Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında Bu en sondan da olsa, en ünden de olsa gerçeği ifade ediyor. Huzura eren nefis. Aynı zamanda veli, alim, tefsir saim. Bu birkaç şekilde de ifade edilebilir Allahu alem. Bilirsini tanıyan, bir de Rabb'ımızı tanıyan. Zaten nefsini tanırsa Rabb'ımızı tanır. Nefsini tanımak bunu nasıl yorumlarsınız bilmem. Kişi nefsini bilirse Rabbini bilir.…
Nefis Terbiyesi Ve Ruh Arınması kaydında Bu en sondan da olsa, en ünden de olsa gerçeği ifade ediyor. Huzura eren nefis. Aynı zamanda veli, alim, tefsir saim. Bu birkaç şekilde de ifade edilebilir Allahu alem. Bilirsini tanıyan, bir de Rabb'ımızı tanıyan. Zaten nefsini tanırsa Rabb'ımızı tanır. Nefsini tanımak bunu nasıl yorumlarsınız bilmem. Kişi nefsini bilirse Rabbini bilir.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 22 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu en sondan da olsa, en ünden de olsa gerçeği ifade ediyor. Huzura eren nefis. Aynı zamanda veli, alim, tefsir saim. Bu birkaç şekilde de ifade edilebilir Allahu alem. Bilirsini tanıyan, bir de Rabb'ımızı tanıyan. Zaten nefsini tanırsa Rabb'ımızı tanır. Nefsini tanımak bunu nasıl yorumlarsınız bilmem. Kişi nefsini bilirse Rabbini bilir. Bunu nasıl izah edilecek? Düşündünüz mü acaba bunu Recep Efendi? Şu daha ziyade, güzel de o bir parçası Bizim yaratılışımızdan gaye nedir? OLUNUTUR. Kul olduğunu bilen Allah da bilecek, Emimizden o kulluk görevlerimizi, vazifelerimizi. Burada tekrar Ennefsu'l-mardiyye diye almış alan da Eşşey Davud El Halil. Bir de Davud-ı Gayseri var. Yuk ulema-i Kiram'dan Alimlerden yedi tane Alim Sufi, Ali Rıza, Kara Bulut diye bir kimseyle vefat etmiş. Kütüphaneye bakardı, Rahişit Efendi Kütüphanesi Gayseri'de kitaplarda Haşimleşirdi.
Birisi de Davut'u Gayseri ilk medreseye yaptıran kimse. Bu ayrı ALLAH'A'Num. Ya gül, en nefsu'l merdiye Bu Merdiye, Allah'ımızın kendisinden razı olduğu kimseler. Özelliklerin değişecek şimdi. Bir fillah var, billah var, lillah var, bir de anillah. Bu Anillah dediği anladığımız kadarıyla biz bu kadar söyleyebiliyoruz. Bu Allah'ımızı bulmuş, O'na girmiş. Tamamen teslim olmuş. O hallolmuş mu? Bunlar. Ondan sonra bizi irşada başlamışlar. Bunlar. Öyle anlıyorum. Ennesülmardiye feseyruha bunların yürüyüşü. Yürüyüş deyince adama Türk gelecek değil. Kalben hali, ruhen hali. Ondan sonra gözünün bakışındaki hal. Acayip bak adam ya. Ondan sonra bütün hal ve tavırları Anillah. Hep MIVLA başka bir şey yok onun dışında. Allah Şunu uyudu bize sen. Ve Alem nedir onların? Allah'ımızın kendisinden razı olduğu Eşyade Artık şöyle diyelim Rabbimiz O'nu huzuruna almış. Onun kalbinde perde diye bir şey yok.
Mevla ile bulmuş. Ve ona da doyamaz zaten. Ve maalluha Onun yeri hayrunire derseniz Hakk Allah'dır. Ve Halluhe hali nedir? El Hayre Hayret demek gördüğü o ilahi tecellilerden dolayı konuşamaz. Yaşasak o zaman biliriz. Şimdi yaşayamadığımız için bunlar afaki gibi geliyor. Yani şaşar kalır durgunlaşır. Gözünü diker bir yere bazen. Böyle başını niye kaldıramaz o? Mevla'dan utancım ben. Mesela ne diyelim? Çok acayip bir şey görse ses çıkaramıyor. Ne oldu sana hadi sen? Konuşamıyor. Nasıl talim bilmez bilmez ki Allah'ımızın nurunu görmüş. Ilahi tecelliyatamaz. Tecelli ile bildiğimiz yok bizim yaşamadığımız için daha İnşallah Allah'ım sizin hürmetinize bize de Lut çeksin ihsan etsin. Ve Halbuha ayrı. Ve Evraduha Onların Evradları günlük yaptıkları görev Vazifeleri nedir? Şeriata sımsıkı sar bunlar. Şimdi kalksanız bir kırklarla konuşsak diyecek buluruz. Hepimiz budur.
