Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Hazretleri, hazretleri çok mühim hem ilimde hem irfanda Allah'ımızın müstesna kullarından biri. Sözleri de elbette güzeldir. Bunların sözleri Kuran-ı Azimüşşan'dan mülhem olur. Efendimizin ehadisi Muhammediyesinden oradan doğar. Belki yollarda görürsünüz, böyle bal şişeler olur. Bal satırını. O petekte süzdükleri balı, o şişelere artık…
Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Hazretleri, hazretleri çok mühim hem ilimde hem irfanda Allah'ımızın müstesna kullarından biri. Sözleri de elbette güzeldir. Bunların sözleri Kuran-ı Azimüşşan'dan mülhem olur. Efendimizin ehadisi Muhammediyesinden oradan doğar. Belki yollarda görürsünüz, böyle bal şişeler olur. Bal satırını. O petekte süzdükleri balı, o şişelere artık…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazretleri, hazretleri çok mühim hem ilimde hem irfanda Allah'ımızın müstesna kullarından biri. Sözleri de elbette güzeldir. Bunların sözleri Kuran-ı Azimüşşan'dan mülhem olur. Efendimizin ehadisi Muhammediyesinden oradan doğar. Belki yollarda görürsünüz, böyle bal şişeler olur. Bal satırını. O petekte süzdükleri balı, o şişelere artık onun için ne uygunsa o haklara korurlar. Cenabı hak bunların gönüllerini Kuran, Kuran azimüşşan peteğinden, ahadisi Muhammediye peteğinden süzerek gönül kaplarına koymuşlar. Bize tattırdıkları hep bu. Gönüllerine hep nur iniyor. Kötü bir düşünce yok. Onu keskiyetü nefisle artık bitirmişler. Arınma olmayınca böyle bir temizlenme olmayınca dururumla olmaz. Ne yaparlar? Suyun arı, duru olması için uygunsuz neyse, onların tamamen arıtırlar. Bir ara Allah korusun, bir memlekette lağım sularıyla içecek sular birbirine karışmış.
Öyle fazla değil, bir sızıntı olmuş. Ondan da hep dert, hep hastalıklar meydana gelir. Eğer bizim ruh suyumuza temizdir bu, Allah'ımızdan Celle Celalühü bin nefhadır. Eğer nefsi emmareden bir sızıntı olursa bizim ruhumuzun da hayrını koymaz. Ondan dolayı temizlik istiyor. Mesela bu yolu tarih buyururken diyorlar ki nefsi ruha arkadaş etmek. Şimdi diyelim ki zulüm gören bir ülke, İslam ülkesi. Zulüm gör. Ne olacak? Güç ve kuvvet oluşturulacak. Sadece bir ülkeyle olmuyor. Bunun yanına diğer ülkelere de destek verecek ki güçlü olabilsinler. Şimdi bizim bu beden ülkemizde, beden ülkemizde nefse karşı yenik düşmememiz, şeytana karşı hakeza ve diğer muhalif hallere karşı güçlü olmamız için nefsi ıslah etmemiz gerekiyor. Evvela bunun üzerinde dururlar. Evradı verirler, ezkarı verirler. Ama dikkatle okumayı tavsiye bulurlar. Okumuyor değiliz biz. Evradımızı ezkarımızı yapıyoruz.
Tarikatı aliyyede olmayan kimseler dahi çok şey ibadet ezkar okuyorum ben. Bir tanesine tesadüf etmiştim. Bize üstadlarımızın tarif etmiş olduğu dersi belki dört beş katı fazla otururdu. Buradaki yanlışlık nedir? Yanlışlık şu, şimdi kaldırdılar gerçi. Bakkallarda bile ilaç satılmadı. Antibiyotik ilaçlar satılmadı. Orada işte baş ağrısına şu iyi gelir, karın ağrısına şu iyi gelir, mideye şu faydalı olur. İşte gribal rahatsızlıklara şu ilaç, aldığımız belki bize faydalı dediğimiz ilaçlar zarar verecektir. Ama doktora gitsek, müracaat etsek o bize bir muayene eder. Ve sonra hastalığın durumuna göre ilaç verir. Bir doktordu, mürşid-i kamilimize ilaç vermekte çok zorlandı. Dedi ki bu ilacı veririm şekere dokunurum. Bu ilacı veririm tansiyona dokunurum. Bu ilacı veririm işte kalp damarlarına bir zarar oluştururum. Şimdi doktor olunca teşhis edinirim. Ondan sonra ilacı veriyorum.
