İslam'ın temel esası, zaten esas temel demek, esası şu beş husustur. Allah'ımızın Celle Celalühu birliği ve Efendimizin risaletine sallallahu teala aleyhi ve sellem şehadet etmek. Namaz kılmak. Bir sıralayalım, ondan sonra namaz hakkında birkaç husus ifade edelim. Namaz kılmak, zekat vermek, savmu Ramazan, Ramazan-ı Şerif'te oruç tutmak. Hac yapmaya, şartlarını haiz olan kimsenin de hac ferizasını yerine getirmesidir. Burada igamus sala deyince çok önemli bir husustur. Namaz hakkında namaz hakkında Bakıyoruz değil. Essalatu ala erbain şuabin namazda dört tane husus var. Bir Hudul galibi fil mihrap, bir kere biz beden olarak, vücut olarak mihrapta duruyoruz, bu ne demek? İspatı vücud etmek demek. Ya Rabbi, ben senin huzuruna geldim demektir. Burada HUDURUL KALBİ fil MEHRAB, galibi diyor.
HUDURUL KALUL KALBİ fil MEHRAB, artık huzur gönlün büyük bir ilahi alışverişe geçmesi demektir Cenabı Hak'la. Ve şuhudüdul abli indel melikil ve hav, her türlü ikramını, ihsanını yapan her şeyin sahibi, Cenabı hakk'ın huzurunda yaptığımız saatte aklımız başımızda olarak yapmak. Biz namaza durduk ama kimin huzurunda durduğumuzu tefekkür ederek. Ve huşuul kalbi bila irtiyabin. Üçüncü olarak kalbimizde Cenabı hakk'ın azamet-i ilahiyesini düşünerek bunu da hiçbir zaman kaybetmemek. Katiyen endişeye kapılmadan endişeye kapılmadan Rabbimizin huzurunda olduğumuzu bilmek ve ona karşı derin bir saygının gönülde uyanmasıdır. Ve hudu'l erkani bile iltihabin Gönülde bu Rabbi Zülcelal'imize saygı hali uyanınca, bu aynen şöyle bir bardağa baktığımız zaman içindeki sudur, gönlümüzdeki o Azameti ilahiyenin vücudumuza da tesir etmesi. Nedir vücudumuza tesir etmesi?
Vücudumuzun azaları da Cenabı hakk'ın emrine mümgat olması, teslim olması. Bunların tarifi yok, bunlar yaşanacak bir husus her şeyde o ilahi güzelliği gösterebilmektir. Es-salah, namaz nedir? Es-salatü'l-lena, Namaz aynı zamanda bir Miraç hadisesidir. Malum Miraç. Miraç'ta bir üç hususu görüyoruz. Bir- Minelle Harami ile El Mescidi'l Aksa Efendimiz Miraç hadisesini sallallahu teala aleyhi ve sellem gerçekleştirirken Mescid-i Haram'dan, yani Kabe-i Muazzama'dan, Kudsi Şerife kadar Burat'la yolculuk yaptılar. Kudsi Şerif'ten Sidre-i münteha Kainatın son bulduğu nokta, orada da vasıta Miraç, miraç, merdiven anlamlardır. Öyle oldu ki Rabbi Zülcelalimize erişmesi refref, bu refrefin tarifi yok, aslında ne Burak'ı tarif edebiliriz tam manasıyla ne Miracı ne de refrefi, hele refref. Hellekes salatun a kıyamun ve rupun sümme sücudun. Şimdi burada düşünelim biz namaz kılabiliyor muyuz?