Diyor ki Aman şeriata sahip olalım. Biz bekleriz deriz ki bize işte Ufuk'u Ala'dan konuşsa, ufku ala anne en yüksek makamlardan biri. İşte acayip sırlardan o şer'i addır. Evet. Onların sıfatı, görüntüsü, hali, durumu, şekli, şemalli biçimi nedir? Güzel hala zaten bu kendiyle olur. Ve telku masivallah Allah'tan gayrı onlarda bir şey yok. Yani istemez ki o bulacağı yeri bulmuş. Mesela bir bir kimseye demiştim Amca dersi misin? Ben deryayı buldum Damla ile ne işim var? Dedi. Yaaa! Bu şekilde insanlar. Ve'l lütfu bilhalke İnsanlara şefkatli muamele eder. Şefkatli muameleler olur mu? Ve hamluhum alessalah onların ıslahı için sıkıntılara katlanır. Onlar belki biz azgınlık da yaparız. Biz yerimizi yurdumuzu da bilmek ama onlar ona tahammül ederdi. Daha bilmiyorlar. Anlarlar sonra. Anlarlar sonra. Ve Safu an zunubihim İnsanların hatalarından geçerler.
Buna RAHAZ OLMAZLARDA Yalnız şu netti bu bir netti diyip durmazlar. Ve Hubbu evet Vel meyu ileyhim Allah'ımızadır onlar tamamen dönüşleri. Lihracim minaggulmat ile nur. Onlar nefislerinin zulmetinden artık Allah'ımızın nuruna koşmuş. Gözünde zulmet yok. Gözümüzdeki zulmet, hasetle bakarsak zulmet yok. Onun şeysi var bende yok. Bilmem filan. Dedirtir o zulmet. Sonra, Şehevi arzu ile baksan o zulmet. Ne diyeceğiz buna? Halk ile, o halkı yaratan arasında bir bütünlük diyor. Şu olabilir. Halka Hak nazarı ile var. Allah'a riayet Dinlerim, çok diyoruz. Bakınca zaten ürküyorum. Allah yaratmış. Dedin mi? İnsanlarda Hakk'ı görürsün. Mesela sevmediğin bir insan. Tavırlarını sevmiyor. ALLAH'ım nefsimiz bize bu oyunu yapıyor. Kurtulur inşallah. Güzel. Çünkü Allah'ımız kuluna hayır murat ediyor. Hep Allah'ımızın muradı Onda olur. Allah'ımız ne istiyorsa Onun gönlünde olur.
Artık O Onda erimiş, özdeşleşmiş diyeyim artık. İkilik yok. Hatta onları da aldım. Fırsat olursa okuyun inşallah. Bu diyor acip dediği Arapçada taaccüb manasına da gelir imrenilecek ama ne kadar imrenseniz bu onlarda işte. Bu sıfır güzeldir onlarda. Velideelike İnsanları böyle dış görünüşüyle ayrım yapmazlar. Ve Emme bir hasbi batınihihi, föhve madenül esrar ve udvetil ahyar. Ve emme bir hasbi batınihihi bu gönül, gönül ile föhve o nedir? Madenü'l esrar Allah'ımızın sırları madenidir. Bilemezsin sen bunu altın değil gümüş değil ondan sonra kobalt değil ne bileyim uran değil vesaire değil. İlahi Uranyum o. Bu zaten onu yaşadı mı? İç cennet o. Cennet bile onun yanında iç kalır. Öyle bir hal yaşar ki o, 0 kendi halinde o Allah ile beraber. Ve Gudvetü'l lehyar Gudvetü'l lehyar Gudvetü'l-Lehyar Takip edilen yol demek ama Takip edilen kimseler onlar. Arzu edilenler.
Ve sümmiyet-i te'yin Nefsin'ler, diğer Ennallahüteala kadr radiana Allah'ımız Ondan razı. Ve mana kevnu, seyviha anillah O dediğimiz gibi Allah'ımıza erişmiş. Allah'ımız bunu artık kullarım irşad edin gibi. Allah'ımız vermiş şimdi. İhtiyacı olan diyor, ilmi Allah'tan alıyor. Şimdi Allah'ımızla onlar ilmin dalmış, irfan dalmış, hakka da girmiş, hakikati da bulmuş ondan sonra insanlara dönüyorlar. Mesela biz daha yedi yüz kilometre ne? Daha belki fazla biraz. Erenköy'e insan bir yere giderken orada alışveriş için gider, ondan sonra bir kar umar, ondan sonra bir ilimse orda saatlerce oturur, bir ilim alır. Biz Sami Efendimiz'i bir görmeye gidiyoruz. Sadece bir görmeye. Neden? Allah'tan aldığı o kadar nimetler var ki o aksediyor. Gördüğümüz zaman bizim halimiz değişiyordu. Çüğüm ürperiyor böyle. Kendi halinden çıkıyor. Böyle olunca o zaman.
Diyor zaten, Allah'ın huzuruna vereceğini vermiştir zaten. O alacağını almış. Peygamberimiz için Ruhu azam dinmiş sende Allah Azze ve Celle. Bütün Ruhların babası o zaten. Nefs-i Muhammedsenizin Mecümü Sünneti vel fıtratı ve nur Nefs-i Muhammedsenin menye bir yedi rab zaten o Rab'bımızın elindedir. Fi Cibilletim Nefsi nefsimizin cibilletin mesela Cinsi cibilliyetti derler ya, yani TAVRU, HAREKETİ, Yaratılışı. Mesela bunun kibirliyeti nedir? Su olmaktır. İçtiğin zaman hayat verir. Ekmeğin kibirliyeti nedir? Karnını doyurur. Bu havanın kibirliyeti nedir? Nefes alır verirsin. Nefsin gibiliği nedir? Diyor zaten kötü arzulara, şeyhevi duygulara tıp kondurdu. Bunu aslı böyle. Nefsin aslı böyle. Şimdi insanın tabiatında bu var. Nefsimizin tabiatında bu var. Bunu sıralayacak. Ne var insan? Nefiste ne var? İnsanda bir zafiyet var. Çok mu zayıf vücudu, bir deri bir kemik o değil.
