Hevası, gördüğün kadarıyla on beş görmüştük. Mesela kibir, nefsin isteklerindendir. Ondan sonra tamah, aşırı bir söz isteklerindendir. Çok da hasetlik olur, vesaire olur. Çok nefis. Merhaba, hasretlik edin. Nasılsın, iyi misin? Ben de beraber. Nasıl gelebildin? Hep hayırlı iş gelen meyaldir ama engelliyor nefis tarafı. Bunu söylüyor. Temizliğe amel verirken Nefsin tüm kilerini oku kurtaracaksın. Halk dediği, kendi dışımızdaki insanlarla oyalanmak, yani boş konuşmak, şuradan burada, tartsız kelamlar gibi mesela düzgün olsa neyse Allah yaşantı olarak bozuk olunca, senin de bunun diyor, iç temizliği ise Amellerini diyor. Mesela Hac yapmış, Haccını sayıyor. Komre yapmış, Omrasını sayıyor. İşte, taatlerini, tesbihatını vesaire. Hayrına işlemiş. Hayrını sayıyor. Bunlardan da diyor, kemiklendi. Yapmıyorsa Allah için. Yapmışsak Allah için. Şimdi yapmış olduğu amellerde dünyevi maksatlar var.
Yani ben bu tarihte bulunursam, benim dünyevi işlemimde hallolur düşüncesi var kafasında. Şuradan şöyle bir gelirim olur, bilmem ne. Rahatlığım olur, huzurum olur, gelir, düğün. Cenabı hakk'ın dışındakilere yönelmektir diyor. Şimdi yönelmemek mümkün değil artık biz bu dünyanın şartları içerisinde yarattığımız kimseler var ama dönüşümüzde ne olacak? Bir esas olacak, bir kural olacak. Mesela dinimizin dinimizin esaslarına göre. Yemek yiyoruz, insan yemek yemez mi? Yedi ama kimin verdiğini düşünerek gelirsek bir bir kalbe giydirelim. Buyurun. Bakasınız değil mi? Evet. Olsun. Allah'ın sevmiş olduğu Celle Celalühü kalpler ise çok ciddi bir kalplidir. Çok ince böyle hisleniyor, duygulanıyor. Mesela kendi hayatından duygulanıyor. Ailesinden duygulanıyor. Çocuğundan, çocuğundan, etrafından. Başta nefsimizden ben kulum, kulluğun gereğini yapmam gerekir diyor mesela.
Hayatım diyor, nelere, nerelere geldi. Bak, keçi gibi, gördüm, bunun gibi. Yani yavrularımızın yetişmesi noktasında vesaire. Cehennemlerle münasebetle, insanların görmüş olduğu ezalar, sıkıntılar, her şeyi der. Evet. Allah'ımız böyle olan bir kardeşim. İncelikli, yaşantısı çok mu geliyor? Şunu gördüm, tabii bir bulunduğumuz mahalle göre şimdi Sami Efendimiz Hazretleri ile biz canlı olarak geliyor canlı olarak yirmi beş saat çok sene bir yere dikmiş İzmir'de aynı Üstadımız çok adalet efendim müstesna adalet şimdi büyük ağabeyimizi götürdü ondan sonra diğerini götürdü. Sememize gitti bunların herhalde bir hakkını billedi ki ondan sonra bize başladı Git, ne oldu? Elhamdülillah kulunu konuyu İstersen fakat CAP CAP CAP CAP yapmış olduğu hareketler bir abdest alışını gördüm. Daha kaç yaşında? Sekiz gibi. Sekiz. Hiç utanmıyorum.
Orada gördüğüm mesela ta son zamanda fıkıh kitaplarında müşahede ettim. Gözünüze su içerim mi? Şunu hayret verdim, abdest alıyorum. Sonra tekrar sudan alıp göz çukuruna söndürüyor. O zaman anladım. Allah Allah bak kız bir de kutsal ayağını bir dikişini ördüm tam doksan yedi Efendim bu namazda böyle olduğu gibi her hareketin döndü mesela şu Elmalı diye bir köyümüz var bizim Çam Artım'ı şimdi değiştir dedik değiştir. Şehvet Köyü'yü bize Çam Artım'ı da görürüz. Oradaki yaşlı bir zatta tahliller gönderilir. Şeyde, Kozan'ın, evet Kozan'dı Mehmet Salul. Çok diyoruz ki şimdi o şeydeki Pozan'daki Menmer Savul İNeti on tane nin mektubu var. Hem para olarak yardım yapmış hem de bu sadece mektup yazmış. Gönlünü mesul etmek için gerçek keramet budur, gerçek üstünlük budur. Bize dualar geldi.
