Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu nefsin yedi tane mertebesini zikrediyor. Bunların da sıfatlarını, nasıl şekil olduklarını, işte birinci mertebede onun sıfatı nedir, ikincide nedir bunları anlatıyor. Birinci olarak, el-emare, emmare ifade edecek zaten, kötülükle emreden nefis demek ve sıpatua…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu nefsin yedi tane mertebesini zikrediyor. Bunların da sıfatlarını, nasıl şekil olduklarını, işte birinci mertebede onun sıfatı nedir, ikincide nedir bunları anlatıyor. Birinci olarak, el-emare, emmare ifade edecek zaten, kötülükle emreden nefis demek ve sıpatua bunun görüntüsü şudur nefs-i emmare, yüzde doksanı Cenabı Hak korusun imansız buyuruyor, doksanı nefs-i emmarenin. Kötülükler emreden nefis. Nefis ne diyor onu yapıyor. Zaten sıfatı odur zaten ifade edecek. Ve sıfatuha el-Buhlu, çok cimri olurmuş. Zaten bu şeytanın da sıfatı. El-Buhul çok cimri, tebessüm etmede de cimri, gönül alma da cimri, elinde de cimri, dilinde de cimri, kalbinde de cimri, aklında da cimri, her şeyde cimri. Velhers, çok aşırı dünyaya muhabbetli, çok aşırı ahireti unutarak dünyaya dönüyor yoksa dünyasız olması mümkün değil biz diyoruz.
Dünyada da ahirette güzellik diyoruz. Dünyadan insan ayrı olamaz ki, bu şartların içerisindeyiz biz dünyanın şartları içerisinde. Allah'ımız öyle halk buyurmuş, yiyeceksin, içeceksin, hayatını devam ettirmek için insan Cenabı Hak şu dünyada lütfettiği imkanlardan faydalanılacaktır hiç şüphesiz. Vel-Herz ama bunu ahireti unutarak hareket etmemek Velcehlü bu cehaleti en çok ulema-i kiramımız Allah ve Resulünü tanımama olarak ifade etmişler. Allah'ı ve Resulünü tanımama, yoksa bilgisiz manasına değil o. Belki malumatı pek çok da Allah'ımızın emirlerini tanımıyor, Resulünün tavsiyelerinden haberdar olmuyor, olsa bile kulak vermiyor. Bu durum asıl cehalet. Ve şerru, hep kötülükler, isyanlar, tuğyanlar, kötülüğü o da, vel hased ve lada, çok kötü sıfatlar. Nasıl kurtulacağız bundan? Başta, tevhidi okumak suretiyle diyor. Çokça tevhid okumak suretiyle kurtulacağız.
Onun cimriliğinden de kurtulacağız. Hırstan da, cehaletten de, şerrinden de, hasetliğinden de, gazabından da. Gazap öyle nefsani bir hal ki Cenabı Hak muhafaza buyursun dinden, imandan bir anda çıkar söylediği söze. Çünkü kendini bilmez ki. Gazap geldiği zaman akıl kalmaz zaten. Aklıyla hiç hareket etmez. Nefsani hareketleri o şekilde olur. Gazap geldiği zaman öyle bir söz söyler, Allah korusun dediğimiz gibi dinden imandan çıkar. Hasetlik derseniz amelimiz olduğu gibi yakar, diğerleri de malum. .Bundan kurtuluş ancak Tevhid iledir. Daha nasıl kurtuluruz bundan, serkeş bir açsa mutlak bir eğitiminin yapılması lazım, yeminin de kesilmesi icap eder. Az nimet, az uyumak, az konuşmak. Çünkü doydukça nefis aç kalır ve başkasının namuslarına göz diker. Aç kalır, ticari ahlaksızlığa gider. Aç kalır, evi ile geçinmez, etrafı ile velhasıl her şeyi berbat eder.
Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bu nefsin yedi tane mertebesini zikrediyor. Bunların da sıfatlarını, nasıl şekil olduklarını, işte birinci mertebede onun sıfatı nedir, ikincide nedir bunları anlatıyor. Birinci olarak, el-emare, emmare ifade edecek zaten, kötülükle emreden nefis demek ve sıpatua…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kendisini kınama demek bir noktada kurtuluyordu emmare, bunlar ne olacak gider geçer gider, Ne olacak? Hiçbir şey olmaz. Nedir? Koyu bir imniyet içerisinde bulunarak cennetinde baş köşesinde oturur. Kendince tabi. Hiç üzerine mal etmez. Ve sıfatuha levvame mertebesinde olan kimsenin nefsinin sıfatı ermek, nekir hile demektir, aldatmak demektir, vel heve, vel rucubu kendisini beğenir, yapmış olduklarını çöp beğenir, ibadetini beğenir, taatini beğenir, yapmış olduğu hayrı beğenir ve'l heva nefsin istekleri demek o nefsin arzuları istekleri biraz önce geçtiği gibi gazap hiledir, tekebbürdür, kendisini büyük görmektir, şehevi arzudur ve temenni velgahru, bu bir çılgınlıktır, yakıp yıkmaktır ve kendisini koyu bir emniyette görmektir.
