Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül Cenabı Hak ve Feyyaz'ın lakacığın eli Manzara, Rahman ve Makarı iman olan kalplerimizi nur-i ibadet nuru iman ve nur-u Kuran ve terbiye ehl-i eyleye. Cümlemize bari Akşam ve sabaha dahil bulduğumuzda, Allah Teala'yı cemine kaistan, noksanlıklardan tenzih edin. Yerde ve göklerde hamdü sena, ancak Cenab-ı Hakk'a mahsustur. Allah'ın gayrı bihakkın halde müstehap bir kimse yoktur. Ve ikindi vaktinde, öğle vaktinde tesbih edin, namaz kılın buyrulmuştur. Bu ayet-i celîlede beş vakit namaz zikreduluyor. Taberi, Hazil, Deyzavi'nin beyanlarına nazaran Abdullah ibn-i Abbas radıyallahu anhümayan, Kuran'da beş vakit namazı bulabilir misiniz denilmiş. O da bu ayet-i celleyi okumuştur. Ve, Bu, sabah namazını ifade eder. Akşam ve yatsı namazını ve Aşıyyen ikindi namazı ve ve suhirun döve namazıdır.
Yani akşama dahil olduğunuzda akşam namazını, sabaha dahil olduğunuzda sabah namazını, eda ve tesbih etmekle vacip Teala, ye noksanlıklardan tenzih ediyor. Çünkü arz u semada ehli semanın ve ehli arzın, ibadet ve taatleri hamdü senaları Allahu Teala'ya mahsustur ve ikindi vaktinde, ikindi ve öğle vaktine gafil olduğunuzda, öğle namazını eda ile Rabbinize noksan sıfatlardan tenzih ile hamdü sena edin demektir. Burada Beyzavinin müfessir. Beyanı vesile bu ayet-i kerimede ihbar ise de hakikatte devirdir. Sabah ve akşam vakitlerinde kudret-i ilahiye ve azamet-i husmaniyeye, sair ders. Öğle ve ikindi vakitlerinde de nimet-i İlahiyenin çok olduğundan hamd-ı sükut edilmek bu iki vakitte zikrrolulmuştur. Nitekim sabah ve akşam vakitlerinde çokça tesbih ile de emrolunmuştur. Sabah ve akşam ihsanda. Onu sabah, akşam, tenzih edin. Yani doksan Spartlar'dan tenzih ederek Kemal Spartlar ile taktiksin.
Sure-i Basalım, Esrarı ile. Beş dakika namazı ve bilhassa salat-ı ustayı, orta namazı demek ki, orta namazı muhafaza edin ve Allah'ı zikreder bulduğunuz halde namazda kıyamınızı Cenabı Allah için yapın, tevekkülünüz, yönelmeniz Allahu Teala'ya olsun buyurulmaktadır. Hafiü ala rasul Allahü teala her bir müslim ve müslime'ye her gün beş vakit namaz farz kılmıştır. Miraç hadisesinde de Her gün beş vakit namazla emrolundum buyurmuşlardır. Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretleri ve nida buyurarak Ben beş vakit namazla feryözamı imza ve irade eyledim. Beş vakit namazla bunun kurtuluşunu ben tespit ettim ve kullarından taktik eyledim buyurmuşlardır. Çünkü biliyorsunuz belli vakit namaz, Musa Peygamberimizin arzusu üzere teşvakta inmiştir, Maliktir. Sure-i İsra'da İslam'dır. Namazın ikamesine ve bilhassa sabah namazında sabahın niyazlığına kadar kıraate devam et.
Zira sabah namazı insü cin ve melekler tarafından şehadet olunacaktır buyrulmuştur. Sure-i Hep bu ayet içinde neler, beş vakit namazın farziyetini bildirilir, temeli unutturmamız lazım Kuran'dan. Rabbim Teala'nın hamdü senasına müdavim vurduğun halde, hün doğmazdan ve batmazdan evvel ve nekaisten tenzih, yetkin noksan sıfatlardan, ahirette Allah'ın sevabından razı olasın ve Allah Teala da senden razı olur. Çeşitli ulema-yı kiramımız ve müfessirini, izam tarafından bunların hep izahları yapılmıştır. Resul-i Ekrem'imiz buyuruyorlar, Gerek erkek ve gerek kız, yedi yaşındaki çocuklarınıza namaz ile emrediniz. On yaşındakiler içinde kılmazlarsa dar ediniz. Yani hafifçe vurunuz ve yataklarını da ayırınız. On yaşındaki çocuklar namaz kılmazlarsa, hafifçe el ile avuçtan ziyade olmamak üzere darp edileceği fıkıh kitaplarımızda bihen buyurulmaktadır.