Böyle kuvvetli bir iradesi yok. İradesi neyi ZAYIN. Böyle ibadet ZAYIN. Kulluğumuzda ZAYIN. Bu diyor insanın topraktan yaratılmışlarındandır. Nefiste cimrilik de var. Ve ve muktezi, cibille tukthi o da çamurdan yaratıldığı için. Süm Möşheve Hayvani duygusu var. Ve Mucibu'l-Heme. Bu da işte su değil de bunu derim bunu şeye baktım, dikkatlere de baktım. Ameim mesnun derdi balçık Bu da cehaletidir. Bu balçıktan yaratılması insan su ve balçıktan oluyor ya kurumuş böyle tınm diyor kurumuş çamurdan diye geçer. Onları anlattık tek tek. O çamur kurumuş, kurumuş ondan. Yanlış diyeyim yani insanın zaafiyeti topraktan geliyor Cimriliği çamurdan geliyor öyle diyemiyorlar Şehevi hali O ne diyeyim ya Ne demiştim biraz önce unuttum? Hı? Hı? Balçayır. Şehveti şeyden gelir balçadan sonra cehalet bu da sacsal kurumuş cam. İnşallah hata etmeye istiyorum. Bu kadar bulabildim. Devam ediyorum.
Nefis, iyilik ve kötülüğün barınağıdır. İyilik de ondan meydana gelir kötülük Nefis nedir? Yeye ardu ibadeti la Abidin. İbadet edenlerin ibadet mekanıdır. Nefis. Şu varlığımız olmasa nasıl ibadet edeceğiz? Bu noktada elaldi. Bu artı, dedemin anlattığı var Razide Merziye. Bu Mürşid-i Kamiller kubbu cihan aslında. Bunlarda ne varmış? Kullukta en üstün makamda. Onlar ne yapar ayrı mı yapar? Mesela evrad okuyorlar estağfirullah diye. Mesela. Onlar ayrı bir ders mi çevir? Yok, ailesini yaparlar. Ama Sami Efendi hazretleri demiş ki perize dikkat ederiz. Efendim hangi dersi çekersiniz diye, aynı dersi okuruz buyurmuş. Fakat biz perhize dikkat ederiz, haramlara dikkat ederiz. Son derece. Velekunu sail ve aminnehni şuhur yani biz çok yüksek yerden uçtuk halimiz yirmi dibinde ama uçtuğumuz yer yüksek, uçuran uçulan yer. Şuhud dediği dediğim gibi perde yok. Rabbimizle kendi arasında perde yok.
Kalbini dönüverdiği zaman Rabbımız nurlarını yağdırıyor böyle. O. Mesela bir padişahın kapıcısı olur. O kapıcı izin istemez. Böyle şey olur mesela bu gözlük idareleri bilmem planlar, kaymakamlıkta, Valilikte, Milletvekilinin, Başbakan'ın, Rumurum böyle bir yardım şeyde onlar ne dediler acaba? Özel kalemler onlar şey yapmazlar. Öyle senin bir hafta, bir on beş gün beklemez o. 0 hemen ne bir şey var gelen var görüşecekmiş getir. Her zaman. Allah'ımıza böyle şuhud makamında olanlar her an beraber. Uzak yok! Evet Vel-i Fann, marifet sahibi. Vel-ussuu ilallahi teala Allah'ımıza kavuşmuş. Onda Bağlık çağlık olmaz. Böyle şunu bile yapmazlar. Yok işte bunlarda. Bu akan sularda olur. Böyle küçük su birikintileri bile ses çıkarır ama denize kaosa ses çıkarmaz. Ama bu da güzel. Şeriatımıza uyarsak bağırıyor, çağırıyor daya Allah diyor ne yapıyor?
Keşke bunudiysek de şeriatımıza uyabilsek bunu yaparken. O kavuştuğu zaman olmaz onda. Dedem mesela yillarca Beytullah demiş. Son nefesini dedi arzu etmiş. Kavus saydı der miydi? Beytullah'a var saydı. Bakar kalır. Onun gibi işte. Allah'ımıza Rububiyet görevi. Ne demek bu Rububiyet görevi? Sen bizim Rabbamızsın dedi. Ruhlar aleminde. O verdiği sözü en güzel şekilde yapar. Lahiren vebatın. Sadece beden olarak değil. Mesela Tevhidi okuduk La İlahe İllallah diye. Bu beden dil, dil okuduk. Bunun batıni olması nedir? Kalp Allah'ımızın Vahdaniyetini tanımaya başlamış. Ve bade enruliga cemiale ve malaşşeytani şeytana kapıyı tamamen kapatmış. Şeytan ve avanilerine. O yaklaşamazlar zaten. O klas olursa yaklaşamaz. Hatası yok. Müminin kalbi diridir. Eğer kul Rabbimize ibadet ederse, itaat ederse kalbi Allah'ımız tarafından nimetler verilir.