Bundan nasıl kurtuluruz derseniz, bundan kurtuluşu da Abdulkadir Geylani Gaddesallahu sırra üstazımız Allah Lafzai I Celaline diyor çokça devam etmek suretiyle kurtulursunuz. Birincisinde emmar eden, tevhit ile, bundan da Allah lafza-i celalini tekrar etmek suretiyle, çünkü kendini devamlı hak ile meşgul ediyor. Hak ile meşgul edince batıl istila etmiyor. Üçüncü bir sıfat nefsin mertebelerinden mülheme, bunun sıfatı, görüntüsü, el kanaatü ve sehabe, artık bir noktada kurtulmuş. Emmareden levvamiye ve üçüncü sınıfa gelmiş kanaatkar. Az da olsa Elhamdülillah daha da bir fakir var, daha da bir yoksul var diyor, hamd ediyor Cenabı Hak'ka. Öyle bir vadi, altın dolusu, nimet bahşedilince ikinciyi, üçüncüyü istemiyor, Yetiniyor. Allah'ım rıza hamdolsun diyor. Bak daha bir sıkıntıda olanlar var. Dertte elemde olanlar var deyip, bunları düşünüyor ve seha ve cömerttir.
Fakat bununla insan kurtulmuş olmuyor. Niye derseniz, tam ıslah olmuş değil. Aynen Allah korusun bazı tedavi edilemeyen hastalıklar var. Tam tedavi edilmezse az bir ihmalle tekrar meydana geliyor. Şimdi perhize dikkat ediliyor, ediliyor, ediliyor, bir müddet sonra terk edilince hastalık yine başlıyor. Çünkü tamamen kurutulmamış, tamamen bitmemiş. Daha bir kalıntı var. Allah korusun ışınla, tedaviler vesaireler yapılıyor ama kalıntı olduğu zaman tekrar fırsatını buldu mu hastalık her tarafı sarılıyor. Daha geçmiş değildir. Çünkü bazen ağlar, bazen tam bunun tersi olur. Fakir düşünür, yoksul düşünür. Bir de bakarsın hiç aldırış etmez, tesir bile etmez. İbadet ve taate çok yönelir. Bir müddet sonra da olduğu gibi terk eder. Daha olgunlaşmamış. Ama güzel sıfatlar var. El-ilim, ilim gibi güzel sıfatlar da mülheme sıfatında mevcuttur Ve tevazu alçak gönüllüdür.
Ve tövbe Allah'ımıza yönelir, yalvarır, yakarır, sabırlıdır, tahammüllüdür. İnsanlardan gelen eza ve şiddete dayanır. Eğer dini bir yönü yoksa, bir namusa da dokunulmuyorsa onun dışındaki eza ve cepalara tahammüllüdür. Bakın bir hayli kurtulmuş oluyor. Diğerlerindeki sıfatlar çok kötü. En başta nefsi emmarede cimriliği söylüyor. Büyüklerimiz buyururlar ki cimri olan bir kimseye Allah'ımız velayet vermezdir. Şimdi cömertlik daha ziyade tamamen havuz dolu olacak, üzerinden akandan, o killi sudan biraz verirsin ama o dolu olacak. Cömertlik, alttan boşandırılacak ki taze taze üstüne dursun. Ama güzel sıfatlar, artık emmareden kurtulup levvameye gelince levvamede nefsani bütün arzu ve istekler yine var. Ama kendisini kınıyor, bir türlü kurtulamadım diyor kötülükten. Öteki kendisini tamamen kurtulmuş görüyor. Düşünmüyor zaten, kurtulmayı da bilmiyor. O istediğim gibi yaşarım diyor.
Ancak hayat bu hayattır diyor. Ahiret hayatı hiç hatırına gelmiyor. İkincisinde hatırlıyor. Ahiret hayatını hatırlıyor. Ne yapacağım, ne edeceğim ama bir türlü kurtulamıyorum diyor. Üçüncüsünde bu nedametlerle artık bir noktada kurtulmuş oluyor, onda da tahammül gibi insanlardan gelen sıkıntıda olsun, ibadet ve saatte azim de olsun, kötülüklerden korunmakta da olsun ve sabır çok mühim bir sıfattır. Tevbe gibi, tevazu gibi, ilim gibi, kanaat gibi cömertlik gibi haller zuhur ediyor. Daha da güzel hallere erişebilmek için Hu ismi celaline devam eder. Hu derken daha da bir olgunlaşmaya başlar. Dördüncü bir mertebe, mutmainnedir, bırakamazsınız. Efendimiz yol gösteriyor burada bize sallallahu aleyhi ve sellem. Göz açıp yumuncaya kadar da olsa, ondan daha az bir zamanda olsa beni nefsime terk etme Ya Rabbi diye. Bize efendimiz aleyhissalatu vesselam her an uyanık olmamızı ifade buyuruyor.