İşte namazın derece-i ehemmiyeti ve devamı lüzumu, çocukluk çağında başlamıştır. Bir Müslümanın evladına çocukluk çağında namazını ve peraizi diniyesini dini vazifelerini öğretmesi arzdır. Aksi takdirde ebeveyn anne ve baba mes'uldür ve evladına dini şefkatsizliğine binaen vicdanen dursa, muazzamtir. Her doğan çocuk muhakkak İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra anası ile babası onu Yahudi Nasrani Mecusi yaparlar. Binaenaleyh evladın küçüklüğünde dini terbiyesini, talim ve ihmal eden kimsenin evladı fena ahlak ve bozuk itikat ve cereyana kapılmak tehlikesine maruz kalacağı aç ortalardırdır. Habib'in Ehl-i Beyt'ine namaz ile emir ve namaz üzerine sebat ve emri tebliğ ile meşguliyetten dolayı rızkın noksan olacağı hatıra gelmesin. Çünkü biz senden rızık istemeyiz. Onları biz merzup kılarız, rızıklandırırız. Ehl-i hyalini, aileni, çocuklarını, akıbet-i hamideye güzel bir neticeye teşvik et.
Zira akıbet en-i takvaya mahsustur. Güzel sonuç, iman-ı kamiline göçüş, Allah'tan korkmaya bağlıdır. Sabrırlar versin. Ey müminler, sabır ve salat ile, namaz ile Allah'tan yardım talep edin. Zira Allah sabreden bunlar ile beraberdir. Yani ey iman, her umur-u hususunuzda, işinizde nefsinizi günahlardan muhafaza ve nefsin arzusuna men ve belaya tahammül etmekten ibaret olan sabırla ve biz de cemi azalarda, Cenab-ı Hak azze ve celle hazretlerine yönelmekten ibaret olan salap, namaz ile Cenab-ı Allah'tan yardım talep ediyor. Burada yine ulema-i kiramımızın hep beyanları vardır. Namazla yardımı emir buyurmuştur, Sure-i Uhud'da da. Ya Ekramer Resul, ey Peygamberlerin en şereflisi, Gündüzün iki taraflarında sabah ve akşam namazlarını ve gecenin bazı saatlerinde yatsı namazını eda etsin. Zira sevaplar günahları giderir.
Şu beyan olunan istikamet, ikamei salat, nasihat, kabul edenlere iyi bir nasihattir, buyuruluyor. Burada artık bu ayet-i celîlede beş vakit namazın arz hazretiiyeti hakkında beyanları mevcut. Ebu Hüreyre Hazretleri'nin bir rivayeti var. Büyük günahlardan içtinab eyleyerek, yani büyük günahlardan sakınarak, büyük günah Kuran'da ve sünnette cezası bildirilen, azabı bildirilen hırsışlardır. Bunlardan kaçınarak bir vakit namaz diğer namaza kadar ikisinin arasında geçmiş olan günahlara kefalet olur, büyük günahlardan sakınmaz suretiyle. Sure-i bagara da, ve la tel bisulhuhakk'ta velentu'l-hat'ı ve teksümhu hakkı ve entüdalemum. Hakkı batıla karıştırmayın, hakkı bildiğimiz halde saklamayın. Namazı ikame edin ve zekatı verin ve rüku edenlerle beraber siz de rüku edin buyrulmuştur. Tabii burada rüku dendiği zaman namazı edadır. İşte anlaşılmaz bunlar diyeyim değil.
Şöyle zikri cüz, az bir ifade bir konumda hepsini söylemektir. Mesela namazda bir rüku hepsinin ifadedir. Secde, hepsinin namazı beyandır. Onları yani mahiyet-i Rasulullah'taki, Rasulullah'ın yanındaki müminleri, Cenab-ı Allah'tan lütfu, ihsan ve rızaya talip oldukları halde rüku ve secde ederler görürsün ki, onların üzerinde secdenin alameti eseri görülür. Cenabı Allah'a iman eden müminler, farz-ı ilahi ve ihsan-ı supaniyeyi talep ederek rücua edilir ve secdeye kapanırlar. Ehl-i imanın namaza çokça devamı ve secde ile Cenabı-ı Hakk'a tevekkül eseri olarak, yüz Dünyadaki eseri görüldüğü gibi dünyada, ahirette dahi yüzleri parlak olarak kabirlerinden kalkacaklardır, Risale-i Nurin. O gündeki nice yüzler bembeyaz olacak, nice yüzler de kapkara kesilecek buyrulmuştur. Hadi çekler. Adem oğlunu ateşşir, illa eterassucu. Fakat Cenab-ı Hakk'a secde ederken yere tesadüf eden azayı yapmaz.
