Namazın Sırları ve Kalp Huzuru kaydında Miracın en büyük hediyesi namazdır. Namaz hakkında essalatü aymatü din, namaz dinin direğidir. Ve gurretü aynil arifin ariflerin Cenabı Hakk'ı tanıyan salih kulların da gözlerinin nurudur. Ve zinetüs sıddi kîn sözü doğru, niyet doğru, hareketleri, davranışları doğru olan kimselerin ilahi bir süsüdür ve Tacü'l-mukarrabîn Allah'ımızın celle…
Miracın en büyük hediyesi namazdır. Namaz hakkında essalatü aymatü din, namaz dinin direğidir. Ve gurretü aynil arifin ariflerin Cenabı Hakk'ı tanıyan salih kulların da gözlerinin nurudur. Ve zinetüs sıddi kîn sözü doğru, niyet doğru, hareketleri, davranışları doğru olan kimselerin ilahi bir süsüdür ve Tacü'l-mukarrabîn Allah'ımızın celle celalü kendisine yaklaştırdığı mukarrep kulların da en büyük sermayesidir. Burada Taç ifadesi bunu beyan eder. Ve Makamus Sale Makamul lusle Aslında namaz Cenab-ı Hakk'a kavuşma makamıdır. Veddnü'l-Mevla-yı Zülcelal'e yaklaşma, bu yaklaşma gönlün yaklaşması. Vel Heybe, Cenab-ı Hakk'a olan büyük bir saygıdır, ilahi korkudur. Vel huşu, kalpte Cenab-ı Hakk'a saygıdır. Vel'haşyet bu da Cenab-ı Hakk'ın Azamet-i İlahiyesinden dolayı duyulan bir edeptir, erkandır, ahlaktır, huydur, ilahi bir güzelliktir. Namaz ve ta'zim Allahu Zülcelal'e saygıdır.
Vel'l-Vekar, bu Vekar daha ziyade kalbin huzuru manasını taşır. Vel'l-Müşahe de bu da gönüldeki perdelerin kalkıp apaçık hakikatleri görmesidir. Vel'l-murakabe, Rabbimizin her an bizi gözetlediği düşüncesinde bulunmaktır. Vel'l-Esrar, ilahi sırlardır. Ve'l-Esrar, ilahi sırlardır Vel'l-münecetu me Allahu Teala, Cenabı Hak ile ilahi bir alıştıriştir. Vel vukufu beyneyide illa teala, Allah'ımızın Celle Celalü, huzurunda olduğumuzu bilmektir. Vel ikbalü alaallahi sadece bedenen değil, gönül olarak da Mevlamıza dönmektir. Vel yeradühamma sîveallah teala, Cenab-ı Hakk'ın dışında ne varsa ondan uzaklaşmaktır. Lissalat-i erbau şuabin Namazda dört tane esas ver namazın dört tane esası var.
Hudurul-kalb, fil mihrab, namaza durduğumuz zaman gönülde bir huzur ve şuhudü'l akil, indel veha ve şuhudü'l akli indel veha ikramı sonsuz olan Cenabı hakk'ın huzurunda aklımızın başımızda olması ve huşu'l kalb bila irtiyebin kalbin Rabbimize saygısı katiyen bir tereddüt olmaksızın ve hudul erkan bile irtikabin dönüş olmaksızın devamlı olarak azalarımızın da Cenabı Hakk'a gönüldeki saygıdan dolayı itaatidir. Eğer kalp huzuru ile namaza durulursa Mevla ile aramızdaki celle celalü perdeler kalkar ve in de şuhud-il akli reful'l eteb.
Eğer kimin huzurunda olduğumuzu düşünerek taatimizi eda etmeye çalışırsak Mevlamız tarafından cezalanmaktan muhafaza olmuş oluruz ve in de huşurul kalp, eğer namazda durduğumuz zaman kalbimiz de bu ilahi huzuru tanıyacak hale gelir Allah'ımızı tanımışsa ondan dolayı bir saygı gönle yerleşmiş ise o zaman Fethu'l Ebvab ilahi kapılar açılır ve Ayn de de Hudul erkan vücudu Sevap, eğer biz azalarımız da tam Cenabıhakk'a teslim olur mütevazi bir hal kırık bir gönülle teslim olacak olursak o zaman mükafat olur, ecir olur. Eğer gönülde bir huzur yok ise namazda bu ancak bir yanılmadır bir hatadır aklımızı kullanarak kimin huzurunda olduğumuzu bilerek yerine getirmeyecek olursak o zaman fe ve musallinse bu yanılmaktan başka bir şey olmaz. Biz kimin huzurunda durduğumuzu hatırlamamış oluruz. Geri şu güzel eda edilmiş olur. Eğer huşu yoksa kalbimizde o zaman bu da hatalı olmuş olur.