Belki de az veriyor. Ama faydalı oluyor. Ol. Bir hastaydı, devamlı doktora gidin. Devamlı doktora gidin. Herhalde zeki bir insan olmalı ki, dedi ki ben tedavi oldum. Nasıl oldu? Benim dedi hastalığı teşhis ettiler dedi. Ben dedi yolurum dedi, bir izinle ayeti ayrı. Aynen onun gibi. Bizim kendi kendimize işte bir kitap vardı Everet te Ezkar yazıyor. Orada bin defa şöyle okursanız manevi dertlere devam edin. Şu kadar şu duayı okursanız, bu duayı okursanız bu buna benziyor. Istiyor. O bakkaldan şuradan buradan gelişi güzel alınan ilaç gibi oluyor. Halbuki Rabbi Zülcelal'imiz bize gelişi güzel. Hareket etmememiz için de yol gösterin. Mesela Fatiha suresinde doktor bir tabip gerekiyorsa manevi hastalıklarımız için de gerekiyor. Esanı sorularız. Her bir kavim için yol gösteren vardır. Bir irşadçı vardır. Biz ehliyetini artık ispat etmiş. Her doktor da olmaz. Doktorun der. As yok arası yok.
Allah korusun tedavi yerine daha da bir hasta edebilir. Onun için şeriatın tasdik ettiği, tarikatın tasdik ettiği başta Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin kabul buyurduğu tabiple olurdu. O bize belki az tarif edecektir. Çünkü bizim tabiatımızı biliyor, halimizi biliyor. Ona göre Evraki Ezkar verir. Saiden Nursi Gatta Sallallahü Sırrı Hazretleri Esadi Erbili Hazretleri'nin huzuruna gelir. Çünkü gelirken, diyor ki kendisi zaten dikkat eder. Yalnız ona tabi olanların dikkat edeceği hususları haber vereyimdir. O da namaz hakkında. Zaten kendisinin çok güzel bir namaz risalesi de var. Gene daha çok heyecanlıdır Saidin Nursi Hazretleri. Ve böyle talimi yok. Allah tarafından ona talim edilmiş zaten. Hiç okumamış demiyorum da, Said'in Nursi Hazretleri müstesna bir Allah'ın veli kulu, devrinin mütekdidi olur. Hayran kalmamak mümkün değil. Biz Tahir hocamızın bir ziyaretini yapmıştık.
Ona bir şey söyleyecektim. İyi ki söylememiş. Saidin Nursi hazretlerinin de hakkında güzel bir hadiseyi. Dedi ki, Said in Nursi hazretleri artık mana aleminde nasılsa, ora Allah'ın Celle Celalühü. Kendi sırası. Şu dedi beş parmağını, sadrıma dedi yönetti. Beş parmağından da ilim attı. Öyle. Şunu bunu anlatır gibi bahsedilecek kimse değil. O artık ehliyetini tasdik ettirmiş, tasdik olunmuş mübarek bir kimse. Gelmiş çok heyecanlı, hatta Sultanahmet de Allahu Teala duydum. Vaz ederken hiç oturarak vaz etmezmiş. Ayakta, iyi canım olurdu böyle. Öyle fıkhi meselelerde neden? Allah'ın izniyle cevabını verir. Şimdi heyecanını Esadi El birliği Hazretleri oturun Said kardeşim buyuruyor, oturun. Ben bir risale hazırlamıştım, namaz hakkında deyince, efendim diyor ben de bunu ifade edecektim. Essavi El birliği hazretlerinin Mektubat'ta namaz hakkında çok güzel bilgileri var.