Çünkü ismi azam duasını bilenlerden helak olanlar var. Bel'am bin Baure gibi. Barsisa gibi, böyle evlatlarıyla semada uçanlar var. Nefsani hal ile mahvolup etmiş. Ondan dolayı devamlı korku içerisinde olur. Hem ümit hem korku. Kurtuluşu, ismi celali ile olacaktır. Dördüncü mertebe mutmainne sıfatıdır, artık huzura ayırmış. Kıldığı namazda huzur var. Oruç tutarken, öyle bir haz alıyor ki Cenabı Hak'kın ahlakıyla ahlaklanıyor. Zekatın ahlaklanıyor. Zekatında da aynı bir huzur var, cömertlik halık gönülde tebeyyün eriyor, beliriyor. Cihatında da öyle aşk ve muhabbeti bitmiyor. Her şeyini feda edercesine, Mevla'nın yolunda celle celalü koşuyor. Her hususta huzurlu. Bunlarda cut, cömertlik var. Allah'a tam bir bağlılık celle celalü tevekkül var, tahammül var, rıza var, şükür gibi güzel nimetlerle dolu olan kişilerdir.
Daha bir üstün hale geçmek için ne yapacak, Hak ismi celalini tekrarlayacak. Ya Hak, diyor. Bu Abdülkadir Geylani efendimizin evlatlarına yapmış olduğu tavsiye eder. Beşinci mertebe olarak rıza makamıdır, razıyye diye. Bunda da zühüt vardır. Hiç dünyaya bir metalik dahi vermez. Hiç zerre kadar gönlünü dünyaya kaptırmaz. Süt, geçici olduğunu bilir. Ona tamamen inanmış artık. Velilik Allah'ımızı anar durur. Her şeyde onu hatırlar. Vel'l-aşk, büyük bir sevgi ile muhabbetle devam eder. Bu öyle tez geçiyoruz da aşk dediğimiz, mesela namazları şu anda kıldı ama aşk namazları şu anda kıldık ama aşk olan insan ne yapar, şevk ile kılar. Secdesindeki duyduğu haz tarif edilemez. Değil secdesi rüku ve kıyamı, Allah lafzai celalinin Zülcelal'e, ona karşı yanlış hareket etmekten çekinerek ilahi korkuyu taşımaya başlar. Heybettir o. H harfinde de hurbiyet hali meydana gelir.
Cenabıhakk'a yakınlık hali meydana gelir. Bir Allahu ekber demesinde bunlar zuhur eder. Bunları yaşar, aşk dediğin o. Değil ki kıyamı, rüku ve secdesi onlarda da bütün mahlukatın zikri ve melaikenin zikriyle doludur. Daha da bir olgunluğa erişmek için Hayy ismi celaline devam eder. Tabi bu bize yol gösteren kimselerin telkinleri ile olacaktır. Altıncı sınıf, merziye makamıdır. .Husnul huluk, güzel ahlak ve lütuf, iltifatkar ve tagarrub Rabbimiz onu kendisine yakınlaştırmış, bu güzelliğinden dolayı. Kendisi değil, kendisi azmidiyor o bir ayrı. O azmi ile birlikte Cenabı Hak kendisine yaklaştırıyor. Birden olmaz bu. Allah'ımızın büyük bir ikramıdır. Kendisine yakınlaştırması. Bakıyorsunuz yüksek bir derecede, yüksek bir makamda ehil gördüğü kimseleri kendisine yardımcı olarak alıyor. Mesela has adamlarından oluyor, başbakan yardımcısıdır vesairedir. Bakanlıkta yardımcısıdır. Neden?
Onu uygun görüyor. Allahu Zülcelal bunu biz velilerden başlayacak olursak Evliyaullah da evladındaki rivayeti dikkati gördükçe, yakından alıyor. O yakın ne demek? Manevi halkanın içerisine alıyor demek o. Çünkü üç sınıfta olur bu. Birisi o manevi halkadır. İkincisi aman ha yanlış halkalara gitmesin, isyan ve kötülük halkasına diye onu okşamaya çalışır. Daha yetişme yok, daha O zaman hareket eder. Bu hareketleri hep Kuran ve sünnete uygundur. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin mazluma da yardım edin zalime de hadis-i şerifi ile alakalıdır bu üçüncü sınıf. Ya Resulallah biz mazluma yardım ederiz ama zalime zulmünden korunmak için zarar vermesin diye. İkinci sınıf neydi? Onlar kötülüğe gitmesin. Bir diğeri ise onlar, has evlatlarından seçtiği ve sevdiği hakikaten yetişecek olan kimselerdir. İsa aleyhisselamın havarileri olduğu gibi.