Secde azasının yedi olduğu şu hadisi Said'e buyrulur. Yedi aza ile secde etmekte memurum. Yani secde edildiği zaman bütün vücudu Cenab-ı Hak ateşten koruyor, onu beyan ediyor. Yedi aza ile secde etmekte memurum bunu diyor Ali Rıza-i Nur'da. Alın ve burun secdeye yattığım zaman, alın ve burun gey üzerine, iki evin içi secde ve avuçlar iki diz ve iki ayağın parmaklarının uçları yedi aza ile secde etmekten azılıtır. Bir kul Allah Teala rızası için bir kere secde edince, Cenabı Hak muhakkak o secde sebebiyle bir hasene, bir sevap yazar ve bir günah akleder ve onu bir derece yükseltir. İnanılır, hassadım, çok secde edin buyurmuşlardır. Secdede çıplak alım ile yapılmazsa mesela başındaki takkesi bol olup, alnı kapalı olarak secde ederse secdesi ve namazı sahih olmaz. Keza kadınlarda da böyledir.
Yalnız bu fıkhi meselelere girersek, mesela alnı değdiğinde burun kemiği alına doğru gittiği içindir, sana. Fakat şefliğin burun ve alına değmesi gerekir. Cenabı Hak kullarının secdelerini öyle bir şekilde murat buyuruyor ki, alınları çıplak olarak ile gelecek cemali tezellül kendisini Allah'ımızın huzurunda yok bilerek kapanacaktır. Abdin kulun, Allahü teala hazretlerine en yakın zamanı, Cenab-ı Allah'a secde ettiği andır, secde ettiği andır. Gece Rab Teala hazretlerine abdin kulun, en yakın ibadet zamanı gecenin sülüsü ahir zamanıdır. İyice üçte ikisi geçtiği zamandır, üçte ikisi geçtiği zamandır. Kulu bana üzerine farz kıldığım ibadetlerden daha makbul ve ahbap, daha sevgili bir ibadetle yakın olmadı, buyrulmuştur. Şimdi bunlar temeli oluşturuyor, çok önemli. İzahına girsek bitmez bu.
Acele okuyorum, namazda huşu, namazda huzur, namazdaki lezzet, namazdaki zevk, namazda Allah'ımızın azameti, kululuğundan dolayı duyacağımız güzellikler. İslam'a min hasenet fielehu'ş-u enteli. Kim Allah'a bir iyilikle güzellikle gelirse, işte ona, onun on katı var olunmaktadır. Namazlarında huşu üzere olan müminler tevzü feraha gafil olmuşlardır, Allah'ın azametinden titreyenler. Burada huşu'a dair yine ulema-i Kiramımızın kalbiyle Cenabı Allah'tan korkmaktır huşu bu. Tevazu ve tezellül etmek, kendisini küçültmek ve aza ve cevariyi, o ehli, yüzünü, gözünü, kulağı, eşşiki, sakin olup etrafına iltifat etmemektir, buyrulur. La salate himelle yahşahukin salati. Namazında huşu ve huzuru olmayan kimsenin namazı şayan-ı kabul bir namaz değildir, buyrulmuştur. Kurtulacak olan müminler, farz olan namazlarını gedaya devam edenlerdir, bırakmayanlardır.