Yani güneşi ceketimizin astarında kaybetmiyor. Her şey önümüzde. Sami sultanımızın eserlerinde, üzücü bir noksan. Ama durumumuza göre biz onlardan anlayamıyoruz. Anlayamasak da onu yazan parmak var Allah'ın Celle Celalühü nuruyla yazdım. Üstadımızın sohbetleri biraz daha anlaşılır şekilde. Çünkü gittikçe artık inkırasa doğru gitmesin. Helaka doğru gitmesin. Bizim bir Arapça hocamız için siyere de geldi. Altmış dokuz değiller. Yazı tahtasına şöyle bir nokta koydu. Dedi ki, bu noktadan milimetrik bir sapış olsa milimetrik, uzaklaştıkça bile bu açı çoğalır. Efendim şöyle, mürşidin böyle neydi? Mürşidimize ne kadar uyduk, ne kadar dikkat ettik? Sami Efendimiz ah bulunur mu? Sami Efendimizin bir aile hayatı kendisini davet ederler bir yere. Hane-i Saadetlerle telefon açıyor.
Annemize diyor ki davet edildiğim için burada birkaç lokma alacağım, yine de sizin yanınızda beraber sofraya oturacağım. Son derece dikkat ediyor. Evrad Ezkar tarifinde, Evrat Ezker tarifinde buyuruyorlar ki, siz gadili meşrepsiniz. Gadili'yle açıktan zikir yapıyorlar. Size buyuruyor, gadili bir evlat. Tahrip buyurmuşlar. Şahitlerim var. Şahitlerim var. Bu cami kafası eğer, üstağzımız ve birkaç kimse değil. Bunlar bizzat buna şahitler. Demek ki mürşid-i kamillerimiz evrak ve asker verirken bizim tabiatımıza göre veriliyor. Şimdi tıp ilmiyle din ilminin hayli münasebeti var. Özel kardeşimiz bilirler. Doktor muayeneler, der ki on beş gün sonra yine gel. Bak efendimiz burada. Hafta geçmez, gelir Dersim görüşür bunu. Sonra yakınıyor bizlerden. Seneler geçermiyor Dersim'i sormaz. Bir şey yok ki soracağız deyip geçiştiriyoruz zaten. Efendim, düşünüyorum.
Bugün de biraz dua edelim dedik, şu kıtlık olmasın, yağışlar zuhur etsin diye. Asıl kıtlık bizim içimizde. Bu kıtlık olmasa Allah'ımız lütfedecek ihsanimizi. Gönüllerimizi, Bak kalplerimizin nasıl kurak diye düşüneceğiz. Neden oluyor? Kalplerimiz neye meyilli? Bunu biliriz biz. Herkes bilir kendisini. Niye çok meyli var? Eğer Rabbimizin razı olmadıklarına meyil varsa kurak demek. Vesair, azamızı da buna fiyas ederiz. İş bu. Mesela beynimiz, kurak bulurum mu beyin? Manen diyoruz. Allah'ımızın yüce kudreti var. Bunu isabet etmem mümkün değil. Mütekkir diye çok güzel bir yazı. Burada insanların tefekkür alanları ifade ediliyor. Nasıl tefekkürlerine? Hallerine göre. Yoksa Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz bir saatlik tefekkür altmış yıllık, bir rivayette yetmiş yıllık, ibadetten nafile taatten üstündür buyururken neyi kastediyor dayı? Nasıl bir tefekkür o?