Namazın Sırları ve Kalp Huzuru kaydında Miracın en büyük hediyesi namazdır. Namaz hakkında essalatü aymatü din, namaz dinin direğidir. Ve gurretü aynil arifin ariflerin Cenabı Hakk'ı tanıyan salih kulların da gözlerinin nurudur. Ve zinetüs sıddi kîn sözü doğru, niyet doğru, hareketleri, davranışları doğru olan kimselerin ilahi bir süsüdür ve Tacü'l-mukarrabîn Allah'ımızın celle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Ve menetaha bile huduil erkan azalarımızda da bu saygıyı gösteremiyorsak fehve musallin ce-Fin ancak oyalanmak hoş, hava olur Allah korusun Namazımızı kılarken aklımız başımızda olur sonra gönlümüzde huşu, azalarımızda bir saygı ifadesi kendiliğinden, orada değil, kalpteki halden dolayı azaya da bu sirayet edecek olursa bunun yanında kalbin de haşyeti, o zaman namazı bir noktada olsun yerine getirmiş oluruz çünkü tam manasıyla kılmak ellerin halidir ve namaz için elbette bir abdest gerekir.
Abdesti de şu şekilde tarif etmiş arifani İlahi et-tahara tuvvahiye tathirul kalb amma siballahi sadece eli, yüzü, ayağı yıkamaktan ibaret değil Bununla birlikte sizin kalbinizin buyuruluyor Cenabı hakk'ın dışındaki duygulardan arınmasıdır Abdestiniz ve vuduhu tengiyetuh anil ahlakil mezümme ume abdest ise kötü ahlaktan arınmaktır, temizlenmektir ve şehevi arzulardan, bu şehevi arzuları da insanı öldüren buyruluyor. O, ona iyi bir sığınmakla alakalı. Es-salah namaz müşahedetün li ennehe kul ile Mevla arasında Celle Celalü bir muhaberedir, bir haberleşmektir, ilahi haberleşmektir.
Kema gale buyrulduğu üzere Kitabı Azizimizde Kitabı Mecidinde Rabbimiz Esriübillah fel-i el-Kurkum beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim es-salah ibadetün maksumetün beynallahi ve beyne abdihi Evet kul ile Mevla arasında ilahi bir bağ adeta Batinius salah Namazı azalarımızda kıyamını Rükunu secdesini Tahiyyat sonra selam veririz bu şekilde tamamlanır ama bunun iç yönü ise ruhi yönü ise inne mahuve münacetü'l hak biter I tebareke ve teala noksan sıfatlardan münezzeh, kemal sıfatları ile muttasıf olan Cenabı Hakk'a arzun niyazda bulunmaktır. Bunu ifadede çok zorlanırız çünkü Türkçede çoğu kelimelerin Arapçanın anlamı yok ondan sadece bir yaklaşılabilirse bu kelimelerle çünkü yeterli değil kelimeler onu izaha yeterli değil Allahu Zülcelal ile bir muhabere manevi bir alakadır Burada Yusuf isminde bir zatın Hatem-i Es'am'a, Kaddesallahu Sır'a nasıl namaz kılarsınız diye bir sorusu var.
O zatta diyor ki sen bana bu namazın farzını mı, vacibini mi, sünnetini mi, edebini mi neyi soruyorsun diyor. O da diyor ki efendim ben size namazın edebinden soruyorum. Çünkü Ebu Ali Et-Tekka Hazretleri ibadetler cennete, ibadette edep Cemalullah'a götürür buyuruyor. O zaman buyuruyor ki niyetle ama tam Allah'ımıza temiz bir gönülle niyet ederek namaza girersiniz, Niyet edersiniz, Allah'ım senin rızan için dersiniz, namaza girersiniz. Bu niyette değişik Meşşa-i İzamın ifadeleri var, kendilerine mahsus. Bir kısım evliyaullah şu şekilde niyette de bulunmuşlar, Rıza-yı İlahiyi kast ederek başta, Tekarruben illallahu Teala Cenabı Hakk'a her haliyle yakın olma niyeti ile namazı şuru etmiş, başlamışlardır. Tekbiri alırken diyor, tazim ile, Cenabı Hakk'a büyük bir tazim ile tek bir alırsınız.
