O tabi olunacak sınırlar. Mesela takip edilenler ve o takip etmenin neticesi ve takip etmenin neticesi hasıl olan getirirler veya götürürler. İsmail Hakkı, İsmail Hakkı Hazretleri, Beyan buyurdular. Bu tabi olunan yedi tane hususlar. Yedi sınıflar tabi olunan, uyulan, takip edilentiren. Şimdi o yedi sınıf bulunan kimseler, onun neticesi onu da haber bekliyor. Şimdi insanları tasnif ediyor, sınırları rahatlıyor. Bir diyor, nefsine tabi olan kimseler Bu nefsine diyor kişi uyduğu zaman, o nidamet hasebi de, pişmanlık. Dünyada da pişmanlık olur, ahirette daha veriyor. O da gafilin Habil'i öldürme hadisesiyle nefse uymanın neticesi nasıl bedenen pişmanlık hasıl diyor, bunu ifade veriyor. Nihayet nefsi onu, Gabi'i, kardeşi Habi'i öldürmeye itti ve onu öldürdü. Bu yüzden de kaybedenlerden oldu. Pişman. Bu sadece bir misal. Bunu diğer mesani hallere uymanın neticesi neler oluyor?
Biz bunu düşüneceğiz. Rabbimiz bu şekilde bildiriyor. Nefsine uyan insanların nefse uymanın ikinci olarak, Şimdi nefsin arzularına uymak bu on beş madde halinde ifade edilir. Nefsin arzu ve istekleri on beş madde olarak haber verilir. Bu da neyi meydana getiriyor? Bu da algıladımızdan uzaklaşmayı hasıl ediliyor. Dineseydik elbette onu, bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat bu, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düşer. Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer. Üstüne varsan da dilini çıkarıp olur, bıraksan da dilini sarkıtıp olur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. İşte ayetlerimizi yalın ayetlerimizi, kavmin, durumu böyledir. Kıssayı anlat Habibim, Sayın Abdullah, Allah'tan İsa'yı sen, belli ki düşünürler. Nefsine azgın olan Bel'am, şimdi illa bunu Ben'am diye düşünülmez. Benam gibi yaşayan nefsine uyan denir. Bakın neticesi ne kadar açık olmuş oluyor.
Nefsimize vuruyorsa nefsimizin arzularına. Üçüncü olarak İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri ve seniz üçüncü olarak, insan hayvani kurgu duygusuna tabi olursa, biz bu dünyaya geldiysek istediğimiz gibi yaşamak kastı ile gelmedik. Allah'ımızın Celle Celal'ın istediği, Habibinin istediği, evliyaullah'ın rahat ettiği şekilde. Burada Kuran-ı Kerim'den Meryem Suresi'nde hatırladığımız elli dokuzuncu ayeti celîne ile şümser bir yalnız bu şeyler dindiği zaman bir kadına olan bilgi de değil sadece. Dünyaya ondan düşkünlüğü, onun yanında baş olma arzuları, bu Şia filminden nefsin istekleri arzuları, bu bitmez zaten. Nefis ne ister? Bol bol yemek ister. Bol bol uyumayı ister. Kendi gönlünce gezmeyi, tozmayı ister ve ister bu şeker bilmez. Buna misal olarak şunu ifade ediyor. Eğer kişi şehevi arzusunun peşinden giderse Allah korusun küfre saklanır. Kafir bilmez.
Şimdi bir küfür isnatını yapabilmek için, delillerin ortaya koyması lazım, kolay değil mi? İfade etmeyin. Nihayet, onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, şimdi hal bir ayda, hanin üzerinde nokta olduğu zaman hal bir ayda, hal kötü bir nesil dile, kötü bir nesil dile. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki bunlar namazı bıraktılar. Nefislerini arzularından uydular. Şimdi kafamıza hep şunlar geliyor. Böyle ifade edildiği zaman zaten namaz değil, namaz ibadetin başı zaten. Şimdi namazlarını bıraktılar derken Allah'a ona kulluk ifade ta mesela Kuran-ı Azimüşşan'a mükafat uymak, Efendimizin sünneti Muhammediyyesini takip etmek, Evliyaullah'ın edevini terk etmek, onun sözlerini yabana atmak, nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapık kılıklarının cezasını çekecekler. Bu kolay ya Hulusi diğer bütün denilen onun şerrinden Allah'a sığınır. Böyle tehlike.