Bu insanın manevi haline göre değişir. Hani bizim tefekkürümüz de bir evliyaullahın tefekkürü aynı olmaz. Şimdi biz aldığımız evrak ve ezkar da kendi başımıza değil de, onların tarif ettiğine göre yaparsak ne olur? Faydalanırız. Diyoruz ya biz balları görüyoruz. Onlar petekten sızdırılıp süzülüp şişelere konuyor. O arı nereden alınıyor? Abi çiçeklerden alınıyor. Her kalktığımızda Rabbimizin izniyle Kuran Azimüşşan'dan okuyoruz. Kimisi beş yüz okuyor. Kimisi iki yüz okuyor. O hale göre değişir. Her bir ayet I celile Allah'ımızın manevi bir çiçeğidir. İşte bizim düşüneceğimiz noktalar bura bizi buraya götürür Tarife-i Ali'ye. Öyle gelişigüzel adet kabilinden bir yol değil bu. Adet kabilinden benim dedelerim de intisaklıymış zaten, anam babam da dersiydi. İşte ben de onların arasındayım, boşta kalmayayım diye aldım. Bu adet kabirimdi. O hakiki olan nedir?
Ders aldığım kimse vasıtasıyla Mevla-yı Zülcelal'e nasıl vasıl bulabilirim? Mühim olan bu. O vuslatı bilir miyiz? Üstadımız buyuruyor ya çalış var gör de diyor. Sehil bin Abdullah et-üsseri Hazretleri öyle güzel tespit ediyorlar ki, bizim temelimiz şu yedi esastır. Allahü zülcelal'in kitabına uymak. Hangi noktada uymak? İlmel yakin olarak mı? Aynel yakin olarak mı? Hatter yakin olarak mı? Tarikat olarak mı? Marifet olarak mı? Hakikat olarak mı? Bunu çoğu anlattı bize mürşid-i kamilimiz. Efendimizin sünneti seniyyesine uymak ve ekmek ve eklül hale. Hela taam yemek. Kemeri bu zaten nasıl olun ve ketfulle de bu insanlara eza etmemek. Şimdi eza hususunda mesela Kuran-ı Azimüşşan'da şimdi insanlara eza etmemek deyince dinimizin muhadifi İslam'ın muhadifi, vatanımızın muhadifi. Sonra ülkemizdeki gelişmelerin hep muhalifi. Böyle bir haz zuhur ettiğinde insanları incitmeyeceğim denmez.
Burada incitmemek büyük bir günahtır. Çünkü harp sahasından kaçmak diye yedi tane tehlike husus var. Birisi de muharebe meydanından kaçmaktır. Dindiği zaman insanları eza etmemek, bu İslami, eşimdi, müminler arasında çok şefkatli ve merhametli, onların ezasında, cezasında, sıkıntısında, meşakkatinde, ihtiyacında hep yardımcı. Aman bir şey var mı? Yanıldığımız noktalardan en mühimlerinden biri aslında kaydedeceğimiz ve hiçbir zaman unutmayacağımız hususlardan biri budur, kaydedip. Bir ibadet dediğimiz zaman sadece kaydedelim, sadece yaptığımız evrak ve ezkar değildir, kıldığımız namaz değildir, tuttuğumuz oruç ve zekat değildir, muamelattır. Mesela biz çok evrad ve ezkarlı kimseyiz. Ama komşumuz diyor ki ben yillardır hastayım, gelip de bir gün bana dermişim diyen adam uçacak adam, uçuyorum diyen adam bana bir geçmiş olsun da demedi. İşte ibadetin yüzde yetmiş beşi budur.
Ya bir cenazemiz oldu bizim. Bir irti haliyle kimsemiz oldu. Yahu uzakta değil, biz merhabalaşırız onunla. Şöyle bir gelip de Allah'ım sabırlarını çözsin, onu da dinlediniz. İşte din muameledir, din muameledir. Asıl burada dervişliği göstermek, dervişliğin yüzde yetmiş beşi de budur. Büyüklerimizin sarığına asıl kil buradan geldi işte. Bunlara dikkat etseydik ne derlerdi? Elbette yapılıyor inşallah. Hacı Hasan Efendi'nin evlatları ne kadar müstesna. Bizim çıkmaz bir işimiz vardı. Gecesini gündüzünü kaybetti, o işimiz için koştu, halletti. Yüzde yetmiş beşi ibaret. Bizim çok güzel Kayser'de bir amcamız vardı. Çok temizdi, gelirdi. Nur gibi kimseydi. Hep böyle paraşütle gezerdi. Komşusunun bir ilaca ihtiyacı olmuş. Demişler, hacı amca bir ilaç getirecek, kimsemiz de yok. Eczaneye gitmiş dinen ilacı, bu değil demişler. On defa mı ne gitmiş? Bilmiyorummuş. Yani yoruldum demiyorum. On defa.