Kuran-ı Kerim'i okurken namazda Fatiha'yı ve zammı sureyi okurken Kuran-ı Kerim'in ayetlerinin manasını düşünerek onları yaşayabilme arzu ve isteği ile okursunuz. Rükuunuzu Cenab-ı Hakk'a büyük bir saygıyla, secdenizi tevazu ile teşehhüdü namazda oturduğunuz zaman ihlas ile selamınızı da rahmetle verirsiniz demiş. Sonra Yusuf ismindeki zat burada namazın daha bir deruni anlamlarını sormuş, Hatem-i İhsan, Haddesallahu Sırr-ı Hazretleri'nden. O da buyurmuş ki biz namaz kılarken cenneti sağımızda biliriz. Ve gale hatem hüve en tecalel cennete anyeminik cenneti sağımızda ve nar anşimalik ateşi de solumuzda ve sırat tahta kademik ayağımızı da sıratın üzerine koruruz vel mizann mizanı da tahta ayineik Gözümüzün, iki gözümüzün arasında mütalaa ederiz ve Rabbü azze ve celle kenneke terahu fe illemtekun terah fehinnehu yeraka.
Biz göremesek dahi Cenabı Hak'kın bizi gördüğünü düşünerek biz namaza dururuz buyurmuş. Essahibüle. Bu ayeti cellenin izahını yapmışlar. Ehli taktik, Necmetdini Kübra Hazretleri, Fahreddin Razi Hazretleri'nin üstazıdır. Haşyet sahibi kimselerin ancak namazda haşyet, böyle olanların kurtuluşa nail olduklarını şu şekilde izah etmiş. Haşirun ey billahi revelbatın. Hem dışta hem de gönülde büyük bir saygının içerisinde gözün haşyetini saygısını bir inrimadıhe anil iltifat, sağa sola bakmaktan kendilerini koruma şeklinde izah buyurmuşlar. Kulağın haşyeti ise bir tezellülil istima, Allah'ımızın ayat-ı ilahiyesini dinlerken böyle derin bir saygı ama tezellül tevazu da ifade eder. Bunu ne kadar anlatsak bile, rabıtamız dersimizin rüknü azamı olmadıkça, murakebemizde yoğunlaşmadıkça, azalarımızı korumadıkça zuhur etmez. Son derece büyüklerimizin vermiş olduğu reçeteyi tutmak suretiyle olur bu.
Yoksa anlatılanlar müstesna güzelliklerdir ilahi. Dilin haşeti ise el kıraatetu ve'lhuduru ve teenni. Böyle acele etmeksizin. Teenni ise şu, bunu tabi yapanlar müstakim kimselerdir. Okudukları ayeti kulağı duyar. Fatiha ise Fatihayı, zammı sure ise zammı sure'yi kulağı duyar. Ne okuduğunu bilir kalp huzuru ile. Kalp huzuru Fecr suresindeki son ayetler. Kalp huzuru, Rabbimizin ey kulum sadasına nail olanlardır. Ellerin huşu ise sağ elini sol elinin üzerine koyduğu zaman bittavim-i kel abit, sanki bir kölenin büyüğüne duymuş olduğu saygı gibi saygı içerisinde olur, tazim içinde olur. Bizim rükua vardığımızda bu andaki huşu ise geri kısım ile baş tarafın aynı ölçü içerisinde olması icap eder. Ne baş yukarı kalkıyor, ne aşağı iniyor, sırt ile aynı ölçüde. Ve namusunu korumak, bir nefyil havatiriş şehevaniye, artık yapma değil gönlünden bile arzu edilmeyen düşünceleri çıkarmaktır.