Hani namazdan gaye nedir onu anlatır şimdi Esselam'i. Allah'ımız buyuruyor ki Ben Rabb'ül celilabinim. Benden başka bir tapılacak yok. La ilahe illa ve cemi aza ve cevarihınla beni zikir için teveccühü kamile tevekkül ederek namazını ikame etki. Ve epimüssalatel livikri, beni anmak için namaz kıl ve böylece şükretmiş olursun, buyuruyor. Demek ki namazdan gaye Rabbimizle alaka kılma. Şimdi idamına gireyim derseniz, hiçbir şey konuşamadığım ortaya çıktı. Bir, kalbin rükünleri var, aklın rükünleri var. Kalbin rükünleri, aklın rükünleri bir, namazı biz biliriz, altısı içinden, altısı dışında. Şimdi kalbin rükünleri demek birincisi, birincisi Allah'ımızın azametuluğunu kalbimizde düşünebilmek, kalbimizde bunun canlanıp, onun huzurunda hiç olduğumuzu, ancak ibadet ve ibadete layık olanın onun olduğunu bilmektir. Yine bunu da kırk sekiz rica. İrtibattır, Allah ile alaka vurmaktır.
Kurulur mu şimdi Allah ile alaka? Tabii biz yola devam ediyoruz. Yolda çukur var, engel var, taş var, vesair, vesair manalar var. Nasıl gelecek arabalar? O çukur dolacak. O engel kaldırılacak, öyle gidilecek. Nefsimizin birçok engelleri var, şeytanın aldatmaları var, dünyanın oyunları var, insan şeytanlarının da hileleri var, nasıl gelecek? Nasıl, namazlarını nasıl zevk almasın? Şimdi güneş değecek evimize ama, işte bunlara giremedim, bunu biraz doyurayım diye. Şimdi perdeyi kapattığımız zaman nasıl girecek güneş? Allah'ımızın namazla müminin kalbine deneceği nur nasıl girecek? Nefsin arzu ve istekleri perde olarak çekilmiyor. Nasıl gitsin oraya? İstediğimiz gibi yersek, istediğimiz gibi giyersek, istediğimiz gibi giyersek, istediğimiz gibi gezip tozarsak, nefsin arzularından hiçbir taviz vermesek olmaz bu. Bu dövüşe gider, şuradan devam etmiş, hiç gerek yok. Siz gidersiniz.
Evet efendim, namazı huşu ve huzuru olmayan kimsenin namazı şayanı kabul bulmaz. Ama biz de bu misallerden çok iyi anlıyoruz. O zaman notlarımızın hepsi kalıyor. Hocanın birisine diyorlar ki hocam söz bitmiyor, söz bitmiyor diyorsun. O zaman diyor herhalde cennette bir kürsü kurulacak, orada işi tamamlayacak. Bilmiyorum bunlara yakalıyor. Ha o huyunu sahabe güç diyor. Ümmü benim Hazretlerinin sahabi güç, okuyun. İş güç eskisi gibi değil. Harmanı dört günde de kaldırdığımız yok, dört günde kaldırmış. Bağ bahçemizin işi eskisi gibi değil, çok kolaylaştı. Her şey okunabilir, okunabilir. O zaman hepimiz kaldırmış oluruz, kolaylaşır bu iş. Yoksa namazda bir zevke dayanılır mı? Mı? Efendimizin mübarek göğsünün kaynaması, hiç saf öteden duyuluyor. Namazdaki huzur ve huşudan, aleyhissalatü vesselam ve sellem aynen diyor, göğsü, alileri bir pencerenin kaynadığı gibi kaynardı böyle.
Buyurdular ki ya Sıddık sen namaz kıldık, Aişe-i Sıddıyka validemiz, ya Rasulallah ne yapıyorsun? Hazreti Sıddık kıldırmasın, Hazreti Sıddık kıldırmasın. Niye? Rasulullah'ın önüne geçilir mi? Diyor ki Hazreti Sıddık namaz kıldırmaya dayanamaz, o ağlar, ağlaya ağlaya kendinden geçer. Bunların namazı o. Efendim devam edelim biz Sami. Cenabı Allah buyurmuştur ki, ey beni Adem, beni zikrettikçe şükrünü ifa etmiş olursun, bana teşekkür ver. Zikrettikçe, boş söz konuşmadıkça ve beni unuttukça hakkımı unutmuş olursun, yani, tufanı nimet etmiş olursun. Sen benim hakikatlerime duymamış olursun. Bunların kaybı kıymetini bilmemiş olursun. Buyurun kelime-i şehadet. Değil mi? Eser getirdi. Çok güzel bir eser, bütün itikadi, ibadi, ahlaki konuları içerisinde alır. Getirdiğimize göre bir hadi şerif olsun okuyun bu kitapta, nasibini almış olsun.