Bir işçinin yediği yemekle diyelim ki patronun yediği yemek bir olmaz. Mesela bizim gibi insanlara normal yemeklerini verirler. Ama bir Reis-i cumhure senin benim yediğim gibi olmaz. Özel seçim her şey. Aşçısı hasıl, işçisi hasıl. Allah'ımız kendine bil. Eğer isyan ederse diyor üzül. Biz burayı nasıl yaptık? Yanlış mı geçtik? Şeytan buna Sultan dedi ki burada tasaygırt edemez. Kapıyı kapatmış o. Bu kadar neden inan ta'ik ehillerimizde de var. Bizde de var. Canım bu kadar dostsun. İnan çoğumuzun gidişatı böyle. Ne olacak da? Bu kadar da sıkılmasın yani sıkmayın. İşte ona bu kapıyı açtığımız zaman o durmaz. Girelim. Ona tamamen bu kapıyı kapamamız gerekiyor. Nefs-i emmarem nedir? Bu en yüksek makamdan gittik. En aşağısını. '' en nefsül emmaretibi su'' desek nasıl olur? Sıfat olarak alırsak '' en nefsül emmaret'' olur. Muzaf muzafın indiği olarak alırsak gerek yok şu güzelliğe.
Ve gale ebu havs me'lem yektehum nefseu ala devem I levgalb. Böyle Ebu havs Addadi gaddes Gaddesallahu Sırra Sultanımız buyuruyor ki kim nefsini her zaman kötülemezse yani nefsine pay çıkarmıyorsa tehlike o zaten. Bütün hallerinde nefsin kötülüğüne karşı çıkıyor velev. Ha bu diyor artık hep türlü kötülüğün içine girmiş artık gelir ona uyduğu zaman kişi. Burada nefsin mertebeleri var. Bir bakayım da. Emmare bu, kötülüğü emrediyor. Levvame ne yapıyor? Şimdi bu mülheme artık gönlüne güzel duygular geliyor. Bu Sebahat ediyor bunu olgunlaşmış. Buna gereken nedir? El-içtihherü ve tasfiye Buna gereken artık nefsinin kötülüğünden bir noktadan kurtulmuş ol. Yapmıyor, kötülük yapmıyor. Ama kalbinin nurlanması için diyor çalışacak. Hani onun ile bitti olmaz. Çünkü kötülüğü yapmaz da kötülüğün tadı içinde kalır. İster fırsat bu Allah korusun yine yapmaz ama canı çeker o kötülüğü.
O, halimiz bozduk bizim. '' Olgunluğun ilk derecesidir.'' Ondan sonra bazı vekillerde vardı Yakınları da vardı Bizim gibi azgınlar da vardı Bak bir onun taatine bakar bize. Acaba o nasıl bir taat yaptı? Dediğimiz gibi. Nefs-ü emmare nedir? Tabiatına döner diyor. O anlattı ya insanın yaratılışında toprak var dedi, toprak iş değişimine götürür, Çamur var dedi, çamur da şuna götürür. Kimi cimriliğe götürüyor. Kimisi işte başka hallere. Cehalete götürüyor. İşte balçıkların dedik, o bir başka hale götürüyor. Salis-sahil dedik o cehalet gibi aileler neden? Tabiatı bu Çünkü nefs-i emmare diyor kötü ahlakın membaı ve şerrin de odağı olduğu için diyor kalbini de alıp götürürse, kalbini de. Halbuki burada kalbimizi kurtarmanın bir yolu var. Diyeceğiz ki Allah'ım kalbi sen kendi muhabbetin için yarattın. Kalbe imanı yazdın. Kalbe haşyeti koydun. Kalbe havf-ı ilahiyi koydun.
Kalbe sana dönüşü koydun. Kalbe senin tecellilerin koydun. Dirsek temiz tutulması gerekir diye bir noktadan kendimizi kurtarmaya çalışırız. Yoksa aldır bir türlü diyor, onu öğretti. Nefsi emmare sa'yebiyyu, teyebiyyu satar ahireteu ahiretini bir şehvetin sa'yiretin şöyle dur desek kurtulacağız şehevi arzusuna onun peşine gider diyor. Az bir sabrise kurtaracağız. Sabredemez diyor gider. Ve harabe deriz kendimizi. Ve nefsül levvame Kendimi kınayan nefis, ilmi umum için kalbi gürülitür diyor. Yani İbadet ve taht olan tesir etmez. Yapar ibadeti yine aynı Allah korusun kötülüğün peşinde oluruz. Ama mutmainne sıfatına gelirse ne olur? Halun rafi o. Bu yüksek bir haldir. Veye li abdin raceha aklahu aklını tercih eden, aklını kullanır. Benim benim yaratıldığımla ben bir hayvan mıyım? Der Hayvan sorumsuz üstüne tüküruyorsun koyup götürüyor. Hadisesini yapıyor. Ama ben hayvan değilim.