Bu da şimdi Milletis bize kolaylıkla yaptırmıyor da bunun cezası çok uygun. Şimdi kolaylık böyle. Ne olacak deyin, geçinmez inşallah yoksa büyük tehlike firavun değil. O, onun tabiatın yolu, onun yolunu takip eden kimselerdir. Zaten firavun, onların genel ismidir. Asıl isim değil. Firavun, bu bir zümre. Allah'ımızın yolundan insanları saflatan bir zümre. Şimdi demek ki sadece onu gözümüzün önüne almayacağız. Rabbimizin yolundan sapıtan, Talha fiilinden yoldan çıkmıştır. Şimdi eğer bu azgınların yoluna vurulacak olursa dünyada merdi firavunun ve tabirlerinin neticesi dünyada denizde boğdular. Ahirette ise ateştir. Sonra kaldı. Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa, Firavun'un emri doğru değildi. Buydu. Kıyamet gününde kavminin önüne düşecek ve onları çekip ateşe götürecektir. Varacakları yerine götür.
Beşinci olarak vurulan tabi olunan Bu da sapıtan, savunmış. Kitabı Kerim'imizin dışında olan biliyor okuruz ya zaten. Beşinci sapkınların yoluna vurma. Dalalettir, sakınlıktır, sonra da ne edip hasrettir. Eyvah, neden böyle yaptık demektir. İşte o zaman görecekler ki kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla yaklaşırlar. Yani orada bu Kafesa suresinde geçen kişi, kardeşinin anasına, babasına uzaklaşacak bir mesuliyetinden dolayı o diyor, azdıranlar hızla uzaklaşırlar. Tabii. Ve o anda hep iki taraf da azap görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopan parçalanmıştır. Dünyadayken çok birbirleriyle alakalı iken, orada ise bu azabı, ikame cezayı görünce kaçırdılar. Buyur. Altıncı olarak uyulan kimlerdir? İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri, Altıncı olarak, Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem'e muhabbet Eğer siz Allah'ı uyunuz ki diyor bir kırkullah Allah da sizi sevsin.
Yedinci olarak, dilinci Şeytana uymanın akıbeti ateştir. Rabbimiz bunu, Kitabı Kerim'in de Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Allah'ım öyle bir şey yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar. Yoksa benim kullarım üzerine senin bir hakimiyetin yoktur. Hesap. Sakıldılar tabii. Muhakkak cehennem, onların hepsine vaad olunan yerdir. Yüzünü ve özünü bana çevrilenlerin yolunu izle. Burada ayeti gerilenin mealini veren mübarek Özümüzü de kalbimizi de döndüğümüz zaman bizim işimiz de var, gücümüz de var. O işle güce de döndüğümüzde helalınızı bozsun, yolunda sarf edelim, dinimize hizmet ederim. Bu şekilde. Tabii, Arifani ilahiyyenin emrine riayet eder. Yüzünü ve özünü bana çevirenlerin yolunu ise. Bu öyle bir konu ki, anlatmakla bitmez, Cenabı Hak Hazreti Davut'u ne güzel okurdur. İze yönelmiştir buyuruyor ama cami ömürdir. O kendisini ben bilirim zaten.
İstihbarimi çok güzel bir şekilde okuyan tevhidine selam selam. Ölüm Tefek Gölü'nün asıl önemli olan o rabıta-ı Şerife bizim o mübarek bir yolda, belki kemiğidir. Onu da hayatımızın her alanını kaplayacak şekilde. O dönem ne olacak? İş güç ne olacak? İş güçte de Allah'ın dostlarıyla beraber olduğumuzu hatırlayarak o zaman otur da şurada işini bırak demiyor. Bir özel olarak bunu en az yirmi dakika yapıldı. Kalbimize, Rabbamızın nurundan ne damlarsa ama dammalıyor. Güneş şimdi var ama güneş vurmuyor diye bulutta. Nefsimizin bulunduğu olduğu için gelmiyor. Yoksa mübarek yolun suçu yok. Suç bizde. Mürşid-i kamillerimiz bu zaten. Allah'ımızın dışında gönlünde nefsani hiçbir şey kalmamış. Hep Rahman. Sonunda dönüşünüz yalnız banadır. O zaman yapıp ettiklerinizin sonucunu size bitirecek. Ne kadar? Kabristana gideceğiz.
Anamızın, babamızın, geçmişlerimizin kabrinin başında oturup iyi bir köpek öyle diyeceğiz. İşte siz de bizim gibi yaşıyordunuz ahkıyla. Biz ne olacağız acaba, ne yapacağız deyip derin derin düşünmek. Çünkü ne yapılırsa bu burada haber verir.