Şimdi Hacı abiyle az bir görüştük de galiba yine elhamdülillah, himmet-i alileriyle Efendimize yüz on kişi toplandı. Her sınıfta bir temsilcisi bozdu. Nimet ediyor tabii. Para yoktur ki, bir şey yok. İnan bu öğrenciler çok ilerliyor olsun, mesul olsun bizim Kaz lambası, bu lamba yok. Bir gün kaz lambası kırırdı. Nasıl yapacağız, nasıl yapıştıracağız? Soğanın zarıyla. Ama niş emir bildiğiniz gibi değil. Diyeceğim şu Mürşid-i Kamil'imizin içeriğini elhamdülillah biz otuz sekiz sene oldu. Otuz dokuz seneye varıyor. Mezun olandı. Mezun olan arkadaşları topladı. İki senedir topluyor. Gelin dedi bir araya gelin. Emin ol. Üstadımızla görüşen, onunla konuşanı, bir onlarda tatlı Yani böyle gönyeden çıkmış gibi, bir tornadan çıkmış gibi az da olsun. Çünkü Allah dostuyla bulunmanın tadı ve lezzeti çok başvurmuyor. İnsan kendi çalışmasıyla başarıya ulaşamıyor.
Bir noktaya kadar geliyor ama hayırlı bir kimseyle görüştüğünde değişiyor. Sen daha bir güçleniyorsun, daha da kuvvetleniyorsun. İyi ilmi iddia-i Kainat. İncelik çok önemli. İbadette de taatte de mesela şimdi Kuran-ı Kerim var diyelim, arkamızı oraya getirmemeli. Bu kalple alakalı. Gönlü zaten böyle güzelleştiği zaman her şey onda güzel olur. Her şey. Yani fabrika düzgün olursa, üretim manlarında bir üründür. Bu fabrikaya aleyhissalatu vesselam döneminde kalp sahibi olursa, bütün bu sahilim. Buyurun. Her diş düzgün. Her an Rabbimiz bizi görüyor düşüncesinde olmalı. O zaten tarif edilmez bir halin içerisinde olur. O murakabe hali dediğimiz yaşanan bir haldir. Şimdi diyor ki, siz dünyanın içerisindesiniz. Bu dünyadan çıkamazsınız. Ne zamanki Cenabı hak, Ta ki ecel geldiği zaman insan burada çıkmasam bir sene de çıkarmaz. Mümkün değil.
O zaman diyor, döşüp boynunuza diyor da bu tabir de şunu ibadet etmek isterim. Diyor ki ibadeti diyor boynunuza takın diyor. Yani şunu demek istiyorum. İbadet ve taadten hiçbir zaman günah olamazsınız. Yani vazifenizi yapın, Vaktini huzurla geçirmeye çalışırsa, bunu ibadet etmek, çağ etmek, o yüzden hayırlı işlerle geçirecek olursa, o diyor, şehelli, hayvani duygularına galip olur. Mesela geçen bir yerde okudum. Diyor ki, bu yatmadan önce diyor, iki rekat namaz kılar. Eğer yapmadan önce iki rekat namaz kılarsanız, gönlünüze gelecek olan kötü duygulardan kurtulursunuz. Bakın bu hepimizin çektiği bir sıkıntı. Diyoruz ki ya biz ne yapıyoruz böyle? Gönlümüze niye geliyor bu kötü haller, duygular? Bir şeye daha tezahür ettim, ona hayret ederdim, o da şu Mürit diyor, mermisiani şeyinde geçer mi diyor Mürit diyor amel denklerine yirmi sene günah düşür mü?