Beni Allah kulluk için yarattılar, düşünür. Ve gaviye imanı imanı kuvvetli olur. Ilmi de derinleşir. Ve safa zikrau zikri de böyle riyalardan neden korunur? Ve Hakikate. Hakikate. Hakikate sabit olur. Ve Bunun üç hali var. Bir genel. ''ide'' '' ile zikrvihimle'' Bunları zikrettiği zaman zikirleriyle huzura kavuşurlar. Bu bizim gibi adamlar, hava. Zikrettiği zaman o zikrin, zikirle huzur edilir. "Tehavvuhum min" zikirden haz alır, nezzeti alır. Dır. İkinci sınıfı lil husus, güzel olan Ve onlar huzura ermiş, sükunete ermiş, Allah korkusu var, samimidirler, belalara sabrediyor ve Allah'tan gelene razı olurlar. Üçüncü sınıfa bilirler. Onların iç alemleri ancak Allah ile sükun eyler onlar. Allah'ımıza büyük bir korku ve büyük tazim içindedirler. Onların ALLAH'tan başka da hiçbir gayesi yok. Bir de şey Hep huzur var. Kimisi, kimisi Tebr'i televizyon açıyor onun karşısında böyle olsun.
Kimimiz önünde fıstık, yanında çay onun da usulü. Kimisi daraldım bunaldım dağlar diyor. Kimisi Turistik Seyahat diyor. Kimisi denizlere getiriyor. Hatta öyleleri var ki dünya turu yapanları bile var. Sıkılmış, sıkışmış, daralmış. Ama huzur nedir? Huzur Allah'tadır. Sen istersen dünyaları dolaş yine sende huzur yok. İçi sıkıntılı ama küçük, dar bir yere girmiş. Orda boynunu bükmüş Somuncu Baba'nın yeri gibi. Dokuz on metre aşağıda Merkez Efendinin yeri gibi. Onlar huzurun içerisinde kalbinde cennet var. Cennet teröristünde cennet var. Allah'tan gayrı'den tamamen sıyrılmış O. İnsanlar olur da mil yetmez. Mesela insanlar konuşur ya birisi şöyle bir elma bahçesi salmış ondan sonra şöyle bir fabrikada kuracakmış. Hiç kalbinde şu kadar yer işgal etmez. Kuracak fabrikayı ama helal mi yiyecek haram bunu düşün. El-Hudur nedir huzur? Allah. '' Kalbi mevlamıza dönmüş. Zaten Rabbımızın isteğildi o.
Sıkıntı yok. Rabbimize kalbin dönüyor. Tarif itkilmez bir zaten genişliğe gidiyorum. Yedikat sema ve yedi kat arz dedemin dediği gibi oluyor. Yerini nereye göklere koysan katiyen doldu demem diyor. Onun öyle bir kalbi var ki! Böyle bir kalp nasıl daraldınız? Nasıl bunalı? Dünyalar onun yanında arpa kadar işgal etmiyor. Ondan dolayı ona dalar artık. Mesela biz bir şeyi çok sevdiğimizde yiyoruz. Diyelim ki Maraş dondurması, canımız umması umarsa da ne olacak? Yiyorsun bir porsiyon yemişsin İkincide zorlanırsın. Üçüncüyü Aman aman aman aman gidelim. Ama Allah'ımıza olan muhabbet de aman aman yok aman gelsindir. Çünkü Ve'lasfe yuğtike rabvuke fetar'da Habibim Allah sana verecek sen de razı olacaksın diyor. Yani öyle ikram ediyor ki Cenab-ı Hak sonsuz ikram ediyor. O bala, böreğe şu hubıma benzemez ondan ikrah edersin. O zaten bal, börek dediğimiz iki saat sonra nereye gittiği belli. İşte o!
Onun elini ateşe soksa ondan sıkıntı duymaz. Çünkü Mevlayı Zülcelal de tamamen yok olduğu için hissetmez onu. Allah da yakmaz onu illa ya! Bu devirde Sami Efendimiz teşrif buyurmuş: Çaydanlık, kulpu nasıl olsa kopmuş. Kaynar su eline dökülmüş. Aman efendim dedi. Yanmaz demiş. Elim yanmaz demiş. Yaktı mı İbrahim Aleyhisselam mesela? Huni Eğer orda İbrahim üzerine demese ateşin zaten yakma özelliği kalmazdı. İbrahim için duyuldu. Buyruldu. Mesela, Sıdddi Gaza'm buyuruyor ki Allah'ım benim cisim büyük kimse yanmaz. Zaten yanmıyor o vücut yanmaz. Nur. Burada dert bizim iş bize düşüyor. Bu sevenin sevdiği ile ruhunun irtibatıdır. Onlar için bir zaman, mekan, kaydı yok. Her zaman ruhen alakalılar onlar. Meşşai izam ile alakalı ondan sonra Rabbimizin artık sevdiği kollar olur, Ricahü'l-Ğahim olur. Hızır olur. İlyas olur.
