluk yapar. Sabreden Rabbısına muhabbet haliyle ibadet eder. Şükreden mülki ile iştigal eder, sevinir.
Sabreden de meliki ile yani Mevla ile iştigal eder ve şakir şükreden haps ü nefsihi, habesel nefs, yok, haps ü nefsinin haps sorması nimet, nimetledir demiş ve sabir tabire haps ü kalbi imanun, Nimet verenle, kalbi nimet verenledir. Öteki de nimetle beraberdir. Şükrre de nimetle beraber. Sabreden onun kalbi nimeti verenledir demiş. Nimet devam ettiği sürece yani ister olsun ister olmasın onu alakadar etmez diyor. Neyse. Ilmiullah'tan Katar nazar diyelim. Ya nimete şükretmek onu artırır. Nimete şükretmek onu artırır. Şurada bir vahiy var. Evhallau Teala ile Nebi minel enbiya. Ile nebiyyim minel enbiya ile nebiyyim minel enbiya ile nebiyyim minel enbiya, nebilerden birisine Cenabı Hak şöyle vahy etmiş.
Inni şüphesiz ben gaddertun, takdir ettim, fürbu fium mül kitap, Kuran Azimüşşan'da en iyi şüphesiz ben, bir konu sevdiğim zaman, cihan tuhu lil belayı varadan, onu musibete, onu ona musibet veririm. Musibet veririm. Fakir elbisesini ona giydiririm. Yeterim bu kadar.