Hep namaz kılan kimse olarak görüyorum, zahiren hiç halimizi bilemem. Bu namazda biz kıyamda durduğumuzda Mescid-i Haram'dan Kudsu Şerife kadar o Burak'la yapılan yolculuğu ruhen, kalben ve sırra yapabiliyor muyuz? Buradaki yolculuk sırf adımlarımızı atmak değil, ruhun adımları kalbin adımları sırrın adımlarıdır. Halin değişmesi bir makamdan diğer bir makama geçiştir. Rüku ise rüku Mescidi Aksa'dan Sidre-i Münteha'ya kadar yolculuk giy, o yolculukta Aleyhisselatu Vesselam Efendimizin gördükleri tarife sığmaz, peygamberleri de karşılaşıyor ve birçok ahvali şahit oluyor. Buyuruyor ki Rükuumuz bu zevki tadacak. Çünkü Essalatü Miracü'l mümin namaz müminin miracıdır, buyrulduğuna göre miraçta bu üç vasıta var, bunu gerçekleştirebiliyor musunuz diyor bize İmamı Kuşeyri Rahmetullah Ali Hazretleri. Süme's-Sücud secde hali ise secde et ve yaklaş.
O secdede Cenabı Hakk'a çünkü Bu Kabe Gavseyni tarif edemeyiz. Bir yay arası kadar birçoktur, iki kaş arasıdır, bu keyfiyeti meçhul nasıl olduğunu bilemediğimiz gönlün yakınlığıdır. Bunu bir sufi, gerçek, kamil mümin, evrad ve ezkarında yaşar. Aldığımız evratta şöyle bir tembellik yaparken zorluk hasıl oluyorsa hep bu ilahi zevkten mahrumiyetimizden meydana geliyor, yoksa Miraç hadisesi sadece namazda değildir. Bir mümin ile konuşurken böyle bir gevşeyerek değil, samimi olarak Ashab-ı Güzinin birbirleriyle karşılaştığı gibi efendimizin tavsiyesi üzere Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gönül alırken öyle gelişigüzel değil de candan böyle. Kardeşliğini ilahi bir kardeşlik olarak yürüterek sormakta da Miraç vardır. O miracın zevki vardır. Çünkü miraçta ne var?
Lika var, bir karşılaşma var, peygamberlerle karşılaşılıyor, Cebrail Aleyhisselam'la karşılaşılıyor, nihayeti Cenabı Hak Celle Celaluhu. Demek ki her taatimizde bu zevkin oluşmasıdır. O kardeşi ile candan samimi olarak görüşünce, onun zaten ruhunda bir değişiklik meydana gelecektir. Bir hasta ziyaretinde de Miracı yaşayacağız, nasıl yaşayacağız? Çünkü o kırık yönlü mesrur etmenin bizde bir olumlu yönü hasıl olacak. Çünkü Cenabı Hak kırık gönüllerle beraberdir, hastadır, rahatsızdır. Bu rahatsızlığı sebebiyle mahzuniyet vardır. O mahzun gönlü memnun etmenin bize getirisinin olması icap eder. İmam Fahreddin Razi Hazretleri, Hadisullahü Sırrı namaz hakkında Efendimiz aleyhissalatu vesselam miracı hem beden hem de ruh olarak yapmıştır. Cismani olan miraç, febil ef'al bir nevi namaz olur, zaten namazdan bahsediyor. Namazda kıyam vardır, bunu beden olarak yapıyoruz.
Ef'al dediği o zaten fiil olarak. Rükua da var, secdeye de iniyoruz. Ruhani yön nedir? Fabilezkar. Bu ise Allah'ımızı zikir derken ruhun duyacağı hazdır, lezzettir. O ruhani neşedir o. Bundan dolayı namaza doyamayız sebepleri budur. Çünkü hazzını almış lezzetini almış ondan ayrılamıyor. Ruhani tarafı ve bilezekar Rabbamızı hiçbir zaman unutmamak ve onu anmak. Namaz saatinde burada anlatılırken İslam'ın temelleri Kelime-i şehadetten sonra, ne buyruluyor, Kelime-i şehadetten sonra buyrulan namazdır. Bizim namaza dururken kıbleye dönüyoruz, kıbleye dönüyoruz, o kıbleye dönüşümü bizim o kıbleye dönüşümüz neyi ifade eder? Kıbleye dönüyoruz ve bir teveccühü ilel kıble, kıbleye dönüş, yakurucu minet tevelli ve'l-iraf, adımımızı attığımız zaman ondan dönmemektir.