Zat-ı İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İda-i İ Müridin diyor kalbinin Şeyhi kamile tam bağlanması. Kopu olmayacak diyor. Ve ve enikune bedenul mürit, bir gur bir şeykihi ve kalbi bedeni de beraber olacak kalbi de yani sohbetinde olacak zikrinde olacak gönül olarak da bir temin edecek kimse hudurul kalbi fakat Belki bedenin şeyinden uzaktır. Lakin ne, galbihu murabitumma, kalbi onunla beraberdir. Ruhaniyeti ile beraber müstefilun min envaryi ve berekati şeyhinin gelişmiş olduğu nur ve bereketten faydalanıyor. Şimdi, o istifade ettiği nur ve bereket Allah'tan zaten. Allah onun gönlüne indiriyor Allah'ınızı. O, kendinle değil O. 0 Rabbımızdan gelen. Rabbımızdan gelen, irtibat kurmak suretiyle mesela Keban'dan diyelim ceryanı alınıyor.
Kebandaki ceryanı trafor vasıtası ile kalbinin evine indiriyor işte o. Huduru'l kalp fakat Münevv diyor ki Cesedi Efendisine çok yakın fakat kalben hiçbir münasebeti yok. Fakat bedeni var birliği var yakınlığı var. Dünya ile Şehevi arzuyla hep bununla beraber diyor. Bu zaten. Allah korusun olmuş gibi bir şey. '' Kalbin huzurunu işaret nedir?'' '' '' Saracağım'' Cesedi uzak da olsa Fenafil halinde Peygamberimize Fenafiş şeyh halinde şeyhiyle olur. Yalnız o şeyhiyle olduğunda o şeyhi de olması Rabbımızla ile demek zaten. Rabb'ımızla beraber. Kum ve Allah Allah ile ol! Eğer olamazsan Allah ile olanlarla olur ki o vasıtayla istifade et kendi başımıza alamıyoruz diyelim. Alamıyorsa onların vasıtasıyla, kalbi beraberlikle, sohbetiyle, zikriyle, aşkıyla, muhabbetiyle, rabıtasıyla istifade et diyor. Faydalan. Sonra zaten belli yere gelince ana çocuğunu yirmi yaşında emzirdiği yok ki.
İki yaşında en son sütten kesiyor. Kalbinden kese hemen vahşi ağzıma dayağı iyi verir. Daha yeni başlıyoruz sanki o kadar. Tabi saati geçti, bekliyoruz öyle. Şöyle bir geri gelin de böyle yemek bitti de yemeğin sonunda az bir suyu kaldı. Suyu az bir suyu kaldı. Bunu da içelim aldım. Daha uğraşıyorum Allah'ım ZAHİTMESİN sizi bekliyoruz. Arka arkaya otur mu İzm inşallah, sıhhatün afiyetin. Size özel yemek hazırla akşamdan beri diyorum aman bunlara öyle hiç köpeğin dilinde yok ki manit yapılsın diye. Efendim sizler nasılsınız iyisiniz. Sizlerden. Biraz görüşün de biraz süzdürmeyin. Çünkü yoruldunuz siz. Yoruldum mu Saim Efendi? Bir geç dedin. Yorulmuşsun. HUZURUN ÇEŞİTLERİ Nasıl biz huzur duyacağız? Şimdi ibadetsiz insanımız zaten huzursuz. İbadetli insanımız da huzursuz. Gerçekten! Bu ŞAHİDE'İ veriyor. Nedendir? Bir kere diyor, ilmen huzur abi biraz incit tutun. Kesimiz ağrımız.
Bir kere ilmen Allah'ımızın bizim her halimize vakıf olduğunu bileceğiz. Bu Murakebedir diyor. Mesela nedir? Ikinin üçüncüsü Rab'mız. Üç kişinin dördüncüsü Rab'mız. Kuran-ı Kerim'de geçeceğiz tabi. Ondan sonra nerede olursak olalım ALLAH bizimle beraber bunu biliyor. Huzuru mu temin eder diyor ALLAH'ım beni görüyor, biliyor. Ve Bir de bu bilmenin dışında mesela ALLAH'ımız bizi görüyor diyoruz. Bu ilme. Nazırun, Basirun, Alimun biliyorum. Ama burda ikincide bilişini kalb yesin. Gönül? Kardeşimiz kim bir Artık bu içli dışlı olmuş. Şurada bursu var demiyor. Bursu içiyor artık. Allah'ın bizim gördüğünü, bildiğini yaşıyor. Burada bir zikirdi. Zikirde birisi bizim yanımıza gelirdi ama derslerde iyi olur. Dedi ki, Allah'ın efendi dedi Allah'ımızın bizi gördüğü benim kalbime dedi dayanamıyordu. Öyle ki dedi hiç gizli bir şey yok Allah'ımıza dedi. Vuruyor elbette. Titiyor.
Görüyor diyor ama bizim görüyor dememiz ilim olarak kitaptan görmüşüz. Ama onlarda Şuhud olarak yaşıyor. Ve Hozlu hurayı demişiz. Üç şekilde Birisi kalbinde bir huzur var. Allah'ımızın isimlerinden şöyle diyeyim Mesela Güneş Güneş'ten ne geliyor bize Işık geliyor. Ay'dan ne geliyor bize? Işık geliyor. Yıldızlardan ne geliyor? Işık geliyor. Artık bunlara ALLAH'u ZÜCELAL'in isimlerinden, sıfatlarından, fiillerinden, zatından kalplerinden Şimdi ALLAH'ın dışından tamamen kurtulmuş. Erilmiş. Allah'ımızın dışındaki duygular kalmamış. Bu bitmiş. Hani bedenen yapılmadığı gibi kalben de tamamen terk edilmiş. Bir isimlerinden ismi ad ederek faydalanma var. ALLAH'ımızın Rahman, Rahim gibi. Bir de Zat'ından tarif edemez. Gidip de bizim vezneden maaş almamıza benzemez o. Bizzat kendinin ödeneklerinden, kendine hazineden verilenlerden biridir. Tarif yok. Evet inin. Artık her şey onda bitmiş.
