Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Nefsimiz yedi tabakadan müteşekkildir ve leha sıfatun her bir nefsin de bir görüntüsü, bir tavrı, bir şekli, bir şemaili, bir biçimi, bir huyu vardır. Onlardan kurtuluş ancak kendimizi yoğun bir bakıma alıp Allah'ımızın haram kıldıklarından uzaklaşıp tam bir nedamet kötülüğe de dönmemek üzere bir azim ve ismi ilahiye ile de her bir nefsin kötülüğünden korunmak için zikredilen ismi ilahiyi vardır Birincisi nefsi emmaredir. Nefsi emmare kötülüğe meyil eden demek. Kötülüğe meyil eden, bedene bağlı kötülüğün odak noktası. Nefis ne ister onu yapmaya çalışır ve onu yaparken de hiçbir üzüntü duymaz. İşte ben bu hareketi yapıyorum, Rabbimize karşı yanlış bir tavır içerisindeyim demez. Bunun sıfatı nedir?
Cimridir, kendine bile cimridir evine cimridir evinin geçiminde cimridir yemede içmede ihtiyaçlarını görmede cimri insanlara karşı da öyle, bir bardak çayı dahi sunmaktan kaçınır. Evime misafir gidecek diye korkar, başıma kalacak diye bir onun gözüne bakar, bir diğerinin gözüne bakar, belki ev münasip olmaya bilir ama evi de alıştırmamız icab eder, evine de misafir giydiremez. Til, til, titre, ne yedireceğim, ne içireceğim diye. Bizim üstadımız bir defasında evde hiç yiyecek bulunmaz, ne var deyince, sadece sandıktan, su tasına bırakırlar, şerbet yaparlar.
Üstazalimiz, adetimiz her sabah bazlama deriz o yapılır sacın üzerinde şimdiki gibi tüpler neler hava gazları değil ateş odundan temin edilen ateşle üzerine saç konur ocağın onun üzerinde yapılan bir ekmek türüdür bazlama onu üstadımız samimi olarak bazlamadan alır bir parça koparır ve o şerbetten içmeye başlar diğerleri de ona iştirak ederler. Artık nasıl bir haz, nasıl bir zevk, nasıl bir neşe duymuşlarsa bunu üstadımızın üstadının yakınına anlatırlar. Hasan efendi bize öyle bir ziyafet çekti ki, o da der bal mı, börek mi, kaymak mı, koyun mu kesti, kuzu mu kesti, büryan mı ne yaptı? Hayır, hayır bunların hiçbirisi değil. Bir peynir zeytin dahi değil, sadece suyun içerisinde birkaç şekerle yapılan şerbet ve bir de kuru ekmek bunu üstadımızın üstadına duyurunca derviş böyle olacak buyurur. Vel Herz büyük bir baş olma arzusu ve bunun için de insanlardan tamamen nefret eder.
Diyelim ki bir görevde, yerine göre bir görev değişikliği olabilir Hazreti Ömer radiyallahu anh Efendimiz Hazreti Hadid gibi radiyallahu anh bir mücahidin yerine bir başkasını koyuverdi derhal itaat etti Hz. Ömer böyle emretti diye radiyallahu anh olabilir bir yardımcı dahi olsa bundan sıkıntılanmamak bir hırs değil. Üstad-ı Alimize görev verilince üstadına birkaç isimle varır, efendim şunlara vazifeyi verin onlar daha eğildir, buyururlar bu vazife bizim elimizde deyin, hüsn-ü zan sizin üzerinizde devrediyor, görevli sizsiniz buyururlar. Böyle bir gani gönül, ıslah olmuş bir gönül. Dünya muhabbeti için hırs, hayvani şehevi arzular için bir hırs, bunlar olur nefsi emmarede. Vel cehil, bu cehalet deyince hiç okumama, bilmeme anlamına da yorumlanamaz bu. Çok malumatı da olabilir ama tatbik etmez. Hakikati görmez ve bilmez ve duymaz.