Ayakların huzuru ise Allah'ımızın emirlerinde sebat ve sükundur. İç alemindeki huşu ise düşüncelerimize sahip olmak, yersiz düşüncelerin gönülden tamamen çıkmasıdır. Kalbin huşusu ise bir mülazemetildik ve devamülhudur. Huzurun böyle belli bir vakit zamanlarda değil, her zaman olmasıdır. Gönül alemi sırdaki huşu ise o Rabbimizin bizi görüp gözetlediği düşüncesinin her an zuhurudur. Ruhta olan ise muhabbet denizinde yok olmaktır. Leysetüs salah, yamuke ve kuruduk inne mas salatu ihlasu. Siz namazı buyuruyor Ali b. Nebi Talib Kerremallahu veche yalnız oturmaktan, kalkmaktan rüku ve secdeden ibaret bilmeyin. Bunları yapmakla birlikte asıl namazınız sizin Allah'a karşı büyük bir saygınızdır, samimiyetinizdir. Abdülkadir Geylani, Gatta Sallallahü'l-Um Rabbi ey yus salatin ekrabu ileyh. Hangi namaz sana en yakın bir taattir?
Cenabıhakk'a öyle bir harif, öyle bir Allah'ımız da olmuş ki Rabbi Zülcelal'imize gönül olarak isteğini arzusunu arz edebiliyor. Ya Rab ey yüssalatin ek rabu ileyh. Hangi namaz bizi sana yaklaştırır, seninle birliğe vesile olabilir. Namaz kılan namazda zaten kaybolmuş. Bunu nasıl izah edeceksiniz? Bak umreye gidiyorsunuz, hac yapıyorsunuz, elhamdülillah ne nimet. Orada tattığımız bir tenür, bunu nasıl izah edeceğiz? Aynen onun gibi. Bunun izahı yok. Bunun izahı Hac Hasan efendi, kalpte Sallallahü sırra ne öğüt verdiyse, Sami Efendi Hazretleri ne öğüt verdiyse, Arifani ilahi ne söylemişse ondan kıl payı kadar şaşmamaktır. Başka yol yok bunun. Namazda kaybolmak ne demek? Ancak böyle izah ediyor. Yoksa namazın bütün rükünlerinin farkında ama bir süphane Rabbiyel Ala derken bir süphane Rabbiyel azim derken Rabbimizin azamet-i ilahiyesini anlayacak hale gelmiş. Anlayınca da hali budur.
Namaz nedir? Ve hıffu hududi hema Allah, Allahu Zülcelal'den zerre kadar kopuk değil. Her an Mevla ile. Zaten Mevla'mız bize bizden yakın. Bunda katiyen bir şüphe yoktur. O yakınlığı hissederek namazın şartlarını yerine getirmektir. Kulluk şartı ile yapmaktır. Ben bu farzını namazın eda ediyorum ama ne için eda ediyorum? Rabbim bana bunu emretmiştir. Emreden Halık-ı Zülcelal'dir diyerek yapmaktır. Azameti ilahiyesinin düşüncesi içerisinde gerçekleştirmektir. Vel münacatu fiha bilisenil iftikar, tamamen yokluk içerisinde. O gönlün işi, bunlar söylediğimiz sözler hep gönlün işi. Gönülde Rabbimize karşı acziyetini, acziyetini nasıl gülecek? Azametini bileceğiz ki o zaman biz fakrımızı ona karşı hiç olduğumuzu anlayabilelim. Bunu anlamış olmalı ki Esad Erbili Hazretleri zerre bile olmayan Esad diyor, buyuruyor.
Böyle bir münacat, yapmış olduğu vazifelerde hatasını bilecek, taatlerimizi yerine getirdik demeden ziyade yaptık ama kabule şayan oldu mu diyecek. Bir kere kendisinden geçecek, Allah'ımıza yönelecek, gerçekte ona vasıl olabilme duygusu içerisinde bulunacak. Tam bir yönelişle sadakatle taatini yerine getirecek buyrulmuş. Necmetdini Kübra Hazretleri buyurdu. Kalbinde huzur, Cenab-ı Hakk'ın dışındakilerden kurtulmuş bir vaziyette. Vakitlerine dikkat edecek, rükunu ve secdesini tam yapacak buyuruyor. Zahirde ve batında, dışta ve işte edebe riayet edecek buyuruyor bize. Yine üzerinde durdukları kalbin huzuru, cesedin namazı beden olarak yel feraivu ve nevafil, farz ve nafileleri, nafile, farzın dışındakiler demek yerine getirmektir. Ruhun namazı daha da sırr-ı namazı olarak devam ediyor.