Ne kadar güzel, muamele ne kadar önemli. Okuduğumuz adap risalesi bize en güzel misaldir. Mürşid-i kamilimizin dergahının yanında bir içki dükkanı var. Bak bunu okuyoruz ama dikkatli okuyacağız. Bir okuduk, bir daha okuyacağız. Şimdi vakit olsa size Abdülkerim Cemil Hazretleri'nin nasihatlerinden okurdu. Adapazarı var. Nasıl dikkat ediyor? Mesela canım bu alim imiş ama bizim yolumuza muhalif imiş. Giyip kestirmekle olmaz diyor yine ilim ehlidir, saygı duyun. Hürmet edin, Allah'ımız ilim verir. Şimdi dergahın yanında böyle oturuyorum kusura bakmayın. Bizim üstadımızın diyorlar dergahının yanında içki nasıl satılır? Müritlerin deli olanı da var. Olduğu gibi gıp uçurmuşlar. Gıp uçmuşlar. Efendi Hazretleri haberdar olmuş, buyurmuş ki ne yaptınız böyle, Adamı helak ettiniz demiş. Islah olacağı yerde helak ettiniz. Sonra çağırmış. Efendi Hazretleri anlatmış.
Derler ya evladın olmazsa edep nişanı, babanın kalmaz namın nişanı. Eğer edep erkan olmazsa, yani bizim edep erkanımız olmazsa büyüklerimize getirmeyelim diyoruz. Sonra nasihat etmiş, konuşmuş, bunlar cehalet etti, yanlış yaptı demiş. Sonra Efendi Hazretlerinin en sadık müziklerinden olmuş. Bak onu yola getirmenin de yolu var. Sürdüğünü biliyorlar bunları. Çok güzel. Kötülük nasıl kalkar? Onu Allah'ın izniyle biliyorlar. Halleri, davranışları, yaşantıları büyük bir örnek. Şimdi Erenköy'de Sami Efendi Hazretleri oradan trene binecek, bilet alır. Şimdi bilet alırken bir kısmı böyle diyelim ki bozuk vermiyor parayı. Arkada çokça bekleyen var. Onlar ızdırabisinde olmuş oluyor. Bu biletçi demiş ki bu zat kim demiş diye sordum demişler. Ne zaman gelse demiş bozuk para veriyor demiş. Neyse onu veriyor, paranın üstü diye bir şey yok demiş. İşte aldı. Din muameledir.
Sonra Haydarpaşa istersin dini. Burada Sirkeci diyelim. Sirkeci de immün'den. Eğer minibüse binmezse, minibüse binmezse, minibisin parasını hakir ve yoksula bedenimin zekatı diyerek veriyor. Bak ne dediler halk? Kardeşim biz onlara bir şey demiyoruz. Onlar müstesna. Ama bağlı olup da şu yaptıkları işlere bak dedirtmeyelim. Biz de o güzel köşelere girelim bürünelim, onlar da yoksun. Ya muhtaç işte, biz ıslahım muhtacız. Düşünüyorum efendim efendim, evet güzel efendim efendim güzel. Efendimiz nasıl yaşardı o da ne? Bakın insanlara Hucurat suresinde Hucurat suresi Edet suresi olarak vereceğim. Kardeşlerinize kötü lakap takmayın diyor. O kötü lakapları hep değiştirmiştir. Din muamele. Anca kafir ve azgınlara ne yapıyor? Kafirlere var şiddetli efendimizin ashabı sallallahu aleyhi ve sellem tarih uydururken kendi aralarında gayet merhametli oluyorlar.