Çıkan bir secde hakkında çizdi, Şimdi kişi sevdiğine çok yakın olmaktır. Telefonu yanına alır, konuştukça konuşur. Ondan sonra mesajlaşır. Onun, onun huzurunda olmayı çok ister, dilleşmek ister. Bak, insan acizdir, insan aciz. İnsan aciz olunca, bir acize dil dövmesi nedir? Aciyettir. Yok bana bir acil, bana bir şefkat, merhamet, o adil yani. Ondan sonra onun dizinin dibine otursak bu da acziyettir. Dizinin dibine oturuyor, ondan bir yardımlar bekliyor. Ondan sonra ne yapıyor? Hiç dileniyor bundan. Şimdi aciz etkilenmeye ne gerek var? Bu bizim dilendiğimiz, dizinin dibine çöktüğümüz acizdir, ölecek bu. Ölümmeyen beceri ve ebedi olan Allah'a Onun huzurunda dizlerimizi çökeceğiz, namazda Allahu ekber deyin. Onun katında durup dizlerimizi söyleyeceğiz. Sonra derdimizi azim olan bütün sıhhatlarıyla, isimleriyle, figürleriyle müstesna olan Rabbi Zülcelal'imize dil dökeceğiz.
Namazda din dökmek işte. Yalvarlarını örsün, elini açıp dua ediyorsun bu. Bunun Allah'ımıza en yakın olduğu anda yakın olmak istiyorsun ben sizi sevdiğini. Secde anıdır, o anda duayı çok yapınız. Yalnız kaldığımızı çokça yalvarız. Beş vakit namazı kılan peygamberler hakkında burada kalsın. Biz Yasin-i Şerifi okuyalım, duasını vereceğim size. Ya Rabbel alemin, yapmış olduğumuz ibadet-i taatlerimizi dergah-ı izzetinde ahsen-i kabulle, makbul eyle, imanımızı kamil eyle, Ashab-ı Kehf imanı gibi iman lütfeyle, Sıddık-ı Azam'ın imanı gibi iman lütfeyle, sevdiğin, seçtiğin kulların, peygamberan-ı uzağımın imanı gibi imanımızı güçlü ve kuvvetli ile.
Menfaatler karşısında vesair dünyevi arzularla, nefsani isteklerle bizim imanımızı uzayıp kılmaya, imanımızı zayıflatma Ya Rabbi, imanımızı güçlendirerek sana iman-ı kamil ile kavuşmayı bizlere nasibi müyesser eyle Ya Rabbi, imanımızı yapayım yerine getirmeye muvaffak eyle. Evlatlarımızı irşad ile, ıslah ile, konuların da ibadet-i taatte devamını sen lütfeyle ihsan eyle Ya Rab'um. Bizlere, etrafımıza ve bütün dünyaya sana dönüşür lütfeyle Ya Rabbi. Senin cimrük emri ilahiye dönüş lütfeyle Ya Rabbi. Yasakladıklarından kaçmayı lütfeyle Ya Rabbi. Ya Rabbi, emirlerine tam bir şekilde aynen Amin. Ya peygamber, ya yan yana kitabını kuvvetle tut buyurulduğu gibi, emri ilahiyi güçlü ve kuvvetli bir şekilde tutmayı, bütün aleme ve çinde ve bize nasip eyle Ya Rabbi. Emri igahiyende taviz size verme Ya Rabbi.
Yavrularımızın riayetinde taviz verme Ya Rabbi size, güçlü bir iman, güçlü bir taat ve güzel bir ahlak ihsan eyle Ya Rabbi, nefsimizi bozmaya Ya Rabbi, bütün ülkemizi sen muhafaza eyle Ya Rabbi, şu anda terör belasından ülkemizi hususen muhafaza eyle. Askerlerimizi sen muhafaza eyle ya Rabbi. Bordumuzu parada, havada, gemizde muvaffak eyle ya Rabbi. Ya Rabbel alemi, genç yavrularımız kurşunlara hedef olmasın Ya Rab'ım. Anaların, babaların, kardeşlerin, gözyaşları dursun Ya Rab'ım. Edizinde vesair yerde, bütün dünyada zulüm içerisinde olan kardeşlerimizin zulmünü sen dindir Ya Rabbi, kendisi kızın kurmuş olduğu tuzak ve hileleri ayaklarına dolaştır Ya Rabbi, hususen ülkemizi sen muhafaza eyle Ya Rabbi. Karada, havada, denizde her türlü bela ve mesaitler sen koru Ya Rabbi.