ALLAH'ın Zat'ından başka hiçbir hiçbir şey kalmamış. Olur, Dünya'da bizim gibi yaşarlar. Bizden daha çok dünyevi işler olur ama onlara yok olma gözüyle bakarım. Değerli bunlar bir gün bitecek. Şu Dünya'da rızkımızı her anını kazanalım de böyle hayat sözler. Vel Mertebetü's-seldise üçüncüsü Oduru ruhma Allah'ı müşa eden bir Cemaliyim. Allah'ımızın Cemalini müşahede ederek yaşar. Vedir Allahümme inni eselke lezbeten nazarila ve jikelkirindir o. Senin benim dibime benzeme zor. Sizi dinliyorum de. O gerçekten söylüyorum bunu. Allah'ım zatıyım, sana kavuşmanın lezzetiyle beni lezzetlendi. Bunu senden istiyorum. Yaşar. Efendim arta kalanından başka neymiş? Evvelü dereceatil hudr huzura ermenin, sükuna ermenin birinci derecesi nedir? Hayatü'l kalbi billahi teala. Kalbi Allah ile hayat bulmuş. Var ya sabit Ne diyeceğim! Devam edişi de hep ALLAH ile.
Yok yanlış Dediğimiz gibi ALLAH'ımızın dışında hiçbir şey yok. Kalbi Rabbi Zülcelalimizle beraber sonra Onun zikriyle daim zaten o diliyle zikretmiş. Ondan sonra zikir kalbine geçmiş. Kalbi artık vurmaya başlamış. Sonra sükun eğirmiş. Ondan sonra da muhabbet haline dönüşmüş kalp. Daha sonra da dostluğa dönüşmüş, aşka dönüşmüş, şevke dönüşmüş bunu elde etmiş. İşte usul bu. Şimdi birinci olarak Rabbimizin Vahdaniyetini düşünüyor bildiğini. İkincisinde Her an beraber okutunun. Üçüncüsünde Bana benden yakın diyor ama yaşıyor. Sonra da Velayette Kemal'dir, o yükselip. Allah'ım beni seviyor, ben de onu seviyorum der. Vay be! Vay be! Vay be! Bu ne! Sakın farkında değil mi? Buraya geldiği zaman onun dışında biter zaten bir şey kalmaz. Ehlül Huzdur, hümul vegüfun ala sırril kader demiş. Muhyiddin Arabi Hazretleri. Bu ilahi takdirin sırrına ermiş. Niye böyle oldu ne demez o? Yani sırr-ı kaderdir.
Efendimiz'in iyi bir dostu vardı. Severdi Efendimiz'i. Bir telefon açtı. Telefon açtıktan sonra kapanmış telefon. Tekrar açtıklarında demiş ki Şu anda Hacazın Efendimizin mübarek ayaklarının üzerindeyim, ağlıyorum demiş. Halbuki kilometrelerce diyor. Bu bir şey denildiği zaman sırrı kaderdir. Boşuna dinliyormuş demek ki. Bu huzur hali var bir de saahı oda uyanıklık hali. Bunu nasıl şey yapacağız ki? Farkını söylüyor. O manevi bir sarhoşluktan uyanıyor. Uyanıyor. Bu diyor gelir geçer. Ve'lhuduru Alet devam Bu huzur devamlıdır. El Huzduru efdalünunel yakin yakin çok yüksek bir makam. O Mutmainneler, Raziyye, Merziyye makamlar bu. Kesin bir inanç şek, şüphe diye bir şey yok. Bu diyor huzur hali ondan üstündür. Kalbinde bir Cennet var onun. Onu siz diyelim ki Afrika'da en ücra bir ile koysan bile büyük bir huzurun içerisinde.
Biz daralırız ama o huzur da Allah'ımızı Huzur onun artık hali olmuş. Ona yevlmiş, ona mal olmuş, onun melekesi, onun sıfatı. Vel yakinu haterat. Yakin ise diyor gelip geçebiliyor. O Allah'ımızda yok olmak Gaybçi! Denize dalmış mesela. O Allah'ımızın muhabbetine dalma hali diyor husulla meydana gelir. Hayır ve şer hep ALLAH'tandır O. Hayrihi ve şerrihi min Allah Teala. Mesela bir olumsuzluk yaşadı. O olumsuzlukta dünyası kararmaz onun. Allah'ım beni imtihan ediyor. Demek ki böyle takdir olmuş der ama o takdir olmuş derken Allah ondan öyle bir razı olur ki o zevkini yaşar zaten. Bu sebeple derler ki derb-ü bela saltanatın iki cihana bir mezarlık. Dediler. Ziguk duyar ondan. Abdülkadir Geylani Efendimiz bu makamda buyuruyor ki Kader oluğunun altına yatın, yılan akrepini akarsa Rağası olun Allah'tan diyor. Bunu Yunus Emre de diyor. İster kefen, ister hilat, ister gür, ister diken.