Müminlere karşı çok mütevazi, kafirlere karşı onurlu. Sonra kafirler sizden bir şiddet görsün. Eğer bir yumuşaklık görse tepene biniyor. Yani sıkıntı nereden meydana geliyor? Elhamdülillah. Ülkemiz kendi ayakları üzerinde durunca bakın sıkıntıya. Niye sen bir başkasına muhtaç değilsin? Müminler, müminler oldukça en yükseksiniz buyuruyor. Şimdi en yüksek oluş, Mekke'de veya Medine'de bir cuma günüydü. İmamlardan bir tanesi hutbe. O hutbe de şuydu, Her müminde hayır olmakla birlikte güçlü mümin daha üstündür diye. Her müminde hayır olmakla birlikte, üçlü mümin zayıf olandan Bir kere müminin sıhhatli ve afiyetli olması efendimizin dualarında geçer. Ya Rabbi senden sıhhat ve afiyet ve güzel ahlak isterim buyuruyorlar. Bu gücü ve kuvveti üstünlüğü sanayide dedik. Sanayide de güçlü olacağız. Harp sanayinde de güçlü olacağız. SİHA'larımız da nelerimiz de çok güçlü olacağız.
Bir başkasından alınan silah da mesela bu harp sanayi çok önemli, şifresini vermeyebilirsiniz. Siz atış yapamazsınız. Ver. Silahı ver. Kazanacaksın. Verir ama onun atışta veya duruşta. Çünkü havada durma müddetleri de arınırım. İkmal durumlarda vesaire insansız hava saldırılarında kullanılan araçta artık teknoloji ilerideki ileride. Neden ileride? İleride olmasının sebebi Allah'ımızın kitabı kelime. Hepsi burada yazdı. Hepsi Allah'ımız bunu hepsini hitabı Kerim'de ifade buyurmuş. Anlatılıyor mu Allah'ımız? Bildiriyor bizi. Anlayabilirsek. Enfal suresinde Beyhan buyuruyor. Hem de silahların nasıl olması icap ettiğini bile anlatıyor. Alayım. Düşmanlarınıza karşı güç ve kuvvet hazırlayın. Geçti o. Gevüşlerle silah. Çatışmalar geçti. Günümüzde teknoloji ne noktada ise en liderinden daha bir ileride bulunmayı. Rabbimiz Kitabı Kerim'in de gösterdik.
Güçlülüp demek ki ekonomide de, sanayide de de vesaire. İlim de hem de her şeyde en ileride olmak. Allah'ımız bu yolu müminlere gösteriyor. Güçlü oluyoruz. Ümmet olun diye. Daha ayet için neler var? Onlar uzatır. Nasıl vasıtaların olması gerektiğini? Var mı Kuran-ı Kerim'de? Var. Hangi vasıta? Burada ne anlatıyor Cenabı hak? At, katır, merkep. Bunlar mı şimdi? Bunları mı kullanacağız? Bakın Cenabı hak daha bilmediğiniz Cenabı hak ne vasıtalar halk eder buyuruyor. Bak bununla bırakmıyor bizi. Yani atılan katırla mürekkepte bırakmıyor. Bilmediğiniz daha ne vasıtalar Cenabı hak lütfeder buyuruyor diyor. Bunun için hiç tefrikaya gitmeden Allah'ımızın ipine o ip Kuran-ı azimüşşan'dır. Sırmsıkı sarılacağız. Tarip ehli olarak sımsıkı sarılacağız. Evradınızda ezkarımızı, yanımızdan okuyacaksın. Yüzünden geçmeyecek.