Efendimiz de buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem, benim havarim diye buyurduğu sahabe ikramdan kimseler var. İlla bunu İsa aleyhisselam diye ifade edemezsiniz. Öyle bir halka ki efendimiz aleyhissalatu vesselamın bir ah çekip ihvanımı özlüyorum. Sahabe-i Kiram biz seninnen oluruz deyince, neyin oluruz senin? Siz benim ashabımsınız, onlarda benim ihvanımdır, onları özlüyorum buyurduğu zümredir. Efendimizin sıddık-ı Azam ve Ali efendimize hususen telkinde bulunduğu has, hatta ve hassül has, hasında has'ı en seçkin olan bir zümre, bir halka var. Birisine hafi bir diğerine cehri zikri öğretmiştir. Bunun yanında ikinci bir halkası vardır ki o da Medine-i Münevvere'de kapıları kapatın pencereleri örtün, içinizde ecnebi bir yabancı var mı deyip kelime-i tevhidi telkinidir. Neden Ya Resulallah kalbinizdeki hasetlik gibi kin gibi kibir gibi şehevi hayvani duygulardan kurtulmak için okuyorsunuz.
Sizin Mekke'de okuduğunuz Tevhid, açık küfürden imana gelmek için bu kalbinizdeki Tevbe ve Al-i İman suresindeki yedi birisindeki sekiz tane, buna put der misiniz bilmem, gönüldeki putların yok edilebilmesi için, altının, gümüşün, malın, mülkün, kadının, kızın sevgilerinin gönlümüzde yer etmemesi ilahi sevgiyle bakılması gerektiğini bildiren hususlerdir. Üçüncü bir halka bütün müminlere. Bu halkayı şöyle de ele alabilirsiniz. Bir, Allah'ımızın hususen iyi kullarım diye hitap ettiği burada dördüncü maddede geçti. Ey kullarım diye hitap ettiği Rabbi zülcelalimizi. İkincisi, ey müminler diye hitap ediyor. Üçüncüsü de, ya eyyuhen nas, ey insanlar diye hitap edilen zümredir. Merziye sıfatı, bu beşinci raziye mertebesinden daha üst bir makama gelebilmek için hay zikri celalini ifade buyuruyor. Altıncı sınıf, güzel ahlak, lütuf, ikram. Allah'ımıza yakınlık Efendimizin sünnetine uymaktır.
Kayyum ismi celali ile Daha da bir ali olur. Çünkü bitiremezsiniz bunu. Neden bitiremiyorsunuz? Çünkü Allah'ı onlar hakkıyla takdir edemediler diye buyuruyor. Siz yaklaştıkça uzaklaşır bitmez. Daha sonra yedinci mertebe, nefs-i safiye makamıdır. Bunun da sıfatı uzlettir. Kötülüklerden tamamen kurtulmaktır sadece, insanlar olarak ele alınmaz bu. Insanlardan uzaklaşmak aynen bir akü gibi akü şarj oluyor doluyor ta ki kendinden istenilenin temini için, yoksa devamlı orada kalmıyor. Efendimizin Hira veya Nur Dağı'nda kalışı, Musa aleyhisselamın otuz gün ve on gün ilavesi ile kırk gün tur dağında bulunması gibi ifadelerde bulunur Ehlullah. Bunlardaki alg sükuttür, bu sükutu da tefekkürdür öyle, sesini kesmek boş bir anlama gelmez.
Bir yük yüce kudreti tefekkürle sükuttadırlar ve sıdku ve'l-iane, yardımdır müminlere, Allah'ın kullarına vefadır, vel imtisalü lihevamirillahi teala Allah'ın emrine riayettir. Burada da Kahhar ismi celaline dikkat ederler. Burada ortak olan özellik onların sıfatlarıdır. Kurtuluşu hususunda her bir yolun kendine göre usulü var. Bu ifade ettiğimiz zikirler kadili yolunda tarif edilen dikkat edilmesi gereken hususlardır. Elhamdülillahi rabbil alemin aleyhissalatü vesselam efendimizin ruh tayyibelerine ehl-i na'sabına, peygamberanı izam ve piranı izamın tüm geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına elif Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin Kalbi selim sohbetini dinlediniz.