Burada bununla alakalı daha neler varmış, çok olmuş. Eğer övünme olmazsa bir şey diyeceğim övünmez helak olur zaten. Buradan eve geliyorum. Bu iştahtan sonra yatarsam rahat olmuyorum. Oluyorum. Bu sözler hatırama geldi yatmanın imkanı. Kalkayım dedim bir çalışayım bunları. Nasıl huzur elde edeceğiz diye. Burada bak bizim Allah'ımızın en engin bir kulu görün bir şey yazmışım bir dört. Yazmışım bir ara. Bunu çok aradım sonra buldum. Şu Esrarı kudret göztedir. Nazar-ı ibret göztedir. Rabbi Zülcelal buyurur şevki Cemal nur üsttedir. En son diyeyim şevki Cemal Nadiratüngila rabbiye nağırra. Gözler Rabbi Zülcelal'imize baktığı zaman ışınlaşır. Şimdi bu huzur halinde Necip Fazıl'ın bir sözünü yazmışım Rahmetü'l-Maliye Haber var, ötelerin ötesinde. Onlar dünyadan haber almıyor. Ahiretten haber al. Dudaklarda şarkılar kurtuluş bestesinde. Biz geldik bilen bilsin. Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin sonsuzluk destesinde. Yunus Emre de şiiri uzun da kısaydı kısa aldım iki kıtasını almışım. Yok bir kıta almışım. E iki bey bir idi. Ben benliğimden geçtim, gözüm icabını açtım, dost vasfına iliştim, hümanım yağma olsun. Hüman dedi şüphe, endişe, bilmem filan bitmiştir. İkilikten usandım birlik hanımında vardı. Yani ben, ben değilim. O. Bir tanesi bir mürid şeyhinin kapısına gelmiş mi? Efendi Hazretleri kimsin? Ben. Haydi demiş. Benilikle bunu kapıya girilmez demiş. Bir sene gitmiş. Yine vurmuş kapıyı. Kim? Sen demiş. Gir. Bende benlik kalmadı sen demiş. Derdi şarabın içtim, dermanım yağma olsun. Bir de İbrahim Erzurumi Hz.lerinden, Azıy, Azıyu, Aziç 10 mezbelesinden geç şu vücuttan geç. Buna şairin bir İhvan geldi bize. Efendimiz kucaklamıştı onu. Boşuna kucaklamamıştı demek ki. Bir de dedi ki benim bir derdim var dedi. Arap Partisi okudu.
Biliyorum bizim emsal, bizim emsal. Sami Beni de ziyaret et diyorum. Dedi ki efendim dedi benim bir derdim var daha öğrenci. Bu tenden nasıl çıkacağız derdim o dedi. Şu ruhumu dedi nasıl kurtaracağım ben dedi. Dil gülşenine gel göç, Mevla görelim neyle neyle. Sonra uzun almışım bütün tefsirlerden aldım. En sonunu okuyup. Tefsirleri sayarım çok çünkü elimizden. En çok Ruhul-Maani'ye bakarım, Ruhul-Beyana bakarım, Tüsteriye bakarım. Bahr-ül Medine'ye bakıyorum. Ondan sonra tefsir ederim çok Allah'ımızı amel etmeyi nasip buyursun. Ey huzura eren nefis. Allah'ımıza kavuşmuş bir kalp. Demiş? Eşya kiretür demiş. Li-ne-ana-i yitala Allah'ımızın nimetlerine şükrediyor. Verdiğinden dolayı kanaat ediyor ve Sevap kelimesi daha çok bize şey geliyor. Yok o sa'ydan geçer, saf'la geçer. Burada Allah'ımızın mükafatına nimetini eğmiş kimselerdir. Tekrar almışım. Bunu neden almışım?
Dev'i Latun nehmiyet olur değil. Çıkamadım. Bir tefsirden aldım. Artık nefis diye bir şey koymamış da ruhunun yüceliği nur üstünde nur ruh böyle gidiyor. Mana verici halim kalmadı ki. Allah'ımıza kavuşmuş O'nu tanıyor. Kız açıp yumuncaya kadar bir zaman dahi sabırsız diyor Allah'ımızdan uzak kaldığı zaman. Yani insan şu dünyada sevdiğini bile mesela cemaat içinde pis pis bile diyorum aman kardeşim gel şurada oturalım mesela. Mesela herkes oluyor oturuyor da bir yerde sen gel bizimle yemek ye diyor. Bunun gibi işte. Belec kelimesine de bakmıştım. Yakin halini elde ediyor. Artık şeyin Şemseddin isivası Hazretleri'nin sözü var. Atıf yapılıyor gibi geldi. Buradan mülem olsa gerek. Bunda gördüğü haşr-u neşri nefha-yı sur olmadı. Bu gibi kimseler haşir, neşir, Mizan, Kabir, sıra burada görüldü. Orada direkt Rabbımız bozulur. Bazen böyle Uçağıneye giderken özel kimseler oluyor.
O kapları alıveriyorlar. Öyle onun biletine baktı. Cümleyi yok. Direkt Rabbimize kavuşuyor.