Yunus Emre'nin çok güzel bir sözü var ya kul oldum kapısında diyor, öyle gel bu neyin yüzünden koskoca bir yorganı yakmayalım, biz dikkat edelim, riayet edelim, Develden bizzat Hasan Efendimiz'i ziyaret edince buyurmuş ki Hasan Efendi size bir söz söylese nasıl bilirsiniz o söz size nasıl tesir eder? Parası gibi demiş. Anlayan anlamıştır. Dönmemek üzere tekbirimizi yahrucu minel kibir, Allahu Ekber dediğimiz zaman Rabbimizin azamet-i ilahiyyesini düşünmek, Azamet-i İlahiyyesini Allahu Ekber demek ibadete ehak olan o demektir. Ancak ibadet edilecek olan Rabbimizdır, kulluk yapılacak olan. Biz sene biz namazda Rabbımızı Elhamdülillahi Rabbil alemin diyoruz. Secdelerimizde rükuumuzda senamız var. Bu nedir? Yüceddidü, teslimen linnefsi ve gabulen lillaht tilavetimizde bu var, tilavetimizde Fatiha okuyoruz, zammı sure. Bu nedir?
Nefsimizin tamamen teslimiyetini Cenab-ı Hakk'a tazelemiş oluyoruz ve verdiğimiz ahde de sadakat gösteriyoruz. Bu senamız ise gafletten kurtuluştur. Rükuumuz nefsimizin ezalarından kurtulup onu mutmainne haline getirebilmek Allahu alem. Secde hali ise yakrucu münezzem isyanlardan kötülüklerden kurtulmak, teşehhüdü ise Allah korusun bizi azaba götürecek bütün manialardan kurtulmaktır. Reful yedein ifissalah, bu hepsini anlatamayız da namazda elimizi kaldırmak neyi ifade ediyor? Çünkü Allahu Ekber diyoruz, Allah Lafza-i celali farzdır, ekber vaciptir, ellerimizi kaldırmak sünnettir, kulağımızın yumuşağına değirmek müstehaptır. Bu ellerimizi kaldırmamız neyi ifade eder? Ve şaratun ila refal yedeni anşehevatit dünya ve lağira. Bu maddi olan yiyeceklerde de olur, onlara arzu da olabilir. İbadet ve taatten haz duymak da olur.
İbadetin lezzetinden de geçeceğiz lezzet için, duyduğumuz haz için değil Allah için yapacağız. Hem bundan hem de ahiretteki maddi nimetlerden de geçmek rızasına, cemaline, zatına yönelmektir. Elhamdülillahi Rabbil alemin demeden önce namazda nasıl bir tavır almamız gerektiği de şu şekilde izah edilmektedir. Abdülkadir Geylani Hazretleri buyuruyor, Gültü Ya Rab, ey yüssalatin ekrabu ileyke, Hangi namaz sana yakınlığımızı ifade eder, sana en yakın olmamızı temin eden namaz nedir, kalp? Öyle bir namaz ki Rabbimizin muhabbetinin dışında her şey silinmiş. Sırf namazda değil namazın dışında da silinmiş, namaz kılan da Rabbimizin muhabbetinde kaybolmuştur. Çünkü namaz Allah'a kavuşmaktır, Onun azamet-i ilahiyesine şehadettir, büyük bir saygıdır, sükunettir, bizzat esrara şahit olmaktır, Rabbimizin bizi gözetlediğini bilme duygusudur, namazdaki sırların bizde tecellisidir.
Allahu Zülcelal'e münacat yalvarma yakarma gönülden bir duadır yakarıştır. Rabbi Zülcelalimizin Vel vukuu beyneyne yede illai Teala huzurunda olduğumuzu bilmektir. Vel ikbalu alaallahi Cenabıhakk'a tam yönelmek, cisim olarak yöneldiğimiz gibi kalben yönelmek, melhiyaradu amma siballahi teala Cenabı Hak'ın dışındakilerden de kurtulmaktır. Ali b. Ebi Talib buyuruyor Sizin namaza gelip de kıyamınız, rükuunuz, secdeniz değildir. Asıl gaye şudur innemas salatu iflah suke namazdan gaye Rabbimize karşı olan samimiyetinizdir buyuruyor. Elhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.