Aman sayıyı tamamlayayım diye böyle bir sandalyelerin üzerinde bilmem filan da yatağın içinde olmaz. Güzel. Seccadenin üzerinde, güzel kokularla önemli o şık bir sesi duydum sana. O da böyle ışık görmezse daha iyi olur. Çünkü göz kapanınca iç gözleri açılır bir yandan da aynen. Böyle günahlarımızı hatırlayarak güneşin değdiğinde karın buzun eridiği gibi günahlarımızda istiğfarlarla eritmeye çalışacağız. Şurada bir hatırlatmanın icap ettiğini hissediyorum. İlahi umulur ki hem de burada tevbeyi nasuh bir daha günah işlememek üzere buyuruyor. Bir daha günah işlememek üzere tevbe ederken umulur ki buyuruyor Cenabı Hak. Bak kati bir kesi hüküm yok. Ondan dolayı Rabbimizi rahatsız edecek, onun rahmetini cep edecek hale gireceğiz. Zaten bu zamana kadar hep böyle yapmayalım, bizim gibi yapmayın. Sıkı tutalım. Böyle. Tuttuğumuz zaman koparalım biz bunu. Yani bir azim başta bir kere azmereceğiz.
Ben bu nefsi yola getireceğim. Kuran-ı Azimüşşan'da yedi mertebesi var. Bunu Rabbim boşuna zikretmiyor. Şeytan bizi ateşe davet ediyor. Rabbimiz bizi Molla bizi huzura davet ediyor. Darüsselamla bırakılmaz o. Daha dünyada iken bile davet ediyor bizi. Cennete gönül cennetlerine davet ediyor. Cennet mi hepsi burada, Cemalullah burada. Burada yakalayamazsak orada zor. İnşallah iyi tutunalım, iyi okuyalım diyorum ya, on ikinci mektupta Essavi El birliği Hazretleri bu yolun nurlarından nasıl istifade ediyor onu anlatıyor. Ondan sonra Evrak ve Ezkar nasıl okunacak yedinci sekizinci mektuplarını anlatıyor bunu. Çok güzel. Mesela bir ölüm tefekküründe kullandığı bir ifade var. Buyuruyor ki, Azrail'in diyor amansız pençesine diyor uğradığımız zaman kurtuluş yok diyor. O hale düşmeden, işte bu işi burada kolaylaştıracağız biz inşallah. Bitti zaten. Bu yedi maddeden ve kefuleden.
O Ayetelneye düşman size, sizde bir güç kuvvet görsün, bir şiddet görsün bölün. Şiddetler anlarsa şiddet gösterilecek tabii. Bizim Kanuni Sultan Süleyman Hazretlerinin dediği gibi Fransa'da bir kötülük zuhur edince at nalılarımın sesini yakında ülkende duyarsın diyor. Bu kadar, bitti. Kötülüklerden kaçmak ve tövbe, Allah'ımıza yönelmek, tövbe daha ziyade yönelmektir. Yönelenirsek dul alırız inşallah. Bu keskiyetün mes diyoruz ya nefsi ıslah edip şöyle bir onu o engel bir kalksa Bayezid'ydi, İslami efendimiz Rabbımızı görüyor celle celaluhu. Allah'ım sana nasıl vasıl olurum? Nefsini ıslah ettim. Ve devül hukuk haklara riayet etmek. Devirinçlik kolay işte asıl derinlik burada. Evlat eskence'ye kolay. Haklara, hukuklara riayet etmek. Yahu sen yediğin içtiğin nerdesin? Ondan dile, bundan dile. Diyorum ki ne olacak?
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz buyuruyor ki böyle olan kimseler ellerini açar, yalvarırlar, Allah kabul etmez bunu. Çünkü yediği haram içti alıyor. Bu mu dervişlik? Dervişlik buradaki saydığımız gibi helal yiyecek, helal yedireceğiz. Ne kadar güzel bak, ne kadar güzel. Yolumuza sımsıkı tutunalım. Bu yol sıdlife azama öğretilen bir yol, nurlu bir yol. Etrafımıza da faydalı olalım inşallah.