Düşündüm ki Allah'ım günde yirmi düşürür efendim dedim kendi kendime. Bu yirmi sene nasıl bu amel defterine günah düşürmeyecek? Nihayet bir eserde görür. Vaktin güzel geçmesi, huzurlu geçmesi, böyle bir neşeyle geçmesi, mesela insan sıkıntılı oluyor tabii bazen, kavmini sığamaz gibi halloluyor. Allah'ın dışında değil mi bu artık ifade bunu gösteriyor. Her şeyde arınmış, durmuş, temizlenmiş, papaz. Eğer kalbinde bir kil görürsen, mesela kendisinde bir herif, fakat bu huzur yok, bir tat, yeseler tak, yatsalar tak, otursalar kalksalar bir huzur yok, Tatsın git hali var, aynen bilmem filan. O da tabii bu sıkıntıyı kaldırmıyor, daha da artırıyor. Böyle bir hal veriyor yaşarsanız Oruca devam edin. Oruç sizin kalbinizdeki bu kiri gider. Yine bakıyorsunuz ki kalbinizde bir huzursuzluk, bir tatsızlık var. Boş konuşma. Yani hep hayırlı fenamdayız. O zaman kilo atarsınız.
Her şeyi bilen Mevdai Zülcelal'e karşı bir yalvarış öğeye karşı. Öyle karşı. Allah'ım ben bu illetten nasıl kurtulacağım diye bir yalvarıyor. Sonra çokça ağlayın ve yukal ve yukal İlim bir delildir. Size fıkhi de olsa vesaire hususlerden yol gösterin ama diyor asıl sizi muvaffak kılacak olan nedir? Yani ilme bir konuyu izah edersiniz, anlatır bunu ama siz muvaffakıyediniz okudun mu? Okuduklarınızla amel mi? Ancak Allah için yaparsanız taatinizi o zaman diyor ta ve temiz olsun ve eğer Allah ile olamazsın, onlarla olanlarla ol ki seni Allah'a kalırsın der. Tüm böyle, Üstat hakkında dönüşür. Üstat'ta ne idi önemli olan? Yolun sıkıntılarını bilen bir kimseyle münasebetin devamı olması. Yani yolun sıkıntısını biliyor. Nefsani olanı da biliyor. Ruhi olan sıkıntılar da biliyor. Mesela iş burada, asıl ben demeyeyim, çünkü çoğu anlattım bunu.
Bu keşiflerde, kerametlerde çöp derim diye diye diye insanları rencide etmek istemem yani kimse alınmasın böyle bir tanesini demişsin. Şu neydi? Bağdadi hazretlerinin bir müridi var. Efendisine geliyoruz. Diyor ki efendim ben meleklerin kanatları üzerinden zikir yapıyorum. Efendi hazretleri sevmiyor zaten bu tipleri. O tipi sevmiyor. Şimdi olmuyor dese, kendi buna erişemedi, biz eriştik, çekemiyor diyecek. Her şey izlem ediyor. Oğlum diyor, senin üzerinde benim hakkım var mıydı? Evet verir. De. Bu makama, bu derece meleklerin kanadında zikret, sizin sayenizde gelir. O zaman diyor bir İzmir İtalihu Teala yetiştim. Yine meleklerin kanadında zikirde, hatırını da gelir. Kendisini affoyunun tuvalette buyur. Akşam kafir. Şimdi Şerhi Şerife sımsıkı tutunacağız. Bunlara büyüklerimiz gitmedik. Şimdi bir kimse geldi de ben dedi konuşacağım da şahitler hep vefat.
Konuştuğum kimselerin çoğu öyle geliyor ama çoğu da yine gelmediler. Bandırma, Alev Efendi, anlatır. Öyle kimseler olduğu zaman büyüklerimizin kovulduğunu anlatır. Çıktı, çıktı. Misal verirdi. Yani bir arabayı fark etmek çok kolay ama bir uçağı indirmek böyle her yere mümkün değildi. Yani havalanıyorsun. Havaalananı biz nasıl indirelim? Görürdüm. İnanın Hüslazım bizi. Hatalı olduğumuzda çok söyledi. Kurtulsunlar diye. Niye böyle şeriat elde bir mizandır onu terk etmeyecek yani o kızı da Allah'ın ihsandır ama meylimiz hep rakumuzda olurdu hep rakumuzda Allah'ım o da, o makam olur işte. Şimdi ezan okundu bir yere. Şimdi birincisi günahtan kaçmak. Eğer nip olursa makam olur. Olur. Bu da maddeler halinde, bunu dört madde sayabilir miyiz? Şimdi hal oluyor, geçiyor ama makamda geçiyor olmaz devamlı bir ayağı Kuran, bir ayağı sünnet üzere devam ediyor.