Merhabalar sevgili ne işlerimiz. İhsan Mektebi programımızda bugün Musahabe serimizin üçüncü cildindeki namaz bahsiyle devam ediyoruz. Hatem-i Es'am rahimullah'a namazın adabı sorulduğunda şöyle cevap vermiştir. Namaz kılarken sağ tarafında cenneti ve sol tarafında cehennemi mülahaza ve sıratı ayaklarının altında ve mizanı da gözünün önünde bilerek ve Cenabı Hak Azze ve Celle Hazretlerini de her ne kadar ben onu göremiyor isem de o beni görüyor bilerek zahirde ve batında bütün sırlarıma da vakıf olduğunu mülahaza ederek ona göre namaz kılmak lazımdır deyince Yusuf ismindeki zat Ahtem'e sormuş ki ya Civan sen böylece salatı ne zamandan beri kılarsın? Ahtem de yirmi seneden beri kılarım demiş. Yusuf denilen kimse de yanındaki Refiklerine kalkınız elli senelik namazımızı kaza ve iade edelim. Yani şimdiye kadar bizim kıldığımız namazlarımızın iadesi lazım geliyor demiş.
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz namaz kılan fakat kıyam, rüku ve celsesinin ahkamını yerine getirmeyen birini gördüğünde şöyle buyurmuştu. Eğer sen bu hal ile ölürsen kıyamet gününde sana ümmet-i Muhammed demezler. Rivayet edilmektedir ki, Zeyd bin Vehb namaz kılarken vücut ve rükuunu yerine getirmeyen bir kimseyi gördü ve onu çağırıp ne vakitten beri bu şekilde namaz kılarsın dedi. O kimse de kırk senedir dedi. Zeyd buyurdu ki sen kırk senedir namaz kılmadın. Eğer vefat edersen Muhammed Resulullah sünneti üzere ölmezsin. Namazın terkini iddia eden zındıkların batıl düşüncelerini varın, siz hesap edin.
Cüneydi Bağdadi dayısı ve üstadı Sırrı sakatinin terbiyesinde küçükten beri büyüdüğü ulumi zahiriyeyi de küçükten beri tahsil ettiği ve hiç namazını da küçükten beri terk etmemiş olduğu halde huzuru batıniye muvaffak olup da kalbi uyanınca evvelki kıldığı namazları noksan sayarak otuz senelik namazını kaza ettiğini söylemiştir. Ve hatta eğer namaz içinde gönlüne dünya endişesi gelirse o namazı kaza eder, ahiret ve cennet hatırına gelirse huzur-ı haktan i'raz ettiğini sayarak sehiv secdesi eylermiş. Sa'd Bin Muaz radiyallahu anh demiştir ki, Namazdan fare oluncaya kadar dünya işlerinden bir hatıra, hatırıma getirerek namaz kılmak bende asla vaki olmamıştır. İmam-ı Azam Ebu Hanife her gece üç yüz rekat namaz kılardı. Bir gün yoldan geçerken bir kadın, bu kişi her gece beş yüz rekat namaz kılıyor dedi. Ebu Hanife de kadın yalan söylemiş olmasın diye beş yüz rekat her gece kılmaya başladı.
Bir zaman sonra yolda giderken bir çocuk İmam-ı Azam'a bu kişi her gecede bin rekat namaz kılıyor dedi. Ebu Hanife de her gece bin rekat namaz kılmaya başladı. Bir talebesi de Ebu Hanife'ye insanlar senin için geceleri uyumaz derler dedi. Halbuki Ebu Hanife de gecenin yarısını ibadetle geçirirmiş. Bunun üzerine geceleri uyumadı. Ondan sonra otuz sene ve bir rivayette kırk sene yatsı abdestiyle sabah namazını kılardı. İki dizi namaz kıla kıla deve dizine dönmüş, nasır bağlamıştı. Abdullah b. Abbas radiyallahu anhuma her gün bin kere secde eylerdi. Kendisine çok secde eylediği için seccade denilirdi. Ömer bin Abdülaziz tevazudan kuru yerde namaz kılar ve toprağa secde eylerdi. Veysel Karani Hazretleri kendini bileli ömrü içinde bir gece yatıp uyumamıştır. Bir geceye bu gece leylei sücud der, sabaha kadar secde ile geceyi ihya ederdi.
Diğer bir geceye bu gece leyle-i kıyam der, sabaha kadar ayakta ibadetle geceyi ihya eylerdi. Abdülkadir Geylani kırk yıl yatsı abdestiyle sabah namazını kıldı. Toprağa secde edip ağladığından gözyaşları toprağı çamur eder, çamur yüzüne sıvaşır idi. Bayezid-i Bistami Hazretleri kırk yıl uyumadı. Sabaha kadar geceyi ibadetle ihya eylerdi. Bazen de sabaha kadar namaz kılardı. Gözlerinden kanlı yaş akardı. On iki sene zarfında Kabe'yi ziyarete gitti. Her adımda iki rekat namaz kılardı. Mekke'ye varınca ne yüzle Kabe'yi tavaf edeceğim diye Beytullah huzuruna çıkmaktan haya eyledi de geri döndü. Bir sene daha ibadet yaptıktan sonra Kabe-i Muazzama'yı tavaf eyledi. Cüneydi Bağdadi kırk yıl yatsı abdestiyle sabah namazını kıldı. Namazda gece o kadar ayakta durur idi ki ayakları şişerdi.
Bu kadar ibadet ve riyazat ile meşgul iken bir gün hatırından geçti ki, işim tamam olup maksadum hasıl oldu mu ola, diye düşündü. Fatih'ten bir ses işitti. Ey Cüneyt vakit oldu ki Zünnarı kuşanasın. Cüneyt bunu işitince feryadı göğe çıktı. Ya Rab Cüneyt'den ne günah sadır oldu dedi. İşitti ki bundan beter ne günah ola, tamamlık istersin. Cüneyt ah eyledi. Başını secdeye koydu. Üç gün üç gece başını secdeden kaldırmadı. Ağladı. Ahu enin eyledi. Ölünceye kadar ubudiyetine devam eyledi. Cüneyd derdi ki, bin senedir olsam amelimden bir zerre eksik etmezdim ve yine der ki her kim hak rızasını bulmak isterse Cenabı Halıkı azim kelamını yani Kuran'ı azimüşşan'ı sağ elinde tuta ve Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin hadisi şerifini sol elinde tuta. Bu iki cerah Şuesiyle yola vara ta ki bid'at ve şüphe afetine düşmeye.
Selefi Salihin rızayı ilahiye tahsil yolunda böylece şeriatı mutahharaya kavlen, fiilen ve itikadı sahih ile sarılıp kalben zikren ve fiilen ibadet ederek gecelerini secde, rüku, dua ve niyaz ile ihya eylemişlerdir. Fatih'e bir u. İbret alalım. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızda bugün Musahabe serimizin üçüncü cildinde yer alan namaz bahsinden bir bölümü sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda teheccüd Namazı konulu sohbetle devam edeceğiz inşallah.